Anaokulu seçimi ve anaokulunda alınacak eğitim, hiç şüphesiz ki her çocuk için oldukça önemlidir. Seçim yaparken göz önünde bulundurulması gereken pek çok unsurdan söz etmek gerekir. Çocuğun ihtiyaçları elbette birinci öncelik olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte; okulun neler sağlayabildiği de oldukça önemli noktalardan bir tanesidir.

Aslında her aile, çocuğunu göndereceği anaokulunu seçerken temel ve benzer bazı kriterleri dikkate alır. Eğitmen kadrosu, finansal koşullar, ulaşım, hijyen gibi temel özellikler her aile için son derece önemlidir. Peki; yalnızca bunları dikkate almak yeterli midir? Anaokulu tercihi, çocuklar üzerinde nasıl bir etkiye sahiptir? Ebeveynler seçim yaparken nelere odaklanmalıdır?

Anaokulu Seçimi Yaparken Nelere Dikkate Edilmelidir?

Anaokulu eğitimi, çocuğun sağlıklı gelişimi için son derece önemlidir. Bu noktada, seçim yaparken titiz davranılması gerekir. Okulun, öğrenciye ne sunduğu bakılması gereken en önemli noktalardan biridir. Bu anlamda, beslenme, hijyen, güvenlik gibi pek çok özellik göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir anaokulunda oyun alanlarının ve spor yapılabilecek alanların bulunması gerekmektedir. Bu, çocukların gelişimi ve fiziksel sağlığı açısından önemli bir kriter olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda eğiti ve öğretici materyaller de dikkate alınmalıdır. Oyuncaklar ve eğitici materyaller tüm çocuklar tarafından ortak kullanılmaktadır. Bu materyallerin sağlığı tehdit etmeyecek malzemelerden üretilmiş olması önemlidir. Aynı zamanda hijyenine de dikkat edilmelidir. Okulun, bunu dikkate alması önem taşımaktadır.

Güvenlik belki de anaokulu seçimi yapacak ebeveynler için en önemli konular arasında yer alır. Bu anlamda yalnızca okulun girişinde bir güvenlik personeli olması yeterli değildir. Okulun içinde, çocukların aktif olduğu alanlarda yaralanmalara karşı çeşitli güvenlik önlemlerinin de düşünülmüş olması gerekir.

Eğitmen kadrosu ve verilen eğitim dikkate alınması gereken bir diğer önemli noktadır. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve eğitmenlerin yetkinliğine bakılması gerekmektedir. Bununla beraber sınıf mevcudu ve sınıfların hangi şekilde oluşturulduğu da dikkate alınmalıdır. Bunun yanı sıra; verilen eğitimin kapsamı da oldukça önemlidir. Çocukların becerilerini ve yeteneklerini geliştirebilecekleri okullara öncelik verilmelidir.

Okul öncesi dönemde çocuklar için en önemli konulardan biri sağlıklı beslenmedir. Anaokulu seçimi yaparken ebeveynlerin kararlarını etkileyen en önemli noktalardan biri de budur. Anaokulunda, genellikle çocuklara bir ana ve bir ara öğün sunulur. Bu öğünlerin, içeriği, besin değerleri, saklama koşulları gibi noktalar incelenmelidir. Gıda mühendisleri ile çalışan okullara öncelik verilmelidir.

Okul bünyesinde psikologların görev alıp almadığına bakılmalıdır. Okul öncesi dönem çocukların gelişimi için kritiktir. Bu anlamda; pedagog ve psikologların eğitim sürecine destek vermesi de son derece önemlidir.

Tüm bunlara ek olarak; ulaşım alternatifleri ve ekonomik koşullar değerlendirilmelidir. Daha kolay ulaşım sağlanabilecek okullara öncelik verilebilir. Okulun maddi taleplerine karşılık neler sunduğu da hiç şüphesiz tercihler üzerinde etkili olmaktadır.

Anaokulu Seçimi ve Stratejik Yetenek Yönetimi

Anaokulu tercihi yaparken ebeveynlerin profesyonel destek almaları uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir. Anaokulu eğitimi çocukların yetenek ve yatkınlarının gelişimini destekler. aba Psikoloji, ebeveynleri seçim sürecinde destekleyen kurumlardan bir tanesidir. Verilen destek kariyer danışmanlığının bir parçasıdır. Çocukların kariyer gelişiminin okul öncesi dönemde de desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu noktada; Stratejik Yetenek Yönetimi ile çocuklar için en doğru seçimin yapılmasını sağlamayı amaçlanmaktadır. Okul öncesi dönemde uygulanan psikolojik testler, çocukların yetenekleri ve güçlü yönleri hakkında ipuçları verir. Böylelikle; çocuklar, becerilerini ve gelişimlerini destekleyecek okullara yönlendirilirler. Bu da bütün bir eğitim ve meslek hayatı için yapılacak planlamanın başlangıç noktasını oluşturur. Bu anlamda profesyonel destek oldukça önemlidir.

Anaokulu seçimi hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız varsa ya da desteğe ihtiyaç duyuyorsanız aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığına dair daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

Kariyer planlama temel olarak, kariyer süreci için bir yol haritası çıkartmak şeklinde tanımlanabilir. Kariyer yolculuğu düşünülenin aksine üniversiteye hazırlık sürecinde başlamaz. Yalnızca meslek seçimi ve iş yaşamına yönelik hedefler kariyer planını tanımlamaz. Kariyer süreci, erken dönemde başlayan, anaokulundan; lise, üniversite ve meslek seçimine her alanı kapsayan bir süreçtir. Bireyin, kariyer inşası neredeyse doğduğu andan itibaren başlar. Bu anlamda, hedeflerin erken belirlenmesi daha doğru bir harita çıkartmak için son derece önemlidir. Kişi, kariyer hedeflerini belirlemeye ne kadar erken başlarsa o kadar başarılı bir kariyer inşa edebilir.

Peki; kariyer planlaması nasıl yapılır? Planlamaya ne zaman başlamak gerekir? Kariyer danışmanlığı almak neden önemlidir?

Kariyer Planlama Nasıl ve Ne Zaman Yapılmalıdır?

