Kişilik gelişimi, bireyin sosyal ve fiziksel çevresi içinde tutarlı olarak gösterdiği kişilik özelliklerinin oluşumudur. Kişiliğin gelişimi doğumla birlikte başlar ve çocuk 6 yaşlarına geldiğinde büyük oranda tamamlanır. Doğumla birlikte başlandığı söylense de aslında kişilik anne karnındaki yaşantılarla da şekillenmeye başlamaktadır. Annenin gebelik sürecindeki duygu durumu, yaşantısal deneyimleri, gebeliğine yüklediği anlam ve bebeğiyle kurduğu doğum öncesi bağ kişiliği etkilemektedir.

Dolayısıyla doğum öncesinden başlayarak çocuğun ilk altı yılında temel etkileşim kaynağı ailesidir. Kişiliğin şekillendiği bu önemli zaman aralığında kişilik üzerindeki en belirgin rol aileye aittir. Ebeveynlerin kendi kişilik özellikleri, çocuk yetiştirme tutumları, aile içi iletişimleri, problem çözme becerileri çocuğa yansımaktadır. Ebeveynlerin birlikte ve ayrı ayrı sergiledikleri tavır, tutum ve iletişim stilleri çocuğun kişilik gelişimi üzerinde etkilidir.

Peki kişiliğin şekillenmesinde hangi unsurlar rol oynamaktadır? İdeal aile ortamı nasıl olmalıdır? Aile içindeki olumsuzluklar kişiliği nasıl etkilemektedir? Sağlıklı bir kişiliğin gelişebilmesi için bebeklikten başlayarak çocuğun ihtiyaçları nelerdir? Psikolojik destek almak gerekli mi ve hangi durumlarda destek almak düşünülmelidir? Yazımızın devamında cevaplara ulaşabilirsiniz.

Çocuklarda Benlik Gelişimi ve Yaşam Boyu Başarıya Etkisi ve Ebeveyn Tutumları ve Karakter Gelişimine Etkisi yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

Kişilik Gelişimi için Ebeveynle Güvenli Bağ Kurabilmek Oldukça Önemli

0-2 yaş, çocuğun, fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden en hızlı geliştiği dönemdir. Bu dönemde çocuğun sadece fiziksel gereksinimlerinin karşılanması yeterli değildir. Bebek yaşamın ilk iki yılında büyük ölçüde bakımıyla ilgilenen kişiye (çoğunlukla bu kişi anne) bağımlıdır. Dolayısıyla bakım verenle kurulan ilişkinin niteliği bebeğin zihinsel ve duygusal gelişimi için son derece önemlidir.

Anneyle bebek arasında kurulan bağın sağlıklı, bebeğin gelişimini destekleyecek yeterlilikte olmasına güvenli bağlanma denir. Annenin, emzirme ya da besleme tarzı, bebeğiyle kurduğu fiziksel temas ve onu rahatlatma biçimi bu bağın gelişimini destekler. Dolayısıyla çocuğun kişilik gelişimi de sağlıklı yönde ilerler. Annenin bebeğin ihtiyaçlarına duyarlılığı, bebeğe duygusal yakınlığı, yanında olduğu konusunda verdiği güven de oldukça önemlidir.

Bebeğin temel duygusal ve fiziksel ihtiyaçları yeterli ve düzenli şekilde karşılanmadığında kurulan bağın gücü zayıflamaktadır. Bu yetersizlik de güvensiz bağlanmaya neden olmaktadır. Bebek ebeveynine güvenli şekilde bağlanırsa kendi öz değerini ve çevresini algılayış biçimini bu güven üzerinden nitelendirir. Güvenli bağlanan bir bebek kendini değerli, yeterli, güvenilir hissederken çevresine yönelik de benzer anlamlar yükler.

Bebek sevilmeye, bakılmaya değer bir birey olduğunu daha bu dönemden kurduğu ilişkinin niteliğiyle kodlamaya başlar. Güvensiz bağ geliştiren bebek ise kendisinin sevilmeye ve bakılmaya layık olmadığı yanılgısına kapılır. Böyle bir bebek yetersizlik, güvensizlik ve değersizlik duygularıyla yoğrulur. Çevresini de güvenilmez ve tehlikeli olarak kodlar. Yalnızlık duygusu çok daha belirgin hale gelir. Öfke veya öğrenilmiş çaresizlik gelişebilir.

Kişilik Gelişimi Anne Karnında Başlıyor, Yaşamın İlk 6 Yılında Belirginleşiyor! Yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Kişilik Gelişimi Ebeveyn Tutumlarıyla Şekil Alıyor

Ebeveyn tutumları kişiliğin belirlenmesin etkili rol oynuyor. Ebeveynlerin benzer roller sergilemesi ve birbirinden tamamen farklı olması da kişiliğin nasıl şekilleneceğini etkiliyor. Yaygın ebeveyn tutumlarına bakıldığında otoriter tutum, demokratik tutum, mükemmeliyetçi tutum, ihmalkar ve tutarsız tutumlarla karşılaşılabiliyor.

Otoriter tutumda daha çok ebeveyn ceza ve otorite gücüyle evde hakimiyeti sağlıyor. Fiziksel ve duygusal cezalar, sevgiden mahrum bırakma gibi olumsuz yaklaşımlar uygulanabiliyor. Bu ebeveyn tutumunun kişilik gelişimi açısından son derece zedeleyici olduğu klinik araştırmalarca da destekleniyor.

Bir diğer sağlıksız ebeveyn tutumu ise İhmalkar veya tutarsız ebeveyn tutumları. İhmalkar tutumda çocuğun varlığı ve ihtiyaçları sıklıkla göz ardı ediliyor. Dolayısıyla özgüven, öz benlik gelişmiyor. Çocuk fiziksel, duygusal ihtiyaçlarından mahrum ediliyor. Böyle bir aile ortamında güvenli bağ gelişmediği gibi kişi çevresini ve hatta kendisini de güvensiz buluyor.

Mükemmeliyetçi tutumda da yine sağlıksız kişilik özelliklerine yatırım yapıldığını görüyoruz. Mükemmeliyetçi ebeveynler gerçekdışı beklentilerle çocukları yıpratıyor. Sınav ve performansa yönelik kaygılar en çok bu ebeveynlerin çocuklarında görülüyor. Yetersizlik duyguları bu çocuklarda çok daha baskın hale geliyor.

Sağlıklı kişilik gelişimi için ise ihtiyaç duyulan ebeveyn tutumu demokratik-hoşgörülü ebeveyn tutumu. Bu tutumun başarılı ve tutarlı şekilde uygulandığı ailelerde ideal aile ortamı görülüyor. Bu ailelerde çocuk hata yaptığında cezalandırılmıyor. Bunun yerine hatalarından ders çıkarması ve neden sonuç ilişkisi kurması desteklenir.

İyi ve kötü deneyimlerde aile birbirinin yanında oluyor ve birbirine ışık tutuyor. Böyle bir ortamda yetişen çocuğun kişiliği de sağlıklı, dengeli ve tutarlı oluyor. Kendi içinde mutlu, huzurlu ve memnun olan çocuk sosyal çevreyle ilişkisinde ve davranışlarında da uyumlu ve dengeli oluyor. Ebeveyn Tutumları ve Karakter Gelişimine Etkisi ve Kıyaslama ve Rekabet Çocukları Nasıl Etkiliyor? Yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

Ebeveynlerin Problem Çözme Becerileri ve İletişim Stilleri Kişilik Gelişimi Üzerinde Etkili

Aile içi iletişim modelleri ve elbette aile bireylerinin karşılaştıkları problemlere nasıl çözüm ürettiği doğrudan çocuğa rol model oluşturuyor. İdeal aile ortamında iletişim saygı çerçevesinde, suçlama ve hakaret içermeden, duygu ve düşüncelerin paylaşılmasıyla sağlanıyor. Aile bireyleri birbirleriyle iletişim kurarken etkin dinleme yapıyor, empati kuruyor ve ben diliyle konuşuyor. Küsme, trip atma, alaya alma gibi pasif agresif tepkiler kullanılmıyor.

