İleride oluşabilecek sorunların önüne geçmeyi hedefleyen gelişim takibi ve sağlıklı iletişim, çocuklarınızı bilinçli şekilde büyütmeniz anlamına gelir. Bu nedenle çocukların sağlıklı ve mutlu büyümesini desteklemek için anne ve babaların zaman zaman profesyonel destek alması gerekebilir.

Anne – babaların çocukları için psikolojik destek almanın zamanı geldiğinde bunun farkında olmaları büyük önem taşıyor. Bazen çocuklarımızın akıl ve ruh sağlığına ilişkin gözlem yapmakta zorlansak da problemleri ertelemeden doğru zamanda çocuk psikologu veya pedagog desteği almak çocuğunuzun geleceğini değiştirebilir! Bu tür problemler ertelendiğinde ise ciddi semptomlar ortaya çıkar.

Çocuğunuzu sürekli gözlemleyin

Ebeveynler için çocuklarının psikolog desteğine ihtiyaç duyması, kabullenmesi zor bir durum olabiliyor. Ancak, psikolojik sorunların diğer hastalıklardan hiçbir farkı olmadığını ve mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Ne zaman çocuk psikologuna gideceğinize karar vermek içinse çocuğunuzu sürekli olarak gözlemlemenizde fayda var. Hırçınlaşmak veya sessizleşmek bir şeylerin yolunda olmadığının habercisi olabilir. Özellikle 6 yaşına kadar, çocuklar kızdıkları, sevindikleri veya üzüldükleri şeyleri rahatça anlatmazlar ya da anlatamazlar. Kafalarından geçeni anlamak için davranışlarına ve tavırlarına odaklanmanız gerekir. Daha ileriki yaşlarda çocuklar nispeten daha sık anlatmaya başlasa da gözlem ihtiyacı devam eder.

Çocukların psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu nasıl anlaşılır?

Çocuğunuz günlük hayatta karşılaştığı olaylara tepki verirken, büyük oranda özgün olsa da desteğe ihtiyaç olduğunu gösteren yaygın belirtilerden söz etmek mümkün. Örneğin, her zamanki yeme içme ya da uyuma düzeni bozulmuşsa, öfke patlamaları, konsantrasyon güçlüğü, kolayca korkma gibi durumlar ortaya çıkmışsa çocuğunuzun baş etmekte zorlandığı bir mesele olduğu sonucuna varabiliriz.

çocuk psikolojisi

Bu sorunu yaşadıkları yer neresiyse orada bulunmamayı isteyebilirler. Örneğin, okulda yaşanan bir olay okula gitmek istememeyle sonuçlanabilir. Bu tür değişimleri özenle gözlemlemelisiniz. Bir sorun olabileceğini düşünüyorsanız, çocuğunuza sizinle iletişim kurabileceği kapılar açmaya hiç olmadığı kadar önem gösterin. Onunla zaman geçirirken onu ne kadar önemsediğinizi belli edin. Sizinle konuşmakta zorlandığını düşünüyorsanız ya da fark ettiğiniz sorunlar belli bir süre devam ederse hiç beklemeden bir psikologla görüşün.

Çocuk terapisine başvurulan yaygın durumlar neler?

Çocukların her birinin hayatı ve psikolojisi farklı olsa da, genellikle çocuk terapisine başvuran ailelere baktığımızda ortak noktalar bulabiliyoruz. Bunlardan biri gelişim problemleri. Örneğin, çocuğunuzun yaşıtlarına göre öğrenmekte geciktiğini, konuşmada zorluk yaşadığını düşünüyorsanız mutlaka uzman desteği alın. Bir diğer sebep ise, travmalar. Çocukların deneyimlediği en sık travmalar aile içi şiddet ya da çocuk istismarı olarak yaşanıyor. Bu durumlarda ebeveynler ya da diğer yakın çevredense profesyonel destek şart.

Agresif davranışlar, uyku problemleri ve yeme bozuklukları ise çocuklarla ilgili en yaygın diğer semptomlar. Çocuğunuzda kendine veya (ısırma – vurma gibi yollarla) diğerlerine zarar verme eğilimi var mı? Aşırı sinirli ve kontrol etmekte zorlandığı bir öfkesi var gibi mi görünüyor? Kusma ya da mide bulantısından şikayet ediyor mu? Yemek yemede zorlanıyor ve yattıktan sonra uykuya dalamıyor mu? Sık sık gördüğü kabuslardan bahsediyor mu? Bir anda okula gitmek ve arkadaşlarını görmekten nefret etmeye mi başladı?