Kariyer planlaması yapabilmek için uzman desteği almak gereklidir. Planlama yaparken; yetenek, yatkınlık, finansal yeterlilik, ihtiyaçlar gibi belirli unsurlar ön plana çıkmaktadır. Doğru bir kariyer planlamasında en önemli konulardan biri bireyin ilgi alanları ve becerileridir. Bu ilgi alanlarının saptanması noktasında Stratejik yetenek yönetimi ve kariyer testlerine başvurulur. Bu testler genellikle 6 – 16 yaş aralığındaki çocuklara uygulanır. Kariyer testleri uzman pedagog ve psikologlar tarafından yapılabilmektedir. aba Psikoloji de stratejik yetenek yönetimiyle çocuk ve gençleri destekleyen kurumlar arasında yer almaktadır.

Uygulanan testler neticesinde, çocuk ve gençlerin; güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkartılabilmektedir. Testler sayesinde, bireyin yatkınlıkları ve yetenekleri saptanabilir. Ancak; stratejik yetenek yönetimi bununla sınırlı kalmaz. Aynı zamanda dünyanın geleceğini analiz etmek de bu kapsamda yer alır. Yani kariyer danışmanları önümüzdeki 50  – 100 yılın haritasını çıkartabilmektedir. Gelecekte hangi alan ve mesleklerin ön plana çıkacağı bu kapsamda değerlendirilir. İhtiyaçlar noktasında; hem dünyanın hem bireyin ihtiyaçları gözetilir. Yani bireyler kendi yetenekleri doğrultusunda, dünyanın ihtiyacı olan alanlarda faaliyet gösterebilecek şekilde konumlandırılırlar.

Elbette, kariyer planlama için önemli bir diğer konu; finansal yeterliliktir. Bireyin finansal durumunun neye el verdiği incelenmelidir. Bu doğrultuda birey uygun alanlara yerleştirilebilir. Burs başvuruları bu veriler doğrultusunda yapılır. Aynı zamanda, iş hayatına adım atıldığında kazancının, giderini karşılayıp karşılamayacağına da bakılır. Stratejik yetenek yönetimiyle, okul ve alan seçiminden meslek hayatına geniş ve uzun bir yolculuğun planlanması amaçlanmaktadır.

Bu planlamaya anaokulunda dahi başlanabilmektedir. Çocukların kendilerine uygun bir anaokuluna gönderilmesi yeteneklerinin gelişimi noktasında önemlidir. Örneğin, dil ve sanat eğitiminin çocuk yaşta verilmesi, gelişim süreçleri açısından önem taşımaktadır. Bireyin becerilerinin küçük yaşta yapılandırılmaya başlaması, hedeflediği noktaya ulaşmasını kolaylaştırır. Ancak elbette kariyer planlaması için ortaokul ve lise yılları da uygun dönemlerdir. Ancak özellikle yurt dışı eğitim düşünülüyorsa; 12. sınıfa kadar beklenmemelidir. Lisedeki bir öğrenci için 9. ve 10. sınıfta alan ve ülke seçiminin yapılmış olması gerekir. Aksi halde geç kalınması söz konusu olacaktır. Bu da hedefe ulaşmayı zorlaştıracaktır.

Kariyer Planlama ve Kariyer Danışmanlığı

Kariyer sürecinde danışmanlık almanın öneminden az öncede söz etmiştik. Bu noktada; kariyer danışmanlığının uzmanlık ve liyakate dayalı bir alan olduğu ifade etmek gerekir. Kariyer danışmanları, bireylerin yeteneklerini ortaya çıkartmanın yanında; geleceği de analiz edebilmelidir. Dünyanın, eğitimin ve teknolojinin nasıl bir rotada ilerleyeceğini yorumlayabilmek son derece önemlidir. Çünkü ancak bu şekilde; bireyler doğru noktalarda konumlandırılabilir. Üniversite, ülke ve meslek seçimleri ancak bu doğrultuda yapılabilmektedir.

Kariyer danışmanlığı, bilimsel verilere dayanır. Güvenilirliği kanıtlanmış ve dünya çapında geçerliliği olan testlerden yararlanır. Kariyer desteği doğru kurumdan ve kişilerden alınmazsa, boşa harcanmış zaman, emek, parayla karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır.

Kariyer planlama konusunda daha detaylı bilgi edinmek için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız varsa ve kariyer danışmanlığına ihtiyaç duyuyorsanız aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Yurt dışı eğitim süreçleri hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

Read More

Erteleme alışkanlığı çağımızda sıkça görülen problemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu alışkanlık; bir problem ya da kimi zaman bir hastalık olarak tanımlanabiliyor. Kişinin vakti ve olanağı olmasına rağmen; sorumluluklarını yerine getirmeyi ötelemesi, erteleme davranışı olarak tanımlanabiliyor. Bu gibi durumlarda erteleme davranışı bir ya da birkaç kez tekrarlanabiliyor. Bu davranışı sergileyen kişiler genellikle sorumluluklarını son ana kadar ertelemeyi seçiyor. Kişi sorumluluğunu yerine getirmek yerine o an keyif aldığı bir başka işe ilgilenmeyi tercih edebiliyor.

Erteleme davranışının sebebinin çoğu zaman tembellik olduğu düşünülüyor. Ancak tembellik söz konusu olduğunda umursamazlık, isteksizlik gibi davranışlar da gözleniyor. Erteleme alışkanlığında ise kişi, yerine getirmesi gereken sorumluluğun yerine başka bir işi koymayı tercih ediyor. Bu noktada iki problemi birbirinden ayırmak gerekiyor. Erteleme alışkanlığının altında çok farklı sebepler yatabiliyor. Peki; bu sebepler nelerdir? Erteleme davranışı kimlerde görülür? Erteleme alışkanlığıyla nasıl başa çıkılabilir?

Erteleme Alışkanlığı Kimlerde Görülür ve Sebepleri Nelerdir?

Erteleme davranışı söz konusu olduğunda; belirli bir yaş aralığı ya da cinsiyetten söz etmek mümkün olamıyor. Erteleme davranışı, çağımızın sık rastlanan problemleri arasında yer alıyor. Erteleme alışkanlığının çoğunlukla motivasyon eksikliği nedeniyle ortaya çıktığı düşünülüyor. Motivasyon eksikliği, kişinin yerine getirmesi gereken sorumluluk konusunda kendisini yetersiz hissetmesine neden olabiliyor. Bununla birlikte mükemmeliyetçilik de erteleme davranışını tetikleyen unsurlardan biri olarak görülüyor. Daha iyiye ulaşma arzusu ve bu noktada ortaya çıkan başarısız olma kaygısı, erteleme davranışına yol açabiliyor. Etkili zaman yönetimi yapamamak ve plansızlık da erteleme davranışının görülebildiği durumlar olarak biliniyor.

