Sınav motivasyonu sınava hazırlık sürecinde ve sınav boyunca mevcut potansiyelin performansa dökülmesini destekliyor. Motivasyonu yüksek olan öğrenciler sınavdan başarılı sonuçlar almak için daha planlı ve programlı çalışıyor. Motivasyon beraberinde disiplin, düzen ve istikrar da getiriyor. Tüm bunlar bir arada sürdürülebildiğinde beklentiyle uyumlu sonuçlar almak mümkün hale geliyor. Ancak bu motivasyonu üretebilmenin ve sürdürebilmenin de bir takım ön koşulları var.

Motive olmayı istemek veya motivasyona ihtiyaç duymak motive olmak için yeterli olmuyor. Motivasyon eksikliği yaşayan pek çok öğrenci için dikkat dağınıklığı, erteleme, düzenli çalışamama gibi başarıyı engelleyici etkenler çoğalıyor. Zaman baskısı, zamanı verimli kullanamama, sınav stresi, gelecek kaygısı ve hatta öfke, umutsuzluk açığa çıkabiliyor. Sınav motivasyonu olmayan öğrenciler motivasyon eksikliklerinin beraberinde getirdiği başarısızlık dışında çevresel faktörlerle de mücadele ediyor.

Ebeveynlerin, okulun, öğretmenlerin, arkadaşların ve sosyal çevredeki diğer bireylerin söylem ve baskıları da sürece eklenebiliyor. Tüm bu olumsuz katkılar bireyin daha fazla motivasyon kaybı yaşamasına ve sınava yönelik olumsuz duygu ve düşünceler geliştirmesine neden oluyor. Sınava motive bir şekilde çalışan bireylerde ise performans potansiyelle uyumlu ilerliyor. Bu bireyler olumsuz faktörlerle, stres ve zorluklarla çok daha kolay baş edebiliyorlar.

Çoğunlukla motivasyonları içsel kaynaklı oluyor ve dışarıdan gelen negatif etkilerden daha az etkileniyorlar. Peki sınava yönelik motivasyonu artırmak için sınava hazırlık sürecinde neler yapmalıyız? Sınavda başarılı olan ve sınava hazırlık sürecini daha sağlıklı geçiren bireyler nasıl motive oluyor? Yazımızın devamında detaylı bilgiye erişebilirsiniz.

Sınav Motivasyonu için Hayal Kurma Becerinizi Kullanın

İlk ve en önemli motivasyon artırıcı olarak hayal kurma becerinizi kullanmanızı öneriyoruz. Bu becerinin sınava hazırlık sürecinde olumlu şekilde kullanılması başarıyı ve motivasyonu artırıyor. Başarı elde etmek için hep çok para harcayacağımız ve çok yorulacağımız şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Motive olmak için yapmamız gerekenlerde de aynı beklentiye kapılabilirsiniz. Bu beklentiyle yazıyı okumaya başladıysanız hayal kurma önerisi size geçersiz gibi gelebilir.

Oysa zihnimizi neye koşullandırırsak bize sunacağı performansta koşullanmamızla benzer olacaktır. Pek çok kişisel gelişim ve zihin kitabı benzer söylemlerle doludur. Ancak burada kuracağınız hayal sizi eyleme geçmeye yönelik motive edecek bir hayaldir. Yani itekleyici güçtür. Sadece hayal kurarak başarılı olmak elbette ki mümkün değildir. Başarılı olmak için Türkiye gerçekliğinde çok ama çok çalışmanız gerekebilir.

Ancak çok çalışmak için ihtiyacınız olan sınav motivasyonu hayal kurma tekniği ile artırılabilir. Önyargılarınızı, sizi ketleyen inanışlarınızı ve diğerlerinin görüşlerini bir kenara bırakın. Geleceğinizden ne bekliyorsunuz? Nasıl bir eğitim, nasıl bir kariyer ve nasıl bir yaşam sürmek istiyorsunuz? Tüm bunları gözünüzde canlandırın. Bu o kadar detaylı bir canlandırma olsun ki hayalinizi adeta yaşıyormuşsunuz gibi hissedin.

Bu hayali somutlaştırabilir, kendinize bir hayal panosu da hazırlayabilirsiniz. Hayalinizi yazıya, resme de dökebilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra motivasyonunuzdaki değişimi değerlendirin. Örneğin; Boğaziçi üniversitesinde okumak istiyor olabilirsiniz. Öyleyse kendinizi Boğaziçi üniversitesini kazanmış olarak hayal edin. Elinize ulaşan sınav sonuç kağıdını hayal edin. Okula kayıt için gittiğinizi, bahçesinde dolaştığınızı, akademisyenlerle tanıştığınızı hayal edin. Okulun şenliklerini, ders aralarını, arkadaş gruplarını hayal etmeye çalışın.

Şimdi hedefiniz size çok daha parlak, ulaşılmaya ve uğrunda uğraşılmaya değer görünüyor olmalı. Bunu her gün yapmaya özen gösterin. Karamsarlığa kapıldığınızda, yorulduğunuzda veya inancınızı yitirdiğinizde tekrar edin.

Sınav Motivasyonu Kazanmak için Hedef Belirlemeyi Ertelemeyin

Hedef belirleme süreci sıklıkla ihmal edilen ve son dakika aceleye bırakılan bir süreçtir. Oysa hedef belirlemeye olabildiğince erken başlamak ve detaylı bir planlama yapmak gerekir. Hedef belirlerken öğrencinin karakteristik özellikleri, ilgi ve beceri alanları, zeka alanı göz önünde bulundurulmalıdır. Öğrenme stili, zaman yönetimi becerisi, çalışma ortamı ve öğrenme kaynakları da hedef belirleme sürecinde dikkate alınmalıdır.

Tüm bu faktörler göz önünde bulundurularak hedef belirlendiğinde hedefe ulaşmak daha kolay ve keyifli hale gelmektedir. Belirlenen amaç kişinin kendi istek, beklenti ve becerileriyle uyumlu olduğunda ulaşmaya yönelik istekte artmaktadır. Hedef belirleme sürecinin önemli bir aşaması da hedefi kısa ve uzun vadeli hedeflere bölerek planlamaktır. Büyük hedefin küçük hedeflere bölüştürülmesi sınav motivasyonu sağlayacaktır.

Çünkü bu sayede öğrenci performansına yönelik sonuçları daha iyi görebilir ve zamanında gerekli müdahaleyi yapabilir. Uzun vadeli hedefler için hazırlanmak çoğu zaman motivasyon kaybına yol açmaktadır. Örneğin bir yıl sonra olacak bir sınava yapacağımız hazırlığın motivasyonu ile yaklaşan sınavın motivasyonu aynı olmayacaktır. Dolayısıyla Uzun vadeli hedefimiz sınavda başarılı olmak ise bu hedefi küçük hedef parçalarına bölüştürebiliriz.

1 ay boyunca konu tekrarı yapmak ve ay sonunda denemeden alacağı puanı 50 puan artırmak kısa vadeli bir hedef olabilir.

Sınav Motivasyonu için Olumsuz Kıyaslamalardan Kaçının

Özellikle herkesin tatil yapıp dinlendiği hafta tatillerinde, sömestr ve yaz tatillerinde çalışıyor olmak motivasyon kırıcıdır. Öğrenciler çoğunlukla “Ben neden çalışmak zorundayım, onlar gezip eğlenirken ben niye konu tekrarı yapıp soru çözüyorum!” diyebilirler. Bu kıyaslamayı yapan herkes benzer duygulara kapılır ve geçici süreli de olsa motivasyon düşüklüğü yaşayabilir.

Olumsuz rekabet ve olumsuz kıyaslamalar motivasyonun önündeki önemli engellerdir. Ve çoğunlukla bu engelleri bir dizeriz. Hayatın hepimiz için adil olmadığını, biz bu kadar çok çalışırken çalışma zorunluluğu hissetmeyenlerin daha şanslı olduğunu düşünebiliriz. Evet koşullar herkes için eşit olmayabilir. Başarılı olmak için sizin çok çalışmanız gerekirken bir başkasını başarılı olmaya ihtiyaç duymuyor olabilir. Ancak bu durum sadece ekonomik farklılıklar kaynaklı değildir.

Aslında sınav sistemi ayrım gözetmeksizin herkes için eşittir. Ancak sınav sonucunun yeterince iyi olması herkes için aynı anlama gelmemektedir. Kimi öğrencinin sınav motivasyonu barajı geçmek ve herhangi bir üniversiteyi tercih edebilmek olabilir. Bir başkasının hedefi iyi bir üniversiteyi ve bölümü kazanmak olabilir. Bir başkasının hedefi burs almak olabilir. Dolayısıyla sınav herkes için aynıdır ancak sınava yüklenen anlamlar farklıdır.

Siz bugün çalışma temponuzla sınava sizden daha az efor harcayan bir öğrencinin önüne geçebilirsiniz. Bugün koşullarınız birbirinden çok farklıyken azminiz, seçimleriniz ve performansınızla yarın benzer ve hatta daha iyi koşullara erişebilirsiniz.

Sınav Motivasyonu Sağlamak İstiyorsanız Dinlenmeye Zaman Ayırmayı Unutmayın

Sınava hazırlık sürecinde başarılı olmak için ilk gözden çıkarılan şey mola ihtiyacıdır. Ders çalışmak ve daha iyi sonuçlar elde etmek için kitapların üzerinde uyuyan, çalışma masasında yemek yiyen nice öğrenci vardır. Bu öğrenciler daha çok çalışmak için sosyal etkinlere katılmaz, keyif aldığı etkinliklere zaman ayırmaz. Sınava hazırlık sürecine giren öğrenciler bir anda ilgi alanlarını, sosyal çevrelerini ve hobilerini rafa kaldırırlar.

Ancak sıklıkla unutulan önemli bir konu var ki dikkat süremiz sandığımız kadar uzun değil. Etkin dinleme yapıp, dikkatimizi dağılmaksızın sürdürebildiğimiz süre ortalama 30 dakika. Ancak ağır konularda veya zihnen, bedenen yorgun olduğumuz zamanlarda bu süre daha da kısalabilir. Sanılanın aksine mola vermek, dinlenmek ve keyif veren faaliyetlere zaman ayırmak sınav motivasyonu için önemlidir.

Dinlenmiş, eğlenmiş bir birey deşarj olur ve daha iyi çalışmak üzere motive olur. Üstelik mola verebileceğini ve kendine zaman ayırabileceğini bilmek çalışma sürelerinin daha verimli geçmesini sağlar. Bir zaman yönetimi tekniği olan Pomodoro tekniğini kullanarak molalarını daha verimli planlayabilirsiniz. Ayrıca zamanınızı daha verimli kullanarak da motivasyonunuzu artırabilirsiniz. Zaman hepimiz için eşit olsa da bu zamanı nasıl değerlendirdiğimiz oldukça özneldir.

Birimiz çok hızlı öğrenirken birimiz daha yavaş öğrenebiliriz. Birimiz her koşulda odaklanabilirken bir diğerimizin dikkati kolayca dağılabilir. Zaman yönetimi teknikleri bize zamanı daha verimli kullanmayı öğretir. Bu sayede derslere, ders dışı etkinliklere ve kendi bireysel ihtiyaçlarımıza daha fazla zaman ayırabiliriz. Kanban Tekniği ile Zamanınızı Daha Kolay Organize Edebilirsiniz! Ve Zaman Baskısı Yaşamamak İçin Öneriler yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Sınav Motivasyonu için Konfor Alanınızdan Çıkın

Hepimiz konfor alanımıza yeterince düşkünüz. Özellikle pandemiyle beraber evde geçirdiğimiz sürenin artması konfor alanımızın kullanımını da artırdı. Dolayısıyla sınava hazırlık sürecinde konfor alanından uzaklaşmak da zorlaştı. Peki nedir konfor alanından çıkmak ve neden çıkmak istemiyoruz? Derslerinize çalışma masasında değil de yatağınızda mı çalışıyorsunuz? Çalıştığınız alanda müzik de dinliyor, film de izliyor, yemek de yiyor, kitapta mı okuyorsunuz?

Ders çalışırken sizi zorlayan soruları, konuları erteliyor veya yapmıyor musunuz? Başarı elde etmek için çalışmanız gereken sürenin altında mı çalışıyorsunuz? Uykunuzdan, dizi ve film alışkanlıklarınızdan, ilgilerinizden ve hobilerinizden kısamıyor musunuz? Örnekleri daha çoğaltabilecek olsak da bunların bir kısmını yapmakta zorluk yaşıyorsanız konfor alanınızdan çıkamıyorsunuz demektir.

Oysa başarı da pek çok güzel şey için özen, özveri ve emek ister. Emek vermeniz, çabalamanız ve beklediğiniz sonuçlara ulaşabilmeniz için konfor alanınızdan uzaklaşmalısınız. İlerde daha konforlu bir hayat sürebilmek, kariyerinizde, mesleğinizde daha mutlu olmak için konfor alanınızı daraltmalısınız. Konfor alanınızdan tamamen vazgeçmemeli ancak bu alana ayırdığınız zamanı yeniden gözden geçirmelisiniz.

Sınav Motivasyonu için Profesyonel Destek Alın

Sınava hazırlık sürecinde tüm çabanıza rağmen olumsuz duygularla ve sınav stresiyle başa çıkmakta zorluk yaşayabilirsiniz. Aynı şekilde hedef belirleme, planlı çalışma, zamanı verimli kullanma becerilerinde de desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Sınav başarınızı düşürecek ve motivasyonunuzu olumsuz etkileyen konularda psikolojik destek talep edebilirsiniz. Aynı şekilde sınava hazırlık sürecinde daha bilinçli hazırlık yapmak için profesyonel kariyer desteği de alabilirsiniz.

Sınav motivasyonu sağlamada size yardımcı olacak kişi/kurum bu konuda ne kadar deneyimli? Verdiği bilgiler bilimsel kanıtlara dayalı mı, güncel mi ve uluslararası düzeyde geçerliliği var mı? Kariyer hedefi belirleme süreçlerinde kaç kişiye destek vermiş ve başarı oranları nedir? Ve daha pek çok alt detayı bilmeniz alacağınız hizmetin kalitesiyle ilgili ön bilgi edinmenizi kolaylaştıracaktır.

Aba Psikoloji, Aba Kariyer ve Aba Yurtdışı Eğitim iş birlikleri ile kariyer belirleme sürecinizde size profesyonel destek sunmaktadır. Aba Psikoloji de danışanlarımızın kariyer planını çıkarırken Stratejik yetenek yönetimini kullanıyoruz. Bu yöntem sayesinde bireylerin gelişim alanları çıkarılır ve gelişim süreçleri planlanır.  Kısa ve uzun vadeli hedefler belirlenir ve bu hedeflere en verimli şekilde nasıl ulaşılabileceğinin planları belirlenir.

Tüm bu planlar çıkartılırken de kişilerin ulaşabilecekleri en iyi performansa ulaşmaları amaçlanır. Stratejik yetenek yönetimi testinde başta WISC-V olmak üzere 8 farklı psikolojik test uygulanır. Bu testlerin sonucunda kişiye özel bir stratejik plan oluşturulur.

Öğrencilerin sosyo – ekonomik ve kültürel çevrelerini de değerlendirilerek oluşturulan plan, 3, 6, 12 ve 24 aylık hedefleri ve öngörüleri kapsar.  Sınav motivasyonu sağlamanız için kurumumuzda psikologlar ve eğitimciler iş birliği içinde çalışır.

 

Read More

Nefes egzersizleri düzenli ve yeterli şekilde yapıldığında stresle baş etmeyi, kaygıyı azaltmayı ve daha sağlıklı düşünmeyi kolaylaştırıyor. Egzersizler doğru yapıldığında fiziksel yakınmalarda ve psikolojik rahatsızlıkların semptomlarında da azalmalar görülüyor. Kronik yorgunluk, baş ağrısı, migren, strese bağlı kas ağrıları gibi fiziksel yakınmalar düşüyor. Uyku bozuklukları, kaygı, stres, öfke, anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde de oldukça olumlu sonuçlar alınabiliyor.

Nefesin doğru kullanımı spordan sanata pek çok alanda işlevselliği ve verimliliği artırıyor. Egzersizler etkili konuşma ve diksiyondan, vücudu dengede tutmaya, sesi doğru kullanmaya ve sakinleşmeye yardım ediyor. Ses sanatçıları, sporcular, tiyatrocular, spikerler, komedyenler, seslendirme sanatçıları, eğitmenler doğru nefes egzersizleriyle mesleki verimliliği artırıyor.

Öğrencilerin katıldığı sınav sayısı ve sınavların önemi yıldan yıla artıyor. İyi bir lise eğitimi için girilen LGS veya hayallerindeki üniversite için hazırlandıkları YKS gibi. Yurtdışı eğitim hayali olanlar veya İngilizce yeterliliklerini ispat etmek isteyenler için TOEFL, AP, IB sınavları var. Dolayısıyla özellikle ortaokul itibariyle öğrencilerin sınav maratonu başlıyor. Bu maratonda rekabet oldukça yüksek.

Rekabet kadar okulların beklentilerini karşılamak da kolay değil. Üstelik sınava hazırlanmak kadar doğru seçimleri yapmak da önemli. Çünkü sınava hazırlık süreci sadece girilen sınavdan başarılı olmayı gerektirmiyor. Aynı zamanda bir ömür boyu sürdürülecek mesleğin de seçilmesi ve bu meslek için en iyi eğitimleri veren okulların hedeflenmesi gerekiyor.

