Başarılı bir kariyer inşa edebilmek için çocukluktan itibaren problem çözme becerisi geliştirebilmek gerekiyor. Her bireyin hayatında sosyal ilişkilerin başlamasıyla beraber problemlerde başlangıç gösteriyor. Bu nedenle iletişime girmek, iletişimi sürdürmek gibi sosyal becerilerle birlikte karşılaşılabilecek sorunlara karşı problem çözme becerilerini de geliştirmek gerekiyor.

İnsan sosyal bir canlı dolayısıyla yaşamın ilk yıllarından itibaren sosyal ilişkiler kurulmaya başlıyor. Bu da beraberinde problemleri getiriyor. Bireyin yetişkin hayatta problemlerini sağlıklı şekilde çözebilmesi için çocukluktan itibaren problem çözme becerisi geliştirmesi gerekiyor.

Problem Çözme Becerisi Nedir?

Problem çözme becerisi, problem üzerine düşünebilme, ne ve nasıl yapılacağına karar verebilme, kaynakları kullanabilme ve bu yolla çözüme ulaşma becerisidir. Bir problemi çözebilmek için önce problemin ne olduğunun tanımlanması gerekir. Sonrasında probleme ve çözümüne ilişkin bilgilerin toplanması gerekir. Ardından uygun çözüm yolunun uygulamaya konulması ve sonucun değerlendirilmesi gerekir.

Tüm bunları yapabilmek için bireyin birtakım becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu becerilerden en önemlileri; eleştirel düşünebilme, planlama ve organize edebilme, planı gözden geçirme ve değerlendirmedir.

Problem çözme becerilerinin kazanımı erken çocukluk yaşlarına dayanmaktadır. Çalışmalar 4 yaş itibariyle çocukların etkin problem çözme becerileri kazanabildiğini göstermektedir. Bu nedenle problemle çözme becerisi kazanımında ailenin rolü oldukça büyüktür. Ebeveyn tutumları, ebeveynin problem çözme modeli çocuğun beceri ediniminde olumlu ya da olumsuz etki edecektir.

Çocuğun başarılı bir kariyer geliştirebilmesi için aile çocuğun problemlerini çözmemeli, çözüm için sadece rol model olmalıdır. Aksi halde çocuğun problem çözme becerisi problemi aileye taşımaktan öteye geçmeyecektir. Böyle bir durumda çocuğun ailesinden uzakta bireyselleşmesi ve sosyalleşmesi mümkün olmayacaktır.

Ailenin gölgesinden ve korumasından uzaklaşamayan çocuk yapıcı problem çözme becerisi geliştiremeyecektir. Başarılı bir kariyer için ailenin gölgesinde kalmış bir bireyin kendini gösterebilmesi ve kariyerinde ilerlemesi çok mümkün olmayacaktır.

Çocuğunuzun Problemlerini Onun Adına Çözmek Yerine Ona Problem Çözme Becerisi Kazandırabilirsiniz

  • Çocuğunuzu bir sorun anında mutlaka dinleyin ve onun ihtiyaçlarını, isteklerini anlamaya çalışın
  • Çocuğunuza onu anladığınızı belirtin, onun düşüncelerini özetleyerek doğru anlayıp anlamadığınızı ona gösterin.
  • Çocuğunuzun duygularını isimlendirebilir, duyu organları, renkler, uzuvlar gibi duyguların da isimleri olduğunu ona anlatabilirsiniz. Duyguların sözlü ifadesini çocuğunuza öğretmeniz onun da duygularını tanımasını kolaylaştıracaktır.
  • Çocuğunuzun yaşadığı probleme yönelik kendi düşüncelerinizi onunla paylaşabilirsiniz. Bu sayede problem çözme becerisi kazandırırken kendi yöntemlerinizden de örnekler sunmuş olursunuz.
  • Çocuğunuzla beraber beyin fırtınası yaparak çözümler bulmaya çalışabilirsiniz. Burada ona çözüm yolu bulmak için derinlemesine düşünmeyi öğretmelisiniz. Fikirleri sizin vermeniz yerine onun bulmasını teşvik etmelisiniz. Basit ya da saçma önerileri olabilir. Onu eleştirmeden her önerisini değerlendirmelisiniz. Uygulanabilir hale getirmek için fikrini geliştirmesine yardım edebilir ya da olumsuz bir seçenek varsa nedenlerini paylaşabilirsiniz.
  • Çocuğunuza problemi ifade edebilmesi için ya da çözüm yolu bulabilmesi için düşünmeye sevk edecek açık uçlu sorular sorabilirsiniz.
  • Ne oldu? Böyle olunca sen ne hissettin? Peki sence o ne hissetmiş olabilir? Sen onun yerinde olsaydın böyle bir durumda ne hissederdin? Senin başına böyle bir şey gelmiş olsaydı sana ne yapılmasını isterdin? Böyle olmasaydı farklı olarak ne yapabilirdin? Gibi.
  • Bulduğunuz fikirleri not ederek kendi içerisinde uygulanabilirliğine göre bir sıralama yapabilirsiniz.
  • Listeyi baştan sona gözden geçirerek çocuğunuzun kendisi için en uygun alternatifi seçmesine eşlik edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzla beraber kitap okuyabilir ya da film izleyebilirsiniz. Kitaptaki ya da filmdeki karakterler üzerinden beyin fırtınası yapabilirsiniz. Sence bu problemi çözmek için ne yapabilir? Sen böyle bir sorun yaşasan ne yapardın? Bu problem karşısında o ne hissetmiş olabilir? Ne olursa o daha mutlu olabilir?