Erteleme alışkanlığı, zaman içerisinde kronikleşebiliyor. Bu durum çocukluk döneminde başlayabileceği gibi nadir olarak ileri yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. Çocukluk döneminde ebeveynleriyle sağlıklı ilişki kuramayan çocuklarda kronik erteleme davranışına rastlanabiliyor. Koşulsuz sevgi ve ilgi görmeyen, otoriter ailelerde büyüyen çocuklar bu problemle başa çıkmak zorunda kalabiliyor. Bu durum, çocuklarda pasif bir tepki hali ortaya çıkarabiliyor. Mükemmeliyetçi bir aile ortamı ve kendini ispatlama kaygısı çocukları erteleme davranışına itebiliyor. Bu durum zaman içerisinde kronik bir hal alıyor. Kronik erteleme davranışı gösteren bireylerde, öfke problemleri, stres, huzursuzluk gibi problemler de görülebiliyor. Bu durum, çeşitli psikolojik rahatsızlıklara da zemin hazırlayabiliyor.

Erteleme Alışkanlığı ile Nasıl Başa Çıkılır?

Erteleme alışkanlığıyla başa çıkabilmek için kişinin alabileceği bazı önlemler bulunuyor. Bununla birlikte; kimi zaman uzman desteğine ihtiyaç duyulabiliyor. aba Psikoloji, özellikle üniversiteye hazırlık ve kariyer seçimi sürecindeki öğrencilere bu konuda da destek veriyor. Her şeyden önce erteleme davranışının nedenini bulmak önem taşıyor. Sorunun kaynağına ulaşıldığında, ortadan kaldırmak çok daha kolay olabiliyor.

Erteleme alışkanlığının önüne geçebilmek için etkili zaman yönetimi ve planlı olarak hareket edebilmek gerekiyor. Günlük ve haftalık çalışma planları hazırlamak, sorumlulukların altından daha kolay kalkmaya yardımcı oluyor.

Çalışma sürelerini ve dinlenme sürelerini dengeli biçimde ayarlamak motivasyonu olumlu etkiliyor. Uzmanlar bir kişinin verimli çalışma süresinin 20 – 25 dakika arasında olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle verimli bir çalışmanın ardından verilen kısa molalar çalışma isteğinin artmasına yardımcı olabiliyor.

Pek çok kişi yapılacak işin zorlayıcı olduğunu düşündüğü için ertelemeyi seçiyor. Bu noktada; işi parçalara bölmek ve en kolay kısımdan başlamak avantajlı olabiliyor. İşe başlamanın verdiği motivasyon bitirmeyi de kolaylaştırıyor.

Erteleme alışkanlığı hakkında daha fazla bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız varsa ya da desteğe ihtiyaç duyuyorsanız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Psikoloji, yetenek yönetimi, kariyer gibi konularda daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

WISC-R zeka testi, ana ve alt testlerden oluşan, bir zihinsel performans ölçeği olarak biliniyor. Test, 1939 yılında, Rumen-Amerikalı ruh bilimci David Wescler tarafından geliştiriliyor. Önceleri yetişkinler üzerinde uygulanan test daha sonra çocuklara uygulanabilir biçimde güncelleniyor. WISC-R farklı yetenekleri ölçmek üzere yapılandırılan ana ve alt testlerden oluşuyor. Performans ve sözel olmak üzere iki bölüm halinde uygulanıyor. Her bölüm için altı farklı test bulunuyor. Bölümler, 5 ana ve 1 alt testi içeriyor.

WISC-R, Türkiye’de de uygulanan zeka testlerinden biri olarak biliniyor. Test, tıpkı diğer zeka testleri gibi zihin performansını ölçmeye odaklanıyor. Ancak diğer testlerden farklı olarak, öğrenme kapasitesinin yanı sıra; sosyal çevreye adaptasyonu da ölçüyor. WISC-R zeka testi, pek çok yeteneği aynı anda ölçülebiliyor oluşuyla tanınıyor.

WISC-R 1939 yılından beri yetişkinlere ve 1949 yılından beri çocuklara uygulanabiliyor. Çeşitli revizelerle beraber günümüze kadar varlığını sürdüren zeka testlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uzun yıllar boyunca WISC-R’ın en güvenilir zeka testleri arasında gösterildiği biliniyor. Bu nedenle güncelliğini koruduğu yıllar boyunca en çok tercih edilen zeka testleri arasında da gösteriliyor. Fakat son dönemlerde WISC-R zeka testinin güncelliğini kaybettiği görülüyor. Artık, yetenek ve ilgi alanlarının tespiti noktasında WISC-R’dan yardım alınmıyor. Peki; ama neden? WISC-R’ın artık tercih edilmeme sebebi nedir? WISC-R yerini hangi teste bıraktı?

WISC-R Zeka Testi Neden Güncelliğini Kaybetti?

Öncelikle WISC-R zeka testinin hala uygulanıyor olduğunu ifade ederek söze başlamak gerekiyor. WISC-R artık eskisi kadar tercih edilmiyor olsa da; kimi kurumlar testi uygulamayı sürdürüyor. aba Psikoloji ise testi kullanmayı tercih etmeyen kurumlar arasında bulunuyor.

Stratejik yetenek yönetimi söz konusu olduğunda, “güncellik” kritik bir noktayı oluşturuyor. Bu anlamda güncellenmiş ve yapılandırılmış testlerden faydalanmak gerekiyor. En doğru verilere, en güncel testler ışığında ulaşılabiliyor. Çünkü dünya ve nesiller değişiyor. Teknoloji, eğitim, toplumsal yapı yıllar içerisinde değişime uğruyor. Elbette; insan zekası ve yetenekleri de değişen yapıya ayak uyduruyor ve kendini yeniliyor. Günümüzde yaşamını sürdüren bir çocuğun zekasını ve yeteneklerini, 1939’da ortaya çıkmış bir testle ölçmek mümkün olamıyor. Güncel olmayan testlerle, doğru sonuçlara ulaşılamıyor. Bu nedenle aba Psikoloji’nin uzman ekibi artık WISC-R testinden faydalanmayı doğru bulmuyor. Peki; WISC-R yerine hangi test tercih ediliyor?

WISC-R Zeka Testi Yerini Hangi Teste Bıraktı?

Bir süredir stratejik yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığı için yapılan testler arasında WISC-R yer almıyor. Ancak elbette; yetenek yönetimi için zeka testlerinden yardım alınması gerekiyor. Bu noktada; WISC-R yerine farklı bir test tercih ediliyor.