Tüm bu sorular, çocuğunuzu gözlemlerken size yol gösterebilir. Siz ne kadar ilgili ya da bilinçli yaklaşırsanız yaklaşın, çocuğunuzun da tıpkı yetişkinler gibi bir psikolojisi olduğunu unutmayın. Baş etmekte zorlandığı sorunları küçümsemeden ve tahmini yollarla çözmeye çalışmadan mutlaka bir psikolog desteği alın.

Read More

Konu çocuklara geldiğinde, gösterilmesi gereken özen katbekat artıyor.  Çocuklarla iletişim kurmak yetişkinler için zaman zaman zorlaşırken, bu durumda çocuklar hikayenin anlaşılmamış veya kendini ifade edememiş kahramanları olabiliyor. Peki, çocuklarla kurulabilecek ortak bir dil yok mu? Elbette var. Çocukların kendilerini en rahat ifade edebildikleri ortam oyunlarıdır. Bu yazının asıl konusu olan oyun terapisinden bahsetmeye başlarken bunun önemli bir bilgi olduğu kanısındayız.

Oyun terapisi nedir?

Oyun ve oyuncaklar aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel işleve oyun terapisi denir. Oyun terapistleri, çocuklar için güvenli bir ortam yaratmak üzere eğitim alırlar ve böylece çocukları istedikleri gibi oynamaya cesaretlendirirler. Terapi sırasında, duygusal problemleri ifade etmelerine yardımcı olan çeşitli oyuncaklar kullanılır ve çocukların hayal güçleri esas alınır.

Çocuklar, duygularını anlamlandırmada ya da konuşmada yetişkinlerden farklıdır. Bu yüzden yetişkinlerle yapılan terapi şekli çocuklara uymaz. Çocuğun alışkın olduğu oyun ortamı, çocuk yaşadıklarını ve duygularını ifade etmeyi kolaylaştırır. Davranışlarını etkileyen kızgınlıklarını, korkularını, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını anlayabilmek oyunlar sayesinde mümkün olur.

oyun terapisi

Oyun terapisi hangi durumlarda yardımcı olabilir?

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Anksiyete/Endişe
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite (aşırı hareketlilik) bozukluğu
  • Impulsivite/dürtüsellik
  • Okuma bozuklukları
  • Sosyal içe kapanıklılık
  • Güven eksikliği/depresyon
  • Sebebi anlaşılamayan baş ve karın ağrıları
  • Boşanma sonrası adaptasyon sorunları

Oyun terapisinin faydaları nelerdir?

Oyun terapisi sayesinde travmatik deneyimler geçiren çocukların duygularına ulaşmak mümkün hale gelir. Terapi ile başa çıkamadıkları duygularla nasıl mücadele edeceklerini öğrenirler. En çok uygulanan teknik ise rol oyunlarıdır. Diğer taraftan 6 yaşın üzerindeki çocuklar kendini ifade etmede daha küçüklere göre daha rahattır. Bu nedenle oyun terapisine 6 yaş üzeri çocuklarda konuşmalar da eklenebilir.

Rol oyunları aracılığıyla zor deneyimler ve durumlar tekrar canlandırılır veya figürlerle ve resimlerle görselleştirilir. Çocuklar bu sayede negatif duygularını yeniden yaşarlar ve terapistin yardımıyla bu duygulara yönelik yeni bir bakış açısı geliştirebilirler.

Oyun terapisi sürecinde çocuklar olaylarla ilgili bakış açılarını, davranışlarını değiştirebilir. Baş etmekte sorun yaşadıkları duygularını, oyun sırasında yeniden yaşayarak bu tecrübeleri değiştirme fırsatı bulurlar. Böylece hem oyun tecrübeleri hem de hayattaki ilişki alışverişlerinden zevk alır hale gelebilirler.

Read More

Anne ve babalar için çocuklarının yalan söylemeye başladığını fark etmek çok korkutucu olabilir. Diğer taraftan bu yalanları örtmekteki başarısızlıkları eğlenceli de gelebilir. Ancak bu yazıda biraz daha farklı bir konudan bahsedeceğiz. Çocuğunuzun yalan söylemesi bilişsel gelişimiyle ilgili ne söylüyor? Bu yazıda yalan söylemeyi içinde durduğu negatif çerçeveden alıp, bilişsel gelişimde çok önemli bir yapı taşının oluştuğunun bir ifadesi olarak olumlu bir yere koyacağız.