Başarılı Bir Kariyer için Ona Balık Tutmayı Öğretin

Çocuğunuz başarılı bir kariyer geliştirmesini istiyorsanız onun için balık tutmak yerine ona balık tutmayı öğretmelisiniz. Böylece çocuğunuzun problemini çözmek yerine ona çözüme yönelik düşünmeyi ve uygulamaya geçmeyi öğretmiş olacaksınız. Problem çözme becerisi kazandırmak için bu çok daha sağlıklı bir yöntem olacaktır.

Çocuğunuzun duygu, düşünce ve fikirlerini dinlemeniz, ona zaman ayırmanız benlik gelişimi için önemlidir. Kaç yaşında olursa olsun çocuğunuza sofrada yer açmanız ve aile içi sohbetlerde ona da söz vermeniz gerekir. Dinlenen, fikirlerine saygı gösterilen, kendisine zaman ayırılan çocuklar çok daha özgüvenli gelişmektedir.

Evde kendini değerli hisseden çocuk sosyal yaşam içerisinde de bu değeri sürdürmek istemektedir. Dolayısıyla daha kaliteli arkadaşlık ilişkileri geliştirmekte ilgi ve sevgi görmek için zararlı ilişkilere girişmemektedir.

Başarılı Bir Kariyer İçin Problem Çözme Becerisi Geliştirmeye Destek Olan Ebeveyn Tutumu Hangisidir?

Anne babaların ebeveyn tutumları da problem çözme becerilerinin gelişimine etki etmektedir. Baskıcı otoriter ebeveyn modelinde çocukların duygu, düşünce ve problemlerine yeterince önem verilmemektedir. Bu aile modelinde ebeveyn güç gösterisi ile çocuğu bastırabilmektedir. Ceza, sözlü ya da fiziksel şiddet uygulanabilmekte ya da çocuğun duygu ve düşünceleri göz ardı edilmektedir.

Aşırı korumacı ebeveynler çocuğun bireyselleşmesine müsaade edememekte ve çocuğun problemlerini onun adına çözme eğilimindedirler. Tutarsız aileler çocuğun problemlerine bir kez aşırı ilgiliyse başka bir sefer ilgisiz kalabilmektedir. Bu belirsizlik çocuğun ailesiyle beraber kendi girişimlerine de güven duymamasına neden olmaktadır.

Aşırı hoşgörülü ve çocuk merkezli bireylerde ise aile çocuğa rol model olmak yerine çocuğun olumlu olumsuz tüm problem çözme becerilerini desteklemektedir. Bu durumda da çocuğun yapıcı problem çözme becerisi kazanabilmesi mümkün olmamaktadır.

En sağlıklı ebeveyn tutumu Demokratik, Destekleyici ve Hoşgörülü ebeveyn tutumudur. Bu ebeveyn modelinde bireyin duygu, düşünce ve fikirlerine saygı duyulur. Evde çocuğun da söz hakkı vardır. Fikirler küçümsenmez ya da reddedilmez. Her fikre saygı duyulur ve fikirlerin olumlu olumsuz yönleri değerlendirilir. Aile çocuğun hatalarını cezalandırmaz, ders almasına ve tekrar etmemesine rehberlik eder. Böyle bir aile ortamında yetişen çocuk daha özgüvenli olur ve benlik değeri de daha yüksektir.

Başarılı Bir Kariyer İçin Ergenlikte Problem Çözme Becerisi

Ergenlik dönemi problem çözme becerilerinin çok daha önemli hale geldiği zamandır. Bunun nedeni ise ergenlik döneminde bireyin bir yandan fiziksel ve bilişsel olarak değişim ve gelişim yaşarken, başka bir yandan duygusal ve hormonal olarak gelişiyor ve değişiyor olmasıdır. Bunu yanı sıra genç bu dönemde geleceğine hazırlanmak, kariyerini inşa etmek, mesleğini belirlemek zorundadır. Tüm bunlar bireyin duygusal ve zihinsel olarak zorlanmasına neden olmaktadır.

Birey bu dönemde akademik, kişisel ve sosyal problemlerle karşı karşıya kalabilmektedir. Dolayısıyla gencin problemlerin üstesinden gelebilmesi ve problemleri etkili bir şekilde çözebilmesi için problem çözme becerisi kazanması önemlidir. Ergenlikte bireyin problem çözme becerisi geliştirebilmesi için tıpkı çocuklukta olduğu gibi aileye ihtiyacı olacaktır. Ergenlik dönemi aynı zamanda yetişkinliğin bir ön provasıdır. Dolayısıyla ailenin yetişkinlik rolleriyle ilgili gence rol model olması gerekir.

Çocuklukta verilen destek bu kez yetişkin problem çözme becerisine adapte edilerek gence sunulmalıdır. Çocuğun yaşı ilerledikçe ebeveyn çocuğunun duygu, düşünce ve kararlarında daha geri planda durmaya çalışmaktadır. Ancak gencin yaşamının bu zorlu döneminde duygusal desteğe ihtiyacı oldukça fazladır. İlgiyi, sevgiyi, güven ve desteği zararlı alışkanlıklarda ve ilişkilerde aramaması için gencin aile ilişkileri her daim güçlü olmalıdır.

Aile gencin problemleri karşısında seçtiği çözüm yollarını müdahale etmeden gözlemlemelidir. Seçimlerinin getirdiği doğal sonuçları yaşamasına ve bu yaşantılardan tecrübe kazanmasına müsaade edilmelidir. Genç böylece olumluların yanında olumsuz sonuçları da görebilecektir. Bu tecrübeler genci olgunlaştıracak ve sorunlara sağlıklı çözüm üretme becerisini geliştirecektir.