Bu karar çoğunlukla lise yıllarında veriliyor gibi görünse de aslında doğru lisenin tercih edilmesi de kariyeri etkiliyor. Öğrencilerin sırtındaki yükse oldukça ağır. Okul başarısını artırmak ve sürdürmek, doğru seçimler yapmak, sınava hazırlanmak, yetişkinliğe hazırlanmak gibi sorumlulukları var. Yeterli aile ve okul desteği olmadığında veya öğrenci gerçekdışı beklentilere maruz kaldığındaysa sınav stresi başlıyor.

Yazımızın devamında nefes egzersizlerine neden ihtiyaç duyarız? Nefes çalışmaları nasıl yapılır? sınava hazırlanırken nefes çalışmalarının sağladığı avantajlar nelerdir? Sınav stresinden kurtulmak için hangi nefes çalışmaları denenebilir? Bulabilirsiniz.

Nefes Egzersizlerine Neden İhtiyacımız Var?

Dünyaya geldiğimizde yaptığımız ilk eylem nefes almaktır. Kimse bir bebeğe nasıl nefes alması gerektiğini öğretmez. Bebek nefes alma eylemini içgüdüsel olarak doğru yapar. Bebek burundan aldığı nefesle karnını şişirir, işte bu nefes doğru nefestir. Ancak büyüdükçe yaşam ortamımız, çevremiz değişir, gelişir ve davranışlarımızda da değişiklikler gerçekleşir.

Çevremizdeki stres faktörleri, büyük şehirlerdeki yaşam koşulları, kirli hava gibi faktörler doğal nefesin unutulmasını tetikler. Zaman içerisinde burundan alınan nefes yerini ağızdan alınan kısa nefeslere bırakır. Dolayısıyla nefesin biyoritmi bozulur. Hatalı nefes sonucu akciğerler tam performansla çalışmaz ve kan damarları daralır. Kan damarlarının daralması sonucu kandaki oksijen azalır. Kandaki yetersiz oksijen organlara ve beyne yeterli oksijenin taşınamamasına neden olur.

Yetersiz oksijen sonucu sempatik sistem uyarılır ve tehlike varmışçasına savaş/kaç sistemi devreye girer. Bu da nabzı yükseltir, terleme artar, göz bebekleri büyür, ağız kurur, fiziksel gerginlik açığa çıkar. Ayrıca beden yeterince dinlenemez, kronik yorgunluk, baş ağrısı, sindirim bozuklukları açığa çıkar. Uyku bozuklukları da görülmeye başlar. Bu nedenle büyüdükçe unuttuğumuz sağlıklı ve doğal nefes akışının yeniden öğrenilmesi gerekmektedir.

Nefes egzersizleri de bireylerin doğru nefesi öğrenmesini desteklemektedir. Şu an basit bir kontrolle doğru nefes alıp alamadığınızı kontrol edebilirsiniz. Nefesinize odaklandığınızda ağzınızdan mı burnunuzdan mı nefes alıyorsunuz? Nefes alırken karnınız mı şişiyor yoksa göğüsünüz mü? Otururken veya bir işle meşgul olurken, fiziksel efor harcarken de bu şekilde mi nefes alıyorsunuz?

Kısa bir kontrolle nefes alışkanlığınızı değerlendirebilirsiniz. Doğru nefes burundan alınmalı ve nefes karnın şişmesini sağlamalıdır.

Sınav Stresini Yenmek için Nefes Egzersizleri Nasıl Yapılır?

Nefes çalışmalarının nasıl yapıldığını öğrenene kadar disiplinli ve düzenli tekrarlar yapmak gerekiyor. Böylece hem egzersiz rutini kazanılmış oluyor hem de vücut doğru nefes kullanımını öğrenmiş ve bunu talep eder hale geliyor. Hangi nefes çalışmalarının sizin için uygun ve faydalı olduğunu bulmaksa deneme yanılma yoluyla tespit ediliyor.

Nefes egzersizi yaparken özel bir alana veya ekipman kullanmaya ihtiyaç duyulmuyor. Dilediğiniz yerde, dilediğiniz zaman nefes çalışması yapabilirsiniz. Nefes egzersizlerinden verim alabilmeniz için yeterli oksijenin olduğu ve dikkatinizi dağıtacak faktörlerin olmadığı ortamları tercih edebilirsiniz. Sabah yataktan kalkar kalkmaz, gece uyumadan önce, işe veya okula gitmek için evden çıkmadan önce yapabilirsiniz. Sadece ev ortamında da yapmak zorunda değilsiniz.

İş yerinizde, okulda, kursta, sosyal bir etkinlik arasında, parkta, bahçede, deniz kenarında da yapabilirsiniz. Herhangi mekan sınırlaması bulunmadan nerede ihtiyaç duyuyor ve daha çok verim alacağınızı düşünüyorsanız orada yapabilirsiniz.

Yeterli pratiği ve alışkanlığı kazandığınızda stresli ortamlarda ve kaygı veren deneyimlerden önce de yapabilirsiniz. Sınava katılmak da pek çok öğrenci için stresli ve kaygı uyandıran bir deneyimdir. Deneme sınavları dahi öğrencilerin stres ve kaygıyla baş etmelerini zorlaştırabilmektedir. Pek çok psikolojik danışman ise stres ve kaygıyla baş etmede nefes egzersizlerini kullanır. Egzersizleri yaparken ayakta, oturur veya uzanır pozisyonda olabilirsiniz.

Dik pozisyonda olmak nefes çalışmasının daha rahat yapılabilmesini sağlamaktadır. Nefes alırken yavaş, sakin ve telaşsız olmak, nefesler arasında duraksamak gerekmektedir. Yoga ve pilates gibi egzersizlerde de nefes çalışmaları yapılmaktadır. Böylece duruş ve hareketlerin verimliliği artmaktadır. Meditasyonda da nefes egzersizine yer verilmektedir.

Sınav dönemlerine ek olarak önemli bir sunum, mülakat, konuşma veya sahne deneyimi öncesinde de kullanabilirsiniz. Nefes çalışmaları sosyal anksiyete, sahne korkusu, performans kaygısı gibi pek çok problemin tedavisinde de kullanılmaktadır.

Sınava Hazırlanırken Nefes Egzersizleri Yapmanın Avantajları Nelerdir

Sınava hazırlık süreci çoğu öğrenci için zorlu bir dönemdir. Öğrenciler bu dönemde hem başarılı olmayı arzular hem de çevrelerinin kendileriyle ilgili beklentilerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Özellikle performanslarını ölçen deneme sınavlarına girerken asıl sınavı prova eder ve benzer stres belirtileri gösterirler. Stres belli bir düzeyde başarıyı desteklemektedir. Ancak stres üzerindeki özdenetim kaybedildikçe performans sonuçları da düşmeye başlar.

Stres, odaklanmayı ve dikkati sürdürmeyi zorlaştırır ve olumsuz düşüncelerin açığa çıkmasına neden olur. Bu da okuduğunu anlamayı zorlaştırır. Basit okuma ve işlem hataları nedeniyle hatalı soru oranları yükselir. Zaman yönetimi zorlaşır. Stres giderek artarak kişinin tüm işlevselliğini bozar ve sınav üzerinde oto kontrol kazanmak zorlaşır. Nefes egzersizlerini düzenli olarak uygulamak ise öğrencinin sınav anında elini güçlendirir.

Nefes çalışmaları yapan öğrenci sınav anında çok daha kolay egzersiz pozisyonuna geçebilir. Çok daha kolay odaklanır ve sakinleşir. Terleme, yükselen nabız, solunumdaki bozukluklar, zihindeki karmaşa normal seviyelere iner. Öğrenci yeniden gücün ve kontrolün kendisinde olduğunu fark ederek sorulara geri döner. Zamanı daha verimli kullanır, hata olasılıklarını minimuma indirir.

Zamanı verimli kullandığı için zorlandığı veya emin olamadığı sorulara sınav sonunda tekrar geri dönebilir. Nefes egzersizi sayesinde zihne gelen olumsuz düşüncelerle de daha kolay başa çıkabilir. Böylece fiziksel semptomlar sağlıklı düzeye inerken, bilişsel ve duygusal çalkantı da kontrol altına alınmış olur.

Sınav Stresinden Kurtulmak için Hangi Nefes Egzersizleri Yapılabilir

Sınava hazırlık sürecinde ve sınav esnasında uygulanabilecek pek çok nefes çalışması bulunmaktadır. Ancak burada doğru egzersizlerin belirlenmesi kişisel beklenti ve tercihlere göre değişiklik göstermektedir. Egzersize ayrılmak istenen süre, egzersizin türü ve kişinin aldığı verim seçimleri belirlemektedir. Sınava hazırlık sürecinde aşağıda paylaşacağımız nefes tekniklerinden sizin için uygun olanı tercih edebilirsiniz.

Düzenli olarak bir egzersizi yapabileceğiniz gibi birden fazla egzersiz üzerinde de çalışabilirsiniz.

4-7-8 Nefes Egzersizi

En sık kullanılan ve etkili sonuçlar alınan nefes egzersizlerinden biri 4-7-8 egzersizidir. Diğer bir adıyla rahatlatıcı nefes egzersizi olarak da bilinmektedir. Bu egzersizi yaparken aşağıdaki adımları uygulamanız beklenmektedir.

  • Dilinizi üst dişlerinizin arkasına yerleştirin. Nefes egzersizi boyunca diliniz orada kalmalı.
  • Ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak nefes verin.
  • Ağzınızı kapatın. İçinizden 4’e kadar sayarak burnunuzdan nefes alın.
  • 7 saniye boyunca nefesinizi tutun.
  • 8’e kadar sayarak ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak nefesinizi boşaltın.

Adımları uyguladığınızda bir nefes döngüsünü tamamlamış olacaksınız. Bu uygulamayı peş peşe 4 kereden fazla yapmamalısınız. Egzersizi öğrenirken gün içerisinde iki farklı zamanda egzersizi uygulayabilirsiniz. Zamanla vücudunuzun da müsaade ettiği ölçüde egzersiz sayısını artırabilirsiniz.

Kelebek Uçurma Nefes Egzersizi

Bu egzersizi yaparken rahat olacağınız bir pozisyon almalısınız. Tüm nefes egzersizlerinde olduğu gibi omurganızı dik tutmanız egzersizden alacağınız verimi artıracaktır. Sessiz, sakin bir ortam odaklanmanıza destek olur. Gözlerinizi kapatıp elinize bir kelebek konduğunu hayal edin. Onu incitmek istemiyor ama uçmasına da yardımcı olmak istiyorsunuz. Nasıl yardım edebilirsiniz? Derin bir nefes alıp aldığınız bu güçlü nefesi hızlıca kelebeğe üfleyerek mi?

Muhtemelen bu kararınız kelebeğin zarar görmesine neden olacaktır. Bunun yerine burnunuzdan 7 saniyede alacağınız nefesi 6 saniye sürecek şekilde ağzınızdan bırakmanız gerekiyor. Nefes verirken sakin ve nazikçe vermelisiniz. Tıpkı avucunuzdaki bir kelebeğin uçmasına yardımcı olmak için usulca nefesinizi üflemeniz gibi. Günün her saati ve istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz. Ancak peş peşe 5 kereden fazla tekrar etmemelisiniz.

Sayarak Nefes Artırma Egzersizi

Bu egzersizi yaparken omurga düz ve baş hafifçe ileriye eğik olarak rahat bir pozisyonda oturulmalıdır. Gözlerin kapalı olması nefes egzersizlerine odaklanmayı kolaylaştıracaktır. Egzersize başlarken birkaç derin nefes alınır ve müdahale etmeden kendi ritminde geri verilir. Nefes alışverişinizde bir derinlik ve ritim kazandıktan sonra egzersiz aşamasına geçilir.

  • Nefesinizi kendi kendinize sayarak verin. İlk nefesi verirken “bir”, ikinci nefeste “iki”, “üç” şeklinde beşe kadar gidin.
  • Sonra yeni bir döngü başlatın, bir sonraki nefes verişinizde “bir” sayın.

“8”, “12”, hatta “19”a kadar çıktığınızda dikkatinizin de yükseldiğini fark edeceksiniz. Burada amaç nefesinize ve kaçıncı nefeste olduğunuza odaklanmanız. Bu çalışmayı 10 dakika boyunca sürdürün. Sınav sırasında çok daha kısa olacak şekilde uygulanmalı.

Ayrıca pandemi koşulları nedeniyle bu yıl da sınava maskeyle katılma zorunluluğu var. Sınav süresince maskenin sizi rahatsız etmesini ve dikkatinizi dağıtmasını istemezsiniz.  Bugünden itibaren her gün maskeyle soru çözebilir, deneme yapabilir, günde 1 saat maskeyle çalışabilirsiniz. Böylece sınav gününü daha rahat geçirebilirsiniz. Nefes çalışmalarına henüz başlamadıysanız bugünden itibaren başlamanız sınava kadar rutin kazanmanızı sağlayacaktır.

Nefes Egzersizleri Stres ve Kaygı ile Başa Çıkmayı Kolaylaştırmıyorsa Profesyonel Destek Alabilirsiniz

Nefes çalışmaları düzenli olarak uyguladığınızda dikkat sürenizin uzadığını, fiziksel ve psikolojik yakınmalarınızın azaldığını fark edeceksiniz. Daha dinç uyanacak, geceleri daha kolay uyuyacaksınız. Bilgilerinizi hatırlamanız ve yeni bilgiler edinmeniz de kolaylaşacak. Stresinizi ve kaygınızı sağlıklı düzeylere indirmenize de çokça faydası olacak. Ancak kimi durumlarda sadece nefes egzersizlerini yapmak olumsuz düşüncelerle başa çıkmaya yeterli gelmeyebilir.

Düşünceleriniz üzerindeki otokontrolü yitirdiğinizde ise nefes çalışmalarıyla sakinleşmeniz zorlaşabilir. Eğer bir süredir bu önerilerimizi deniyor ama fayda alamıyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz. Sınava sayılı haftalar varken kalan sürenizi verimli kullanarak bir uzmanla görüşebilirsiniz.

Aba psikoloji uzman kadrosu her yaştan danışanına akademik ve mesleki danışmanlık sunuyor. Stratejik yetenek yönetimi çalışmamız ile kariyerinizi size en uygun şekilde planlıyoruz. Ayrıca uyguladığımız IQ, EQ, dikkat, algı, yetenek ve kişilik testleriyle çocuk, genç ve yetişkin danışanlarımızın potansiyellerini keşfediyoruz. Nefes egzersizlerinin dışında da kaygılarınız üzerine çalışmak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Read More

Sınav kaygısı pek çok gencin mevcut potansiyelini performansa dökememesine neden oluyor. LGS, YGS gibi yılda bir kez olan ve öğrencilerin uzun soluklu çalışmalarını gerektiren sınavlara hazırlık sürecinde kaygı da beraberinde gelişiyor. Kariyer planı yapan, hedeflerine ulaşmak için özveriyle çalışan öğrenciler içsel veya dışsal faktörlerle kaygı yaşayabiliyor.

Sınava yönelik olumsuz düşüncelere kapılmak, gerçekdışı beklentilere girmek, mükemmeliyetçilik, hatalı ebeveyn tutumları sınav kaygısının gelişmesine zemin oluşturuyor. Hatalı ebeveyn tutumlarından baskıcı otoriter, aşırı korumacı veya mükemmeliyetçi ebeveynler kaygıyı besliyor. Ailenin, okulun, öğretmenlerin öğrenciye yönelik gerçek dışı beklentilere girmesi de öğrencinin kaygısını artırıyor. Sınav başarısını kişiliğe atfedilen bir değer olarak algılamak sınavın amacından sapmasına neden oluyor.

Sınav kaygısı yaşayan gençler için sınav sadece öğrenilen bilgileri ölçmüyor. Sınavda başarısız olduklarında başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceklerine inanıyor, değer kaybı yaşamaktan endişe duyuyorlar. Başarılarını ispat ettiklerinde de toplum tarafından daha saygın ve değer gören kişiler olacaklarına inanıyorlar. Dolayısıyla sınavda başarısız olmak “dünyanın sonu, bir felaket” gibi nitelendirilebiliyor. Kaygı fark edilmediğinde gençlerin akademik başarısına ve sınav sonuçlarına olumsuz şekilde yansıyor.

İlerleyen aşamalarda depresyon, kaygı bozukluğu gibi diğer psikolojik sorunlara da zemin hazırlayabiliyor. Yazımızın devamında gençlerin sınav kaygısı yaşamasına neden olan içsel ve dışsal faktörleri detaylarıyla ele alacağız.

Hedef Belirlemeyen, Kariyer Planı Yapmayan Gençler Sınav Kaygısı Yaşıyor

Hedef belirlemek sınava hazırlık sürecinde gençlerin iç motivasyonunu sağlayabilmesi için oldukça önemli bir kaynak. İlgi alanlarına, karakterine, becerisine ve bilgisine hitap eden hedefi belirleyen gençler sınava önde başlıyor. Gencin kendisine uygun hedefi belirlemiş olması hedefe ulaşmak için daha istekli, planlı, motive çalışmasını sağlıyor. Kendi hedefini belirleyen genç karşısına çıkan zorluklarda da kolay kolay demoralize olmuyor.

Hedef belirlemek kadar kariyer planı yapmakta gencin sınav kaygısı yaşama riskini azaltıyor. Kariyer planı sayesinde genç kısa ve uzun vadeli hedeflerini ve bu hedeflere nasıl ulaşacağını belirliyor. Bu planlama gencin olası riskleri, avantaj ve dezavantajları da sürecin en başında görmesini sağlıyor.