İletişim kazalarına yol açabilecek kelimelerden ve olumsuz beden dilinden uzak duruluyor. İdeal aile ortamında meydana gelebilecek iletişim kazaları, kırgınlıklar veya tartışmalarda aile üyeleri sorunları çözmeye odaklanıyor. Ailede veya sosyal, profesyonel hayat içerisinde karşılaşılan problemlerle nasıl baş edildiği kişilik gelişimi için belirleyici.

Sorunlar konuşarak, medeni şekilde tartışılarak mı hallediliyor yoksa sesler yükseltilip, fiziksel güce mi başvuruluyor? Sorun çözme yöntemi olarak empati mi kurulmaya çalışılıyor yoksa açık arayarak zayıflıklardan faydalanmaya mı çalışılıyor? Aile İçi İletişim Eksikliği Nedenleri ve Sağlıklı Bir Birey Yetiştirebilmek İçin Aile İçi İletişim Nasıl Olmalı? yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Kişilik Gelişimi Tekrar Eden Olumsuz Fiziksel ve Duygusal Yaşantılarla Zedeleniyor

Ailede, faal olarak zaman geçirilen sosyal çevrede maruz kalınan fiziksel, duygusal şiddet karakter gelişimini zedeliyor. Bağırarak iletişim kurmak, vurmak, sevgiden mahrum bırakmak, ceza vermek, ihtiyaçlarını karşılamamak, alay etmek, hakaret etmek bunlara örnek verilebilir. Fiziksel ve duygusal şiddetin hakim olduğu bir aile ortamında ideal aileden bahsetmek mümkün değildir. Bu tarz ortamlarda çocuk ve ebeveyn arasında güvensiz, korkulu bağlanma söz konusudur.

Çocuğun özgüveni, benlik değeri ve özsaygısı gelişmez. Çocuk ebeveyni gibi otoriter gördüğü akranlarından, öğretmenlerinden ve diğer kişilerden de korkar. İçe kapanık, pasif bir kimlik geliştirebileceği gibi olumsuz yaşantıları da modelleyebilir. İsyankar, zarar veren, istek ve ihtiyaçlarını zorla elde eden bir kişilik geliştirebilir. Fiziksel, Duygusal, Sözel Şiddete Maruz Kalmak Çocuğun Dünyasını Nasıl Etkiliyor? Ve Çocuklarda Regresyon ve Nedenleri Yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Ailenin ve Çocuğun Alacağı Psikolojik Destek Kişilik Gelişimi için Destekleyici Olacaktır

Sağlıklı ebeveyn tutumları sergilemek, çocuğunuzun karakter gelişimine daha yapıcı katkı sağlamak için psikolojik destek alabilirsiniz. Aile içi ilişkilerin iyileştirilmesinde, çift ve aile sorunlarının giderilmesinde aile danışmanlığından faydalanabilirsiniz. Ayrıca okul, bölüm, meslek seçmeden önce karakter gelişimi ve karakter analizi hakkında bilgi edinmek de oldukça önemli. Meslek veya alan/bölüm seçimi yapmadan önce çocuğunuzun kişilik testine katılmasını sağlayabilirsiniz.

Aba psikoloji uzman kadrosu her yaştan danışanına akademik ve mesleki danışmanlık sunuyor. Stratejik yetenek yönetimi çalışmamız ile kariyerinizi size en uygun şekilde planlıyoruz. Ayrıca uyguladığımız IQ, EQ, dikkat, algı, yetenek ve kişilik testleriyle çocuk, genç ve yetişkin danışanlarımızın potansiyellerini keşfediyoruz. Oyun Terapisi Nedir? Çocuk ve Aileler için Faydaları yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Kişilik gelişimi ve testleriyle ilgili bilgi almak veya diğer psikolojik hizmetlerimizden faydalanmak isterseniz bize ulaşabilirsiniz. Kişilik Özelliklerine Göre Meslek Seçimi Yapmak ve “Çocuğumu Hangi Uzmana Götürmeliyim?” Pedagog, Çocuk Psikoloğu ve Çocuk Psikiyatristi Kimdir? Yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

Read More

Psikolojik destek yaşamın her evresinde her bireyin edinmesi gereken oldukça önemli bir hizmet. Nasıl ki barınma, beslenme, dinlenme gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılıyorsak ruhsal ihtiyaçlarımızın da karşılanması gerekiyor. İnsanoğlu gündelik yaşam içerisinde pek çok psikolojik etkenle bir arada yaşıyor. Özellikle metropollerde maruz kalınan psikolojik uyaranlar çok daha fazla.

Ekonomik güçlükler, trafik, işsizlik, şiddet, iletişim aksaklıkları, travmatik olaylar, kazalar, saldırılan, hastalıklar insanları olumsuz etkiliyor. Pek çok olumsuz etkene doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalıyoruz. Sosyal medya, televizyon gibi kaynaklar da global düzeyde pek çok olumsuzluğa maruz kalmamıza neden oluyor. Bugün bulunduğumuz noktadan dünyanın bir başka ucunda gerçekleşmiş bir olaydan etkilenebiliyoruz. Dolayısıyla psikolojik destek ihtiyaçlarımız da artıyor.

Gelişmekte olan ülkelerde psikolojik hizmetlere yapılan başvurular ikinci plana atılsa da gelişmiş ülkelerde durum çok farklı. Kişisel yaşam, akademik başarı ve kariyer gelişiminden başlayarak pek çok alan ve konuda insanlar psikolojik hizmetlere başvuruyor. Bu sayede sorunlar kronikleşmeden veya performansı ketlemeden ihtiyaç duyulan önlemler alınmış oluyor.

Gelişmekte olan ülkelerde ise psikolojik kaynaklara erişmek zahmetli ve oldukça maliyetli. Yüksek maliyetler psikolojik hizmetlere başvuruların gecikmesine neden oluyor. Pek çok birey kendini ifade edebilmek ve dinlenebilmek için bir uzmanla konuşmak istiyor. Konuşmak, objektif ve yargısız bir yaklaşımla dinleniyor olmak kişiye kendini iyi ve güvende hissettiriyor.

Artan önemine ve duyulan ihtiyaca rağmen psikolojik hizmetlerle ilgili önyargılar da hala devam ediyor. Psikolojik destek başvuruları çoğunlukla destek ihtiyacı kaçınılmaz hale geldiğinde yapılıyor. Psikolojik desteğe başvuran bireyler belki yıllardır baş etmeye çalıştıkları yaşantısal problemleri destek sayesinde kısa sürede atlatmak istiyor. Oysa yıllarca ötelenmiş bir ihtiyacın istenilen düzeyde karşılanabilmesi de zaman gerektiriyor.

Zamanında destek alınması ise sorunlar oluşmadan önleyici müdahale sağlıyor. Bu açıdan psikolojik danışmanlık hem önleyici hem de iyileştirici rol oynuyor. Peki ne zaman bir uzmanla görüşülmeli? Destek ihtiyacı olduğunda hangi birimlerle görüşülmeli? Uzman seçerken nelere dikkat edilmeli? Yazımızın devamında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Psikolojik Destek Hangi Durumlarda Alınabilir?

Psikolojik hizmetlere başvurmak için spesifik bir problem yaşıyor olmaya gerek yok. Duygu, düşünce ve bunların etki ettiği davranışlar üzerine konuşmak için de destek aranabilir. Ancak çoğunlukla destek talebi psikolojik sorunlar kaçınılmaz bir hal aldığında yapılır. Kimi zaman bu belirtiler kişinin kendisini rahatsız eder. Kimi zamansa belirtiler çevre tarafından fark edilir ve kişi bir uzmana yönlendirilir.

Bazen hem kişi hem de çevre durumun farkındadır. Kimi bireyler psikolojik hizmetlerden destek almakta son derece gönüllüdür, kimi bireylerse bu ihtiyacı göz ardı etmektedir. Durum hangisi olursa olsun destek alacak kişinin psikolojik destek almaya gönüllü olması tedaviyi olumlu etkilemektedir.