Çocukların yalan söylemeye başlaması, diğer insanların kendilerinkinden farklı düşünce ve inanışları olduğunu anladıklarını gösterir. Çocuğunuz artık inanışların gerçekleri yansıtmadığını, bunun yerine deneyimlere dayandığını artık biliyor. Soğuk su içmemesini istediğiniz çocuğunuz, siz orada değilken soğuk su içip size içtiği suyun soğuk olmadığını söyleyebilir. Çünkü görmediğiniz için suyun onun sözlerini gerçek olarak varsayacağınızı düşünür.

İnsanların zihninin nasıl çalıştığı konusundaki bu sofistike ve karmaşık bilgi uzun bir gelişimsel sürecin bir sonucudur. 4 yaşından önce herkesin zihninde aynı şeyler olduğunu düşünen çocuklar, suyun soğuk mu yoksa sıcak mı olduğunu görmeseniz de bildiğinizi düşüneceği için sizi aldatmaya girişmezler. Çünkü onların aklı gördüklerinin ve gerçekte olanların alternatiflerini düşünmek için henüz yeterince gelişmemiştir.

Saklambaç oynayan çocukları ele alalım. Belli bir yaşın altındaki çocuklar vücutlarının sadece bir kısmını gizleyerek saklandığını düşünürken daha büyük çocuklar saklanmacakları yeri özenle seçerler. Çünkü, küçükler kendileri görmediğinde kendisinin de görülmediğini sanırken büyükler orada değilmiş gibi yapabileceklerin yerlerin farkındadırlar.

İnançların öznelliğinin keşfi

Araştırmalara göre çocuklar inançların öznel olduğunu keşfettikten sonra kazanma stratejileri oluşturmakta da daha başarılı oluyor. Bir oyunu kazanmanın yollarını ve kazanmalarının önünde nasıl engeller olduğunu fark edebiliyorlar. Bunun yanı sıra rakiplerini yanıltacak adımlar atabiliyorlar. Diğer taraftan öznelliği henüz keşfetmemiş çocuklar aynı oyunu her gün de oynasalar sürekli kaybedebiliyor.

Elbette yalan söylemenin bilişsel gelişimle bağlantısı, çocukları yalana teşvik etmek gerektiği anlamına gelmiyor. Bu durum yalnızca çocuğun gelişimine dair bir mesaj verdiği için önemli. Yalan söylemeye başlayan çocuğunuza etkili iletişim için doğru söylemenin önemini, iyi ilişkiler geliştirmede yalan söylemenin olumsuz etki yaratacağını öğretmek gerekiyor. Başkalarının farklı şekilde düşünebileceği bilgisini daha çok empati kurmak için kullanması yönünde teşvik etmek büyük önem taşıyor.

Read More

Özellikle internetin hayatımızı ele geçirişi ve genel anlamda teknolojinin tarihi değiştirmesi kuşaklar arası farkları da daha belirgin hale getirdi. Henüz dünya X ve Y kuşaklarına yeni alışırken, Z kuşağı da büyümeye başladı. Belki bu kuşağın üyelerinden biri de sizin çocuğunuz.

Daha özgür bırakan ebeveynlik günlerine geri dönmek istiyoruz, ancak korkuyoruz. Çünkü dünya 20 yıl önce olduğundan çok daha tehlikeli görünüyor. Çocuğunuzu bir fanusta büyütmek istemiyorsanız, korkularla baş etmenin en iyi yolu ne yapmanız gerektiğine dair doğru bilgilere erişmek olacak.

Öncelikle Z kuşağını tanıyalım;

Z kuşağı hakkında tanımlayıcı bilgiler vermek gerekirse 1995 ve sonrasında doğan, internetin olmadığı bir dünyayı hiç görmemiş ve hayal etmekte bile zorlanan çocuklardan ve gençlerden bahsediyoruz. Bu kuşağın çocukları ve gençleri, dijital dünyayı öyle iyi tanıyor ki, en çok burada sosyalleşiyor ve zaman geçiriyorlar. Z kuşağına ebeveynlik yapmanın en zor yanlarından biri de belki de bu!

Çocuğunuzun teknolojiyle ilişkisini nasıl yönetmelisiniz?

Çocuklarımızın video oyunlar oynamasına izin verip vermeyeceğimiz konusunda henüz net bir sonuç yok. Bir tarafta teknolojinin çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri üzerine araştırmalar sürerken diğer tarafta bir başka araştırma günde bir saat video oyunlar oynayan çocukların, video oyunlarına katılmayan arkadaşlarından daha sosyal, daha hiperaktif ve daha mutlu olduklarını ileri sürüyor. Ancak bu çalışma günde üç saatten fazla oynamanın zararlı olduğunu tespit etti. Sonuç olarak, kontrollü bir süre boyunca çocuğunuzun bu oyunlara katılımına izin verebileceğinizi söyleyebiliriz.