Hedefi olmayan bireyler ise çalışmak, boş zamanlarından feragat etmek için bir amaç bulamıyor. Dolayısıyla zamanı etkin kullanamıyor, verimli ders çalışamıyor, dikkat dağıtıcılarla başa çıkamıyor. Çünkü tüm bunlar için motive olmasını gerektirecek bir amaç bulamıyor. Hedefi olmayan birey yeteri kadar çalışmıyor çünkü hedefine ulaşması için ne kadar çalışması gerektiğini hesaplayamıyor.

Alan, bölüm, meslek, okul seçimi yapamayan genç dolayısıyla istediği mutlu olacağı yer için kaç puana ihtiyacı olduğunu bilmiyor. Kimi zamanda genç ailesinin veya çevresinin yönlendirmesi ile kendine ait olmayan hedeflere yöneliyor. Ancak bu hedef bireyi yeteri kadar motive etmiyor.

Motivasyonu olmayan genç çalışmak için organize olamıyor ve çok daha kolay demoralize oluyor. Dolayısıyla da genç sınava girip bir performansa tabi olduğunda stres yaşıyor. Belli bir amacı olan, hedefini belirleyen, planlı ve programlı çalışan gençler ise bu stresi çok daha az yaşıyor. Hedefi olmayan bir birey kaygısını yönetmekte zorlanırken hedefleri olan bireyler kaygıyı sağlıklı düzeyde tutabiliyor. Erken Dönemde Kariyer Planı Yapmak Başarıyı Destekliyor ve Kariyer Planı Yaparken Sorumluluk Kimde Olmalı? Gençlerde mi Ailelerde mi? yazılarımızı da okuyabilirsiniz.

Sınava Yeterince Hazırlık Yapmayan Gençler Sınav Kaygısı Yaşıyor

Gençlerin sınav kaygısı yaşamasının önemli bir nedeni de sınava yeterince hazırlık yapılmamış olmasıdır. Genelde hazırlık yapılmamasının en büyük nedeni doğru hedefi belirleyememiş olmaktır. Hedefi olmayan gençler için zamanı yönetmek ve derslere konsantre olmak oldukça zordur. Dolayısıyla ihtiyaç duyulandan daha az çalışarak sınava hazırlanırlar. Yetersiz hazırlık sınav tarihi yaklaştığında zaman baskısını ve yetersizlik hissini artırır.

Sınavı hafife almak, sınava ve önemine yönelik yeterli bilgiye sahip olmamak da yetersiz hazırlığa neden olmaktadır. Sınav yaklaştığında denemelerden düşük puanlar alan gençlerin kaygısı yükselmektedir.

Hatalı Ebeveyn Tutumlarıyla Yetişen Gençler Sınav Kaygısı Yaşıyor

Ebeveyn desteği gençlerin sınav sürecinde en önemli duygusal ihtiyacı. Ebeveynleri tarafından sevilen, çabası görülen, doğru yönlendirilen, maddi manevi desteklenen gençler sınava daha rahat hazırlanıyor. Sınava hazırlık sürecinde ailenin gencin sırtını sıvazlaması, “çabanı görüyoruz, azmini takdir ediyoruz” demesi çok büyük motivasyon sağlıyor.  Moral motivasyon kadar gence uygun çalışma ortamının sağlanması, varsa gencin üzerindeki iş yükünün hafifletilmesi gerekiyor.

Özellikle pandemi döneminde sınava hazırlık yapan gençler okul ve dershanelerden uzak kaldı. Dolayısıyla çalışmalarını çoğunlukla evde sürdürüyorlar. Küçük kardeşi olan veya evde kendine ait çalışma alanı olmayan gençler ev halkıyla bir aradayken derse konsantre olmakta zorlanıyor. Dikkat çok kolay dağılıyor. İhtiyaç duydukları sessizliği kolay kolay bulamıyorlar.

Burada ailenin daha özverili davranması ve gencin sınava hazırlık sürecini kolaylaştırmak için uygun ortamı sağlaması gerekiyor. Ailenin bu desteğinin yanı sıra kullandığı ebeveyn tutumlarında da yapıcı tutum sergilemesi gerekiyor. Hatalı ebeveyn tutumlarıyla yetişen gençler daha fazla sınav kaygısı yaşıyor.

Mükemmeliyetçi ve Rekabetçi Aileler Kaygıyı Besliyor

Mükemmeliyetçi aileler çocuklarıyla ilgili gerçekdışı beklentilere kapılabiliyor. Çocuklarını potansiyellerinin üzerinde performansa zorlayabiliyorlar. Bu durumda da çocuk ve gençlerde kaygı gelişiyor. Beklentileri karşılayamadığını gören genç yetersizlik hissine kapılıyor, başarısız ve kusurlu olduğunu düşünebiliyor. Gencin motivasyonu kırılıyor aile ise çocuğunun başarısız olduğunu düşünerek mutsuz oluyor. Burada gencin de ailenin de gerçekçi beklentilere girmesi gerekiyor.

Beklentileri gerçekçi tutabilmek için gencin potansiyelinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Baskın zeka alanı, öğrenme stili, ilgi alanları, karakteristik özellikleri, dikkat düzeyi, öğrenme ortamı ve öğrenme kaynağı bireyin kapasitesini belirliyor. Mükemmeliyetçi ailelerin gerçekdışı beklentiler dışında yaptığı bir başka hataysa motive etmek için genci başkalarıyla kıyaslamasıdır.

Kıyaslama içerisinde rekabeti de barındırmaktadır. Ancak kıyaslanmak veya başkalarıyla rekabet etmek her genç için uygun bir motivasyon şekli değildir. Kimi bireyler motive olmak için taktir edilmeye, alkışlanmaya, olumlu geri bildirimlere ihtiyaç duyar. Kimi ise rekabetten hoşlanır ve yarış içerisinde olduğunda daha disiplinli ve organize çalışabilir. Dolayısıyla ailenin çocuğunu iyi tanıması gerekir.

Duygusal yönü daha güçlü olan bir genç rekabet içerisinde zarar görebilir, demoralize olabilir.

Koşullu Sevgi Kaygıya Yol Açıyor

Çocuklar da gençler de ailelerinden sevgiyi koşulsuz alabilmek istiyor. Çünkü sevgi koşullara bağlandığında aile içi ilişkiler zayıflıyor, gencin aileye ve kendisine duyduğu güven azalıyor. Çocuk ve genç başarılarında olduğu kadar başarısızlıklarında da desteğe ihtiyaç duyuyor. Hatta başarısızlıklarda, hatalarda ailenin koşulsuz ilgisi ve sevgisini almak çok daha iyileştirici öneme sahip oluyor.

Genç ailenin desteğiyle hatalarından ders almayı, zorluklarla başa çıkmayı öğreniyor. Ailenin desteği olmadığında ve sevgi başarıya koşullandırıldığında ise genç kendini yalnız, değersiz hissediyor. Özgüven gelişmiyor, benlik değeri düşüyor. Dolayısıyla genç sınav başarısını kişiliğine atfedilen bir değer olarak algılıyor.

Aşırı Korumacı Tutum

Aşırı korumacı yetiştirilen gençler üniversiteyi kazanma, evlilik gibi aileden uzaklaşmayı gerektiren yaşam döngülerinde kaygı yaşayabilmektedir. Bunun en büyük nedeni ailenin gencin özerkleşmesine, sorumluluk almasına ve büyümesine yeterince izin vermemesidir. Gençlerin çocukluktan itibaren tüm büyüme sinyalleri de aile tarafından bastırılmıştır.

Aile “Sen yapamazsın, sen daha küçüksün, dur ben yardım edeyim, ben de seninle geleyim” müdahaleleri ile genci engellemiştir. Böylece gencin gerçek yaşam koşullarıyla karşı karşıya kaldığında yetersizlik hissetmesi kaçınılmaz olmaktadır. Aşırı korumacı yetişen gençlerde “başaramayacağım, yalnız yapamam” korkusu geliştirmektedir. Böyle bir aile yapısında yetişen çocuklar ailelerinden uzaklaşmak istememektedir. Dolayısıyla gençler ayrılığı öteleyebilmek için çeşitli mantığa uydurulmuş bahaneler geliştirebilmektedir.

Ayrılığın mecburi olduğu durumlardaysa bireyler derinden sarsılmakta depresyon, sosyal fobi gibi psikolojik rahatsızlıklar baş gösterebilmektedir. Aşırı korumacı ailede yetişen çocuklar dış dünyada yalnız kaldığında kendilerini korumasız ve tehditlere açık hisseder. Dolayısıyla bu gençler için sınav hem aileden ayrılma hem de ailenin yanında kalabilme ihtimallerini taşır.

Genç sınav sonucu yeterliyse ailenin yanında bir okul tercih edebilir. Puanı yetmez ise aileden uzaklaşması veya bir yıl daha sınava hazırlanması gerekebilir. Bu ihtimallerin farkında olan genç için sınav sadece performansı ölçmemektedir. Gencin sınava yüklediği bu iki uçlu anlam sınav kaygısı gelişmesine neden olmaktadır.

Ayrılık Anksiyetesi Yaşayan Gençler Sınav Kaygısı Yaşıyor

Güvenli bağlanma geliştiremeyen çocuklar dünyayı tehlikeli, beklenmeyen tehditlerle dolu bir yer olarak algılar. Çocuklar temel bakım veren kişiyle kurdukları bağın içeriğine göre kendilerini ve etkileşim içerisinde oldukları diğerlerini de güvenli ya da güvensiz olarak değerlendirirler.

Ebeveynleri ile güvenli bağ kuran çocuklar ergenlik ve yetişkinlikte daha az bağımlı kişilik özellikleri gösterir ve ayrılık anksiyetesi taşıma riskleri de azalır. Ancak aileyle güvenli bağ kuramayan, aileye aşırı bağımlı olan veya ailenin çocuğu merkeze koyduğu durumlarda ayrılık anksiyetesi gelişebilmektedir. Genç aileden uzakta kendi ayakları üzerinde duramayacak olmaktan endişe duyabilmektedir.

Aile ile güvenli bağ kuramayan genç dış dünyada diğerlerine de güvenmekte zorluk yaşayabilmektedir. Kimi zaman da ailenin karakteristik özellikleri, zor ve geç çocuk sahibi olma çocuğa aşırı bağımlı ebeveyn tutumu gelişmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla genç evden ayrılmanın aileyi çok üzeceğini bilmektedir. Aileyi üzecek olmak gencin tercihlerini etkileyebilmektedir. Genç nerede olursa olsun ailenin yanında kalabilmek için beklentilerini ve hedeflerini değiştirebilmektedir.

Ailede hasta, bakıma muhtaç birinin olması da ayrılık anksiyetesini ve seçimleri etkilemektedir. Tek ebeveynli ailede çocuk olmak da kalan ebeveyne bağımlılık geliştirmeye neden olabilmektedir. Dolayısıyla sınav kaygısı da aileden ayrılmak istemeyen gencin ayrılık anksiyetesinin sonucu olarak gelişebilmektedir. Genç için sınav sonucu oldukça önemlidir.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan gençler için ailenin yanında bir okula yerleşmek kolay değildir. Fazla talep gören üniversite ve bölümlere yerleşmek için gençlerin oldukça yüksek puanlar alması gerekir. Ayrılık Anksiyetesi Üniversite Seçimini Etkiliyor yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Zaman Yönetimi ve Hızlı Okuma Alışkanlığı Olmayan Gençler Sınav Kaygısı Yaşıyor

Sınava hazırlık sürecinde başarıyı doğrudan etkileyen iki önemli faktör zaman yönetimi ve hızlı okuma becerisidir. Zamanı verimli kullanabilen gençler sınava hazırlık sürecini çok daha verimli geçirirler. Sınava hazırlık sürecinde ders çalışmak kadar mola yapmak, bireysel ve sosyal hayata zaman ayırmak da gerekir. Kendine, dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırabilen gençler motivasyonlarını daha uzun süre sürdürebilirler.

Aynı şekilde zamanı verimli kullanabilen gençler sınav anında da sınav süresini verimli organize edebilirler. Böylece zaman yönetimi kötü olan diğer öğrencilere oranla sınavda daha avantajlı konuma geçerler. Zorlandıkları sorulara daha fazla zaman ayırma veya emin olamadıkları sorulara tekrar bakma imkanı bulabilirler. LGS Yaklaşıyor Etkili Zaman Yönetimi ile Eksiklerinizi Tamamlayabilirsiniz ve Zaman Baskısı Yaşamamak İçin Etkili Zaman Yönetimi Teknikleri yazılarımızdan faydalanabilirsiniz.

Hızlı okuma alışkanlığı ise genci yine sınavda avantajlı konuma getirir. Sınavlarda çoğunlukla uzun paragraf soruları, mantık soruları yer almaktadır. Soruları hızlı ve doğru okumak, okuduğunu anlamak hızlı okuma alışkanlığı olan öğrenciler için daha kolaydır. Hızlı okuma alışkanlığı da zaman yönetimini kolaylaştırır. Kişiye zorlandığı veya emin olamadığı sorularda daha çok zaman geçirme avantajı sağlar.

Sınav kaygısı yaşamamak ve hızlı okuma alışkanlığı kazanmak için Okuma Alışkanlığı Kazanmak Sınav Başarısı Getiriyor yazımızdan faydalanabilirsiniz.

Read More

Sınavda başarısız olmak pek çok öğrenci için “hayat memat” meselesi haline gelmektedir. Oysa başarı kadar başarısızlıkta olağan bir durumdur ve başarısızlık sanıldığı gibi her şeyin sonu değildir. Başarısızlığa daha yapıcı bir şekilde gelişim alanlarını fark etme, gelişim için harekete geçme odaklı bakılabilir. Başarı ve başarısızlık öznel niteliktedir. Birinin başarı kabul ettiği başka biri için başarısızlık sayılabilir.

Aynı durum sınav performansı için de geçerlidir. Tüm soruları doğru yanıtlama hedefi olan bir öğrenci için birkaç net daha düşük yapmış olmak başarısızlık sayılabilir. Buna karşılık sınavdan beklentisi düşük olan bir öğrencinin daha yükseğini yapması veya beklediği puanı alması başarı sayılabilir. Dolayısıyla başarı ve başarısızlığı belirleyen öznel değerlendirmelerimiz, beklentilerimiz ve başkalarının bizden bekledikleri olacaktır.

Peki kendi beklentilerimizi karşılayamaz yani başarısız olursak bu sonuçla nasıl başa çıkabiliriz? Yazımızın devamında sınavda başarısız olmak olumlu şekilde nasıl değerlendirilebilir ele alacağız. Aynı zamanda başarısızlıkla baş etme önerileri de paylaşacağız.

Sınavda Başarısız Olmak “Her Şeyin Sonu Değil”

Sınavda başarılı olmak çoğu öğrencinin hedefi neredeyse tüm öğrencilerin de hayali. Neden tüm öğrencilerin hayali diyoruz çünkü herkes sınavda başarılı olmayı istiyor ama herkes başarıyı hedeflemiyor. Hayallerimiz çoğunlukla performansımız ya da potansiyelimizin çok üzerinde olabiliyor. Hedeflerimiz ise daha yapılandırılmış, somut kanıtlara dayalı, planlı ve programlı çalışmayı gerektiriyor. Dolayısıyla herkes hayal etse de bir hayal hedefe dönüştürülmediği sürece gerçekleşme olasılığı azalıyor.

Özelliklede LGS, YKS veya yurtdışı kabul gibi önemli sınavlarda başarı şans eseri gelmiyor. Sınavda başarısız olmak başarı beklentisi olan veya çevresi tarafından beklentiye girilen öğrencilerde hayal kırıklığı yaratabiliyor. Oysa başarısızlığın da bizlere sağladığı avantajlar var. Evet hazırlandığımız sınavların hepsi bizim için önemli. Hayatımızın en az 1 yılını sınavlar için ayırıyor, çalışırken pek çok keyifli aktiviteden feragat ediyoruz.

Sınavda Başarısız Olmak Hedef ve Beklentileri Yeniden Değerlendirmeye Fırsat Tanıyor

Ama sınava hazırlık sürecinde pek çoğumuzda sadece başarı elde edebilmek ya da beklentiyi karşılamak için çalışıyoruz. Dolayısıyla pek çoğumuzun başarı elde etmek için iyi bir amacı, hedefi olmuyor.

https://youtu.be/gV9QcOUd4qg

Bu sınavda neden başarılı olmak istiyorum? Başardığımda hayatımda ne değişecek? Hangi okulu, üniversiteyi hedefliyorum? Hangi alanı, bölümü, mesleği seçmeliyim? İlgi ve beceri alanlarım neler? Karakterimle uyumlu, mutlu ve başarılı olabileceğim meslekler neler? Seçtiğim meslek gelecekte ne kadar önemli olacak? Bu mesleği başarmak için sahip olmam gereken farklı yetkinlikler var mı? Yaşadığım şehir, ülke, kültür, sosyo- ekonomik koşullar bu bölüm/ meslek için uygun mu?

Pek çok öğrenci bu soruların cevabını aramadan karar verebiliyor. Hatta pek çok öğrencinin alan, bölüm, meslek seçimi öğretmenler ya da aile tarafından yapılıyor. Oysa bir ömre etki edecek, yaşam tarzımızı, sosyal çevremizi ve koşullarımızı belirleyecek mesleğimizi belirleyen biz olmalıyız. İşte sınavda başarısız olmak kendinize tekrar bu soruları sormanız ve cevaplarını bulmanız için fırsat veriyor. Cevapları ararken Gelecek Kaygısı Meslek Seçimini Etkiliyor, Kişilik Özelliklerine Göre Meslek Seçimi Yapmak ve Meslek Seçimi Önerileri: Çoklu Zeka Kuramı yazılarımızdan faydalanabilirsiniz. Ayrıca Aba Psikoloji Blog sayfamızdan daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz. Aba Psikoloji YouTube sayfamızdan da video içeriklerimize erişebilirsiniz.