Her bireyin başarılı bir kariyer geliştirmek için problem çözme becerisi kazanması gerekir. Bu konuda zorlanıyor veya kendinizi geliştirmek istiyorsanız profesyonel destek alabilir kendinize ve kariyerinize yatırım yapabilirsiniz.

Read More

Okul olgunluğu, bir çocuğun okula başlatılabilmesi için kazanmış olması gereken beceriler bütününe verilen isimdir. Bu beceriler; okul için gerekli olan fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimi gösterir nitelikte olmalıdır. Her aile, çocuğunu okula başlatma kararı almadan önce beklenen gelişimin çocukta ne düzeyde olduğunu değerlendirmelidir. Çünkü bir çocuğun okulda zorlanmaması ve okul hayatından keyif alması için bu becerilere ihtiyacı olacaktır.

Çocuk için ev ve aile ortamı kendini en mutlu ve güvende hissettiği ortamdır. Bu ortamın çocuğun kendini hazır hissetmeden değiştirilmesi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Okul olgunluğu gelişmeden okula başlayan çocuk fiziksel, duygusal, davranışsal, sosyal ve zihinsel alanlarda negatif etkilenebilir. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için çocuğun okula başlamadan önce okulda kendisinden beklenilenleri başarılı bir şekilde yerine getirmeye hazır olması gerekir.

Okul Olgunluğu Neden Önemli?

Okul olgunluğu kazanmak okul öncesi eğitim almış çocuklar için daha kolay olabilmektedir. Çünkü okul öncesi eğitim sayesinde çocuk güvenli ev ortamından daha yapılandırılmış bir ortama yumuşak bir geçiş yapar. Okul öncesi eğitim aile sıcaklığının devamını sağlar; burada akranlarla sosyalleşme, oyunlarla öğrenme ve kuralları tanıma vardır.

Öğretmen okulda evdeki temel bakım veren ebeveynin rolünü üstlenerek çocuğun sevgi ve ilgi ihtiyacını karşılar. Burada başarı, başarısızlık yoktur, puanlama yoktur. Dolayısıyla çok daha kurallı ve sistemli olan okula başlangıç öncesi bu keyifli tecrübeler çocuğa yeni yapıya dahil olma kolaylığı sağlar. Okul olgunluğu oluşmadan ilk öğretime başlayan çocuk okula karşı olumsuz algı ve tutum geliştirir.

Okula yönelik ilk deneyimlerini 1. sınıfta yaşayan çocuklarda adaptasyon problemleri sık görülür. Anneden ayrılmakta, sınıf içi kurallara uyum sağlamakta zorlanabilirler. Okula karşı geliştirilen bu olumsuz algı kişinin tüm akademik ve ruhsal yaşantısına etki edebilir. Anne ve babalar çocuklarının tüm gelişim alanlarında yaşıtlarına paralel gelişim sergilediğinden emin olmalıdır. Çocuğunuzu ilk 2 yılından sonra okul olgunluğu kazanabilmesi için destekleyebilirsiniz.

Çocuğunuzun iki yaşından sonra daha fazla sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel uyarana ihtiyacı olacaktır. Evde kurulan ilişki iki yaştan sonra tek düze hale gelmekte ve uyaran zenginliği yetersiz kalmaktadır. Aileler okul olgunluğu için 2 yaşından itibaren çocuklarını haftada birkaç gün 1-2 saatlik oyun gruplarına başlatabilir. Ebeveynler Kreş Seçerken Nelere Dikkat Etmeli? Yazımızdan da faydalanabilirsiniz.

Oyun grubu ya da okul öncesi eğitim her aile için mümkün olamayabilir. Maddi boyutu kadar lokasyon olarak da okul öncesi eğitim ve oyun gruplarına erişim zor olabilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda çocuğu sosyalleşebileceği parklara götürebilirsiniz. Çevrenizde çocuğunuza akranlık edebilecek çocuğu olan ailelerle sık sık bir araya gelebilirsiniz.

Çocuğun oyunlarına kurallar ekleyebilir, ev içerisinde ona sorumluluklar verebilirsiniz. Oyuncaklarını toplaması, onlara iyi bakması, temizlemesi gibi.

Çocuğum Okula Başlamaya Hazır mı?

Çocuğunuzun okula başlamaya hazır olup olmadığını okul olgunluğu belirtilerine bakarak değerlendirebilirsiniz. Bu belirtileri fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal gelişim belirtileri olarak sınıflandırabiliriz.

Fiziksel Gelişim ve Okul Olgunluğu Belirtileri

Okula başlayacak bir çocuk bedenini rahat kullanabilmeli ve bedensel koordinasyonunu sağlayabilmelidir. Kaba motor becerilerinin gelişmiş olması gerekir.  Yürüme, koşma, zıplama, vurma, atma, fırlatma gibi beceriler kaba motor becerilerdir.  Kaba motor beceriler vücudumuzdaki büyük kasların kullanımını gerektiren eylemlere yönelik becerilerdir.

Çocukların desteksiz hareket edebilmesi, uzun süre sırada oturabilmesi, koşup oynayabilmesi için bu becerilere ihtiyacı vardır. Bu becerileri kazanmış bir çocuk okulda daha özgüvenli ve başarılı olabilecektir. Çocuğun okulda tek başına ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bu becerilere ihtiyacı olacaktır. Çocuğun okulda merdiven çıkma, kapı açma kapama, çantasını açma kapama, düğme ilikleme gibi becerilere ihtiyacı olacaktır.