Artık teknoloji eğitim kurumlarında bile en önemli öğrenme aracı olarak kullanılıyor. 6 yaşından itibaren çocuklar için kodlama eğitimleri veriliyor. Dünyayı saran teknoloji, eğitimde de yeni bir döneme girmemize sebep oldu ve bu yaygın değişimlerin etkilerini henüz tam anlamıyla görmedik. Maker hareketi her yaştan insanı teknoloji ile birlikte yaratıcı fikirleri gerçekleştirmeye teşvik ediyor. Böyle bir dünyada çocukları tamamen teknolojiden koparmak onları geleceğe hazırlamak için en doğru seçenek olmayabilir.

Bunun yerine çocuğunuzu bilgisayar, tablet ya da akıllı telefon kullanarak neler yapabileceği konusunda bilgilendirmeniz gerekiyor. Bu cihazların zaman ve mekan sınırlamasını ortadan kaldırarak pek çok imkan sunduğunu göstermeniz ve bu imkanları en iyi şekilde değerlendirmek için fırsat sunmanız büyük önem taşıyor.

Read More

Çocuklarımızı nasıl yetiştirmemiz gerektiği her zaman çok önemli olmuştur. Onları başarılı, iyi ve sağlıklı birer genç olarak büyütmenin yollarını araştırdığımız zaman, çok net cevaplar vermek mümkün olmasa bile işe yarayacağını düşündüğümüz bazı temel davranışlardan bahsedebiliriz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, ergenlik dönemindeki çocuklar ele avuca sığmaz, herkesten ve her şeyden nefret eden insanlar değildir. Elbette çocukluklarına göre farklı karakterler geliştirmeleri olası. Ancak, onlar hala sizin tanıdığınız çocuğunuz olmaya devam edecekler. Ne kadar büyüseler de bu değişmeyecek.

Peki, siz ebeveyn ya da çocukların yakın çevresindeki kişiler olarak onları nasıl yetiştirmelisiniz?

Onları sevin.

Ergenlik dönemindeki çocukların sevildiklerini tahmin etmek yerine, bilmeye ihtiyacı var. Bu nedenle hem davranışlarınızla hem de sözlerinizle onları sevdiğinizi açıkça ifade edin. Kendi kendine keserek model verdiği tişörtünü ve kulağınızı tırmalayan o favori şarkısını… Hepsini sevin. Bunlar detay gibi gelebilir, ancak sonunda harika birer yetişkin olmalarını desteklemenizi sağlıyor.

Onları dinleyin ve dikkatinizi verin

Okul çıkışı eve geldiklerinde onlara en azından birkaç dakika bile olsa dikkatinizi verin. Onun geldiğini ve bunun sizin için önemli olduğunu hissetmesini sağlayın. Telefonda konuşuyorsanız ya da yemek yapıyorsanız kısa bir mola verin. Size anlatacaklarını dinleyin ve onunla birlikte üzülüp onunla birlikte sevinin veya heyecanlanın. Onları tavsiyelerle boğmadan önce dinleyin ve değerli olduğunu bilmesini sağlayın. Buna aslında hepimizin ihtiyacı var!

Hayır dediğinizden daha fazla evet deyin ve hayır demeyi ihmal etmeyin

Büyüdüklerinde bol bol “hayır” ile karşılaşacaklar. Bu retlerin kendilerini yetersiz hissetmeye yol açmaması ve sizin onlar için güvenilir bir kapı olduğunuzu hissetmeleri için hayır dediğinizden daha çok evet deyin. “EVET, YAPABİLİRSİN!” Bunu hissetmeleri çok önemli. Çünkü istedikleri zaman yapabileceklerine dair özgüvenlerinin gelişmesi gerekiyor.

Yine de ebeveyn olmanın bazı sorumlulukları olduğunu unutmadan, gerekli zamanlarda hayır demeyi bilmelisiniz. Ona zarar verecek ya da olumsuz olarak etkileyecek durumlarda isteklerini reddetmenizde bir sakınca yok. Üstelik bu dengeyi tutturduğunuz zaman söylediklerinize ve fikirlerinize daha fazla önem verecekler. Çünkü onları her zaman düşündüğünüzü ve onlar için en doğru kararı vermenin sizin için ne kadar önemli olduğunu bilecekler.

Read More