Depresyon, anksiyete, fobi, mani, dikkat eksikliği, travma, yas, boşanma gibi psikolojik problemlerde profesyonel destek alınmaktadır. Ancak psikolojik desteğe ihtiyaç duyulan çoğu problem erken müdahale ile önlenebilmektedir. Eğitimde, öğretimde, kariyer gelişiminde, iletişim ve sosyal becerilerde de psikolojik hizmetlerden faydalanılabilmektedir.

Destek Alınabilecek Durumlar

  • Anne karnından başlayarak bebek ve çocuk psikolojisi için hamileler, baba adayları ve ebeveynler psikolojik destek alabilir,
  • Evlilik, boşanma, çocuk sahibi olma, okul seçme, kariyer belirleme, iş değiştirme gibi önemli süreçlerde de destek alınabilir,
  • Kişilerarası anlaşmazlıklarda özellikle çiftler ve aileler iletişim ve problem çözme tekniklerine yönelik destek alabilir,
  • Akademik ve profesyonel kariyere yönelik destek alınabilir,
  • Afet, kaza, savaş, saldırı, terör ve benzeri travmatik yaşantılara maruz kalan kişiler destek alabilir,
  • Alt ıslatma, 2 yaş sendromu, tuvalet eğitimi, kardeş kıskançlığı gibi çocukluk çağı problemlerinde destek alınabilir,
  • Bireyin yaşam kalitesini düşüren, işlevselliğini azaltan konularda destek alınabilir (performans kaygısı, sosyal fobi, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk gibi)
  • Akran zorbalığı
  • Ergenlik çağı sorunları
  • Yaşlılık psikolojisi
  • Özel bakım gerektiren bireyler ve yakınları
  • Cinsel kimlik
  • Cinsel problemler (vajinismus, erken boşalma gibi)
  • Dikkat dağınıklığı, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü
  • Yeme bozuklukları
  • İstismar ve ihmal
  • Adli süreçler
  • Stres
  • Kaygılar ve fobiler
  • Bunalım, intihar düşünceleri
  • Davranım bozuklukları
  • Alkol, madde bağımlılığı
  • Temel güven ve bağlanma problemleri ve benzeri pek çok konuda psikolojik destek

Kimlik arayışı, karakter analizi, performans artırma, hedef belirleme, zaman yönetimi, motivasyon ve benzeri durumlarda da destek talep edilebilir.

Psikolojik Destek Almak için Ne Zaman Bir Uzmanla Görüşülmeli?

Psikolojik açıdan destek sunabilecek bir uzmanla görüşmek için psikolojik problemler yaşamaya gerek yok. Zamanında ve düzenli şekilde alınan destek bireylerin kişisel, akademik, profesyonel ve sosyal hayatlarına verim sağlıyor.

Böylece gündelik stres nedeniyle yaşadığımız fiziksel gerginlik, iletişim kazaları gibi olumsuz sonuçlarla baş etmek kolaylaşıyor. Çözüm odaklı düşünce gelişiyor, düzenli destek aynı zamanda kişiye kendi psikolojik danışmanı olabilme ayrıcalığını sunuyor. Bireyler aldıkları destek sürecinde öğrendikleri ve uyguladıkları teknikleri yaşam boyu karşılaştıkları sorunların çözümünde kullanabilir hale geliyor.

Psikolojik destek için bir psikolog, psikolojik danışman, pedagog veya psikiyatri uzmanıyla görüşmeye ihtiyaç duyduğunuz her an başvurabilirsiniz. Başvurmak için sadece sorun yaşıyor olmaya da gerek yok. Kimi zaman kronikleşen problemlerimizi bir problem olarak görmeyi bırakırız. Veya yaşadığımız performans kayıplarının nedenleri psikolojik sorunlarımızken sorunları farklı kaynaklarda ararız.

Örneğin pek çok uyku probleminin nedeni psikolojiktir. Çok uyumak veya uyuyamamak fizyolojik bir probleme bağlı oluşabileceği gibi psikolojik temelli de olabilir. Diş gıcırdatma, kolayca öfkelenme, ağlama, bağırma, kilo alma veya verme psikolojik bir sorunun belirtisi olabilir. Destek almak için işlerin çıkmaza girmesini beklemek sorunun daha kompleks bir hale gelmesine ve kişilerin olumsuz etkilenmesine neden olur.

Boşanma sürecinde destek almak yerine evlilikteki problemler fark edildiğinde destek almak çok daha işlevsel olmaktadır. Bu nedenle baş etmekte zorluk yaşanan, kişinin bireysel ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyen her konuda destek alınabilir.

Psikolojik Destek Nasıl Alınır?

Çoğunlukla psikolojik görüşmeler yüz yüze yapılmaktadır. Ancak özellikle pandemiyle birlikte online danışmanlık da son derece yaygın hale gelmiştir. Psikolojik hizmetten faydalanacak kişilere danışan, hizmeti sunacak kişiye ise danışman denilmektedir. Psikolog, pedagog, psikiyatrist başvurulabilecek psikolojik kaynakların bir kısmıdır. Psikolojik hizmetler de kendi içerisinde ayrışmaktadır. Psikolojik danışmanlık daha kısa süreliyken psikoterapi çok daha uzun sürmektedir.

Kimi durumlarda psikolojik desteğe uzman görüşüyle ilaç tedavisi de eklenmektedir. Danışman psikiyatrist ise ilaç düzenlemesi yapabilmektedir. Ancak görüşmeyi sürdüren kişi psikolog, pedagog veya psikolojik danışman ise psikiyatrik yönlendirme yapılması gerekmektedir. İlerlemiş, kendisine ve çevresine zarar veren, gerçeklik algısı kaybolmuş, oto kontrol kullanamayan bireylerde kimi durumlarda hastaneye yatış yapılabilmektedir.

Psikolojik destek yüz yüze ve online görüşmelerin dışında telefon veya mesajlaşma şeklinde de alınabilmektedir. Ancak bu iki görüşme türünün işlevselliği ve güvenirliği tartışılmaktadır. Görüşmeler ortalama 60 dakika sürmektedir. Kullanılacak tedavi yöntemi ve danışanın ihtiyacına göre görüşme sıklığı belirlenmektedir. Kimi zaman haftada bir veya iki görüşme yapılabilmektedir.

Görüşme sıklıkları 10 günde bir ve takip eden seanslarda ayda bir şeklinde de devam edebilmektedir. Çoğunlukla görüşme sıklığı ve süresi uzman tarafından danışana aktarılmaktadır.

Destek alan bireyler için mahremiyet ve güven ilişkisi son derece önemlidir. Bu nedenle danışman veya terapistin danışanla güvene dayalı bağ kurması gerekir. Danışanın görüşme içerisinde paylaştığı her şey onun özelidir ve danışanla danışman arasında kalmalıdır. Eğer danışanın paylaştığı vaka başka bir uzmanla paylaşılacaksa mutlaka danışandan yazılı onay alınmalıdır.

Psikolojik Destek Almak için Uzman Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Destek almaya karar vermek kadar doğru kaynağı belirleyebilmek de önemli. Çoğunlukla psikolojik problemler için ilk başvurular psikiyatri kliniklerine yapılıyor. Bunun bir nedeni danışanların ilaç desteğiyle psikolojik sorunların fiziksel sorunlar gibi çözüleceğini umut ediyor olmalarıdır. Bir diğer nedeni ise psikiyatrik hizmetlere hastanelerde erişimin çok daha kolay olmasıdır. Ancak psikiyatrinin destek olacağı konularla bir psikoloğun veya pedagogun vereceği destek farklıdır.

Tıpkı tıbbi birimlerdeki farklılıklar gibi psikolojik kaynaklarda da farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin; iç hastalıkları uzmanı da tıp mezunudur, kulak burun boğaz doktoru da. Ancak ikisinin de uzmanlıkları birbirinden farklıdır ve fikir sahibi olsalar da birbirlerinin uzmanlık alanlarına girmezler. Psikolojik destek alırken de benzer bir süreç yer almaktadır. Her psikolog her psikolojik sorunla çalışamamaktadır.