Çocuğun okulda öz bakımını da tek başına sağlayabilmesi gerekmektedir. Tuvaletini yaparken yardımsız üzerini çıkarıp giyebilmeli, tuvalete oturabilmeli ve sonrasında kendi başına temizliğini halledebilmelidir. Çocuk okulda temizlik, beslenme, giyinme ve dinlenme gibi alanlarda kendi gereksinimlerini desteksiz karşılayabilmelidir. Okul olgunluğu için çocuğun İnce motor becerilerini de kazanmış olması gerekir.

İnce motor beceriler küçük kasların kullanımını gerektiren becerilerdir. Kalem tutma, yazı yazma becerilerini edinebilmesi için çocuğun ince motor becerilerinin gelişmesi gerekir. İnce motor beceriler aynı zamanda dikkati de sürdürmeyi gerektirir. Dikkatin yanı sıra ince motor becerilerin kullanımı için el-göz koordinasyonunun da gelişmiş olması gerekir. Çünkü ince motor beceri gerektiren yazı yazma, kalem tutma gibi beceriler yapılan eylemi gözle takip etmeyi de gerektirir.

Bilişsel Gelişim ve Okul Olgunluğu Belirtileri

Çocuk bir ders süresinde aktif olarak öğretmenini dinleyebilecek ve sandalyesinde kalkmadan oturabilecek şekilde dikkatini sürdürebilmelidir. Kendini ifade edebilecek, söylenenleri anlayıp uygulayabilecek kadar dil becerisine ve kelime hazinesine sahip olmalıdır. Karar verebilmek, seçim yapma becerisi gelişmiş olmalıdır. Çocuk verilen görevleri yerine getirebilecek sorumluluk becerisini kazanmış olmalıdır.

Öğretmeninin verdiği yönergeleri dinleyip uygulayabilmelidir. Ayrıca okuma-yazma öğrenebilmesi için sınıflama, sıralama, dikkat, analiz ve sentez gibi bilişsel beceriler gereklidir. Çocuğun aynı zamanda zihinsel olarak yeterli olgunluğa erişmiş olması gerekir. Çocuk zihinsel olarak problem çözebilmeli, nesnelerin özelliklerini algılayabilmeli ve ayırt edebilmelidir. Olaylar arasında ilişki kurabilmeli ve öğrendiklerini farklı alanlarda kullanabilmelidir.

Sosyal Gelişim ve Okul Olgunluğu Belirtileri

Çocuk bireysel olarak hareket edebilecek ve sosyal ilişkiler kurabilecek kadar özgüvene ve girişkenliğe sahip olmalıdır. Yaşıtlarıyla rahat sosyal ilişkiler kurabilmeli ve ilişkileri sağlıklı sürdürebilmelidir. Karşılaştığı gelişimiyle uyumlu sosyal ve duygusal problemleri çözebilmeli çözemediği durumlarda sorunu yapıcı dille ifade edebilmelidir. Grup içerisinde uyumlu hareket edebilme, grup kurallarına uyma, sırasını bekleyebilme ve paylaşabilme becerilerini geliştirmelidir.

Çocuk tüm bunları yapabildiğinde sosyal gelişim açısından okul olgunluğu kazanmış olacaktır.

Duygusal Gelişim ve Okul Olgunluğu Belirtileri

Çocuğun okul olgunluğu için gerekli olan en önemli duygusal belirtisi anne ve babadan güvenli ayrılabilmesidir. Çocuk ailenin yokluğunda da keyifli vakit geçirebiliyor olmalıdır. Okul süresi içerisinde ailesinden uzak olacağını ama sonrasında tekrar ailesiyle güvenle bir araya geleceğini bilmelidir. Bu sağlıklı ayrılışı gerçekleştirebilen çocuk okulda daha mutlu ve başarılı olabilir.

Aksi halde duyacağı yoğun ayrılık anksiyetesi dikkatini, davranışı, sosyal ilişkilerini ve okula uyumunu zorlaştıracaktır. Çocuğun yaşıyla uyumlu şekilde duygularını regüle edebilmesi gerekir. Başarılı Bir Kariyer İçin Çocuk, Ergen ve Yetişkinlerde Duygu Düzenleme (Regülasyon) yazımızı da okuyabilirsiniz. Çocuğun okul ortamında duygularını rahatça ifade edebilmesi gerekir. Bu ifade becerisi çoğunlukla ev ortamında gelişir.

Evde duygularını anne babasıyla veya bakım vereniyle paylaşabilen çocuk okulda da paylaşacaktır. Aynı zamanda duygu paylaşımı dil becerisinin de gelişmiş olmasını gerektirir. Çocuk duygularını ifade ederken kelime hazinesinden faydalanabilmelidir. Bu nedenle çocuğun herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde dil gelişimi edinmesi önemlidir. Ailenin burada dikkat etmesi gereken önemli bir konu ise çocuğa dili öğretirken bebekçe konuşmamalarıdır.

Bazen aileler çocuklarıyla sadece kendilerinin anlayabileceği bir dil geliştirmektedir. Örneğin su yerine bu demek gibi. Çocuğun kullandığı bu farklı kelimeler okul ortamında öğretmeni ya da arkadaşları tarafından anlaşılmayabilir. Anlaşılmıyor olmak çocuğun özgüven geliştirememesine, duygusal kırıklık yaşamasına neden olabilir. Çocuğun okulda kendisini güvende hissetmesi, çevresindeki kişiler ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmesi gerekir. Tüm bunlar çocuğun sağlıklı okul olgunluğu geliştirdiğini gösterecektir.