Kariyerinize daha bilinçli yön verebilmek, güçlü yönlerinizi keşfetmek, zayıf yönlerinizi güçlendirmek için kariyer danışmanlığı alabilirsiniz. Aba psikolojide uyguladığımız IQ, EQ, dikkat, algı, yetenek ve kişilik testleriyle danışanlarımızın potansiyellerini keşfediyoruz. Kullandığımız psikolojik yöntemlerle danışanlarımızı daha iyi akademik sonuçlar alabilecekleri şekilde yönlendiriyoruz. Danışanlarımızın akademik eksiklerini tespit ederek gideriyor, dünyanın en seçkin kurumlarında eğitim almalarını sağlıyoruz.

Sınavda Başarısız Olmak Başarısızlık Kaynaklarını ve Eksik Bilgileri Tespit Etmeyi Sağlıyor

Sınav sonucunuzu aldığınızda yaşadığınız hayal kırıklığı ve üzüntü bir süreliğine “her şey bitti” düşüncesine kapılmanıza neden olabilir. Biz de tam bu noktada size “Her şey şimdi çok daha farkındalıklı bir şekilde yeniden başlıyor” diyoruz. Sınav sonucunuzda sizi mutsuz eden bir skor olsa da bu sonuç belgesi size somut kanıtlar da sunuyor.

Hangi konularda eksik kaldınız, en çok hangi derslerde ve hangi soru türlerinde zorlandınız apaçık görebilirsiniz. Eksiklerinizi tespit ettiğinize göre önünüzdeki sınava hazırlanırken nelere ağırlık vermeniz gerektiğini artık daha iyi biliyorsunuz.

Sadece bilgi eksiklikleriniz değil bu sınav tecrübesi size geliştirmeniz gereken işlevsel becerilerinizi de göstermiş olacak. Sınavda ve/veya sınava hazırlanırken zamanı kullanmakta zorluk yaşamış olabilirsiniz. Bu size etkili zaman yönetimi tekniklerini öğrenmeniz gerektiğinin mesajını veriyor. Dolayısıyla bu eksiği sınava hazırlık sürecinde mutlaka kapatmalısınız.

Zaman Baskısı Yaşamamak İçin Etkili Zaman Yönetimi Teknikleri ve LGS Yaklaşıyor Etkili Zaman Yönetimi ile Eksiklerinizi Tamamlayabilirsiniz yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz.

https://youtu.be/rKLh0fAjgcw

Zaman yönetiminin dışında sınavda başarısız olmak çoğunlukla dikkati toplayamama ve sürdürememe nedeniyle de gerçekleşebilmektedir. Sınavda dikkat dağınıklığı performansta ciddi bir düşüşe neden olmaktadır. Dikkat dağınıklığının kaynağı pek çok neden olabilir. Başarısızlık korkusu, kaygı, yetersiz bilgi, okuma alışkanlığının olmayışı ve benzeri nedenler dikkat dağınıklığına yol açabilir. Sınava hazırlanırken de dikkat dağınıklığı yaşamış ve bu nedenle yeterince verimli öğrenememiş olabilirsiniz.

Dikkat Egzersizleri ile Verimli Ders Çalışma ve Sınava Hazırlık Sürecinde İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı ile Başa Çıkma Önerileri yazılarımızdan da faydalanabilirsiniz. Verimli ders çalışma becerisi eksikliği de sınavda başarısız olmak için yeterli bir nedendir. Çok ve uzun süre çalışmak verimli çalışmak değildir. Verimli çalışmak için neler yapabileceğinizi Çoklu Zeka Kuramına Göre Verimli Ders Çalışma Önerileri yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Yeterli okuma alışkanlığına sahip olmamak, hızlı ve etkili okumayı olumsuz etkiler. Oysa sınavda başarılı olmak hızlı okuma ve okuduğunu doğru anlama ile oldukça ilişkilidir. Sınavda başarısız olmak istemeyenler için okuma alışkanlığı kazanmak oldukça önemlidir. Okuma Alışkanlığı Kazanmak Sınav Başarısı Getiriyor yazımızı okuyabilirsiniz.

Başarısızlıkla Baş Etme Önerileri

Zaman yönetimi, dikkati odaklama ve sürdürme becerisi, verimli ders çalışma, hızlı okuma becerisi de başarısızlıkla baş etme önerileri olarak değerlendirilmelidir.

Öznel Hedef Belirlenmeli, Motivasyon Kazanılmalı

Aynı zamanda başarısızlık kimi zaman duyulan yoğun kaygı, stres, korku nedeniyle de gelişebilmektedir. Kaygılarımızı besleyen ise çoğunlukla gerçekdışı beklentilerimizdir. Gerçekdışı beklentiler kaygıya kapılmamıza neden olur ve mevcut potansiyelimizi de sergilememizi engeller. Aynı şekilde açığa çıkan olumsuz duygu ve düşünceler motivasyonumuzu da olumsuz etkiler. Oysa motivasyon eksikliği sınavda başarısız olmak için önemli bir etkendir.

Sizin seçtiğiniz, beklentilerinizle uyuşan, ilgilerinize, becerilerinize, karakterinize uyan bir hedefe yönelmeniz de başarı için önemlidir. Dolayısıyla kariyerinize yön verirken iç sesinizi dinlemeli ve sınava hazırlanmaya başlamadan önce hedefinizi seçmelisiniz. Motivasyon Eksikliği Nedenleri ve Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırma Teknikleri yazılarımızdan faydalanabilirsiniz.

Molalar İhmal Edilmemeli, İlgi Alanlarına Zaman Ayırılmalı

Sınavda başarısız olmak gençlerin üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sınava hazırlık süreci yeterince tempolu ve emek isteyen bir dönemken bir de “tekrar başarısız olabilirim” endişesi devreye girmektedir. Başarısızlık korkusu gencin motivasyonunu ve çalışma isteğini kırabilir. Aynı şekilde başarısızlık korkusu daha fazla aralıksız çalışmaya da neden olabilir. Bu durumda da gece gündüz çalışan, dinlenmeyen, mola vermeyen öğrenciler açığa çıkmaktadır.

Oysa bedenimizin ve zihnimizin üretmek kadar dinlenmeye de ihtiyacı var. Dinleneceğiz ki daha iyisini öğrenebilelim, üretebilelim. Uyku, istirahat ve beslenme rutininden sınava hazırlık sürecinde uzaklaşılmamalıdır. Gençler bu dönemde gereksiz ve zaman kaybı olduğu düşüncesiyle ilgi alanlarından uzaklaşabilmektedir. Oysa ders dışı etkinliklerde bulunmak deşarj olmayı sağlamaktadır. Gençlerin sınava hazırlanırken de sınavda başarısız olmak korkusu ile hobilerinden vazgeçmemesi gerekir.

Zaman kaybı olarak görülen hobiler aslında dinlenmek, eğlenmek ve dolayısıyla çalışmaya motive olmak için gereklidir. Sınavda başarısız olmak tekrar yaşamak isteyeceğiniz bir sonuç olmasa da ara vermeden çalışmayı da istemezsiniz. Bu nedenle ders ve ders dışı aktiviteler arasında sağlıklı bir denge kurabilmek gerekir.

Mindfulness Çalışmaları ile Başarısızlıkla Baş Etme

Mindulness yöntemiyle sosyal ilişkilerinizden, kariyerinize pek çok alanda daha mutlu ve başarılı olabilirsiniz. Mindfulness yani bilinçli farkındalık tekniği ile olumsuz duygu- düşüncelerinizi fark eder ve nezaketle kabul edersiniz. Anda kalmayı öğrenir, geleceğin kaygısını ya da geçmişin “keşke”lerini kendinize yük etmezsiniz.

Anda kalmakta güçlük yaşıyor, kendinizi sıklıkla geleceğe ya da geçmişe odaklı duygu ve düşünceler içerisinde buluyor olabilirsiniz. Dikkatinizi toplamakta, zamanı yönetmekte, iyi bir dinleyici olmakta güçlük yaşayabilirsiniz. Tüm bu zorluklar ve yol açtığı diğer olumsuzluklar nedeniyle başarısızlık yaşıyor, potansiyelinizi açığa çıkaramıyor olabilirsiniz.

Mindfulness yöntemiyle tüm bu zorlukları aşmanızda Aba psikolojiden destek alabilirsiniz. Uyguladığımız farklı test ve envanterlerle ilgi, beceri ve yetkinlik alanlarınızı belirleyebilir, kariyerinize yön verebilirsiniz. Mindfulness: Bilinçli Farkındalık ile Kariyerinizde Başarı Elde Edebilirsiniz yazımızdan faydalanabilirsiniz.

Sınavda başarısız olmak istemiyorsanız bu süreçte bir mentorla çalışmakta sizin için faydalı olabilir. Sınava hazırlık sürecinde size sağlayacağı avantajlar için Mentorloops’la tanışmanızı veya kariyer danışmanlığı almanızı önerebiliriz.

Sınavda Başarısız Olmak İstemiyor ve Başarısızlıkla Baş Etme Güçlüğü Yaşıyorsanız

Önünüzde önemli bir sınav var ve bu sınavda başarısız olmak istemiyor ancak başarısızlıkla baş etme konusunda da güçlük yaşıyor olabilirsiniz. Yazımızda paylaştığımız önerilerimizi uygulamakta zorlanıyor ya da daha profesyonel bir destek arıyor olabilirsiniz. Akademik başarı ve kariyer danışmanlığı özelinde stratejik yetenek yönetimi uygulamamızdan faydalanabilirsiniz. Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Read More

Sınava yönelik olumsuz düşünceler başarısızlık nedeni olabilmektedir. Olumsuz düşüncelerinizin hazırlık sürecinizi ve sınav performansınızı olumsuz etkilememesi için önce sınav algınızı değiştirmeniz gerekiyor. Olumsuz düşünceler motivasyonu etkiliyor, çalışma temposunu düşürüyor ve konsantrasyon güçlüğüne neden oluyor. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde öğrenci çok başarılı olsa dahi potansiyelinin altında performans gösteriyor.

Öğrencilerin başarısızlıkla başa çıkabilmesi performanslarını etkileyen olumsuz düşüncelerini tespit etmesi gerekiyor. Sonrasında tespit edilen olumsuz düşüncelerin gerçeklik payının değerlendirilmesi gerekiyor. Kimi zaman bu düşünceler gerçekdışı iken kimi zamanda gerçeği yansıtabiliyor. Olumsuz düşünceler gerçekle uyumlu olduğunda mutlaka performans düşüklüğüne neden olan faktörlerin iyileştirilmesi gerekiyor.

Sınava Yönelik Olumsuz Düşüncelerinizi Tespit Ederek Sınav Algınızı Değiştirin

Sınava hazırlık süreci her öğrenci için zorlu bir dönemdir. Bu dönemin beraberinde getirdiği zorluklara yönelik her öğrencinin farklı başa çıkma mekanizması vardır. Kimi öğrenciler bu zorlu dönemi daha kolay geçirebilirler. Çoğu öğrenci için ise başa çıkma kaynakları yetersiz olabilmektedir. Bu dönemin koşullarıyla başa çıkmakta aile ile ilişki, sosyal destek, ilgi alanları ve öğrenme kabiliyeti etkilidir.

Ancak mükemmeliyetçilik gibi bazı mizaç özellikler ve sınava yönelik gerçekdışı beklentiler başarısızlığa neden olabilmektedir.  Aynı şekilde yetersiz sosyal destek, zayıf aile ilişkileri, ilgi alanının olmayışı, başarının sevgi koşulu olması olumsuz düşünceleri tetiklemektedir. Öğrenme güçlüğü, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü gibi bilişsel faktörler de olumsuz düşüncelere neden olmaktadır.

Sınava yönelik olumsuz düşünceler sıklıkla şu şekildedir; “Ya başarısız olursam? ‟, “Çalışmalarım yeterli değil.”, “Yeterince iyi değilim.”, “Sınav süresi çok kısa, soru sayısı çok fazla.”, “Rakiplerim kadar iyi imkanlara sahip değilim.”, “Sınavda her şeyi unutacağım, bu kadar şeyi hatırlamam mümkün değil.”, “Rezil olacağım, insanlar benim yetersiz olduğumu düşünecek.”, “Ailemi hayal kırıklığına uğratacağım.”, “Başarısız olursam sınava yeniden hazırlanmam çok zor olacak.”

Öğrencilerin bu düşüncelerle başa çıkabilmesi için önce hangi düşünceleri olduğunu fark etmesi gerekir. Bu bilinçli farkındalık gerektiren bir süreçtir. Öğrencinin motivasyonunu düşüren, dikkatini dağıtan, geleceğine karamsar bakmasına neden olan tüm düşüncelerini belirlemesi gerekir. Bu düşünceleri yakalamak kolay olmayabilir. Özellikle yerleşmiş, benimsenmiş düşüncelerin fark edilmesi güçtür. Öğrenciler olumsuz düşüncelerini belirleyip mümkünse not etmesi gerekmektedir.

Sınava Yönelik Olumsuz Düşünceler Tespit Edildikten Sonra Gerçeklik Değerlendirmesi Yapılmalıdır

Olumsuz düşüncelerinizin artık neler olduğunu somutlaştırdınız. Şimdi sıra onlar üzerine gerçeklik değerlendirmesi yapmaya geldi. Performansınızı objektif bir gözle mi değerlendiriyorsunuz yoksa kendinize haksızlık mı ediyorsunuz buna bakmalısınız.

Gerçeklik değerlendirmesi yaparken kendinize soracağınız sorulara doğru cevaplar vermeniz oldukça önemli. Bunu kendi gözünüzle yapmakta zorluk yaşıyorsanız bu değerlendirmeyi sizin için daha objektif olabilecek birinin yapmasını rica edebilirsiniz. Ya da kendinizi başkasının gözünden değerlendirebilirsiniz.

Değerlendirme yaparken şu 3 soruyu kendinize sormanız size yardımcı olacaktı;

  1. Şu an Ne oluyor? (bu bir olay ya da bir düşünce, duygu, dürtü olabilir)
  2. Bu olan benim için tehlikeli mi?
  3. Peki bununla başa çıkabilir miyim?

Birinci soruda kişi olayı kendi algılayışına göre ele almalıdır. İkinci soruda bu olayın kendisi için tehlikeli olup olmadığını değerlendirmelidir. Üçüncü soruda ise tehlike söz konusu ise başa çıkmak için sahip olduğu kaynakları değerlendirmelidir. Burada sahip olunan fiziksel, sosyal, psikolojik çözme becerileri ve maddi başa çıkma kaynakları değerlendirilmelidir.

  1. Şu an Ne oluyor?
  • Önemli bir sınava hazırlanıyorum ve sınava yönelik olumsuz düşünceler taşıyorum. Başarısız olacağıma inanıyorum.
  1. Bu benim için tehlikeli mi?
  • Bu benim için çok önemli bir sınav. Başarılı olmak istiyorum. Ailem ve sevdiklerim benden başarılı olmamı bekliyor. Başarısız olmam durumunda eğitim hayatımın olumsuz etkileneceğine, akranlarımın eğitim fırsatlarının gerisinde kalacağına inanıyorum. Bu yüzden kendimi tehlikede hissediyorum. Sınav başarısı benim için önemli.
  1. Bu duygu, düşünce ve kaygılarla başa çıkmak için ne yapabilirim?
  • Kendime çok yükleniyor ve başarısız olacağımı düşünüyorum. Ancak bir yandan da özveriyle çalışıyor, öğrenmek için çok çaba sarf ediyorum. Öğrenmeyi ve başarmayı korkularıma rağmen çok istiyorum.
  • Ders çalışma tekniğimi gözden geçirebilir, daha iyi nasıl çalışabileceğimi öğrenebilirim. Zamanı verimli kullanma tekniklerini öğrenebilirim. Kaygımı azaltmak için meditasyon, nefes egzersizi çalışmaları yapabilirim. Eksik olduğum ve öğrenmekte zorlandığım konular için öğretmenlerimden ve arkadaşlarımdan yardım isteyebilirim. Ek ders alma imkanım olup olmadığını ailemle değerlendirebilirim. Önümde yeterince zaman var ve ben başarılı olmayı arzuluyorum. Öyleyse ben başarabilirim.

Bu tekniği, kaygı duyduğunuz her koşulda uygulayabilirsiniz. Sınava yönelik olumsuz düşünceler taşıyan arkadaşlarınıza da bu tekniği önerebilirsiniz.

Başarısızlığa Yönelik Gerçekçi Tespitler Fırsata Çevrilip Eksikler Giderilmelidir

Yukarıda yaptığımız çalışma ile sınava yönelik gerçekdışı ve gerçekçi düşüncelerinizi tespit etmiş olmalısınız. Şimdi ise sıra tespit ettiğimiz gerçekçi olumsuz düşünceler için önlem almaya geldi. Zamanı yönetmekte zorluk yaşıyor ve sıklıkla ödevlerinizi, çalışma konularınızı yetiştiremiyor olabilirsiniz. Bu da zaman baskısı yaşamanıza ve yetiştiremeyeceğim endişesi ile motivasyonunuzu kaybetmenize neden oluyor olabilir.

Zaman baskısı sınava yönelik olumsuz düşünceler edinmenizi de tetikleyecektir. Etkili zaman yönetimi tekniklerini öğrenmeniz bu olumsuz düşünceden kurtulmanıza yardım edecektir. Zaman Baskısı Yaşamamak İçin Etkili Zaman Yönetimi Teknikleri yazımızı okumanız da bu konuda size yardımcı olabilir.