Çocuk, ergen, yetişkin, çift, aile, cinsel terapi, spor psikolojisi gibi pek çok ayrı çalışma alanı bulunmaktadır. Bir uzman sadece boşanma süreciyle ilgileniyorken başka biri sadece çocukluk çağı sorunlarıyla ilgileniyor olabilir. Psikiyatri biriminden destek alırken de benzer ayrışmalar görülmektedir.

Çocuk, ergen ve yetişkin psikiyatrisi olarak ayrışabilmektedir. Ayrıca her psikiyatrist, psikolog veya pedagog terapist değildir. Ancak her uzman birbirinin çalışma alanıyla ilgili az da olsa fikir sahibidir. Dolayısıyla doğru kaynağa yönlendirmek için ilk değerlendirme sonrası sizinle bilgi paylaşabilir.

Psikolojik destek almaya karar verildiğinde mutlaka öncesinde görüşülecek kişiden ön bilgi alınmalıdır. Başvuru nedeni paylaşılıp, görüşülecek kişinin bu konuda uzman olup olmadığı araştırılmalıdır. Yapılan bu ön görüşme sayesinde hem zaman hem de maliyetten kazanç elde edilmiş olacaktır.

Üstelik yapılan hatalı seçimler kişinin kendisini tekrar tekrar anlatmasına neden olabilmektedir. Bu ise motivasyonu kırmakta ve çaresizlik hissini beslemektedir. Danışanlar sorunlarının çözümsüz olduğunu düşünebilmekte veya psikolojik hizmetlerin kalitesine olan güvenini kaybedebilmektedir.

Psikolojik hizmetlerden verim alabilmek için danışmanın yetkin ve yetkili olması kadar danışman ve danışan arasındaki uyum da önemlidir. Güven ve uyum ise terapi sürecinin verimini doğrudan etkileyen unsurlardır. “Çocuğumu Hangi Uzmana Götürmeliyim?” Pedagog, Çocuk Psikoloğu ve Çocuk Psikiyatristi Kimdir? Yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Psikolojik Destek ve Kariyer Danışmanlığı İçin Aba Psikoloji İle İletişime Geçebilirsiniz

Aba psikoloji ailesi uzman kadrosu ile her yaştan bireyle profesyonel şekilde çalışmaktadır. Gelişim değerlendirmeleri, kişilik ve yetenek testleri, dikkat ve algı testleri, IQ ve EQ testleri ile çocuk, genç ve yetişkinlerin yeteneklerini keşfediyoruz. Kariyer planlama, hedef belirleme, kariyer değişikliği, sınava psikolojik hazırlık ve performansa yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Çocukluk çağı problemleriyle çalışıyoruz.  Bu problemlerin karakter gelişimini, sosyal, akademik ve profesyonel hayatı olumsuz etkilememesini hedefliyoruz. Gençlerle çalışıyor ergenlik çağı problemlerinin aynı şekilde akademik ve profesyonel yaşamdaki performansı olumsuz etkilememesi için destek oluyoruz. Aile desteğinin önemini biliyor ve ailelerle de bu süreçte çalışıyoruz. Sosyal beceri ve iletişim üzerine de çalışmalar yapıyoruz.

Psikolojik destek dışında stratejik yetenek yönetimi ile kariyer danışmanlığı hizmeti de sunuyoruz. Siz de destek arayışındaysanız ön bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bizi Youtube hesaplarımızdan da takip edebilir, her hafta düzenli paylaştığımız içeriklerimizi izleyebilirsiniz.

Read More

Nefes egzersizleri düzenli ve yeterli şekilde yapıldığında stresle baş etmeyi, kaygıyı azaltmayı ve daha sağlıklı düşünmeyi kolaylaştırıyor. Egzersizler doğru yapıldığında fiziksel yakınmalarda ve psikolojik rahatsızlıkların semptomlarında da azalmalar görülüyor. Kronik yorgunluk, baş ağrısı, migren, strese bağlı kas ağrıları gibi fiziksel yakınmalar düşüyor. Uyku bozuklukları, kaygı, stres, öfke, anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde de oldukça olumlu sonuçlar alınabiliyor.

Nefesin doğru kullanımı spordan sanata pek çok alanda işlevselliği ve verimliliği artırıyor. Egzersizler etkili konuşma ve diksiyondan, vücudu dengede tutmaya, sesi doğru kullanmaya ve sakinleşmeye yardım ediyor. Ses sanatçıları, sporcular, tiyatrocular, spikerler, komedyenler, seslendirme sanatçıları, eğitmenler doğru nefes egzersizleriyle mesleki verimliliği artırıyor.

Öğrencilerin katıldığı sınav sayısı ve sınavların önemi yıldan yıla artıyor. İyi bir lise eğitimi için girilen LGS veya hayallerindeki üniversite için hazırlandıkları YKS gibi. Yurtdışı eğitim hayali olanlar veya İngilizce yeterliliklerini ispat etmek isteyenler için TOEFL, AP, IB sınavları var. Dolayısıyla özellikle ortaokul itibariyle öğrencilerin sınav maratonu başlıyor. Bu maratonda rekabet oldukça yüksek.

Rekabet kadar okulların beklentilerini karşılamak da kolay değil. Üstelik sınava hazırlanmak kadar doğru seçimleri yapmak da önemli. Çünkü sınava hazırlık süreci sadece girilen sınavdan başarılı olmayı gerektirmiyor. Aynı zamanda bir ömür boyu sürdürülecek mesleğin de seçilmesi ve bu meslek için en iyi eğitimleri veren okulların hedeflenmesi gerekiyor.

Bu karar çoğunlukla lise yıllarında veriliyor gibi görünse de aslında doğru lisenin tercih edilmesi de kariyeri etkiliyor. Öğrencilerin sırtındaki yükse oldukça ağır. Okul başarısını artırmak ve sürdürmek, doğru seçimler yapmak, sınava hazırlanmak, yetişkinliğe hazırlanmak gibi sorumlulukları var. Yeterli aile ve okul desteği olmadığında veya öğrenci gerçekdışı beklentilere maruz kaldığındaysa sınav stresi başlıyor.

Yazımızın devamında nefes egzersizlerine neden ihtiyaç duyarız? Nefes çalışmaları nasıl yapılır? sınava hazırlanırken nefes çalışmalarının sağladığı avantajlar nelerdir? Sınav stresinden kurtulmak için hangi nefes çalışmaları denenebilir? Bulabilirsiniz.

Nefes Egzersizlerine Neden İhtiyacımız Var?

Dünyaya geldiğimizde yaptığımız ilk eylem nefes almaktır. Kimse bir bebeğe nasıl nefes alması gerektiğini öğretmez. Bebek nefes alma eylemini içgüdüsel olarak doğru yapar. Bebek burundan aldığı nefesle karnını şişirir, işte bu nefes doğru nefestir. Ancak büyüdükçe yaşam ortamımız, çevremiz değişir, gelişir ve davranışlarımızda da değişiklikler gerçekleşir.

Çevremizdeki stres faktörleri, büyük şehirlerdeki yaşam koşulları, kirli hava gibi faktörler doğal nefesin unutulmasını tetikler. Zaman içerisinde burundan alınan nefes yerini ağızdan alınan kısa nefeslere bırakır. Dolayısıyla nefesin biyoritmi bozulur. Hatalı nefes sonucu akciğerler tam performansla çalışmaz ve kan damarları daralır. Kan damarlarının daralması sonucu kandaki oksijen azalır. Kandaki yetersiz oksijen organlara ve beyne yeterli oksijenin taşınamamasına neden olur.