Okul Olgunluğu ve Profesyonel Destek

Çocuğunuzu okula başlatmak istiyor ama yeterli hazır oluş belirtisi görmüyor olabilirsiniz. Çocuğunuz okula başlamayı reddediyor olabilir ya da siz kendinizi çocuğunuzun okula başlamasına hazır hissetmiyor olabilirsiniz. Çocuğunuzun okul olgunluğu değerlendirmesi için profesyonel destek alabilirsiniz.

Aba psikolojide uyguladığımız test, envanterler ve yaptığımız görüşmeler ile çocuğunuzun okul olgunluğu değerlendirilebilmektedir. Ayrıca stratejik yetenek yönetimi ile çocuğunuzun erken yaştan itibaren ilgi ve beceri alanlarını belirleyebilirsiniz. Bu sayede karakteri, ilgi ve becerileri ile uyumlu olacak şekilde çocuğunuzun eğitimine ve kariyerine bilinçli yön verebilirsiniz.

Read More

Okul öncesi eğitim başlangıç yaşı ebeveynler tarafından sıklıkla merak edilmektedir. Bunun en önemli nedeni ebeveynlerin çocuklarının gelişimine yeterli katkıyı yapamadıklarını düşünüyor olmasıdır. Özellikle 2 yaş sonrası çocuklara ev koşullarında yeterli sosyal, fiziksel ve bilişsel aktivite olanağını sunmak kolay değildir.

Aileler çocuklarının gelişimlerine daha profesyonel katkıda bulunabilmek için okul öncesi eğitim kurumlarını araştırmaktadır. Bu sayede çocuklarının ilgi, beceri ve yetkinliklerini daha kolay keşfedebileceklerini düşünmektedirler. Ayrıca çocuklar okul aracılığı ile sosyal beceriler kazanacak, paylaşmayı, uyum sağlamayı ve özerk olmayı öğrenecekler. Bu nedenle okul öncesi eğitim aileler için önemli bir gelişim kaynağıdır.

Kimi aileler ise anne-baba çalıştığı ve çocukla verimli zaman geçirebilecek bir aile büyüğü olmadığı için eğitim fırsatlarını değerlendirebilmektedir. Ailelerin beklentileri, koşulları ve çocuğun gelişim durumu okul öncesi eğitim başlangıç yaşını belirlemektedir. Yazımızda okul öncesi eğitime ne zaman başlanmalı ve başlangıç yaşı belirlenirken nelere dikkat edilmeli paylaşacağız.

İlk İki Yıl Evde Bakım Evde Eğitim

İlk iki yılda çocuk için dünyanın merkezi evidir. Bu dönemde çocuğun eğitim ortamı da ev olmalıdır. Evde anne ve baba ya da temel bakım veren diğer bir kişi çocuk için ilk eğitmendir. Çocuk yaşamının ilk yılı yılında temel bakım vereniyle kurduğu bağa göre dış dünyayı anlamlandırır.

Koşulsuz sevgi gören, temel ihtiyaçları yerinde, zamanında ve yeterli şekilde karşılanan çocuk kendini değerli kabul eder. Bu sayede çocuk ev ortamını güvenli ve temel bakım verenini güvenilir kabul eder. Çocuk hayatının merkezine yönelik bu olumlu algıları dış dünyaya yansıtır. Artık onun için dış dünya güvenli ve diğer sosyal kaynaklarda güvenilirdir.

Kendine yüklediği değer ve dış dünyaya yönelik algısı ile çocuğun özgüveni gelişir. Ancak bazen de çocuk temel bakım vereninden yeterli sevgi ve ilgiyi görmez. Çocuğun ihtiyaçları zamanında ve yeterince karşılanmamış olabilir. Bu durumda da çocuğun kendilik değeri ve dış dünya algısı güvensizlik ve değersizlik üzerine kurulacaktır. Bu çocuklarda özgüven ve öz değer gelişmez.

Okul öncesi eğitim için ilk iki yıl uygun değildir. Çocuk 2 yaşına kadar temel becerilerini geliştirir. Önce ihtiyaçları ana kucağında karşılanan çocuk emeklemeye başlayarak hareket alanını genişletir. Ardından 1 yaş itibariyle çocuklarda adımlama, yürüme başlar. Yürümeyle beraber çocuğun hareket ve etkileşim alanı daha da genişler. Diğerleriyle ilgilenmeye ve iletişime geçmeye çalışan çocuk gelişimiyle orantılı şekilde dil becerisi edinir.

2 yaş dolaylarında çocuklar kendilerini ifade edebilecek şekilde dili kullanmaya başlarlar. Artık oyuncaklarıyla daha uzun süre vakit geçirir, anne & baba yanında olmadan da keyifli zaman geçirebilirler. Çocuk duygularını, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını basit cümlelerle anlatabilir. Oyun kurar ve tek başına oynayabilir.

Bu dönemde çocuk keşfetmesi, deneyimlemesi ve gerçek dünyayı taklit etmesi için bol oyuncakla tanıştırılmalıdır. Bu oyuncak ve aktiviteler dışarıdan temin edilebileceği gibi ev ortamında anne baba tarafından da hazırlanabilir. Çocuk ilk iki yılını tamamladığında anne babadan daha bağımsız hale gelir, bireyselliğini fark eder ve karakterini oluşturmaya başlar.

2 Yaş Sendromu Okul Öncesi Eğitim İçin Dikkate Alınmalı

2 yaş sendromu, ismi nedeniyle olumsuzluk ifade etse de aslında her çocukta görülen ve görülmesi normal olan bir durumdur. Aksine görülmemesi çocuğun bilişsel ve duygusal olarak ebeveynleri tarafından bastırıldığını düşündürebilir. 2 yaş sendromu çocuğun anne babadan ayrı bir birey olduğunu fark ettiği döneme denk gelir. Bu dönemde çocuk kendi kararlarını almak, seçim yapabilmek, evde söz hakkı edinmek ister.