Yeterince iyi çalışmadığınızı düşünüyor ve akranlarınızın gerisinde kaldığınıza inanıyor olabilirsiniz. Verimli ders çalışma tekniklerinin bilinmiyor olması bu düşüncenin gelişmesine neden olabilmektedir. Yine dikkat dağıtıcı faktörlere karşı koyamamak dijital uyaranlarla çok fazla zaman geçirmekte verimli çalışmayı etkileyebilmektedir.

Öğrenme Stiline Göre Akademik Başarıyı Yükseltecek Ders Çalışma Teknikleri yazımız size bu süreçte yardımcı olabilir. Sınava Hazırlık Sürecinde İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı ile Başa Çıkma Önerileri yazımıza da bakabilirsiniz.

Ailenizin performansınıza yönelik gerçekdışı beklentileri olabilir. Bu beklentiyi sizi motive etmek için ya da sizin potansiyelinizi bilmedikleri için taşıyor olabilirler. Size destek olmak isterken olumsuz etkilediklerini fark etmiyor olabilirler. Ailenizle duygu ve düşüncelerinizi konuşmanız üzerinizde bu baskıyı taşımaktan çok daha iyi sonuçlar getirebilir.

Sınava yönelik olumsuz düşünceler kimi zaman hiç farkında olmadığımız eksikliklerimiz sonucunda da açığa çıkabilmektedir. Yeterli okuma alışkanlığınız yoksa ya da hızlı okuma becerisi üzerine çalışmadıysanız okuma süreniz de sınav performansınızı etkiliyor olabilir. Okuma Alışkanlığı Kazanmak Sınav Başarısı Getiriyor yazımızı bu eksikliğinizi geliştirmek için okuyabilirsiniz.

Sınava Yönelik Olumsuz Düşünceler ile Başa Çıkmak İçin Olumlu Kaynaklar Geliştirilmelidir

Sınava yönelik olumsuz düşünceler ile başa çıkmak için akademik çalışmaların dışında da kaynaklara ihtiyaç vardır. Sosyal ilişkilerinizi geliştirmeniz, okul ve ders çalışma süreleriniz dışında akranlarınızla vakit geçirmeniz size iyi gelebilir. Onların çalışma stillerini gözlemlemek, onların da kaygıları olduğunu görmek size yalnız değilim duygusunu yaşatacaktır. Kaygılarıyla daha kolay başa çıkabilen arkadaşlarınızla bir araya gelerek onların başa çıkma becerilerini öğrenebilirsiniz.

İlgi ve beceri alanlarınızı keşfedebilirsiniz. Bu alanlara yönelik yapacağınız okul dışı etkinlikler negatif enerjinizi atmaya destek olacaktır. Sınava hazırlık sürecinde ilgi alanlarına vakit ayırmaya devam eden öğrenciler sınavlarda daha başarılı olabilmektedir.

Nefes egzersizlerini öğrenmeniz, fiziksel aktiviteye vakit ayırmanız sınava yönelik olumsuz düşünceler ile baş etmeyi kolaylaştırır. Meditasyon ve olumlama çalışmaları yaparak da olumsuz düşünceler ile başa çıkabilirsiniz. Tüm bunlar hem fiziksel hem de zihinsel olarak rahatlamanızı sağlayacak psikolojik iyi oluşu destekleyecektir.

Mola sürelerinizi de planlı şekilde ayarlamalısınız. Sınava hazırlık sürecinde yapılan önemli hatalardan biriside ders çalışırken yeterince mola verilmiyor olmasıdır. Oysa dikkat süremiz bellidir ve bu sürenin üzerine çıkıldığında çalışmanın verimi düşecektir. Üstelik uzun süre mola vermeden çalışmak zihnen ve bedenen yorgunluğa neden olacaktır.

Yeterince mola yapılmadığında ders çalışmak keyifsiz hale gelecek ve ders çalışmaya yönelik olumsuz düşünceler gelişecektir. 25-30 dakikada bir 5 dakikalık molalar verebilirsiniz. Ayrıca 2-3 saatte bir 20-25 dakikalık uzun dinlenme araları planlanmalıdır.

Sınava yönelik olumsuz düşünceler ile başa çıkmak için önerilerimiz yeterli değilse mutlaka profesyonel destek almalısınız. Bizimle iletişim kurabilir, sınava hazırlık sürecinde hem psikolojik hem de kariyer odaklı destek alabilirsiniz. Sınav Kaygısı Sınav Başarısı İçin Faydalı Hale Nasıl Getirilir? yazımızı da okumanızı öneririz.

 

Read More

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için ailenin desteği son derece önemlidir. Öğrenciler sınav dönemlerinde kendilerini oldukça yoğun bir temponun içerisinde bulurlar. Hem okul başarılarını sağlamak hem sınava hazırlanmak için emek verirler. Bu yorucu tempoda bir de ergenlik sürecinin getirisi duygu, düşünce ve davranışlarla boğuşur yani bir yanda da büyümeye devam ederler. Tüm bu tempo içerisinde kendilerine yönelip alan seçimi yapmak, mesleğini belirlemek, motivasyonunu sağlamak ve tüm diğer beklentileri karşılamak kolay değildir. Bu dönemde ailenin desteğini alabilmek çocuk için adeta oksijen maskesi etkisi yapacaktır. Sınava hazırlanırken çocuğa alan tanımak, duygularını paylaşması için fırsat vermek çocuğun rahatlamasını ve ailesine kendini yakın hissetmesini sağlayacaktır.

Gençler tıpkı çocukluk döneminde olduğu gibi ergenlik döneminde de ailenin sınırlarını belirlemeye çalışırlar. Artık çocukluktan kalma sınırlar onlara yetmemektedir ve genişlemeye ihtiyaçları vardır. Aile ise bu dönemde çocukları kontrol etmekte zorlanır, iç dünyalarını bilememek ve olası tehlikelerden koruyamamak endişesiyle çocukları kısıtlarlar. Kısıtlamalar çocukların “anlaşılmıyorum, gelişimim desteklenmiyor, kabul görmüyorum” kanılarına varmalarına neden olur. Çocuklar aileleriyle aralarına mesafe koyabilir ve duygu, düşüncelerini onlarla paylaşmaktan kaçınabilirler. Aileler çocuklarının onlara en ihtiyaç duyduğu dönemde araya böyle bir mesafe girmemesi için ergenlik dönemine yönelik daha fazla bilgi edinmelidir. Belirsizlikler ve eksik bilgi sahibi olmak kaygılarımızı tırmandırırken bilgi sahibi olmak bizi rahatlatacak ve ilişkilerimizi olumlu etkileyecektir.

Aileler Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırmak İçin Çocuklarına Nasıl Destek Olabilir?

Her Çocuğun Övülecek Bir Davranışı Vardır

Her çocuğun övgü gerektirecek bir davranışı vardır. Sözlü övgü en doğal ve en kolay uygulanan ödüllendirmedir. Ancak sözlü övgü, çok fazla kullanıldığında etkisini kaybedebilir. Gerekirse küçük davranışları ödüllendirmeye başlayarak ilerleyebilirsiniz. Örneğin; “her gün okul dönüşü düzenli olarak derslerini tekrar ettiğini görüyorum, sorumluluklarını yerine getiriyor olmak çok güzel.” Övgüler zamanında ve doğru yerde verilmelidir. Ancak bu koşullar sağlandığında çocuklar için motive edici olacak ve performansa yansıyacaktır.

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için ödül düzenli verilirse sürekli beklenir, verilmediği zaman cezalandırma olarak algılanır. Buna karşılık sık verilerse kanıksanır ve ödüllendirme olarak görülmez. Aynı zamanda maddi ödüller dış motivasyon kaynağıdır. Öğrencilerin çalışma alışkanlıklarının ve motivasyonlarının devamlı olabilmesi için içsel motivasyona ihtiyaçları vardır. İçsel motivasyon; çalışmanın gerekliliğini öğrenmek, hedefe ulaşmak için araç olarak görmek sayılabilir. Maddi övgü ise dışsal motivasyondur. Etkili olabilmesi için her seferinde ödülün şiddeti artmalıdır. Ödül gelmediğinde ya da yeterli olmadığında öğrencinin motivasyonu olumsuz etkilenecektir.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırmak İçin Hedeflerini Belirlemesine Destek Olun

Hedef belirlemek sınavda başarılı olabilmek için yapılması gereken her şeyin başında gelir. Motive olmak, dikkatini toplamak, zamanı verimli kullanmak, verimli çalışmak, kaygıyı yönetebilmek için önce hedef belirlemek gerekiyor. Çünkü bir hedefi olmayan, bir amaç uğrunda hareket etmeyen hiç kimse motivasyon sağlayamaz, başarılı olmaya ihtiyaç duymaz.

İlgi alanı, karakteristik özellikler, beklentiler ve ihtiyaçlar doğrultusunda çocuğunuz için en uygun hedefleri belirlemeniz sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için önemlidir. Uzun vadeli hedefler kimi zaman kişinin sıkılmasına ya da yaşadığı zorluklar karşısında kırıklığa uğramasına neden olabilmektedir. Uzun vadeli hedefine varabilmek için belirleyeceği kısa hedeflerde motivasyon artırma unsuru olarak çocuğunuza destek olacaktır.

Hedef belirlemesine destek olunmalı, eğer kendi başına bunu halledemiyorsa mutlaka okul rehberli biriminden, öğretmenlerinden ya da mümkünse kariyer danışmanlığından destek alınmalıdır.

Neden-Sonuç İlişkisi Kurularak Motive Edilmelidir

Çocukların yaptıkları ile sonucunda olacaklar arasındaki bağlantıyı kurmaları hem davranışlarını olumlu yönde düzenlemelerini sağlayacak hem de başarmaya yönelik isteklerini artıracaktır. “Şu an yabancı dil öğrenmek senin için keyifli değil biliyorum. Okul derslerinle beraber götürmek zor oluyor olabilir ancak anadilin dışında diller öğrenmek ileride sana büyük avantajlar sağlayacak. Akademik hayatından, iş yaşamına kadar her alanda pozitif etkisi olacak. Çok uluslu işlerde rol edinebilir, yurt dışı çalışma fırsatı yakalayabilirsin. Dil bilmek başka ülkelerin insanlarıyla da tanışabilmeni, seyahatlerinde bağımsız hareket edebilmeni kolaylaştırır. Ayrıca dil bilerek iş arama sürecinde de rakiplerinin önüne geçme fırsatı bulacaksın.”

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için neden-sonuç ilişkisini kullanmak yapıcı düşünmelerini destekleyecektir. Bu sayede motivasyonları düştüğünde öğrenmeye çalıştıkları bilgilerin kendilerine sağlayacağı avantajları hatırlayarak ve çok daha kolay motivasyonları artacaktır. Günlük yaşam becerileriyle ilişkilendirme ya da gelecekteki faydalarından bahsetme de çalışmak istemedikleri ya da öğrenmekte zorlandıkları derslere ilgilerini artıracaktır. Öğrendiklerini günlük hayat içerisinde kullandırmak pratik yapmalarını sağlayacak ve öğrendiklerini pekiştirmeleri de onlar için öğrenmeyi daha keyifli hale getirecek.

Birey Olma Girişimlerini Destekleyin, Sofrada Onun da Sözü Olsun

Çocuğun öğrencilik rol ve sorumluluklarının da tıpkı bir meslek icra etmek gibi önemli olduğu göz ardı edilmemelidir. Anne ve baba günlerinin, işlerinin nasıl geçtiği üzerine sohbet ederken mutlaka çocuğa da sorular sormalıdır. Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için onun da rol ve sorumlulukları ile ilgili günlük sohbet edilmeli, fikir alışverişi yapılmalıdır. Çocuk böylece kendini aile içerisinde değerli hissedecek ve günden güne sohbetlerde bahsedebileceği konular biriktirmeye çalışacaktır. Kendisine gelen soruları daha verimli yanıtlamak, taktir toplayacağı ya da fikir alabileceği paylaşımlarda bulunmak için yaptığı çalışmaları önemseyecektir. Bu onun için bir motivasyondur, çünkü artık o da sofrada günü konuşulan, dinlenilen, değer gören yetişkin olma yolundaki bir bireydir.

Başarısızlıklardan Ders Almak Öğretilmelidir

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için aile çocuğa başarısızlıktan korkmamayı öğretmelidir. Aksine başarısızlığın daha iyi öğrenme ve eksikleri bulmak için etkili bir öğrenme unsuru olarak görülmesini desteklemelidir. Herkesin hata yapabileceği, başarının asıl anahtarının bu hatalardan ders almayı bilmek olduğu çocuklara öğretilmelidir. Hatalar, düşük puanlar ya da başarısızlıklar karşısında aile olumlu tutum sergilemelidir. Beklentisi yüksek olan öğrenciler için başarısız olmak çok yönlü hayal kırıklığına neden olmaktadır. Hem çabalarının karşılığını alamadıkları için üzülürler, hem ailelerini ve kendisine güvenen öğretmenlerini hayal kırıklığına uğratmanın üzüntüsünü yaşarlar. Bu nedenle çocuğu utandırma, eleştirme, küçük düşürme, cezalandırma gibi olumsuz yaptırımlar uygulanmamalıdır.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon İçin Kendi Kararlarını Verebilmeleri Desteklenmelidir

Kaç dakikada bir mola vermeli, önce hangi derse çalışmaya başlamalı, ne zaman çalışmalı, molalarını nasıl değerlendirmeli bu tarz kendiyle ilgili konularda karar vermesine fırsat verilmelidir. Hata yapabilir, bu durumda da hatalarıyla yüzleşmeyi öğrenecek ve alacağı yeni kararlarda tercih yaparken neden sonuç ilişkisini düşünerek seçimini yapacaktır. Böylece kendi kararı olan, sorumluluğun onda olduğu görevleri yerine getirmeye daha istekli olacaktır.

0lumlu Benlik Kavramı Geliştirmelerine Yardımcı Olun

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için öğrencilik rolü dışında da rolleri olduğunu ona hissettirin. Sevginizi başarı ya da görevlerini yerine getirmesi karşılığında vermeyin. Her koşulda sevildiğini, desteklendiğini ona hissettirin. Başkalarıyla kıyaslamayın. Sadece başarılarını değil başarmak üzere gösterdiği tüm çabalarını taktir edin. Sonuçtan çok sürece odaklanın. Aksi halde çocuk, emeğinin taktir edilmediğini düşünerek bir sonraki süreç için aynı özveriyi göstermesinin gereksiz olduğu yanılgısına kapılabilir. Olumlu yanlarını vurgulayarak, sonuçlar hakkında geri bildirim vermeniz ve sürece odaklanmanız çocuk için daha değerlidir.

“Sınavdan istediğin puanı almadın biliyorum, daha iyi olmasını istiyorsun. Ama sen de biz de biliyoruz ki bu sınav için oldukça iyi hazırlandın. Büyük özveride bulundun. Tekrarlarını yaptın, bol bol soru çözdün ve zorlandığın konularda destek alarak eksiklerini tamamladın. Sonucun bu şekilde gelmiş olması çalışmamanla ilgili değil. Sonuca bakarak kendini üzmek yerine bir sonrakinde daha iyi olmak için bu sınavdaki eksiklerini tespit edebilirsin. Zamanı yönetememek, dikkatli okumamak, başarısız olacağım kaygısı duymak ya da farklı bir neden de başarını düşürmüş olabilir.”

Böyle bir yaklaşım çocuğun çabasının görüldüğünü fark etmesini sağlayacak ve Sınava hazırlanırken motivasyon kaybı yaşamasının önüne geçecektir.

Öğrenme Stiline Göre Çalışmalarını Destekleyin

Öğrenme stilini bulmalarını ve ona göre çalışmalarını destekleyin. Herkes öğrenebilir ama hepimizin öğrenme şekli, methodu ve süresi birbirinden farklı olabilir. Öğrenci görsel, işitsel ya da kinestetik öğrenme stillerinden hangisine göre daha kolay öğrendiğini bulmalıdır. Bu süreçte öğretmenlerinden ve rehberlik biriminden destek alabilir, kendi öğrenme şekillerini değerlendirerek de bilgi toplayabilirler. Bu konuda profesyonel danışmanlık alarak da bilgi edinebilirler. Aynı zamanda sayısal, sözel zeka testlerine katılabilir. Hangi öğrenme türünün daha baskın olduğunu öğrenebilirler. Alan meslek seçimlerini buna göre yapabilir, ders çalışma stillerini de bu testlerden edinecekleri sonuçlara göre düzenleyebilirler.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırma Teknikleri yazımızı da okuyabilir, öğrencilerin bu süreçte motivasyonlarını artırmak için hangi teknikleri kullanabileceğini daha detaylı öğrenebilirsiniz.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırmak İçin Çocuğunuzun İç Dünyasının Farkına Varın

Motivasyon kaybı kimi zaman özgüven eksikliği, başarısızlık algısı ya da çekingenlik kaynaklı da olabilir. Okula yönelik sorunlar ve akran problemleri de motivasyon gelişimini engelleyebilir. Çocuğunuzla daha fazla iletişim kurmalı, beden dilini ve sözsüz mesajlarını iyi değerlendirmeli ve onun iç dünyasıyla ilgili olabildiğince çok bilgi edinmelisiniz.