Yetersiz oksijen sonucu sempatik sistem uyarılır ve tehlike varmışçasına savaş/kaç sistemi devreye girer. Bu da nabzı yükseltir, terleme artar, göz bebekleri büyür, ağız kurur, fiziksel gerginlik açığa çıkar. Ayrıca beden yeterince dinlenemez, kronik yorgunluk, baş ağrısı, sindirim bozuklukları açığa çıkar. Uyku bozuklukları da görülmeye başlar. Bu nedenle büyüdükçe unuttuğumuz sağlıklı ve doğal nefes akışının yeniden öğrenilmesi gerekmektedir.

Nefes egzersizleri de bireylerin doğru nefesi öğrenmesini desteklemektedir. Şu an basit bir kontrolle doğru nefes alıp alamadığınızı kontrol edebilirsiniz. Nefesinize odaklandığınızda ağzınızdan mı burnunuzdan mı nefes alıyorsunuz? Nefes alırken karnınız mı şişiyor yoksa göğüsünüz mü? Otururken veya bir işle meşgul olurken, fiziksel efor harcarken de bu şekilde mi nefes alıyorsunuz?

Kısa bir kontrolle nefes alışkanlığınızı değerlendirebilirsiniz. Doğru nefes burundan alınmalı ve nefes karnın şişmesini sağlamalıdır.

Sınav Stresini Yenmek için Nefes Egzersizleri Nasıl Yapılır?

Nefes çalışmalarının nasıl yapıldığını öğrenene kadar disiplinli ve düzenli tekrarlar yapmak gerekiyor. Böylece hem egzersiz rutini kazanılmış oluyor hem de vücut doğru nefes kullanımını öğrenmiş ve bunu talep eder hale geliyor. Hangi nefes çalışmalarının sizin için uygun ve faydalı olduğunu bulmaksa deneme yanılma yoluyla tespit ediliyor.

Nefes egzersizi yaparken özel bir alana veya ekipman kullanmaya ihtiyaç duyulmuyor. Dilediğiniz yerde, dilediğiniz zaman nefes çalışması yapabilirsiniz. Nefes egzersizlerinden verim alabilmeniz için yeterli oksijenin olduğu ve dikkatinizi dağıtacak faktörlerin olmadığı ortamları tercih edebilirsiniz. Sabah yataktan kalkar kalkmaz, gece uyumadan önce, işe veya okula gitmek için evden çıkmadan önce yapabilirsiniz. Sadece ev ortamında da yapmak zorunda değilsiniz.

İş yerinizde, okulda, kursta, sosyal bir etkinlik arasında, parkta, bahçede, deniz kenarında da yapabilirsiniz. Herhangi mekan sınırlaması bulunmadan nerede ihtiyaç duyuyor ve daha çok verim alacağınızı düşünüyorsanız orada yapabilirsiniz.

Yeterli pratiği ve alışkanlığı kazandığınızda stresli ortamlarda ve kaygı veren deneyimlerden önce de yapabilirsiniz. Sınava katılmak da pek çok öğrenci için stresli ve kaygı uyandıran bir deneyimdir. Deneme sınavları dahi öğrencilerin stres ve kaygıyla baş etmelerini zorlaştırabilmektedir. Pek çok psikolojik danışman ise stres ve kaygıyla baş etmede nefes egzersizlerini kullanır. Egzersizleri yaparken ayakta, oturur veya uzanır pozisyonda olabilirsiniz.

Dik pozisyonda olmak nefes çalışmasının daha rahat yapılabilmesini sağlamaktadır. Nefes alırken yavaş, sakin ve telaşsız olmak, nefesler arasında duraksamak gerekmektedir. Yoga ve pilates gibi egzersizlerde de nefes çalışmaları yapılmaktadır. Böylece duruş ve hareketlerin verimliliği artmaktadır. Meditasyonda da nefes egzersizine yer verilmektedir.

Sınav dönemlerine ek olarak önemli bir sunum, mülakat, konuşma veya sahne deneyimi öncesinde de kullanabilirsiniz. Nefes çalışmaları sosyal anksiyete, sahne korkusu, performans kaygısı gibi pek çok problemin tedavisinde de kullanılmaktadır.

Sınava Hazırlanırken Nefes Egzersizleri Yapmanın Avantajları Nelerdir

Sınava hazırlık süreci çoğu öğrenci için zorlu bir dönemdir. Öğrenciler bu dönemde hem başarılı olmayı arzular hem de çevrelerinin kendileriyle ilgili beklentilerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Özellikle performanslarını ölçen deneme sınavlarına girerken asıl sınavı prova eder ve benzer stres belirtileri gösterirler. Stres belli bir düzeyde başarıyı desteklemektedir. Ancak stres üzerindeki özdenetim kaybedildikçe performans sonuçları da düşmeye başlar.

Stres, odaklanmayı ve dikkati sürdürmeyi zorlaştırır ve olumsuz düşüncelerin açığa çıkmasına neden olur. Bu da okuduğunu anlamayı zorlaştırır. Basit okuma ve işlem hataları nedeniyle hatalı soru oranları yükselir. Zaman yönetimi zorlaşır. Stres giderek artarak kişinin tüm işlevselliğini bozar ve sınav üzerinde oto kontrol kazanmak zorlaşır. Nefes egzersizlerini düzenli olarak uygulamak ise öğrencinin sınav anında elini güçlendirir.

Nefes çalışmaları yapan öğrenci sınav anında çok daha kolay egzersiz pozisyonuna geçebilir. Çok daha kolay odaklanır ve sakinleşir. Terleme, yükselen nabız, solunumdaki bozukluklar, zihindeki karmaşa normal seviyelere iner. Öğrenci yeniden gücün ve kontrolün kendisinde olduğunu fark ederek sorulara geri döner. Zamanı daha verimli kullanır, hata olasılıklarını minimuma indirir.

Zamanı verimli kullandığı için zorlandığı veya emin olamadığı sorulara sınav sonunda tekrar geri dönebilir. Nefes egzersizi sayesinde zihne gelen olumsuz düşüncelerle de daha kolay başa çıkabilir. Böylece fiziksel semptomlar sağlıklı düzeye inerken, bilişsel ve duygusal çalkantı da kontrol altına alınmış olur.

Sınav Stresinden Kurtulmak için Hangi Nefes Egzersizleri Yapılabilir

Sınava hazırlık sürecinde ve sınav esnasında uygulanabilecek pek çok nefes çalışması bulunmaktadır. Ancak burada doğru egzersizlerin belirlenmesi kişisel beklenti ve tercihlere göre değişiklik göstermektedir. Egzersize ayrılmak istenen süre, egzersizin türü ve kişinin aldığı verim seçimleri belirlemektedir. Sınava hazırlık sürecinde aşağıda paylaşacağımız nefes tekniklerinden sizin için uygun olanı tercih edebilirsiniz.

Düzenli olarak bir egzersizi yapabileceğiniz gibi birden fazla egzersiz üzerinde de çalışabilirsiniz.

4-7-8 Nefes Egzersizi

En sık kullanılan ve etkili sonuçlar alınan nefes egzersizlerinden biri 4-7-8 egzersizidir. Diğer bir adıyla rahatlatıcı nefes egzersizi olarak da bilinmektedir. Bu egzersizi yaparken aşağıdaki adımları uygulamanız beklenmektedir.

  • Dilinizi üst dişlerinizin arkasına yerleştirin. Nefes egzersizi boyunca diliniz orada kalmalı.
  • Ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak nefes verin.
  • Ağzınızı kapatın. İçinizden 4’e kadar sayarak burnunuzdan nefes alın.
  • 7 saniye boyunca nefesinizi tutun.
  • 8’e kadar sayarak ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak nefesinizi boşaltın.

Adımları uyguladığınızda bir nefes döngüsünü tamamlamış olacaksınız. Bu uygulamayı peş peşe 4 kereden fazla yapmamalısınız. Egzersizi öğrenirken gün içerisinde iki farklı zamanda egzersizi uygulayabilirsiniz. Zamanla vücudunuzun da müsaade ettiği ölçüde egzersiz sayısını artırabilirsiniz.