Aileyle her konuda çatışmaya ve inatlaşmaya girerek kendi özerk sınırlarını çizmeye çalışır. Çünkü mevcut sınırlar artık ona yeterli gelmemekte, kabuğunu kırmayı arzu etmektedir. Çocuğun bu dönemde en sık kullandığı kelime “hayır”, “istemiyorum” olabilir. Bu dönem ailenin hassas ve bilinçli davranması gereken bir dönemdir. Çocukla inatlaşmak, cezalandırmak, şiddet uygulamak ya da güç gösterisine girişmek yapıcı çözümler değildir.

Bu dönemde çocuğa kendini ifade edebilmesi için alan ve fırsat tanınmalıdır. Çocuk dinlenmeli, anlatmak istediklerine, tercihlerine kulak verilmelidir. Çocuk eğer yeterli dil becerisi kazanmadıysa kendini ifade edemediği ve anlaşılmadığı için daha öfkeli olabilir. Doğru gözlem yaparak çocuğa cevabı evet ya da hayır olacak şekilde kapalı uçlu sorular sorarak ona onu anladığınızı hissettirebilirsiniz.

Bu dönemde öfke nöbetleri, ağlama krizleri görülebilir ve aileler kendini çaresiz hissedebilir. Bu durumda çocuğunuzun negatif duygularını boşaltmasına fırsat vermelisiniz. Ancak kendine ya da size zarar vermemelidir. Güvenli bir mesafede göz kontağı kurabileceğiniz şekilde yakınında durabilirsiniz. İstediği an size sarılabileceğinin mesajını da ona vermeli, yargılamadan ya da utandırmadan yanında durabilmelisiniz.

Bu hassas dönemde okul öncesi eğitim başlatıldığında çocuklar evde istenmedikleri, cezalandırma odaklı okula gönderildiklerini düşünebilmektedir. Bu nedenle okul öncesi eğitime başlanırken iki yaş sendromuyla bağdaştırılmayacak bir dönemde başlangıç yapılmalıdır.

Tuvalet Eğitimi Okul Öncesi Eğitim İçin Dikkate Alınmalı

Okul öncesi eğitim için önemli olan başka bir konu çocuğun öz bakım becerisini kazanıp kazanamadığıdır. Okul öncesi eğitime başlarken çocuğun kendini daha iyi hissetmesi için tuvalet eğitimini kazanmış olması önemlidir. Akranlarının bezi bırakmış olması çocuğun kendini farklı hissetmesine neden olabilir. Üstelik bu dönemde artık çocuğa mahremiyet eğitiminin de verilmesi gerekmektedir.

Mahremiyetin öğretilmeye çalışıldığı dönemde çocuğun öz bakımı temel bakım veren dışında karşılanmamalıdır. Çocuğun tuvalet eğitimini kazandıktan sonra okul öncesi eğitime başlatılması çok daha sağlıklı olmaktadır. Tuvalet eğitimi çocuğun hazır oluş belirtileri gösterdiği gözlemlenmeye başladıktan sonra verilebilir.

Çoğu zaman tuvalet eğitimine 18. aydan sonra başlanılmaktadır. Ancak her çocuğun kas ve psikolojik gelişimi farklılık göstereceğinden bu süreç uzayabilir veya kısalabilir. Tuvalet eğitimi için önerilen yaş aralığı hazır oluş belirtileri de eşlik ediyorsa 24-36 ay arasıdır.

3 Yaş Okul Öncesi Eğitim İçin İdeal Başlangıç Yaşıdır

Çocuğunuzun ilk iki yılında anne- baba ilk rol modellerdir. Fakat çocuk yaş aldıkça farklı deneyimler ve örnekler görmeye ihtiyaç duyar. Dış dünyayı ve diğerlerini tanımak ister. Kelime hazinesini geliştirmesi, kültürel normları öğrenmesi, kendi beceri ve ilgilerini fark etmesi gerekir. Bunları deneyimleyebileceği en sağlıklı ortam ise okul öncesi eğitim ortamıdır.

Çocuk için ikincil önemli rol modelleri okul öncesi dönemde karşılaşacağı öğretmenleri olacaktır. Dış dünyaya açılan evin dışındaki yeni güvenli ortam ise okul ortamıdır. Akranlarını görür, gözlemler, taklit eder, değerlendirir. Ev ortamından daha geniş bir sosyal ağ içerisinde karakterini, duygularını ve davranışlarını fark eder. Bağımsızlaşır, problem çözme becerileri geliştirir ve iletişim kurmayı öğrenir.

Çocuk okul aracılığıyla kuralları, uyum sağlamayı, takım olmayı, paylaşmayı ve otokontrolü öğrenir. Çocuğun 3 yaşından itibaren düzenli bir okul hayatı olmalıdır. Bunun önemli bir nedeni de eğitim sisteminde 4+4+4 uygulamasına geçilmiş olmasıdır. Zorunlu eğitime geçişte çocuğun okula daha kolay adapte olabilmesi için okul olgunluğu kazanmasına erken dönemde destek verilmelidir.