Bu test, WISC-V adıyla anılıyor. Bu test de tıpkı WISC-R gibi 6 – 16 yaş aralığındaki çocukların zihinsel performansını ölçmeyi amaçlıyor. Test aracılığıyla çocukların, güçlü ve zayıf yönleri bilişsel anlamda ölçülebiliyor. aba Psikoloji’nin uzman ekibi bu testi Amerikan normlarına göre uyguluyor. Test, analiz becerileri, hafıza, akıl yürütme gibi pek çok noktaya dair ipuçları veriyor. Test sayesinde ulaşılan verilen detaylandırılması ve kişiselleştirilmesi mümkün oluyor. Test aracılığıyla çocukların zayıf yönleri de tespit edilebiliyor. Öğrenme güçlüğüne yönelik bulgulara rastlanması durumunda erken yaşta önlem alınarak, doğru yönlendirme yapılabiliyor.

WISC-R zeka testi ve WISC-V hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız varsa ya da desteğe ihtiyaç duyuyorsanız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Yetenek yönetimi, kariyer danışmanlığı gibi konularda daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

WISC-V zeka testi, 6 – 16 yaş arası çocuklara uygulanan bir IQ testidir. Stratejik yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığı konusunda, yardım alınan testler arasında yer almaktadır. Test, çocukların hangi alanlara eğilimli olduğu konusunda ipuçları verir. Aynı zamanda çocukların güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya çıkarılmasında rol oynar.

WISC-V, çevrimiçi ortamda da uygulanmaya olanak vermektedir. Uygulama amacına göre uygulama biçimi değişiklik gösterebilir. Ancak testin yüz yüze gerçekleştirilmesi pek çok psikolog ve kurum tarafından tercih edilmektedir. Test, yalnızca yetenek ve ilgi alanlarına yönelik ipuçları barındırmaz. Aynı zamanda öğrenme güçlüğü ya da üstün zekalılık gibi durumların anlaşılması için de kullanılabilir.

WISC-V güncel olarak, en güvenilir ve geçerli zeka testleri arasındadır. Testin geçerliliği ve güvenilirliği pek çok farklı yöntemle kanıtlanmıştır. Bugün, dünya çapında uygulanmaktadır. Testin uygulandığı ülkelerden biri de Türkiye’dir.  Testin, Türkiye’deki uygulayıcılarından biri de aba Psikoloji’dir.  Peki; WISC testi nasıl uygulanır? Test neticesinde hangi yeteneklerin ve yatkınlıkların ölçülmesi amaçlamaktadır?

WISC-V Zeka Testi Nasıl Uygulanır?

Test ana ve alt testler etrafında şekillenmektedir. WISC-V yaklaşık olarak, 1 – 1 buçuk saatlik bir süre içerisinde uygulanır. Testin uygulanma amacına göre hangi alt testlerden yardım alınacağı değişiklik gösterebilir. Test kapsamında; sözlü anlama, akışkan akıl yürütme, visospatiyal kapasite, işlem hızı, iş belleği alanlarındaki beceriler değerlendirilir. Test, bireysel olarak uygulanır. Testin uzman bir psikolog  tarafından uygulanması önem taşımaktadır. aba Psikoloji, uzman ekibi ile WISC-V testinin uygulayıcıları arasındadır. Test, aba Psikoloji’nin uzman psikologları eşliğinde, Amerikan normlarına uygun biçimde yapılır.

Testin tamamlanmasının ardından, değerlendirme ve raporlama sürecine geçilir. Değerlendirme ve raporlama aşamasında pedagog ve psikologlar görev almaktadır. Test sonucu, entelektüel kapasitenin yanı sıra; analitik düşünme, görsel hafıza gibi konularda da ipuçları verir. Stratejik yetenek yönetimi için en önemli veriler WISC testi aracılığıyla sağlanmaktadır. Kariyer danışmanlığı için güncellik önemli bir noktayı oluşturur. Hali hazırda uygulanmakta olan WISC-V ise testin en güncel versiyonudur.  Önceki versiyonlara oranla; daha detaylı, kişiselleştirilmiş bir yol haritası ortaya çıkartmaya olanak vermektedir. Bu sayede; günümüz koşullarına uygun yöntemler ışığında kariyer planlaması yapmaya olanak verir. Akademik yaşam ve kariyer gelişimi için doğru bir yol haritası WISC-V verileri ışığında çizilebilir.

WISC-V Zeka Testi Neden Önemli?

Yaşadığımız yüzyılda, doğru bir kariyer inşa etmek son derece önemlidir. Kariyer seçimlerini bireyin istekleri dışında, yetenekleri ve ilgi alanları belirler. Yatkınlıklarına ve becerilerine uygun seçimler yapmak, bireyin değer üretmesine olanak verir. Potansiyelini ortaya koymayı başaran birey, kariyerinde başarıyı ve memnuniyeti yakalar. Bu noktada, yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu noktada en doğru yöntem, kariyer planlamasını IQ ve yetenek testleri ışığında yapmaktır. Elbette, bireyin bunu tek başına gerçekleştirmesi mümkün değildir. Bu noktada; uzmanlardan yardım almak bir gerekliliktir.

WISC-V tam da bu noktada devreye giren testler arasında bulunmaktadır. WISC-V zeka testinin verileri, başarılı bir kariyerin anahtarı niteliğindedir. Testin uygulanması, bu sebeple son derece önemlidir. aba Psikoloji’nin uzman ekibi kariyer süreçlerinde WISC testinin yanı sıra; pek çok farklı test uygulamaktadır. Böylelikle, farklı yeteneklerin, güçlü ve zayıf yönlerin açıkça görülmesi ve değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.

WISC-V zeka testi hakkında daha detaylı bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Psikoloji, kariyer ve eğitim süreçleri hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

Otizm nedir?” sorusu ile sıkça karşılaşmaktayız. Otizmin nasıl ele alınması gerektiği konusunda pek çok kişinin aklında soru işaretleri bulunmakta… Otizm bir hastalık mıdır? Otizmli bireyler engelli midir? Otizm neden ortaya çıkar, nasıl teşhis edilir? Otizm tedavi edilebilir mi? Bu ve benzeri pek çok soru; otizm hakkında araştırma yapanlar tarafından sorulmaktadır. Otizmle ilgili internet üzerinde araştırma yapıldığında ciddi bir bilgi kirliliği olduğu görülmektedir. Otizmli bireylere daha doğru yaklaşabilmek için doğru kaynaklardan faydalanmak gerekir.