Öğrenmeyi eğlenceli hale getirebilir özellikle çocuğunuzun çekingenliği varsa sınıf içerisinde performans göstermeden önce ayna karşısında çalışmasını teşvik edebilirsiniz. Size sunumlar yapabilir hatta birlikte konu anlatımı, soru cevap, münazara oyunları hazırlayıp içinde rekabetin de olacağı yarışmalar yapabilirsiniz. Ancak bu oyunların sonunda rencide etme, yetersiz bulma gibi üzücü sonuçlar olmamalıdır. Her yarışmacı birbirlerine kattıkları değerli bilgiler için birbirlerine teşekkür edebilmelidir. Oyunların odak noktası eğlenmek ve öğrenmek olmalıdır.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırmak İçin Bunları da Deneyebilirsiniz

Özellikle keyif alınmayan ders ve konulara çalışmak için enerjisinin yükse olduğu zamanlarda ve keyif aldığı mekanlarda çalışması için teşvik edilmelidir. Çalışılan ortamın ısısı, ışığı, ses, konfor, oksijen dengesi verimli çalışma için uygun olmalıdır. Çalışmaktan keyif alınmayan ortamlar ve fiziki olarak çalışmaya uygun olmayan koşullar motivasyonu düşürebilmektedir.

Ayrıca çocukların ders çalışırken mola vermesine fırsat verilmelidir. Çok çalışmak verimli çalışmak değildir ve ders ister sevilsin ister sevilmesin dikkatin verimli tutulabileceği süre sınırlıdır. Çalışma verimini artırmak için 25-30 dakikada bir 5’er dakikalık molalar ve 2-2,5 saatte bir 20 dakikalık molalar vermesi desteklenmelidir.

Uyku düzeni, egzersiz, beslenme konularında da çocuğa destek verilmelidir. Düzenli olarak uyku uyuması, uyumak ve uyanmak için geç saatlere kalmaması önerilmelidir. Beslenme menüsüne zeka gelişimini ve dikkati destekleyecek besinler eklenmeli 3 ana öğün ve ara öğünler ihmal edilmeden alınmalıdır.

Sınava Hazırlanırken Motivasyon Artırmak İçin Profesyonel Destek Alabilirsiniz

Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için paylaştığımız tüm bu öneriler yeterli olmuyorsa profesyonel destek alabilirsiniz. Stratejik Yetenek Yönetimi ile çocuğunuzun kariyerini en uygun şekilde planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Read More

Öğrenciler için sınava hazırlık süreci oldukça önemlidir. Kimi öğrenciler çalışmak için kolayca motive olabilirken, öğrencilerin büyük bir bölümü ise yeterince motive olamamaktan şikayet etmektedir. Çalışma verimini etkileyen motivasyon başarılı sonuçlar almak için gereklidir. Öğrenciler olumlu yönde motive olduklarında enerjileri artar, davranış için istekli hale gelirler, dikkat süreleri uzar, çeldiricilere karşı daha dayanıklı olurlar.

Peki motivasyon nedir? nasıl kazanılır? ve sınava hazırlanırken öğrencilere yardımcı olabilecek motivasyon artırma teknikleri nelerdir? Yazımızın devamında cevaplarını bulabilirsiniz.

Motivasyon nedir?

Doğada hiçbir nesne bir sebep olmadan kendi hareketsiz durumundan hareketli duruma geçemez. İnsanın eyleme geçme durumu da aynıdır ve hareket edebilmesi, davranışta bulunması için, doğa yasası gereği, birtakım sebepleri olmalıdır. Bu noktada motivasyon karşımıza çıkmaktadır. Motivasyon bireylerin belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kendi arzu ve istekleri ile harekete geçmeleri, eylemde bulunmaları durumudur.

Öğrenciler için motivasyon, akademik hayattaki eylemlerinin türünü, şiddetini, kararlılığını ve amaçlarına ulaşmadaki hızı belirleyen en önemli güç kaynaklarından biridir. Yeterince motive olmamış bir öğrencinin derse konsantre olması, ders tekrarı için zaman ayırması ya da öğrenmek için arzu duyması beklenmemelidir. Yapılan araştırmalar, motivasyon ve başarı arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Motivasyonu yüksek öğrencilerin öğrenme içeriğine, öğrenme ortamına, öğretene ve öğrenmeye yönelik algısı ve ilgisi pozitiftir. Motivasyonu yüksek olan öğrenciler güçlüklerle karşılaşıldığında, öğrenme içeriği zorlaştığında çalışma istikrarını ve öğrenme azmini daha uzun süre sürdürebilmektedirler. Çözüm odaklı problem çözme becerileri geliştirirler. Kolay öfkelenme, çabuk pes etme gibi ders başarısını olumsuz etkileyecek davranışlar motivasyonu yüksek öğrencilerde daha az görülmektedir.

Motivasyon Nasıl Sağlanır?

Öğrenciler sınav başarılarına ve öğrenme süreçlerine motivasyonlarını artırarak pozitif katkı sağlanmak istiyorlarsa, öncelikle nasıl motive olabileceklerine yönelik bilgi edinmeliler. Motivasyonu sağlayabilmek için ise öncelikle öğrenme ihtiyaçlarının altında yatan nedenler değerlendirilmelidir. Her öğrenci aynı gerekçe ile öğrenmeye yönelmez. Kimi öğrenci için öğrenme çabası negatif motivasyon içerirken başka bir öğrencinin öğrenme isteği pozitif motivasyon içeriyor olabilir. Örneğin; başarısız olunca cezalandırılmamak ya da sınıfta kalmamak gibi bireyi üzen, rahatsızlık verecek sonuçlardan kaçınmak negatif motivasyondur. Negatif motivasyon kişinin çalışmasında etkili olsa da öğrenme sürecinden keyif almasının önüne geçmektedir. Üstelik öğrenme sürecinde başarısızlık yaşaması halinde duygusal olarak çok daha olumsuz etkilenmektedirler.

Pozitif motivasyon ise, öğrencilerin çalışmalarının karşılığında elde edecekleri iyi, olumlu, haz veren sonuçların olmasıdır. Örneğin; başarılı olmak ve bir üst sınıfa geçmek. Başarılı bir gelecek inşa edebilmek için öğrenmek. Hedeflediği üniversiteye girebilmek için çalışmak. Terfi almak için çalışmak, başka diller de konuşabilmek için çalışmak. Günlük hayatta kullanabileceği yepyeni bilgiler kazanmak, kendini daha yeterli ve donanımlı hissetmek için çalışmak pozitif motivasyona örnek olarak verilebilir. Pozitif motivasyon kaygı, korku, kaçınma içermediği ve kişiye umut verdiği için etkisi daha uzun ve değerlidir.

Öğrencilerin motivasyon sağlayabilmesi için önce öğrenme güdülerinin altında yatan nedenleri tespit etmesi sonrasında ise motivasyonlarını pozitif yönde olacak şekilde değiştirmeye çalışmaları gerekmektedir. Aksi halde öğrenme ve sınavda başarılı olma noktasında yeterli enerjiyi, isteği ve azmi hissetmeleri mümkün olmayacaktır.

İçsel ve Dışsal Motivasyon Kaynakları

Öğrenme motivasyonunu etkileyen içsel ve dışsal faktörler bulunmaktadır. İçsel faktörler öğrenmeye yönelik tutumlarımız, ilgilerimiz, dikkat düzeyimiz ve kişilik özelliklerimiz gibi duygusal, sosyal ve fiziksel durumunuz ile ilgilidir.

Öğrenciler için içsel motivasyon öğrenmeye yönelik faaliyette bulunurken faaliyetin kendisini ilgi çekici bulması ya da faaliyetin kendisinden haz duymasıdır. Dışsal motivasyon ise öğrenme faaliyetini gerçekleştirmek ve bu faaliyetten doyum almak için arada motivasyonu sağlayan dışsal bir aracın olmasıdır. İçsel motivasyonda tatmin işin kendisinden kaynaklanmakta iken dışsal motivasyonda tatmin, maddi ve sözlü ödüller gibi dışsal bir aracıyla olmaktadır. Öğrencilerin kalıcı ve başarılı sonuçlar alabilmesi için içsel motivasyon kaynakları geliştirmeleri gerekmektedir. Sınava hazırlanırken motivasyon artırmak için de içsel kaynaklar geliştirmek gerekir. İçsel olarak motive olan birey, ödüllere veya baskıya ihtiyaç duymadan, özgürce ve kendi iradesiyle faaliyetleri gerçekleştirmektedir.

Sınava Hazırlanırken Kullanılabilecek Motivasyon Artırma Teknikleri Nelerdir?

Sınavlara Pareto Prensibi ile Çalışmak Motivasyon Sağlıyor

Pareto prensibi diğer bilinen adıyla 80’e 20 kuralı yaptığımız çalışmalardan gördüğümüz faydaların yüzde sekseninin, gösterdiğiniz çabanın yüzde yirmisinden kaynaklandığını belirtir. Bu prensip, kişisel, profesyonel ve sosyal başarılar dahil hayatın tüm alanlarında kullanılabilir. Sınava hazırlanırken pareto kuralıyla çalışmanız çalışmanızdan verim elde etmenizi ve ders dışı konulara da zaman ayırmanızı sağlar. Aşağıda Pareto kuralını motivasyon kazanabileceğiniz birkaç öneri ile örneklendirdik;

  • Ders çalışırken ve sınava hazırlanırken sizin için faydası olmadığını düşündüğünüz görevleri başkalarına devredebilirsiniz.
  • Gün içerisinde kendinizi ödüllendirmek ya da dinlenmek için ders çalışmak dışında sevdiğiniz şeylere zaman ayırabilirsiniz. Ancak ayırdığınız zaman ders çalıştığınız sürenin %20’sinden fazla olmamalıdır. Örneğin 100 dakikalık bir çalışma planladıysanız, 80 dakikasını çalışarak, 20 dakikasını mola vererek geçirebilirsiniz. Bu süreyi de 20 dakikada bir 5 er dakikalık molalar verecek şekilde bölebilirsiniz. Bu çalışma modeline ise pomodoro tekniği denilmektedir.
  • Zorlandığınız ya da yeni öğrendiğiniz konulara zamanınızın %80’inin ayırırken kolayca yapabildiğiniz dersler için %20’lik bir zaman ayırabilirsiniz.
  • Sınavda alanınızla ilgili olan, size daha fazla puan getirecek derslere az puan getireceklere oranla daha çok çalışabilirsiniz.
  • Boş zaman etkinliklerinizi öğrenmenize destek olacak konuları ekleyerek değerlendirebilir, öğrenmeye katkısı bulunmayacak faaliyetlere ayırdığınız süreyi kısabilirsiniz.
  • Sınav başarınıza destek olacak, motivasyonu yüksek, bilgi paylaşımı yapabileceğiniz arkadaşlarınızla ders başarınıza etkisi olmayacak arkadaşlarınızdan daha fazla zaman geçirebilirsiniz.

Enerjinizin En Yüksek Olduğu Saatlerde Çalışın

Enerjiniz düştüğünde, fiziksel ve zihinsel olarak yorulduğunuzda yapacağınız çalışmalardan verim alma olasılığınız da düşük olacaktır. Bunun yerine enerjinizin yüksek olduğu zamanlara ders çalışma planları yapmanız sağlıklı sonuçlar almanızı ve motivasyon kazanmanızı sağlayacaktır. Yorgun olduğunun zamanlarda ise ders dışı faaliyetlerle ilgilenebilir, kişisel zaman geçirerek motivasyonunuzu artırabilirsiniz.

Sabah Uyanır Uyanmaz ve Gece Uyumadan Önce Tekrar Yapın

Sabah dinlenmiş, berrak bir zihinle uyandığınızda ilk olarak öğrenmeniz gereken yeni bilgilere göz atmanız daha kolay öğrenmenizi sağlayacaktır. Yine günün sonunda yatmadan önce öğrendiklerinizi 30-40 dakika tekrar etmeniz öğrenmenizi kolaylaştıracaktır. Telefon, televizyon gibi uyarı bombardımanına maruz kalmadan uyumanız son bilgileri gece boyunca zihninizin işlemesini ve uzun süreli belleğe atmasını sağlayacaktır. Bu da öğrenmenizi, öğrendiklerinizi hatırlamanızı ve motivasyon kazanmanızı kolaylaştıracaktır.

Çalışmaya En Zoru ile Başlayın Motivasyon Kazanın

Eat The Frog tekniği olarak da karşılaşabileceğiniz bu teknik zorlanılan ve yapılmaktan kaçınılan işlerin günün ilk işi olarak yapılmasını önermektedir. Bu sayede güne başlar başlamaz gözünüzde büyüttüğünüz bir işi yapılacaklar listenizden çıkarmış olacaksınız. Günün geri kalanı ise diğer işlerinizi yapabilmek için rahatlamış olacak ve kafanızdaki “istenmeyen iş” etiketinden de kurtulmuş olacaksınız. Sürekli öteleyip, yapmaktan kaçındığınız işin getirdiği olumsuz enerjinin diğer işlerinizi gölgelemesine izin vermemek için önerilen bir tekniktir.

Zor ve Sevilmeyen Derslere Keyif Aldığınız Yer ve Zamanlarda Çalışın

Ders çalışma alanımızın sabit olması sevdiğimiz dersler için olumlu etki yaparken sevmediğimiz derslerde olumsuz etkiye neden olabilir. Ders çalışmak neredeyse tüm öğrenciler için olağanüstü keyifli bir etkinlik değildir. Hele ki ders sevilmiyor ve birde zorsa öğrencinin çalışmak için motivasyon sağlaması daha da zorlaşmaktadır. Bu yüzden sevilmeyen ya da zorlanılan derslere çalışılacağı zaman derse ve konuya sempati geliştirene kadar çalışma ortamı değiştirilebilir. Örneğin; zaman geçirmekten keyif aldığınız bir kafede sevdiğiniz bir kahve eşliğinde ya da açık alanda bir parkta, bahçede çalışabilirsiniz. Çalışırken günün keyif aldığınız zaman dilimlerinde de çalışma yapabilirsiniz.

Kısa ve Uzun Vadeli Hedeflerinizi Belirleyerek Motivasyon Sağlayın

Hedef belirlemek sınavda başarılı olabilmek için yapmanız gereken her şeyin başında geliyor. Motive olmak, dikkatinizi toplamak, zamanı verimli kullanmak, verimli çalışmak, kaygıyı yönetebilmek için önce hedef belirlemeniz gerekiyor. Çünkü bir hedefi olmayan, bir amaç uğrunda hareket etmeyen hiç kimse motivasyon sağlayamaz, başarılı olmaya ihtiyaç duymaz.

İlgi alanınız, karakteristik özellikleriniz, beklentileriniz ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda sizin için en uygun hedefleri belirlemeniz motive olmanız için önemlidir. Uzun vadeli hedefler kimi zaman kişinin sıkılmasına ya da yaşadığı zorluklar karşısında kırıklığa uğramasına neden olabilmektedir. Uzun vadeli hedefinize varabilmek için belirleyeceğiniz kısa hedeflerde motivasyon artırma unsuru olarak size destek olacaktır.

Hedeflerinizi Görselleştirin ve Kendinize Sık Sık Hatırlatın

Hedef belirlemek motivasyon için oldukça etkili olsa da hedeflerimizi görülebilir hale getirmek motivasyon artırma noktasında çok daha etkili olacaktır. Kazanmak istediğiniz okulun bir resmini odanıza asabilir, telefonunuza, bilgisayarınıza arka plan görseli yapabilirsiniz. Okulları gidip ziyaret edebilir, o atmosferi soluyabilirsiniz. Sizi motive edecek görseller tasarlayabilir ya da bizzat hedefinizle tanışarak onu elde etmeye yönelik arzunuzu artırabilirsiniz.

Her sabah kalktığınızda ve gece yatmadan önce hedeflerinizi gerçekleştirdiğinizi hayal edebilir, enerjiniz düştüğünde ya da olumsuzluğa kapıldığınızda hedeflerinizi kendinize hatırlatabilirsiniz.

Motivasyon için Öğrenme Stilinize Göre Sınava Hazırlanın

Evet her öğrenci öğrenebilir, ama her öğrenci farklı öğrenme stillerinden faydalanarak öğrenir. Etkili ve verimli şekilde çalışabilmek, sınava hazırlanırken sizin için en kolay öğrenme sitilini bulabilmek için nasıl daha iyi öğrendiğinizi gözlemleyebilirsiniz. Görsel uyaranlarla mı, işitsel mi yoksa duyusal olarak mı daha iyi öğreniyorsunuz. Öğrenme stilinizi fark etmek, sınava çalışırken verimli çalışma teknikleri geliştirmenizi sağlar. Öğrenme Stiline Göre Akademik Başarıyı Yükseltecek Ders Çalışma Teknikleri Yazımızı okuyarak öğrenme stilleriyle ilgili detaylı bilgi edinebilir ve motivasyon için kullanabilirsiniz.

Dikkat Dağıtıcıları Ödül Olarak Kullanarak Motivasyon Sağlayın

Telefon, internet, sosyal medya, televizyon gibi ders çalışmaktan daha çok keyif aldığımız dikkat dağıtıcı faktörlere karşı koymak kolay olmayabilir. Ancak bu çeldiricilerin sınava hazırlanırken başarınıza destek olacak araçlar olmadığını siz de çok iyi biliyorsunuz. Pek çoğumuz teknolojik cihazlar karşısında harcadığımız vaktin ne kadar çok olduğunu fark etmiyor, farkına vardığımızda ise vicdan azabı çekiyoruz. Günümüzde teknolojiden, internetten ve sosyal ağlardan uzak kalmamız artık çok mümkün değil. Kimi zaman öğrenmek, kimi zaman eğlenmek ya da zaman öldürmek için değerlendiriyoruz.