Özellikle büyük şehirlerde büyüyen çocuklar zamanlarının büyük bölümünü apartman dairelerinde, kapalı alanda, doğadan ve doğal olandan uzak geçirmektedir. İhtiyaç duyduğu şekilde koşma, oynama, sosyalleşme fırsatı bulamayan bu çocuklar için okul öncesi eğitim ihtiyaçtır. Okul öncesi eğitim tecrübesi olmayan çocukların zorunlu eğitime başladığında güçlük yaşaması olağandır. Zorunlu eğitim için gerekli olan dikkat süresi, kurallara uyum, sosyal beceri okul öncesi eğitimde kazanılmaktadır.

Ayrıca yapılan etkinlikler, oynanan oyunlar ve kullanılan materyaller sayesinde çocukların ince motor becerileri de gelişmektedir. İnce motor becerinin kazanımı ve el göz koordinasyonu yazı yazma becerisi için oldukça önemlidir.

Okul Öncesi Eğitim Neden Gerekli?

Çocuğun ilk iki yıl evde temel bakım verenle beraber olması duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimi için oldukça önemlidir. Çünkü çocuğun koşulsuz sevgi ve koşulsuz bakım ihtiyacının doyurulması gerekmektedir. Ancak bu doyum sağlandıktan sonra çocukta hazır oluş belirtileri görüldüğünde okul öncesi eğitim mutlaka değerlendirilmelidir. Aksi halde çocuk için bir süre sonra evdeki deneyimleri tekrara girecek ve gelişimini yavaşlatacaktır.

Ev içerisinde oynanan oyunlar, uyaran yoksunluğu, yetişkinle kurulan sınırlı iletişim çocuğun gelişiminde yavaşlamaya yol açabilir. Okul öncesi eğitim ise çocuğun evdeki sınırlı yaşantısına yepyeni deneyimler ekleyecektir. Çocuk okul öncesi eğitim içerisinde önyargısız şekilde farklılıkları tecrübe eder. Akranlarındaki fiziksel, duygusal, davranışsal, gelişimsel farklılıkları görür. Farklı tutum, değer ve kültürleri deneyimler. İletişim kurmayı, sorunlarını çözmeyi öğrenir.

Girişimde bulunur, hata yapar, ders alarak yeniden daha iyisini yapmak üzere denemeyi öğrenir. Okul öncesi eğitimde sınav, puanlama yoktur. Çocuk bu sayede başarısızlıktan endişe etmez. Oyunla öğrenir, oyunla uyum gösterir. Dolayısıyla okul öncesi eğitim ev ortamından sonra çocuğun yumuşak geçiş yapabileceği değerli bir ortamdır. Buradaki deneyimler çocuğun zorunlu eğitime daha kolay geçiş yapmasını sağlar.

Okul fobisi, ayrılık anksiyetesi okul öncesi eğitim tecrübesi olan çocuklarda daha az görülür.

Evde Biricik Olan Çocuk Okul Öncesi Eğitim ile Gruptan Biri Olmayı Öğrenir

Çocuklar, özelliklede ilk veya tek çocuklar evin merkezindedir. Bu biriciklik duygusu çocuğun özgüven ve öz değer geliştirmesi için çok önemlidir. Ancak anne baba tarafından koşulsuz sevilen, övülen, desteklenen çocuklar bu ilgi ve kabulü herkesten bekler. Oysa gerçek dünya böyle değildir.

Okul öncesi eğitimde evinin biriciği olan pek çok çocuk bir araya gelir. Dolayısıyla hepsi en değerli olmak, ilk sırada olmak ister. Paylaşmak onlar için öğrenilmesi gereken zorlu bir beceridir. Çünkü evde bir kardeş yoksa daha önce bunu deneyimlememişlerdir. Öğretmenin herkese eşit mesafede durması çocuğa biricikliğini bir kenara bırakıp gruptan biri olmayı öğretir.

Okul öncesi eğitim çocuğa ikinci olmanın bir kayıp olmadığını öğretir. Bu sayede çocuk sırasını beklemeyi, paylaşmayı ve çoğunluktan biri olmayı öğrenir.

Okul Öncesi Eğitim için Karar Verirken Profesyonel Destek Alabilirsiniz

Anne babalar çocuklarını okul öncesi eğitime başlatırken kararsızlık yaşayabilmektedir. Aileler çocuğum eğitime başlamaya hazır mı? okula göndermek çocuğumu duygusal olarak olumsuz etkiler mi? Okul olgunluğu için dikkat etmen gerekenler neler? Gibi pek çok sorunun cevabını aramaktadır. Okul öncesi eğitime başlamadan önce okulları dolaşmanız, özellikle okul öncesi öğretmenleriyle ve kurum psikologlarıyla görüşmeniz önemlidir.

Çocuğun gelişiminin ve okul öncesi eğitime hazır oluşunun değerlendirilmesi başlama kararı alabilmek için önemlidir. Ancak bu süreçte daha objektif ve profesyonel bir değerlendirme yapmak da isteyebilirsiniz. Aba psikoloji olarak çocukların okul olgunluğunu değerlendiriyor ve ailelere daha bilinçli yönlendirmeler yapıyoruz.

Uzman kadromuzda yer alan psikologlarımızla çocuklara IQ, EQ, gelişim, ilgi ve yetenek testleri uyguluyoruz. Çocuk okula ne zaman başlatılmalı, okul öncesi eğitim günde kaç saat haftada kaç gün olmalı bilgi veriyoruz. Okul seçerken nelere dikkat edilmeli, aileler çocuğu okul sürecinde nasıl desteklemeli rehberlik ediyoruz.