Öncelikle otizmin bir zihinsel engel olduğu hakkındaki yanlış kanıya yanıt vermek gerekir. Otizmli bireyler engelli değildir. Ancak kimi zaman otizme zihinsel engel eşlik edebilir. “Otizm nedir?” sorusuna cevap olarak; bu noktada; genetik faktörlerden söz edilebilmektedir. Otizm tek başına bir zihinsel engellilik durumu olarak tanımlanmamaktadır. Aksine, otizmli bireylerin üstün zekalı olmaları söz konusu olabilir.

Peki; otizm hastalık mıdır? “Ah şu Otizm” adlı kitabın da yazarı olan Prof. Dr. Barış Korkmaz, otizmi bir hastalık olarak tanımlamamaktadır. Otizm, beynin normal biçimde gelişmemesi neticesinde ortaya çıkan bir tablodur. Otizmli olmayan bireylerde de otizm benzeri özellikler ortaya çıkabilmektedir. Çocukların gelişimi sırasında, otizm belirtileri görülebilmektedir. Bu noktada otizmi bir hastalık olarak ele almak doğru değildir. Peki; Otizm tanısı nasıl konur? Otizm hangi belirtilerle kendini gösterir? Kısacası; otizm nasıl anlaşılır?

Otizm Nedir ve Otizm Nasıl Anlaşılır?

Otizm, gelişim sürecindeki çocuklarda ortaya çıkar. Otizm şüphesine neden olan bazı belirtiler bulunmaktadır. Çocuğun göz teması kurmuyor oluşu, bu belirtilerin başında gelmemektedir. Çocuğa ismiyle seslenildiğinde tepki vermemesi bir başka belirti olarak karşımıza çıkar. Çocuklar genellikle, bakım veren kişi ya da kişilerin kucağında olmaktan hoşlanır ve bunu talep ederler. Huzursuz oldukları durumlarda kucağa alınarak sakinleştirilebilirler. Otizmli bireylerde bu davranışlar görülmemektedir. Kucağa alınmayı istemez ya da huzursuzluk yaşadıkları durumlarda kucakta sakinleşmezler.

Çocuğun yaşıtlarına karşı ilgili davranmaması, oyun oynamak istememesi de otizmin göstergeleri arasında yer alır. Otizmin belirgin özelliklerinden bir diğeri ise dil gelişimi ile ilgilidir. Otizmli çocuklarda dil gelişiminde gecikme görülür. Bu en önemli belirtiler arasında değerlendirilmektedir. Elbette kesin tanı konulabilmesi için çocuğun bazı testlere tabi tutulması gerekmektedir. Otizm testleri, 18 aylık dönemden itibaren yapılmaktadır. 3 yaştan itibaren ise otizm için kesin tanı konulabilmektedir. aba Psikoloji bünyesinde, kesin tanı için otizm testleri yapılabilmektedir.

Otizm Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?

Otizm bir sosyal ilişki ve iletişim bozukluğu olarak da tanımlanabilir. Beyinde sosyal ilişkileri ve iletişimi düzenlemekle görevli sinirsel devrelerdeki bozukluktan kaynaklanmaktadır. Bu devrelerin yanlış bağlantılar oluşturması neticesinde otizm ortaya çıkar. Sanılanın aksine, aile tutumu, kazalar, aşılar, gıdalar gibi nedenlerle otizm ortaya çıkmamaktadır. Otizmin genetik faktörlerden mi yoksa çevresel faktörlerden mi kaynaklandığı bir tartışma konusudur. Çevresel faktörlerin etkili olduğuna dair bir inanış mevcuttur. Ancak; yapılan pek çok araştırma otizmin genetik faktörlerden kaynaklandığını göstermektedir. Bununla birlikte; genetik faktörlere çevresel faktörlerin eşlik edebileceği de ön görülmektedir. Bu konuya dair araştırmalar sürdürülmektedir.

Otizm Tedavisi Mümkün Müdür?

Otizm tedavisi tam anlamıyla mümkün olmayan bir durumdur. Beyindeki sinirsel devrelerde meydana gelen bozukluk tam anlamıyla düzeltilememektedir. Fakat otizm belirtileri kendiliğinden ortadan kaybolabilir. Çocukların adaptasyon yetisi zaman içerisinde gelişebilir. Özellikle erken dönemde otizm tanısı konması ve buna yönelik terapilere başlanması iyileşme gözlenmesini sağlayabilmektedir. Terapilere otizmin beraberinde getirdiği davranış bozukluklarını gidermek için ilaç tedavileri de eşlik edebilir. Bu noktada asıl önemli olan, otizmi anlamak ve otizmli bireyler için doğru yol haritasını çizmektir.

Otizm nedir?” sorusu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Psikoloji, kariyer ve eğitim süreçleri hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

Genetik durumların ya da travmatik olayların etkisiyle kaygı bozukluğu durumu meydana gelebilmektedir. Kaygı problemlerine genetik faktörlerin ya da travmatik olayların neden olduğu bilinmekle birlikte kaygıyı oluşturan gerekçelerin tam  olarak bilindiğini söyleyemiyoruz. İnsan hayatını etkileyebilecek düzeyde, insan yaşamında deneyimlenen olumsuz olayların belirli bir seviyeye kadar kaygı meydana getirmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Kaygı düzeyinin, normalin çok üzerinde gerçekleşmesi ve bu durumun kalıcı hale gelmesi ise kaygı sorunu olarak ifade edilmektedir.

Kaygı problemi yaşayan bireylerde;

  • Gerginlik,
  • Titreme durumları,
  • Aşırı terlemenin olması,
  • Çarpıntı hissedilmesi görülen semptomlar arasında yer almaktadır.

Kaygı sorunu yaşayan bireyler, kaygıya neden olan bir durumla karşılaştıklarında yaşanan durumu, olduğundan daha kötü görerek korku duymaktadırlar. Kaygı sorunu yaşayan bireyler, kaygıyı oluşturabilecek her olaydan uzak kalmak için hayatlarında kısıntıya dahi gidebilmektedirler. Durum böyle olunca kaygı problemlerinin ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini kestirmemiz mümkündür.

Kaygı Bozukluğu (Anksiyete) Nedir?

Strese neden olabilecek bir olay ya da durum karşısında insan beyninin tepki vermesi faydalı bir durumdur. İnsan beyni dış dünyaya tepki vererek, karşılaştığı olumsuz durumlarla baş etmeye çalışmaktadır. Kaygı, bu açıdan bakıldığında aslında olumlu bir tepkidir. Bireyde yaşam kalitesini düşüren ise kaygının normal düzeyden daha fazla yaşanmasıdır. Kaygı düzeyinin çok üst frekansta yaşanması, insan yaşamını bazı durumlarda çekilmez hale getirebilmektedir.