Ancak sınav döneminde performansımızı gölgelemelerine ve zamanımızı boşa harcamalarına müsaade etmememiz gerekiyor. Bu nedenle çalışma alanlarınızda ve ders çalışma sürelerinizde bu tarz çeldiricileri bulundurmamanızı öneriyoruz. Dikkatinizi dağıtan telefon, tablet, televizyon gibi uyaranları ders dışı zamanlarda çabanızı ödüllendirmek için motivasyon artırma kaynağı olarak değerlendirebilirsiniz. Denediğinizde üzerinizdeki pozitif etkisini ve olumlu ders sonuçlarını göreceksiniz.

Sınava hazırlanırken motivasyon artırma tekniklerini uygulamakta zorlanıyor, hedef belirleyemiyor ya da kariyerinizi planlamakta zorluk yapıyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz. Stratejik Yetenek Yönetimi ile kariyerinizi sizin için en uygun şekilde planlamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Read More

Üniversiteye başlamak, bireyin hayatındaki diğer önemli dönüm noktaları gibi kaygı uyandırıcıdır. Çocukluktan ergenliğe geçen birey fiziksek, zihinsel ve duygusal farklılıklar yaşar, büyümenin de getirdiği artan sorumluluklar ile yeni bir döneme girilir. Bu yeni dönem kaygı uyandırır çünkü beraberinde pek çok bilinmezliği getirir. Birey tam bu yeni döneme alışmaya başlamışken bir yeni dönem daha başlar; meslek belirleme, kariyer sahibi olma. Bu yeni dönem de beraberinde alınması gereken yeni sorumlulukları getirir ve yepyeni bir belirsizlik süreci daha başlangıç gösterir. Gelecek kaygısı öğrenciler için önemli bir problemdir.

Başarılı olabilecek miyim, iş bulabilecek miyim, kendimi geçindirebilecek miyim? Bir aile kurabilecek, onların ihtiyaçlarını karşılayabilecek miyim? Bu yeni yaşam döneminde de sevilecek, değer görecek, “ben” olarak kabul edilebilecek miyim? Aslında yaşam döngüsünde yaşanan her önemli değişim bireye Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde sıraladığı ihtiyaçları karşılayıp karşılayamayacağının belirsizliğini yaşatır ve bu da kaygıyı doğurur. Tüm bu belirsizlikler ve geleceğin koşullarına yönelik beklentiler kişinin gelecek kaygısı içerisine girmesine neden olmaktadır.

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi (Maslow Teorisi) Nedir?

Maslow’un teorisine göre bireylerin içsel olarak karşılanmasına gereksinim duyduğu 5 temel ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçlar birey için büyük bir motivasyon kaynağıdır ve birey kendini hangi ihtiyaç basamağında hissediyorsa motivasyon kaynağı da o ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağına yöneliktir. Temel ihtiyaçlar karşılandıkça birey daha üst ihtiyaçların karşılığını aramaya başlar. Temel ihtiyaçlar karşılanmadığı durumda bireylerin daha yüksek ihtiyaçları karşılama çabaları ertelenmektedir. Maslow bireyin kişilik gelişiminin, bireyin içinde bulunduğu ihtiyaç kategorisinin niteliğine göre belirlendiğini söylemektedir. Yani birey için o an baskın olan gereksinimler hangi kategoriye ait gereksinimler ise kişinin kişilik gelişimi de bu kategorinin kişiye verebileceği yeterlilik düzeyinde olacaktır.

Örneğin; kıt kanaat geçinen bir ailenin üniversiteyi bitirmiş çocuğu, uzun dönem iş bulamamışsa bu kişinin önceliği iyi bir pozisyonda, yüksek maaş ve haklarla çalışacağı, saygınlık bekleyeceği üst düzey bir iş olmayacaktır. Bu birey hem geçimini sağlamak hem mesleki tecrübe edinebilmek için beklentilerini daha düşük tutarak iş arayışını sürdürecektir. Eğer arayış süreci uzun sürerse temel ihtiyaçlarının karşılanma ihtimali azalacağı için beklentisini değiştirerek belki de “ne iş olsa yapabilirim” beklentisine geçecektir. Buna karşılık mesleğini oturtmuş, belli bir tecrübeye ulaşmış kişi işinde motive olabilmek için maddi ya da pozisyona bağlı bir motivasyona ihtiyaç duyacak ve zam/pirim beklentisi ya da terfi arayışına girebilecektir.

Maslow’un belirlediği beş temel kişisel ihtiyaç aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  1. Fizyolojik ihtiyaçlar (nefes alma, besin, yemek, su, cinsellik, uyku, sağlıklı metabolizma, boşaltım)
  2. Güvenlik ihtiyacı (beden, iş, kaynak, ahlak, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliği)
  3. Ait olma, sevgi ihtiyacı (arkadaşlık, aile, cinsel mahremiyet)
  4. Saygınlık ihtiyacı (özsaygı, özgüven, başarı, başkalarına saygı duymak, başkaları tarafından saygı duyulmak)
  5. Kendini gerçekleştirme ihtiyacı (erdemli, yaratıcı, içten, problem çözücü, önyargısız ve hakikatleri kabul eder olmak)

Bireylerin üniversite mezuniyeti, ilk iş deneyimi, iş değişikliği, askerlik, evlilik, çocuk sahibi olma, emeklilik gibi önemli hayat döngülerinde de Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi gündeme gelmektedir. Bu yeni hayat döngüsü içerisinde temel ihtiyaçlarımı karşılayabilecek yeterlilikte olacak mıyım? sorusunun cevabına yönelik belirsizlik kişilerin gelecek kaygısı duymasına neden olmaktadır.

Peki Gelecek Kaygısı ile Başa Çıkmak İçin Ne Yapılabilir?

Öğrenciler için üniversiteyi kazandıktan sonra “kariyerimde ne yapacağım?” sorusunun cevabını bulamamak en büyük dert. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun hayali üniversiteye gelene dek üniversiteyi kazanmak oluyor. Ama üniversiteyi kazandıklarında “biz şimdi ne yapacağız?” diyor ve adeta sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Çünkü üniversiteye kadar sadece bu sınavı kazanmaya odaklanıyor sonrası için çoğunlukla bir plan yapmıyorlar.

Üniversiteyi kazanana kadar verilen emek ve yaşanan kaygı ne denli büyükse şu an gelece yönelik duydukları kaygının büyük olması da bir o kadar normal. Belli bir noktaya kadar bu kaygıyı hissetmek olumsuz değil aksine öğrenciler için oldukça faydalı. Kaygı her ne kadar bizi huzursuz eden bir duygu olsa da aynı zamanda bizi uyararak önlem almamızı ve hazırlık yapmamızı da sağlıyor. Kaygı hissettikçe bu duyguyu hafifletebilmek için çareler arıyoruz. Gelecek kaygısı hissedilmeye başlandığında da öğrenciler kaygıyla başa çıkmak için yöntemler geliştirirler. Aşağıda gelecek kaygısı yaşayan öğrencilerin bu duyguyla başa çıkmalarında yardımcı olacak önerilerimizi paylaşıyoruz.

Geleceğe Dair Somut Hedefler Belirlendikçe Gelecek Kaygısı Azalıyor

Üniversiteye hazırlanırken nasıl bir yol izlediniz? Örneğin; karakterinizle, ilgi alanlarınız, kişisel beklentileriniz ve yeteneklerinizle örtüşen, sevip mutlu olabileceğiniz bir meslek seçtiniz mi? eğer bu sorunun cevabı evet ise bugüne kadar oldukça başarılı bir strateji izlediğinizi söyleyebiliriz. Bundan sonrasında da benzer bir hazırlık yapmanız yani yeni dönem hedeflerinizi belirlemeniz sizin için son derece verimli olacak. Ancak bu süreci ilk başta bahsettiğimiz stratejiler ile geçirmediyseniz de endişe duymayın, iş hayatına yönelik şimdi yapabileceğiniz hazırlıklarla açığınızı olabildiğince kapatabilirsiniz.

Öncelikle üniversitenin ilk yılı balayı gibidir. Hedefine ulaşan ve istediği bir bölüm olsun olmasın artık bir üniversiteli olan öğrenciler yaşadıkları rahatlama ile bir rehavete kapılırlar. Üniversitenin ilk yılı çoğunlukla yeni ortamı keşfetme, arkadaş edinme, doğru yerde olup olmadığını değerlendirme ile geçmektedir. İkinci yılda ise farkındalık artar. İkinci yıl ayrışma yılıdır. Burada yöneleceğiniz alana göre ders seçmeye başlarsınız. Bu yıl aynı zamanda kariyerinizde fark yaratmak için ikinci bir yan dal da seçebileceğiniz bir yıl olmaktadır.

Özgeçmiş, Staj ve Yurtdışı Eğitim Fırsatları Önemli

Özgeçmiş yine ikinci yılın ikinci döneminde ağırlık verilmesi gereken yeni bir detay olarak çıkıyor karşımıza. Özellikle üçüncü sınıfın başında artık bir özgeçmiş oluşturmalısınız. Üçüncü sınıf çok kilit bir sınıf çünkü bu sınıf aynı zamanda üniversite yıllarının en verimli geçirilmesi gereken yılı. Dördüncü sınıf çok geç olduğu için üçüncü sınıfı öğrencilerin tabiri caizse dört karpuzu birden bir arada taşıması gereken bir yıl.

Üniversite yıllarınızda mutlaka her boşluğunuzu; yaz tatilleri, dönem tatilleri gibi stajlarla değerlendirmeye çalışın. Yapacağınız her staj mesleğinizi sürdürebileceğiniz çalışma alanlarını keşfetmenizi ve hangisinin size daha uygun olduğunu bulmanızı sağlayacak. Bu tecrübelerinizin sonucunda da kariyerinizin gelecek dönemini belirlemeye başlayacaksınız. Kariyer hedeflerinizi belirlemek ise gelecek kaygısı hissinizi hafifletecek.

Yine üniversite eğitiminiz içerisinde öğrenci değişim programlarını araştırabilir, eğitiminize yurtdışı eğitim tecrübesini de eklemeyi değerlendirebilirsiniz. Bu aşamada bütçe planlamaları da önemli hale gelecektir. Burs fırsatlarını da değerlendirebilirsiniz. Yurtdışı eğitim almak istiyor ancak gerekli hazırlıklar sürecinde nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız yurtdışı kariyer danışmanlığı alabilir ya da öğrenci ofisinizden destek talep edebilirsiniz.

Hedeflerinize Ulaşmak İçin Hazırlık Yapın Gelecek Kaygısı Yaşamayın

Hedefinizi belirginleştirdikten sonra artık bu hedefe erişmek için neler yapabileceğinizi araştırmak gerekiyor. Stajlarınızı verimli şekilde geçirdiyseniz staj yaptığınız yerlerde kendinize iyi referanslar toplamış olma ihtimaliniz çok yüksek. Burada iletişim becerinizin de iyi olması gerekiyor. Yine staj yaptığınız yerlerde mezuniyet sonrası istihdam olasılığınız olduğunu da unutmayın ve staj bağlantılarınızla ilişkilerinizi koparmayın.

İyi bir cv hazırlamak ve mülakat becerilerinizi geliştirmekte hedeflerinize ulaşmakta size yardımcı olacak. Olumsuz tecrübelerinizde motivasyonunuzu kaybetmeden nerede eksikleriniz olduğunu tespit edin. Eksiklerinizi iyileştirmeye odaklanmanız gelişmenizi daha da hızlandıracaktır.

Üniversitede eğitim aldığınız akademisyenlerle, asistanlarla, okul arkadaşlarınızla ve tabi ki staj yaptığınız bağlantılarla ilişkilerinizi sürdürmeye çalışın. Alanınızla ilgili seminerler, araştırmalar, konferanslara katılın ve network toplamaya odaklanın. Network ağınızın geniş olması iş bulma sürecinizi oldukça kolaylaştıracak.

Belirsizlikleri Netleştirmek Gelecek Kaygısı Duymanıza Engel Olacak

Öncelikle yeterli bilgi sahibi olmadığınız ve size kaygı veren her soru işaretini not edin. Sonrasında tüm sorularınızın cevaplarını arayın. Bu soruların mantıksız ya da gereksiz olduğunu düşünmeyin, eğer size kaygı veriyorsa sizin için mutlaka önemli detaylardır ve cevabını bulmanız da sizi rahatlatacaktır. İş bulma süreci, nerelere başvuru yapabileceğiniz, iş verenleri nasıl etkileyebileceğiniz, rakiplerinizin neler yaptığı, mesleki gelişim için sizden beklenenlerin neler olduğu gibi pek çok soruya yönelik cevapları araştırabilir araştırdıkça eksiklerinizi tespit ederek bir bir tamamlamaya çalışabilirsiniz. Yapacağınız tüm bu hazırlıklar gelecek kaygısı yaşamanızı engelleyecektir.

Etkili Problem Çözme Becerileri Geliştirmek Gelecek Kaygısı ile Başa Çıkmaya Yardım Ediyor

Ne kadar hazırlık yaparsak yapalım her şeyi erkenden kontrol etmemiz mümkün değil. Elbette ki hayatın akışı içerisinde karşımıza çıkacak yeni engeller, belirsizlikler ya da aksamalar olacaktır. Önemli olan karşılaştığımız güçlükler karşısında sergilediğimiz tutum ve onunla nasıl başa çıkmayı seçtiğimizdir. Eğer zorluklarla baş etmek için size uygun, yapıcı ve çözüm odaklı problem çözme becerileri geliştirebilirseniz bu becerileri mesleğinizde dahil olmak üzere tüm yaşam alanlarınızda kullanabilir hale gelebilirsiniz.

Gelecek Kaygısı Yaşamamak için Sorumluluk Almayı Öğrenin

Sorumluluk sahibi olmak bireylerin erken yaşam dönemleri itibariyle geliştirmeleri gereken önemli bir beceridir. Sorumluluk sahibi bireyler çok daha kolay özdenetim geliştirirler. Stresle daha rahat başa çıkar, görevlerini ve kendilerinden beklenenleri yerine getirebilmek için daha planlı ve programlı şekilde hareket edebilirler. Sorumluluk sahibi bireyler zamanı daha verimli kullanır, daha başarılı işler çıkarabilir, potansiyellerini gerçekleştirmekte daha az zorluk yaşarlar. Şimdiye kadar sorumluluk alma yönünüz çok fazla gelişmediyse bugünden itibaren sorumluluklarınız üzerine daha fazla eğilebilirsiniz. Sorumluluk sahibi bireyler işlerini başkalarına yaptırmak yerine bizzat kendileri yapan, sonuçlarıyla yüzleşen bireylerdir. Sorumluluk sahibi bireyler daha rahat karar verebilir, kendi hayatlarının kontrolünü ellerinde tutabilirler. Gelecek kaygısı yaşasalar dahi bu kaygıyı başa çıkabilecek düzeylerde tutabilirler.

Sosyal Destek ve Aile ile Pozitif İlişkiler Önemli

Gelecek kaygısı yaşayan bireyler için çevrelerinde onları destekleyen arkadaşlarının ve sıcak aile ilişkilerinin olması çok değerlidir. Geleceğin olumsuz yaşam ihtimalleri ve belirsizliği karşısında kaygılar ile başa çıkmada aile ve sosyal destek oldukça etkilidir. Sevildiğini ve desteklendiğini bilen, yalnızlık hissetmeyen bireyler başarmaya daha kolay odaklanır. Sevdiklerinin desteğiyle kendini gerçekleştirmeye yönelik inancı perçinlenir ve kendini bu süreçte daha güçlü hissedebilirler. Bu dönemde kaygılarınızı aileniz ve sosyal çevreniz ile paylaşmanız sizi hem rahatlatacak hem de size olan inanç ve desteklerini görmeniz size iyi gelecektir. Aynı zamanda benzer süreçlerden geçen arkadaşlarınızla etkileşim kurmanız da bu duyguların sadece size özel olmadığını gösterecek ve yaşadığınız kaygının olağan olduğunu fark etmek sizi daha da rahatlatacaktır.

Gelecek Kaygısı Yaşamamak İçin Kariyer Planınızı Erkenden Oluşturun

Eğer yaşadığınız gelecek kaygısı ve stres düzeyiniz işlevselliğinizi bozacak düzeyde ise psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz. Üniversite dönemi başarılı bir kariyer için ön hazırlık yapmanızı gerektiren oldukça önemli bir süreçtir. Bu dönemde daha emin adımlar atmak, mesleğe daha iyi hazırlanmak ve başarılı sonuçlar edinebilmek için bizimle iletişime geçebilir stratejik yetenek yönetimi ile kariyer danışmanlığı hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Read More

LGS’ye hazırlık sürecinde akran zorbalığı yaşayan öğrencilerde bilişsel, fiziksel ve duygusal gerilemeler görülebilmektedir. Ayrıca okula gitmekten korkma, devamsızlık yapma, daha sık hasta hissetme, okul değiştirmeyi düşünme gibi yaygın kaçınma belirtileri de görülebilir. Zorbalığa uğrayan öğrencilerin kendilerini okul ortamında güvende hissetmemesi ve aidiyet duygularının gelişmemesi okula yönelik algılarını negatif etkilemektedir.

LGS’ye hazırlık sürecinde akran zorbalığı yaşayan çocuklar, eğitim hayatlarının bu önemli döneminde akademik olarak da olumsuz etkilenmektedir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü, öğrenmede zorluk, yoğun kaygı ve stres zorbalığa maruz kalan çocukların okul başarısını düşüren etkenlerdir.