Kelebek Uçurma Nefes Egzersizi

Bu egzersizi yaparken rahat olacağınız bir pozisyon almalısınız. Tüm nefes egzersizlerinde olduğu gibi omurganızı dik tutmanız egzersizden alacağınız verimi artıracaktır. Sessiz, sakin bir ortam odaklanmanıza destek olur. Gözlerinizi kapatıp elinize bir kelebek konduğunu hayal edin. Onu incitmek istemiyor ama uçmasına da yardımcı olmak istiyorsunuz. Nasıl yardım edebilirsiniz? Derin bir nefes alıp aldığınız bu güçlü nefesi hızlıca kelebeğe üfleyerek mi?

Muhtemelen bu kararınız kelebeğin zarar görmesine neden olacaktır. Bunun yerine burnunuzdan 7 saniyede alacağınız nefesi 6 saniye sürecek şekilde ağzınızdan bırakmanız gerekiyor. Nefes verirken sakin ve nazikçe vermelisiniz. Tıpkı avucunuzdaki bir kelebeğin uçmasına yardımcı olmak için usulca nefesinizi üflemeniz gibi. Günün her saati ve istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz. Ancak peş peşe 5 kereden fazla tekrar etmemelisiniz.

Sayarak Nefes Artırma Egzersizi

Bu egzersizi yaparken omurga düz ve baş hafifçe ileriye eğik olarak rahat bir pozisyonda oturulmalıdır. Gözlerin kapalı olması nefes egzersizlerine odaklanmayı kolaylaştıracaktır. Egzersize başlarken birkaç derin nefes alınır ve müdahale etmeden kendi ritminde geri verilir. Nefes alışverişinizde bir derinlik ve ritim kazandıktan sonra egzersiz aşamasına geçilir.

  • Nefesinizi kendi kendinize sayarak verin. İlk nefesi verirken “bir”, ikinci nefeste “iki”, “üç” şeklinde beşe kadar gidin.
  • Sonra yeni bir döngü başlatın, bir sonraki nefes verişinizde “bir” sayın.

“8”, “12”, hatta “19”a kadar çıktığınızda dikkatinizin de yükseldiğini fark edeceksiniz. Burada amaç nefesinize ve kaçıncı nefeste olduğunuza odaklanmanız. Bu çalışmayı 10 dakika boyunca sürdürün. Sınav sırasında çok daha kısa olacak şekilde uygulanmalı.

Ayrıca pandemi koşulları nedeniyle bu yıl da sınava maskeyle katılma zorunluluğu var. Sınav süresince maskenin sizi rahatsız etmesini ve dikkatinizi dağıtmasını istemezsiniz.  Bugünden itibaren her gün maskeyle soru çözebilir, deneme yapabilir, günde 1 saat maskeyle çalışabilirsiniz. Böylece sınav gününü daha rahat geçirebilirsiniz. Nefes çalışmalarına henüz başlamadıysanız bugünden itibaren başlamanız sınava kadar rutin kazanmanızı sağlayacaktır.

Nefes Egzersizleri Stres ve Kaygı ile Başa Çıkmayı Kolaylaştırmıyorsa Profesyonel Destek Alabilirsiniz

Nefes çalışmaları düzenli olarak uyguladığınızda dikkat sürenizin uzadığını, fiziksel ve psikolojik yakınmalarınızın azaldığını fark edeceksiniz. Daha dinç uyanacak, geceleri daha kolay uyuyacaksınız. Bilgilerinizi hatırlamanız ve yeni bilgiler edinmeniz de kolaylaşacak. Stresinizi ve kaygınızı sağlıklı düzeylere indirmenize de çokça faydası olacak. Ancak kimi durumlarda sadece nefes egzersizlerini yapmak olumsuz düşüncelerle başa çıkmaya yeterli gelmeyebilir.

Düşünceleriniz üzerindeki otokontrolü yitirdiğinizde ise nefes çalışmalarıyla sakinleşmeniz zorlaşabilir. Eğer bir süredir bu önerilerimizi deniyor ama fayda alamıyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz. Sınava sayılı haftalar varken kalan sürenizi verimli kullanarak bir uzmanla görüşebilirsiniz.

Aba psikoloji uzman kadrosu her yaştan danışanına akademik ve mesleki danışmanlık sunuyor. Stratejik yetenek yönetimi çalışmamız ile kariyerinizi size en uygun şekilde planlıyoruz. Ayrıca uyguladığımız IQ, EQ, dikkat, algı, yetenek ve kişilik testleriyle çocuk, genç ve yetişkin danışanlarımızın potansiyellerini keşfediyoruz. Nefes egzersizlerinin dışında da kaygılarınız üzerine çalışmak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Read More

Kişisel gelişim son yıllarda en az mesleki gelişim ve tecrübe kadar önemli hale geldi. Özellikle 4. Sanayi devrimi yani endüstri 4.0 bireylerin kişisel olarak da gelişim alanlarına yatırım yapmasını önemli kıldı. Endüstri devrimi sonucunda pek çok iş kolu ufak cihazlarla, akıllı sistemlerle sürdürülebilir hale geldi. İnsan gücünün yerini robotlar, sanal sistemler almaya başladı.

Fabrikaların ve firmaların otomasyon sistemlerine yönelmesi iş gücü ihtiyacını azalttı. Artan nüfus ve buna karşı azalan iş gücü bireysel gelişimi zorunlu hale getirdi. Geleneksel yöntemler yerini sürekli yenilenmeye ve gelişime bıraktı. Artık çok yönlü olmak, değişime ayak uydurabilmek, çözüm odaklılık ve yaratıcılık sistemin parçası olabilmeyi sağlıyor. Bunu başaramayanlar ise sistemin dışında kalıyor.

Bugüne kadar bir iş tutturanlar, kariyerinde bir şekilde yer elde edenler mevcut düzende devam ediyor. Ancak gelecek yıllarda kariyer planı yapacak olanlar için sisteme dahil olabilmenin şartları çok daha fazla. İyi bir üniversite okumak, doğru mesleği seçmek iş bulmaya veya başarılı olmaya yetmeyecek. Kişisel gelişim adaylar arasında belirleyici kriter olacak.

Günümüzde artık herkes üniversite okuyor ve hatta yüksek lisans yapıyor. Yan dal, çift ana dal, doktora yapmak da oldukça yaygın. Yabancı dilin önemi artık çok daha fazla biliniyor ve bu alanda da gençler kendilerini geliştiriyor. Bilgisayar, internet kullanmayan, teknolojiyi takip etmeyen genç neredeyse yok. Eski kuşaklar için daktilo bilen, liseyi bitiren herkes çok iyi yerlere gelebiliyordu.

Şimdiyse iş verenlerin beklentileri çok daha yüksek. Çünkü globalleşmeyle birlikte hepimiz dünya insanı haline geldik ve dünya çapında bir rekabet içerisindeyiz. Yurtdışında istihdam fırsatları bulabildiğimiz gibi yurtdışındakilere de istihdam fırsatını tanıyoruz. Bu da pastayı büyüttüğü gibi pastadan pay alacak rakiplerimizin miktarını da artırıyor.

Peki rekabette öne geçebilmek ve başarıyla yükselebilmek için ne gerekiyor? İşte bu noktada işverenler meslek dışı bireysel gelişimine de yatırım yapan çalışanlarla el sıkışmak istiyor. Ekiplerine dahil edecekleri kişilerin bir makineden veya sistemden farklı olarak rol alabilmesini istiyor.

Kişisel Gelişim Nedir?

Kişisel gelişim kişilerin rutin çalışma alanları ve sorumlulukları dışında ilgilendikleri eğitim, etkinlik, performans alanlarından edindikleridir. Gelir elde etme amacı olmaksızın yapılan, keyif alınan uğraşlar olarak da değerlendirilebilir. Bu kişisel faaliyetlerle bireylerin boş zamanlarını değerlendirmesi; duygusal, bilişsel, sosyal ve davranışsal becerilerini geliştirmesi amaçlanır.