Kaygı bozukluğu yaşayan bir birey her durumda en olumsuzu düşünmeye meyillidir. Yapılan araştırmalara göre dünya genelindeki bireylerin %18’lik diliminde kaygı problemi mevcuttur.

Normal düzeyden daha yoğun kaygı yaşayan bireylerin:

  1. Sosyal yaşamları sekteye uğrar,
  2. Psikolojik rahatsızlıklar baş gösterebilir,
  3. Fiziksel rahatsızlıklarda artışlar yaşanabilir.

Kaygı Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Kaygı sorunu birbirinden farklı şekil ve yoğunlukta kendini gösterebilmektedir. Günlük hayatta pek çoğumuzda var olan fobiler de bir kaygı problemi olarak tanımlanmaktadır. Fobilerin toplumda yaşayan pek çok kişide görülmesi kaygı problemlerinin ciddiye alınması gerektiğini göstermektedir.

Kaygı problemi türleri:

  • Obsesif Kompulsif Bozukluklar,
  • Sosyal kaygı bozuklukları,
  • Panik bozukluk,
  • Mutizm,
  • Aykırılık kaygısı sorunu,
  • Fobiler vb. şekilde tasnif edilebilmektedir.

Kaygının var olma nedenine bağlı olarak kaygı türlerini genişletmek mümkündür. Kaygı bozukluğu, yapılan araştırmalarda ortaya çıktığı üzere kadınlarda daha sık görülmektedir. Cinsiyet bazında yapılan karşılaştırma dışında kaygı problemi:

  1. Çevresinden sürekli olumsuz sayılabilecek tepkiler alan bireylerde,
  2. Toplum içerisinde baskılanmış insanlarda,
  3. Baskın bir ebeveyn elinde yetişmiş bireylerde sıklıkla görülebilmektedir.

Anksiyetinin Belirtileri Nelerdir?

Kaygı yaratan bir durum karşısında ortaya çıkan olumsuz düşünce ve hissiyatlar bireyde kaygı problemi olduğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle kaygı probleminin var olup olmadığını anlamak için anksiyete belirtilerinin belirli bir süre boyunca gözlemlenmesi gerekmektedir. Anksiyete belirtileri genel olarak:

  • Bireyin sürekli bir tehlike durumunun olduğunu düşünmesi,
  • Abartılı endişe halinin var olması,
  • Bireyin aşırı uyarılmışlık durumunda olması nedeniyle kaygı konusunun dışındaki bir konuya odaklanamaması,
  • Uykuya dalma problemlerinin görülmesi, bireyin uykuya dalamaması,
  • Normalden daha fazla görülen alınganlık durumunun yaşanması,
  • Bireyde fiziksel olarak kas gerginliklerinin yaşanması, normal dışı terleme durumlarının sıklıkla meydana gelmesi.

Yukarıda sayılan belirtilerin tek seferlik ya da çok uzun aralıklarla görülmüş olması bireyde kaygı bozukluğu olduğu anlamına gelmemektedir. Bu durumların belirli süreden beri devam ediyor olması ve bireyin yaşantısını olumsuz yönde etkileyebiliyor olması kaygı probleminin varlığının tespiti açısından önem taşımaktadır.

Kaygı probleminin tedavisinde bireyin hikayesi oldukça önemlidir. Hasta hikayesine ve hikayeyle bağlantılı olarak hastada görülen etkilere dayanılarak tedavi yöntemi belirlenmelidir. Anksiyete durumunun düzeyine uygun olarak hastaya verilen tedavi uygulamaları hastanın günlük yaşamını daha rahat bir şekilde geçirmesine imkan tanımaktadır.

Kaygı bozukluğu problemi hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Aba Psikoloji’nin uzman psikologları eşliğinde kaygı problemine yönelik nasıl bir tedavi yönteminin uygulanması gerektiği konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz.

 

Read More

Kariyer gelişimi, çoğu zaman eğitim ve iş yaşamıyla ilişkilendiriliyor. Ancak kariyer gelişimini bu şekilde ele almanın doğru olmadığını ifade etmek gerekiyor. Çünkü kariyer süreci, neredeyse bireyin dünyaya gözlerini açmasıyla başlıyor ve yaşam boyu devam ediyor. Elbette bu süreçte kariyeri şekillendiren bazı kırılma anlarından söz etmek mümkün olabiliyor. Okul seçimi, meslek seçimi, iş seçimi gibi birçok nokta kariyer planlaması ve gelişiminde kritik rol oynuyor. Başarılı bir kariyer inşa edebilmek için bu gibi kritik seçimleri doğru yapabilmek gerekiyor.

Hiç şüphesiz ki; doğru seçimler yapabilmek için bireyin kendini iyi tanıması önem taşıyor. Bireyin yeteneklerinin, ilgi alanlarının ve yatkınlıklarının keşfedilmesi başarılı bir kariyer için temel basamaklar oluyor. Özellikle yaşadığımız dönemde bu süreci bireyin tek başına yönetmesi zorlayıcı olabiliyor. Çünkü kariyer danışmanlığı uzmanlık gerektiren bir alan olarak biliniyor. Bu anlamda; doğru kaynaklardan yardım almak önem taşıyor. aba Psikoloji tam da bu noktada devreye giriyor. Üniversite seçimi, meslek seçimi, yetenek yönetimi gibi pek çok alana destek veriyor.

Peki; kariyer gelişiminde ve planlamasında nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Yetenek ve ilgi alanlarının tespiti nasıl yapılıyor?

Kariyer Gelişimi İçin Stratejik Yetenek Yönetimi

Stratejik yetenek yönetimi, kariyer planlamasının ana aşamalarından birini oluşturuyor. Adından da anlaşılabileceği gibi stratejik yetenek yönetimiyle; bireylerin yeteneklerinin ve ilgi alanlarını tespiti mümkün olabiliyor. Bu noktada süreç, bazı yetenek, ilgi ve IQ testleri ışığında yürütülüyor. WISC–V bu testlerin başında geliyor. WISC-V, The Wechsler Intelligence Scale for Children–Fifth Edition’ın kısaltması olarak kullanılıyor. Bilişsel yetenek ölçümleri için kullanılan en güncel testlerden biri olarak biliniyor.