Bu zor koşullar içerisinde zorbalığa maruz kalan çocuklar aile desteğine, rehberlik hizmetine, okulun önleyici önlemler almasına ihtiyaç duyar. LGS’ye hazırlık sürecinde akran zorbalığı yaşayan öğrenciler kalıcı ruhsal yaralar almamak için psikolojik destek almaya da yönlendirilmelidir.

Okullarda Akran zorbalığı 3 farklı şekilde karşımıza çıkıyor

  1. Fiziksel zorbalık: vurma, itme gibi kişinin canını yakmaya yönelik fiziksel temas yoluyla zarar veren davranışların olduğu zorbalık.
  2. Sözel zorbalık: Sözel olarak rahatsız etme, lakap takma, hakaret etme, alay etme gibi rahatsızlık verici sözlü saldırıları içeren zorbalık.
  3. İlişkisel zorbalık: hedef alınan kişinin arkadaşlık ilişkilerini bozma, kişiyi gruptan dışlama ve hakkında dedikodu çıkarma, görmezlikten gelme gibi kişinin sosyal konumuna, ilişkilerine ve ait olma duygusuna zarar verme amacıyla gerçekleştirilen zorbalık.

Akran zorbalığı kimi zaman bireysel, kimi zamanda sosyal bir grup içinde ortaya çıkabiliyor. Gruptaki öğrenciler doğrudan ya da dolaylı olarak zorbalığa katılıyor ya da zorbalıktan etkileniyor.

Z Kuşağı Cinsel ve Sanal Zorbalığa Daha çok Maruz Kalıyor!

Teknolojinin hızla ilerlemesi ve sosyal medyanın en sık kullanılan iletişim aracı haline gelmesi Z kuşağını oluşturan günümüz gençlerinin farklı zorbalık türlerine maruz kalmasına neden oluyor. Fiziksel, sözel ve ilişkisel zorbalığın dışında sanal zorbalık akranlar arasında yaygın olarak görülüyor. Özellikle günümüz pandemi koşullarında çocukların sosyal medyayı daha yoğun kullanması sanal zorbalığın bir eğlence aracı haline dönüştürülmesine neden oluyor.

Cinsel zorbalık ise etek kaldırma, eteğin altından fotoğraf çekme, pantolon indirme gibi kişinin mahremiyetini hiçe sayan zorbalık türü olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca cinsel zorbalıkta elde edilen görüntüler sanal zorbalığa taşınarak öğrencinin mahremi sosyal medya üzerinden de izni olmaksızın paylaşılabiliyor.

Bu Yaşlara Dikkat, Akran Zorbalığı En Çok 11-13 Yaş Aralığında Görülüyor!

Yapılan araştırmalar LGS’ye hazırlık sürecindeki 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin daha fazla zorbalık yaptığını göstermektedir. Ergenlik dönemi belirtilerinin yoğunlaştığı bu dönemde bireyin karakter geliştirme, benliğini keşfetme, hayatına yön verme, duygularını tanıma ve özerkleşme çabası içerisinde olduğu görülmektedir. Bu dönemde çocukluktan genç yetişkinliğe geçerken duygusal, bilişsel ve fizyolojik olarak önemli değişiklikler yaşanır. Çocuklar bu bireyleşme süreci içerisinde kendilerini daha iyi keşfedebilmek ve akranlarıyla benzer gelişim gösterebilmek için ailelerinden uzaklaşarak arkadaşlık ilişkilerine yönelme eğilimindedir.

Bu dönemde gençler ana-baba ve çevresine sıklıkla ters düşer, sınırları genişletebilmek kuralları zorlar ve toplumsal normlara sık sık baş kaldırır. Aile ilişkilerinin yapısına, sosyal çevrelerine ve karakteristik özelliklerine göre gençler kabul edilme ve toplumda saygın bir yer edinme ihtiyacıyla zorbalığa yönelebilirler.

Mağdurlar Akran Zorbalığına Neden Karşı Çıkmıyor

Akran zorbalığına maruz kalan çocukların kaygı, içe dönük öfke, çaresizlik, değersizlik, yalnızlık gibi olumsuz duyguları daha yoğun yaşadıkları görülmektedir. Zorbalık sonucu depresyon, anksiyete, düşük benlik saygısı görülen bu çocuklarda okula gitmek istememe ve düşük akademik başarı gibi sorunlar görülmektedir. Zamanla tekrar eden mağduriyet, bu duyguların şiddetlenmesine ve çocukların çaresizlik duygusu ile zorbalığa boyun eğmelerine neden olmaktadır.

Öğrencilerle yeterince ilgilenilemeyen kalabalık okullar, yetersiz rehberlik hizmetleri zorbalığın fark edilmemesine neden olmaktadır. Kalabalık ailede çocuk olmak, hatalı ebeveyn tutumu, aile için problemler ve ekonomik yetersizlikler de zorbalığa maruz kalma ihtimalini artırmaktadır. Bu koşullar içerisinde öğrenciler gerek okul içerisinde gerek ailede yardım arayışına girmemekte ve mağdur rolünü üstlenmektedir.

Cinsiyete Göre Zorbalık Türleri Değişiklik Gösteriyor!

Zorbalık davranışı kız ve erkek öğrencilerde ve her sınıf seviyesinde ortaya çıkabiliyor. Ancak görülen zorbalık davranışının türü cinsiyete ve sınıf seviyesine göre fark gösteriyor. Erkek öğrenciler fiziksel zorbalığı kız öğrencilere göre daha çok uygularken, kızlar sözel ve ilişkisel zorbalığı daha çok kullanıyor.

Akran Zorbalığının Temelleri Ev’de Atılıyor

Zorbalık eden çocukların ev yaşamlarında zorbalığa uğradığı ve benzer davranışları okul yaşamında da kendilerinden daha güçsüz olanlara uygulayarak boşalım yaşadıkları görülmektedir. Aile içinde şiddete tanık olan ve maruz kalan çocuklar hem daha faza akran zorbalığı yapıyor hem de daha fazla akran zorbalığına maruz kalıyor. Ebeveynlerin birbirlerine uyguladığı ya da evdeki diğer kişilere uygulanan zorbalık çocukların zorbalığa karşı çıkmamayı öğrenmelerine neden oluyor.

Ebeveyn Tutumu da Zorbalığı Nedeni Olabiliyor

Akran zorbalığı üzerine yapılan çalışmalar ebeveyn tutumlarının zorbalığı besleyen etkisi olduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda çocuklarına sevgi göstermeyen, reddedici, katı, otoriter ve cezalandırıcı anne baba davranışlarının zorbalık olaylarına katılımda etkili olduğu söylenebilir.

Yapılan araştırmalar zorba çocukların otoriter anne babalarla yetişmiş olma olasılığının yüksek olduğunu ve babalarını annelerinden daha güçlü algıladıklarını göstermektedir. Yine zorba çocukların müsamahakâr, hoşgörülü annelere ve sert cezalar veren otoriter babalara sahip oldukları da araştırmalar sonucu görülmektedir. Zorba çocukların yetiştiği aile modellerinde yetiştirme tarzı olarak baskıcı otoriter tutumun egemen olduğu veya İlgisiz, ihmalkar, reddeden ya da aşırı kontrolcü ebeveyn tutumlarının yer aldığı görülmektedir.

Mağdurların Aileleri de Tutumlarını Gözden Geçirmeli

LGS’ye hazırlık sürecinde akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin de yetiştirildiği ebeveyn tutumları mağdur rolünü üstlenmelerine zemin hazırlayabiliyor. Mağdurlara baktığımızda özellikle erkek kurbanların anneleriyle olan ilişkilerinin daha yoğun olduğu ve anneleri tarafından aşırı koruyup kollandıkları görülüyor. Akran zorbalığına maruz kalan erkek çocukların daha baskıcı otoriter ebeveyn tutumları ile yetiştirilip, özgüvensiz, kendini ifade edemeyen, kaygılı, korkulu ve içe kapanık bir karakter geliştirmiş çocuklar oldukları da yapılan çalışmalarda görülmektedir.

Yine zorbalığa maruz kalanların da ev ortamında zorbalık gördüğü ve ses çıkaramadığı için okul ortamındaki zorbalığı normalleştirdiği görülmektedir. Ayrıca mağdur ebeveynlerinin, aşırı kontrolcü olması da çocukların sosyal ortamlarda pasif roller üstlenmelerine, girişken olmamalarına ve özerklik geliştirememelerine neden olmaktadır.

Doğru Ebeveyn Tutumu Çocukları Zarar Görmekten Koruyor

Demokratik – hoşgörülü ebeveyn tutumu ile yetişen çocukların akran zorbalığına maruz kalma olasılıkları daha düşüktür. Sevgi gören, ihtiyaçları karşılanan, söz hakkı olan, bireyliğine saygı gösterilen çocuklar zorbalığa karşı sessiz kalmıyor ve ailelerinden ya da okuldaki resmi makamlardan destek talep ediyorlar. Öyleyse aileye düşen en önemli görev çocuklarını hangi ebeveyn tutumuyla yetiştirdiklerini dürüstçe kabul etmek ve değiştirmeleri gereken ebeveyn davranışları var ise değiştirmek.

Aile İçinde Problem Çözme Becerileri Geliştirilmeli

Çocuklar bu dönemde ev içinde gördükleri rolleri sosyal yaşamda taklit ederek varlık gösterirler. Davranış ve tutumları, en önemlisi de problem çözme becerileri noktasında aile yapılarındaki gibi hareket ederler. Aile içinde şiddete tanık olan çocukların problemleri çözmek için şiddeti çözüm kabul etmesi zorbalığı doğurmaktadır. Ailelerin problem çözme becerilerini değiştirmesi ve çocuklarına doğru rol model olabilmeleri gerekir. Çatışmaların sağlıklı yollarla çözüldüğü bir ortamda büyüyen çocuğun karşılaştığı problemleri çözerken şiddete daha az başvurması beklenmektedir.

Akran Zorbalığı İle Mücadelede Aile, Öğretmen, Okul Yönetimi ve Rehberlik Biriminin İşbirliği Gerekir

İster zorba ister kurban olsun, akran zorbalığındaki roller çoğunlukla aile içerisinde öğrenilir. Öyleyse bu süreçte büyük pay aileye düşüyor. Ancak akran zorbalığı ile mücadelede okul yönetiminin, rehberlik biriminin ve öğretmenlerin de rolü büyük. Okullarda daha fazla farkındalık çalışmaları yapılmalı, öğrenciler akran zorbalığının olumsuz sonuçları üzerine bilgilendirilmeli, mağdurların kendilerini nasıl koruyabileceği öğretilmelidir. Öğrencilerin rehberlik birimi ile bir araya gelme sıklığı artmalıdır. Akran zorbalığı uygulayan öğrencilere de psikolojik destek verilmeli, zorbalık davranışının altında yatan nedenler araştırılarak iyileştirici çalışmalar yapılmalıdır.

Okullar kültür, sanat, bilim alanlarında daha faal olmalı, öğrenciler boş vakitlerini verimli geçirerek enerjilerini atabilecekleri pozitif etkileşim alanları bulabilmelidir.

LGS Başarısından Önce Psikolojik Sağlamlılık Hedeflenmeli

LGS’ye hazırlık sürecinde akran zorbalığı gören öğrencilerden sınav başarısı beklenilmemelidir. Aile tutumlarını değiştirmeli, çocuğunu daha çok dinlemeli ve çocuğundaki duygusal, davranışsal değişiklikleri takip etmelidir. Aileler pozitif etkileşimin ve paylaşımın daha fazla olduğu bir aile ortamı inşa etmelidir. Sınav başarısının elde edilebilmesi için önce zorbalık üzerine gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Öğrencilerin ihtiyaç duyduğu psikolojik destek ve kariyer danışmanlığı zaman kaybedilmeden karşılanmalıdır.

 

 

Read More

Sınava hazırlıkta ailenin rolü oldukça önemlidir. Özellikle anne ve babaların en çok zorlandıkları dönemlerin başında çocuklarının eğitim hayatı gelmektedir. Çocuklarının gelişim döneminden çok, eğitim dönemlerinde zorlanan ebeveynler için bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılması gerekir. Çocuklarının iyi bir eğitim almasını isteyen her bir aile daha çocuklarının eğitimine başlamadan, gereken tüm yatırımları yapmaya başlamaktadır.

Ülkemizde eğitim denince akla gelen ilk şey sınavların varlığı olmaktadır. Diğer ülkelerdeki gibi bizim ülkemizde de pek çok sınav çeşidi bulunmaktadır. Özellikle ülkemizde sınavlara yüklenen anlamlarda oldukça fazladır. Sınava hazırlanan ve sınava girecek fert sayısı tek olmasına rağmen neredeyse tüm aile bireyleri stres olmaktadır. Sınava hazırlıkta ailenin rolü tamda bu noktada devreye girmektedir.

Sınav sürecini beraber geçiren ve yaşayan aile bireylerinin davranış ve tutumları süreç boyunca fazlasıyla önem arz etmektedir. Tahmin edildiği üzere her anne baba çocuğunun başarılı olması için gereken desteği göstermektedir. Ancak bu aşamada önemli olan verilen desteğin doğru olması ve başarıyı kamçılayıcı olmasıdır. Özellikle anne babalara düşen görev çocuğu hangi sınava girerse girsin bunun dünyanın sonu olmadığını hissettirmeleridir. Bu dönemde çocuklarının yanında olup desteklerini eksik etmeyen aileler oldukça yerinde bir hareket sergilemiş olacaklardır.

Sınava Hazırlıkta Ailenin Rolü: Çocuklarınızın Yanında Olduğunuzu Hissettirin

Sınava hazırlıkta ailenin rolü çocuklarda özellikle ruhsal anlamda önemli bir noktada yer almaktadır. Başarıya ulaşan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalara göre, görüşmelerde çocukların ailelerinin hep yanlarında ve destekleyici oldukları sonucuna varılmaktadır. Özellikle öğrencilerin ruhsal anlamda zorlandıkları dönemlerde ailelerin yapıcı tutumları sayesinde öğrenciler kolaylıkla ve kısa sürede toparlanma göstermektedir. Yine ailelerin motive edici konuşmaları sayesinde sınava hazırlanan çocuklar kendilerini daha enerjik ve dinamik hissetmektedirler.

Sınava hazırlanma süreci tam anlamıyla bir takım oyunudur ve ailedeki her bir birey bu oyunun parçasıdır. Sınavlarda başarılı olmak yalnızca oturup ders çalışmayı gerektirmez. Bu süreç bir bütündür ve öğrenciler moral olarak yüksek tutulmak isterler. Bu aşamada görev ise anne babaya düşmektedir. Moral ve motivasyon desteği ilk olarak aile bireyleri tarafından çocuğa aşılanmalıdır. Çünkü sınava hazırlanma dönemi, öğrencilerin anne babaya en çok ihtiyaç duydukları evrelerden biridir.

Sınava hazırlıkta ailenin rolü çocuğa destek olma açısından fazlasıyla önemlidir. Bu dönem boyunca aileler çocuklarına onun yanında olduklarını ve her daim desteklediklerini hissettirmeleri gerekmektedir. Onu her anlamda anladığını belli edecek olumlu diyaloglar oluşturmalıdırlar. Başarı, aile içinde kurulan güçlü iletişimlerle inşa edilmektedir. Aile bireyleri tarafından kurulan bu güçlü iletişimler sayesinde sınava hazırlanan çocuk, kendini daha motivasyon sahibi hissedecektir.

Sınav Kazanılması Gereken Bir Savaş Değildir!

Sınava hazırlanan çocuğun başarılı olması için anne babalar her türlü fedakarlığı yapabilecek kapasitedir. Çocuğuyla beraber kendini sınava endeksleyen anne babalar, hatalı davranışlardan uzak durmaya özen gösterirler. Bu süreçte çocuklarının başarılı olması adına hep iyi niyetle yaklaşırlar. Ancak her anne babada olduğu gibi çocuklarının gelecekleri hakkında kaygıya kapılabilirler. Bu nedenle ebeveynlerin sınavlara yüklemiş oldukları anlamlarda çocukların başarıları üzerinde oldukça etkilidir. Sınava hazırlıkta ailenin rolü negatiflik barındırırsa eğer bu durum çocuğa fazlasıyla yansıyacaktır.

Öncelikle bilinmesi lazım ki her bireyin yeteneği ve kapasitesi birbirinden farklıdır. Anne babalar bu bilinçle yaklaşarak çocuklarını gözlemlemeli ve neye yatkın olduğunu sezmelidirler. Bu durumda yapılacak en büyük yanlışlardan biri ise çocukları çevresindekilerle kıyaslamak olacaktır. Anne babaların çocuklarının motivasyonunu artırma adına yapacakları bu kıyaslamalar tam aksine çocuğu olumsuzluğa sürükleyecektir.

Anne babalara bu evrede düşen en büyük görev, çocuklarına bunun yalnızca bir sınav olduğunun gerçeğine inandırmaları olmalıdır. Sınav kazanılması gereken bir savaş değildir ve sadece hayatlarının bazı noktalarında basamak olarak kullanacakları bir durumdur. Bu sayede çocuk kendini güvende hissedecek ve daha az kaygıyla sınava hazırlanacaktır. Sınava hazırlıkta ailenin rolü her zaman motive edici yönde ve etkide olmalıdır. Konu hakkında detaylı bilgi almak için aba Psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz. Yurt dışında eğitim almak için gerekli olan sınavlar hakkında bilgi edinmek üzere aba Yurt Dışı Eğitim YouTube kanalına abone olabilirsiniz. Güncel konularda bilgilendirici videolara erişmek için Doç. Dr. Gamze Sart’ın YouTube kanalını takip edebilirsiniz. 

Read More