Gelişimi destekleyen faaliyetler kulüplere katılmak, spor, dans, sanatla ilgilenmek, dijital içerik üretmek, fotoğrafçılık gibi örneklendirilebilir. Bu etkinlikler aracılığı ile bireyler boş zamanlarını verimli geçirmekle kalmaz farklı kazanımlar da elde ederler. En başta sosyal ilişkilerini ve iletişim becerilerini geliştirir, network elde ederler. Kişisel uğraşları sayesinde zamanı verimli kullanma, çok yönlü düşünme gibi iş hayatına etki edecek kazanımlar da elde ederler.

Dikkat Çeken Bir Cv için Kişisel ve Mesleki Gelişim Önerileri ve Etkili İletişim Becerileri Kariyer Gelişimini Etkiliyor yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

Başarılı Bir Kariyer için Kişisel Gelişim Neden Önemli?

Pek çok aday kişisel faaliyet alanlarına yönelik ilgi ve becerilerine özgeçmişlerinde yer vermek istemez. Kimisi bunu kişisel alanıyla ilgili gereğinden fazla bilgi vermek gibi düşünebilir. Kimisi ise mesleğiyle ilişkili olmadığını düşünerek alakasız bulabilir. Ancak kişinin iş dışı zamanlarını geçirdiği bu bireysel faaliyetler iş verene adayla ilgili önemli bilgiler verir.

Çok yönlü olmak, yaratıcılık, üretkenlik, çalışkanlık, verimli zaman yönetimi, iletişim becerileri, uyum bunlardan sadece bazılarıdır. İş verenin önüne her gün benzer niteliklerde pek çok özgeçmiş gelir. Benzer üniversiteler, benzer bölümler ve iş tecrübeleri. İş verenin adaylara yönelik özgeçmişte yazan bilgilerden başka bilgisi ve referansı yoktur. Yani iş veren sizi özgeçmişinde yer verdiğiniz bilgiler kadar tanımaktadırlar.

İş verenin adaylar arasında seçimi kolaylaştıracak daha öznel bilgilere erişmeye ihtiyacı vardır. Hobileriniz, katıldığınız kurslar, kulüp üyelikleriniz, sosyal yardım çalışmalarınız, sanat, spor ilgileriniz sizin kim olduğunuzu yansıtır. İş veren bu bilgilere göz gezdirdiğinde elindeki özgeçmişin dinamik bir kişiye ait olduğunu hisseder. Böylece özgeçmişiniz diğerleri arasında öne çıkarak fark yaratır.

Kişisel gelişimin sadece iş bulma sürecinde değil hayatınızın pek çok alanında önemini fark edeceksiniz. Özellikle yurtdışı üniversite kabullerinde de okul dışı faaliyetlere katılım önemlidir. Üniversiteler de tıpkı iş verenler gibi bünyelerine katacakları öğrencilerin çok yönlü olmasını ister.

Okullarındaki öğrencilerin akademik bilginin dışında sanat, spor, sosyal sorumluluk alanlarında aktif olmasını beklerler. Stajlar ve iş bulma sürecinde işinize yarayacak olan referans edinme sürecinde de kişisel gelişim gereklidir. Yurtdışı eğitim ve üniversite kabulleri hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Aba Akademy sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kişisel Gelişim için Neler Yapılabilir?

Kişisel gelişime yönelik yapabilecekleriniz sınırsız olsa da bizim size önerimiz ihtiyaç alanlarınıza yönelik çalışmalar yapmanızdır. İlgi ve becerilerinizi keşfederek hem keyif hem de verim alabileceğiniz alanlara da yönelebilirsiniz. Ancak mutlaka zayıf yönlerinizi destekleyecek ve geliştirecek alanlara yönelik de çalışmalısınız. İş görüşmelerinde “güçlü ve zayıf yönler” sıklıkla sorulmaktadır. Bu noktada iş verene güçlü yönlerinizi belirtirken yaptığınız çalışmalardan yola çıkarak örnekler verebilirsiniz.

Örneğin zamanı çok iyi kullanırım, zaman yönetimim iyidir dediğinizde iş verene samimi gelmeyebilir. Ancak iş dışı zamanlarınızda yaptığınız düzenli etkinliklerden, eğitim ve kurslardan bahsederseniz zamanı verimli kullandığınızı gösterebilirsiniz. Aynı şekilde güçsüz olduğunuzu düşündüğünüz konularla ilgili de gelişim elde edebileceğiniz faaliyetlere zaman ayırdığınızı gösterebilirsiniz. Örneğin; sosyal anksiyeteniz varsa ve topluluk önünde konuşmakta zorlanıyorsanız bunu yenmek için yaratıcı dramadan faydalanabilirsiniz.

Beden dili kullanımı ve diksiyon üzerine çalışmalar yaptığınızı söyleyebilirsiniz. Böylece zayıf yönlerinizle barışık olduğunuzu ve gelişime açık olup çaba gösterdiğinizi de göstermiş olursunuz. İş verenlerin kişisel gelişimden asıl beklentisi organizasyon içerisinde bu yönlerinizin nasıl bir fayda sağlayacağını görebilmektir. Dolayısıyla öznel gelişime yönelik yaptığınız çalışmalarınızı özgeçmişinizde mesleğiniz ve organizasyonla ilişkili olacak şekilde ifade edebilirsiniz.

İşverenlerin adaylardan beklediği organizasyona katkı sağlayacak kişisel kazanımlar özetle aşağıdaki gibidir;

  • Stresle başa çıkabilme
  • Zor insanlarla iletişim kurabilme
  • İkna becerisi
  • Zorlu çalışma koşullarına adapte olabilme
  • Analitik düşünme
  • Takım içerisinde verimli çalışabilme
  • Yaratıcılık
  • Özgüven ve öz değer geliştirme
  • Empati yapabilme
  • Krizi yönetebilme
  • Zamanı verimli kullanma
  • Dikkati sürdürebilme
  • Diksiyon
  • Etkili beden dili kullanımı

Mesleğinize, faaliyet alanınıza yönelik ilgi, beceri ve çalışmalarınızı bu kazanımları ortaya çıkaracak şekilde ifade edebilirsiniz. Dolayısıyla günümüzde istihdam için yüksek mezuniyet notları, iyi üniversite diplomaları yeterli değil. Kendini hem mesleki hem kişisel anlamda geliştiren, yeniliğe ve değişime açık olan bireyler kazanıyor.

Okul öncesi dönemden itibaren her bireyin bu farkındalıkla yetiştirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Okul Öncesi Dönemde Kariyer Planı Yapmak: Küçük Ayaklar Geleceğe Büyük Adımlar Atsın yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Kişisel Gelişim için Kariyer Danışmanlığı Almak Başarı Olasılığını Artırıyor

Kişisel gelişime verilen önem son yıllarda oldukça artmış olsa da ülkemizde hala gelişim alanları yeterince desteklenmiyor. Çocukluktan itibaren ilgi ve beceri alanlarının keşfedilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Gelişim alanlarına yeterince önem verilmediğinde başarı potansiyeli oldukça yüksek nice çocuğun performansı sınırlandırılıyor. Zamansızlık, sosyo kültürel ve sosyo ekonomik fırsat eşitsizlikleri çocuk ve gençlerin başarı alanlarını kısıtlıyor.

Ailelerin bu noktada daha bilinçli ve özverili olması gerekiyor. Okulların, öğretmenlerin de müfredat dışında bu alanlara yönelik çalışmalara önem vermesi gerekiyor. Büyük şehirler dışında da çocukların spor, sanat, kültür gibi çeşitli faaliyet alanlarında rol alabilmesi gerekiyor. İlgi ve Beceri Alanları Meslek seçimini ve Kariyeri Nasıl Etkiliyor? Ve Çocukların ilgi ve Beceri Alanları Nasıl Keşfedilir? Yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

Aba psikoloji uzman kadrosu her yaştan danışanına akademik ve mesleki danışmanlık sunuyor. Stratejik yetenek yönetimi çalışmamız ile kariyerinizi size en uygun şekilde planlıyoruz. Ayrıca uyguladığımız IQ, EQ, dikkat, algı, yetenek ve kişilik testleriyle potansiyellerini keşfediyor eğitim alabilecekleri en iyi üniversitelere yerleştiriyoruz. Danışanlarımıza mesleki gelişimlerini ve kariyer hedeflerini gerçekleştirmelerinde profesyonel destek sunuyoruz.