Stratejik yetenek yönetimini bir testle sınırlamak elbette mümkün olmuyor. Bu anlamda, yetenek ve ilgi testlerinden de yardım alınıyor. Uygulanan testler ve yürütülen kapsamlı bir araştırmanın ardından ilgi, yetenek ve yatkınlıklara dair verilere ulaşmak mümkün oluyor.

Yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığı uzmanlığa dayalı bir süreç olarak biliniyor. Bu anlamda, bu alanda uzmanlaşmış kişi ve kurumlardan yardım almak önem taşıyor. aba Psikoloji bu alanda uzman ekibiyle öğrencileri ve kariyerini şekillendirmek isteyen bireyleri destekliyor.

Kariyer Gelişimi, Planlaması ve Danışmanlığı Neden Önemli?

Yaşadığımız çağda, yanlış yerde konumlanan ve bu yüzden mutsuz olan pek çok bireyle karşılaşmak mümkün olabiliyor. Kariyerini doğru biçimde planlayamayan ve şekillendiremeyen pek çok birey, bulunduğu noktada potansiyelini ortaya koyamıyor. Yanlış okullar, yanlış meslekler; değer üretememe, kendini var edememe gibi problemleri beraberinde getiriyor. Tam da bu nedenle; kariyer seçimi konusunda doğru adımlar atmak önem taşıyor.

Başlangıçta da ifade ettiğimiz gibi kariyer seçimi yalnızca akademik hayatı ve meslek yaşamını kapsamıyor. Kariyer, yaşam boyu süren ve yaşamın akışı içerisinde şekillenen bir olgu olarak biliniyor. Bu noktada; yapılan her seçim bütün bir yaşamı etkiliyor. Eş seçimi, sosyal çevre, ekonomik koşullar gibi pek çok unsur kariyer seçiminden etkileniyor. Bu nedenle; başarılı bir kariyer inşa etmek; mutlu bir yaşam inşa etmek anlamına da geliyor. Bireylerin yaşamı neredeyse bütünüyle kariyer seçimleri etrafında şekilleniyor. Bu yüzden kariyer planlamasının asla hafife alınmaması gerekiyor. Üniversite, meslek seçimi, kariyer değişikliği gibi süreçlerde danışmanlık almak ve uzman görüşüyle hareket etmek önem taşıyor.

Kariyer gelişimi, planlaması ve danışmanlığı hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Psikoloji ve yurt dışı eğitim süreçleri hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

 

Read More

Doğru üniversite seçimi tüm öğrenciler için kritik bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşadığımız yüzyılda üniversite eğitiminin önemi tartışılmayacak kadar büyüktür. Elbette; tercih edilecek üniversitenin nitelikleri ve öğrenciye ne katacağı önemini arttırmaktadır. Bu anlamda ülke ya da şehir seçiminden çok daha önemlisi doğru üniversiteyi bulmaktır. Üniversite tercihi yaparken öğrenci adayının istekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Öğrenci adayının isteklerinin yanı sıra; yetenekleri ve ilgi alanları önem taşımaktadır.

Bu noktada; uzman desteğine başvurmak süreci doğru planlamak için dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. aba Psikoloji, üniversite ve meslek seçimi konusunda öğrencileri desteklemektedir. Stratejik yetenek yönetimi bu noktada devreye girmektedir. Yetenek ve zeka testleriyle öğrencinin doğru üniversite seçimi yaparak doğru alanda konumlanması için katkı sunulmaktadır. Kapsamlı testler aracılığıyla öğrencilerin güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarılabilmektedir. Bu sayede doğru bir yönlendirme yapılmakta ve doğru üniversite seçiminin yapılabilmesi sağlanmaktadır.

Öğrenci adaylarının güçlü ve zayıf yönlerinin saptanması sürecin yönetimi ve geleceğe dönük planlama noktasında önem taşımaktadır. Bu sayede öğrenci adayı hazırlık aşamasında eksiklerini giderebilmekte; hedefine doğru emin adımlarla ilerleyebilmektedir. Peki, üniversite seçimi yaparken hangi konulara dikkat edilmelidir? YKS öğrencileri nasıl bir yol haritası çizmelidir? Öğrenciler üniversite eğitimi için Türkiye’yi mi yoksa yurt dışını mı tercih etmeli?

Doğru Üniversite Seçimi İçin Nasıl Bir Yol Haritası Çizilmeli?

Az önce de sözünü ettiğimiz gibi üniversite seçiminde belirleyici noktalardan biri öğrenci adaylarının yetenekleridir. Bu noktada; öğrencilerin hangi alanlarda daha başarılı olduğuna testler aracılığıyla bakılabilmektedir. Bununla birlikte; üniversitelerin talepleri de önem taşımaktadır. Örneklendirmek gerekirse; yurt dışındaki birçok üniversite dil yeterliliği talep etmektedir. Akademik eğitime ve sosyal hayata uyum sağlamak için bu bir gerekliliktir. Öğrenci adayı dil yönünden zayıfsa; geç kalınmadan ülke ve üniversite seçimine göre bu yönünü güçlendirmesi gerekir. İlgi ve yetenek testleri bu gibi noktalarda verdikleri ipuçlarıyla öğrencilerin hazırlık sürecini kolaylaştırmaktadır.

Doğru üniversite tercihi yapabilmek için hazırlık sürecine erken başlamak gerekir. 12. sınıf, üniversiteye hazırlık için geç bir dönemdir. Bu noktada öğrencilerin 9. – 10. sınıfta hazırlıklarına başlamış olması gerekir. Bu aşamadan itibaren çizilecek yol haritasına göre kısa ve uzun vadeli planlar oluşturulmalıdır. Bu planlar çerçevesinde ilerlemek, öğrenciyi hedefine ulaştırmanın ilk adımı olacaktır.

Doğru Üniversite Seçimi İçin YKS Öğrencileri Nasıl Bir Hazırlık Yapmalı?

Pek çok öğrenci lisans eğitimi için, “Türkiye’de mi okumalıyım yoksa yurt dışına mı gitmeliyim?” sorusunu sormaktadır. Bu noktada öğrencinin istek ve ihtiyaçlarına ve aynı zamanda becerilerine bakılmalıdır. Stratejik Yetenek Yönetimi testleri burada devreye girmektedir.

Örneğin; tıp okumak isteyen bir öğrencinin lisans eğitimini Türkiye’de tamamlaması daha faydalı olabilmektedir. Çünkü Amerika ve Kanada başta olmak üzere birçok ülkede tıp eğitimi için farklı bir yol izlenmektedir. Öğrencilerin bir lisans diplomasına sahip olması; ardından tıp eğitimine başlaması mümkün olmaktadır. Ancak Türkiye’de tıp eğitimine doğrudan başlanması söz konusudur. Türkiye’de tıp alanında dünya çapında üniversitelerin varlığı da bilinmektedir. Bu noktada; tıp eğitimi almak isteyen öğrenciler lisans eğitimlerini Türkiye’de tamamlayıp ardından yurt dışına gidebilirler.

Bir başka öğrenci, teknoloji eğitimi almak istiyorsa; bu kez Hollanda’daki üniversiteleri inceleyebilir. Moda tasarımı okuyacak bir öğrenci ise İtalyan üniversitelerine yönlendirilebilir. Kısacası, hangi ülkede eğitim alınacağına konulacak hedefler doğrultusunda karar verilebilir. YKS hem Türkiye hem de yurt dışı eğitim için önemli bir sınav olarak bilinmektedir. YKS ile iyi bir üniversiteye yerleşmek yurt dışı üniversitelere başvuru hakkı vermektedir. Bu noktada; her koşulda YKS’de başarı elde etmek üzerine bir çalışma yürütülmesi tavsiye edilmektedir.

Doğru üniversite seçimi hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Kariyer ve yurt dışı eğitim süreçleri hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

 

Read More

LGS öğrencileri için kariyer planlama nasıl yapılmalıdır? Kariyer seçimi yapmak için uygun dönem ne zamandır? Kariyer hedeflerini doğru belirlemek için nasıl bir yol izlemek gerekir?

Kariyer denildiğinde genellikle akla üniversite ve sonrası süreç gelmektedir.  Ancak; kariyer hedeflerinin belirlenmesi ve seçim yapılması için daha erken davranmak önemlidir.  Kariyerin kurgulanması sanılanın aksine çok daha erken dönemde başlar.  Bireyin kariyeri neredeyse doğduğu andan itibaren şekillenir. Yapılan tüm seçimler ve konulan hedefler kariyer sürecinin bir parçasını oluşturur.

Bu anlamda üniversite ve meslek seçimi kadar lise seçimi de önemlidir. Lisede alınacak eğitim gelecek için önemli bir yatırımdır.  Doğru lise seçimiyle, üniversiteye hazırlık sürecinde öğrencinin hedeflerine çok daha rahat ulaşması mümkün hale gelir.  Tıpkı üniversite seçiminde olduğu gibi; lise seçimi yaparken de stratejik yetenek yönetiminden faydalanılmalıdır.  Bu sayede öğrenci adayı için bir yol haritası çizebilmek kolaylaşır.  Öğrencinin ilgi alanları ve becerileri tespit edildiğinde, geleceğe yönelik daha net bir planlama yapılabilir.  aba Psikoloji, tüm bu süreçler boyunca LGS öğrencilerini desteklemektedir

Doğru Kariyer Planlama İçin Stratejik Yetenek Yönetimi

Stratejik yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığı uzmanlık ve liyakat gerektiren bir süreci kapsamaktadır.  Öğrenci adaylarının yeteneklerinin tespiti için bir dizi teste tabi tutulmaları gerekmektedir.  Elbette, bu testler uzman psikologlar ve uzman pedagoglar eşliğinde yapılmalıdır.  aba Psikoloji’nin uzman ekibi yetenek ve IQ testleri ile öğrencilere doğru seçimler yapmaları noktasında destek vermektedir. Bir öğrencinin kariyeri şekillendirilirken onun ihtiyaçları kadar becerilerine odaklanmak da önemlidir.  Öğrencinin becerileri daha başarılı bir akademik yaşam ve meslek yaşantısı için kritik role sahiptir.

Yaşadığımız yüzyılda hem akademik süreçlerde hem de meslek hayatında rekabet söz konusudur.  Yurt dışı üniversitelere kabul sürecinde, bu rekabet ön plana çıkmaktadır.  Bu anlamda; öğrencilerin sağlam adımlarla ilerlemesi önemlidir.  Kariyer planlaması sürecine erken başlamak bu rekabetçi ortamda yol almayı kolaylaştırmaktadır. Doğru olana yatırım yapmak ve başarıyı adım adım inşa etmek hedefe ulaşmanın anahtarı niteliğindedir.

LGS Öğrencileri İçin Kariyer Planlama Neden Önemli?

Bilindiği gibi Türkiye’de LGS öğrencileri alan seçimi yapmaktadır.  Bu alan seçimi öğrencilerin meslek seçimleri üzerinde rol oynar.  Öğrenciler lise eğitimleri süresince seçtikleri alana yönelik dersler alır ve üniversite tercihlerini bu doğrultuda belirler.  Stratejik yetenek yönetiminin önemi burada ortaya çıkmaktadır.  Öğrencilerin, ilgi alanları ve becerileri hakkında fikir sahibi olmadan alan seçimi yapmaları yanlış bir kariyere kapı açar.  Bu aynı zamanda, öğrencilerin hedeflerinden uzaklaşması ve değer üretememekte anlamını da taşır.  Bu durum; yanlış bir noktada konumlanmayı ve mutsuz bir kariyeri beraberinde getirir.

Stratejik yetenek yönetiminden faydalanan bir öğrencinin hedef belirlemesi çok daha kolay olur. Çünkü stratejik yetenek yönetimi ve kariyer danışmanlığı öğrencinin kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olur. Öğrenci hedeflerini ne kadar erken belirlerse o hedefe ulaşmak için gerekli motivasyonu da o kadar erken sağlar. Hedefe yönelik çalışmak, çalışma azmini arttırır.  Bunun için somut adımlar atmak önemlidir.  Hedef belirlendikten sonra kısa ve uzun vadeli planlar ortaya konulabilir. Bu planlar öğrencinin eksiklerinin ortaya çıkarılmasında ve giderilmesinde de rol oynar.

Yurt dışında eğitim almak isteyen öğrenciler için akademik başarı kadar ders dışı aktiviteler de önemlidir. Belirli bir plan ve hedef çerçevesinde çalışmak öğrencinin ders dışı aktivitelere zaman ayırmasını kolaylaştırır. Bu da üniversite kabulleri ve kariyer süreci için önemli adımlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

LGS öğrencileri için kariyer planlama hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Lise, üniversite ve meslek seçimi hakkında daha fazla içeriğe ulaşmak için YouTube kanalımıza abone olabilirsiniz.

Read More