Mesleki gelişim kadar, kişisel gelişim alanlarını da destekleyecek şekilde danışmanlık veriyoruz. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Read More

Psikoloji biliminin ortaya çıktığı günden beri, psikolojik testler de bu bilimle beraber varlığını sürdürmeye başlamış, ortaya atılan teorilerle birlikte gelişme kaydetmeye devam etmiştir. Günümüzde psikolojik testlerin kullanım alanları çok çeşitli olmakla birlikte aslında bireylere de fayda sağlamaktadır.

1. İlgi ve tutumlarınızı keşfetmenize yardımcı olur.

Psikolojik testlerin ilgi ve tutumlara yönelik olan testleri sayesinde eğilimli olduğunuz alanları fark edebilirsiniz, bu sayede kendinizi daha başarılı olabileceğiniz alanlara yönlendirebilirsiniz. Bu testler sayesinde aynı zamanda düşünme biçiminiz ölçülür, dünyayı algılama şekliniz ortaya konulur. (1)

2. Güçlü ve zayıf yönlerinizin farkına varabilirsiniz, kendinizi bu şekilde yönlendirebilirsiniz.

Bazı psikolojik testler kişisel yeteneklerinizi ve becerilerinizi ölçmektedir, bu testler sayesinde zayıf ve güçlü yönlerinizin analizi yapılır ve sonrasında tercihinize göre bu analizlere göre bir plan geliştirilir. Kişisel yeteneklerinizi bilmek size aynı zamanda meslek ve kariyer planlamasında da yardımcı olacaktır. (2)

3. Kariyer planında ve meslek seçiminde size yol gösterir.

İnsanların hayatlarını sürdürebilmesi ve kendilerini geliştirebilmeleri için bir kariyere sahip olması günümüzün vazgeçilmez gereksinimlerinden biridir. Meslek seçimi bireylerin hayatında zor ve kritik kararlardan biridir, ancak psikolojik testler sayesinde bireylerin ilgi alanları dâhilinde kendilerine uygun meslekleri bulabilmeleri mümkündür. Bu testlerle birlikte ilgi alanları ve kişisel yetenekler incelenir, başarılı bir hayata ulaşmak için bir plan yapılabilir. (2)

4. Bireylerin özel ihtiyaçlarını ortaya koyar.

Psikolojik testlerin bilimsel olarak ortaya çıktığı zamanlarda ilk amacı insanların farklılıklarını ortaya koymaktı. (3) Günümüzde ise hâlâ bu amaca uygun çalışmalara yardımcı olan psikolojik testler aktif olarak uygulanmaktadır. Bireylerin özel ihtiyaçları bu testler sayesinde belirlenir, bu ihtiyaçlara hizmet eden ya da tedavi edici yöntemler bu testlerle birlikte geliştirilebilmektedir. (4)

5. Geçerli ve bağlı oldukları için doğru sonuçları gösterme ihtimali yüksektir.

Bir psikolojik testin uygulanabilir olması için geçerlilik ve bağlılık değerlerinin yüksek olması gereklidir. (5) Geçerlilik bir testin uygulanmaya uygunluğunu temsil ederken bağlılık ise testin içinde kullanılan materyallerin ve maddelerin tutarlı ve güvenilir olması anlamına gelmektedir. Bu iki etmen ile birlikte testin doğru sonuçları gösterme uygunluğu ortaya konulmuştur.

6. Bilimseldir, bu yüzden araştırmalarda enstrüman olarak kullanılabilir.

Psikolojik testlerin geçerli ve bağlı olması bilimsel olduğu anlamına da gelmektedir. (5) Bu yüzden birçok bilimsel araştırmada, özellikle psikoloji alanında, psikolojik testler ölçmeye ve değerlendirmeye dayalı birer materyal olarak kullanılabilmektedir. Bu sayede psikolojik testler bilimsel araştırmalara da katkı sağlamaktadır.

Kaynakça

 (1): http://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/uygulanan-psikolojik-testler-ve-envanterler/ilgi-ve-tutum-testleri/

(2): http://www.assessment.com.tr/tr/testler/yetenek-testleri

(3): http://docs.neu.edu.tr/staff/gonul.tascioglu/psy331_3.pdf

(4): https://www.ets.org/disabilities

(5):https://www.pdr.gen.tr/pdr-yazilari/psikolojik-olcme-araclarinda-bulunmasi-gereken-teknik-ozellikler/

Read More

Bir bireyin davranış örüntülerinin ve kişilik kalıplarının standardize edilerek objektif bir şekilde ölçülmesi psikolojik testleri oluşturmaktadır. (1) Test sonuçlarıyla birlikte bireylerin kişiliklerinin analizi yapılır, ilgileri ve kişisel yetenekleri belirlenir ya da mental kapasiteleri ölçülür. Özellikle bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını esas alarak yapılan psikolojik testler, birçok kategoriye ayrılmıştır. Peki birçok şeyi belirlemede kullandığımız psikolojik testlere neden gereksinim duyuyoruz? 

Bireylerin Farklı Yönlerini Tespit Etmek İçin Psikolojik Testler

Birçok teoriye göre her insanın kendine özel bir karakter yapısı bulunmaktadır. Çoğu psikolojik test de bunları açığa çıkarmaktadır. Başlıca kişilik testleri ve yetenek testleri bireylerin kendine has varoluşlarını objektif ve standart bir biçimde ölçer. Esas amaç kişilerin karakterleri dâhilinde kendilerine uygun yönlendirmeler yapmak ve buna uygun bir plan oluşturmaya yardımcı olmaktır. Aynı zamanda ilgi, değer ve tutum ölçekleriyle kişilerin kişisel yetenekleri ve ilgileri ölçülür, bu sayede bireylere daha doğru yönlendirmeler yapılabilmektedir. (1)

Kişilerin Gelişimini ve Başarısını Hedef Almak için Psikolojik Testler

Psikolojik testlerin bireylerin kendine özgü yönlerini açığa çıkardığından bahsetmiştik. Bu sayede bireylerin kişisel gelişimi için adımlar izlemesine de yardımcı olunabiliyor. Psikolojik testlerle birlikte aslında kişisel başarıya ilgi ve tutumlar dâhilinde ulaşılabilir. Diğer taraftan kişilerin zihinsel fonksiyonlarını ölçen zekâ testleriyle de kişilerin eksik ve güçlü yanları ölçülebilir. Kariyer planlamasında da kullanılan psikolojik testlerle ilgi alanlarına göre yönlendirmeler ve planlamalar da yapılmaktadır, meslek seçimine de yardımcı olmaktadır. 

Klinik Alanlarda ve Araştırmalarda Psikolojik Testler

Bireyin değerlendirilmesinde araç olan psikolojik testler, aynı zamanda klinik alanda bireylere tanı koyabilmek ve araştırmalarda bireysel farklılıkları doğru bir şekilde yapılandırmak için kullanılmaktadır.(2)  Psikolojik testlerle birlikte araştırılan konuların daha objektif, geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirilebilir. (1) Aynı zamanda bu testlerin klinik alanda kullanılması için testi uygulayacak uzmanların ölçüm aracından sağlanan bilgilere hâkim olması gerekir, bu sayede bireylere doğru tanı yapılabilir. Bazı bireyler diğer bireylere göre mental veya ruhsal olarak daha farklıdır ve bu farklılıklara göre ihtiyaçları oluşabilir, bu ihtiyaçları giderebilmek için doğru tespit çok önemlidir. Bu sayede ihtiyaçlar daha doğru bir şekilde giderilir ve buna göre yönlendirme yapılabilir.

 

Kaynakça

(1): http://www.monapsikoloji.com/psikolojik-test-nedir/

(2): http://www.psikolojitestleri.com/259-57-blog-makale-psikoloji-testleri-veya-psikolojik-testler-nedir.aspx

Read More