Read More

Ebeveynler kreş seçerken çocukları için mümkün olabilecek en iyi alternatifi bulmaya çalışır. Kolay mı, pamuklara sarıp sarmaladıkları çocuklarını evden ilk kez uzaklaştıracaklar. Üstelik bu çocuklar henüz 3 yaş civarlarındalar. Kimisi daha küçük ya da biraz daha büyük. O daha ana kuzusu derken şimdi okul çocuğu olmaya hazırlanıyorlar. Haliyle bu süreç aile için duygusal olarak çalkantılı bir dönem.

Aile bir yandan artık ev ortamının çocuğun gelişimine yeterli gelmediğini, çocuğun daha fazla uyarana ihtiyaç duyduğunu fark ediyor. Başka bir yandan çocuğunun dış dünyayı deneyimlemeye hazır olup olmadığından emin olamıyor. Aslında pek çok aile çocuklarının potansiyelinin farkında ve çocuğunun okul öncesi eğitime uygun olduğunu biliyor. Ancak bu deneyim için çocuklarından önce kendilerini yeterince hazır hissetmiyorlar.

Evde takip etmesi, koruması çok daha kolayken okul ortamına yönelik endişeler taşıyorlar. Bu da onları iyi bir seçim yapmak için tüm kaynakları zorlamaya yöneltiyor. Okul Öncesi Dönemde Kariyer Planı Yapmak: Küçük Ayaklar Geleceğe Büyük Adımlar Atsın yazımızı da okul seçmeden önce okuyabilirsiniz.

Peki Ebeveynler Kreş Seçerken Neleri Değerlendirmeli?

Aileler kreşlerle görüşmeye başlamadan önce kendi kriterlerini listelemeli, ön araştırmalar sonrasında kurumları ziyaret etmelidir. Kurumlarda mutlaka kurum yöneticisi ve sınıf öğretmeniyle ayrı ayrı görüşülmelidir. Varsa kurum psikoloğunun okulda olduğu bir güne görüşme planlanmalı ve psikologla da tanışılmalıdır. Okul aile tarafından dolaşılmalı, fiziki koşullar, güvenlik, eğitim materyalleri yerinde değerlendirilmelidir.

Aile beklentileriyle örtüşen seçenekleri belirledikten sonra bütçesine ve beklentilerine en uygun olan seçeneğe yönelmelidir. Seçenekler belirlendikten sonra karar aşamasına gelindiğinde okullar çocukla beraberde dolaşılmalıdır. Ebeveynler kreş seçerken mümkünse son karar çocuğa bırakılmalıdır. Seçenekler netleştikten sonra iki, üç alternatif içerisinden tercihi çocuğun yapması çocuk için değerlidir. Çocuğun aidiyet geliştirmesi için bu önemli bir basamak olacaktır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Ulaşım Kolaylığını Öncelikli Değerlendirmelidir

Ebeveynler kreş seçerken ilk dikkat edilmesi gereken kriterlerden biridir kolay ulaşılabilirlik. Çocuk okula ilk başladığında muhtemelen birkaç saatle başlatılacak çocuk alıştıkça süre tam güne yayılacaktır. Bu dönemde özellikle çalışan ebeveynler için çocuğu okula geç bırakmak erken almak zor olabilmektedir. Belki çocuğun okula geliş gidişini takip edecek bir aile büyüğünden destek alınabilir.

Ancak çocuk okula tam zamanlı gitmeye başlasa dahi acil durumlarda okul kolay erişilebilir noktada olmalıdır. Gerek ebeveynler gerekse çocukla ilgilenecek diğer bakım verenler için erişim kolaylığı değerlendirilmelidir. Ulaşımın göz önünde bulundurulmasını gerektiren bir diğer önemli konu ise çocuktur. Servise binmeyi veya uzun araba yolculuğu yapmayı gerektiren güzergahlar çocuğun daha çabuk yorulmasına neden olur. Çocuğun daha erken uyanması gerekebilir.

Yolda geçen süre kaynaklı anne baba ile daha az zaman geçirmek de çocuk için üzücüdür. Ulaşımın getirdiği bu sıkıntılar çocuğun okulu istememesine neden olabilir.

Ebeveynler Kreş Seçerken Referans Araştırması Yapmalıdır

Ebeveynler kreş seçerken mümkün olduğunca referans toplamaya çalışmalı. Seçenekleri belirledikten sonra güvenilir kaynaklara okulun güvenilirliği, hijyeni, kalitesi danışılmalıdır. Söz konusu çocuk olduğunda aileler birbirleriyle dayanışma içerisinde olacaktır. Okulu sosyal medyada ve internette araştırabilirsiniz. Çevrenizde daha önce bu okulu tecrübe etmiş tanıdıklarınız varsa deneyimlerini öğrenebilirsiniz. Referans edinebilmeniz karar sürecinde size oldukça yardım olacaktır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Öğretmen Kadrosunu Değerlendirmeli

Okul öncesi eğitimde öğretmen kadrosunun önemsiz olduğunu düşünmek çok büyük yanılgıdır. Okul öncesi eğitim çocuğun evde aldığı eğitimden sonra alacağı ilk eğitimdir. Çocuk evde anne babayı rol model alırken okulda öğretmenini model alacaktır. Öğretmenin iletişim şekli, problem çözme becerisi, disiplin anlayışı, öğretim modeli son derece önemlidir. Bu nedenle ebeveynler kreş seçerken öğretim kadrosuyla ilgili bilgi toplamalıdır.

Direk okul yönetimiyle ve öğretmenlerle görüşebilir ya da özgeçmiş araştırması yapabilirsiniz. Mezun olunan okul, mesleki tecrübe ve öğretmenin nerede ne kadar çalıştığı oldukça önemlidir. Ayrıca öğretim kadrosundaki sirkülasyon da değerlendirilmelidir. Okulda öğretmenler ne sıklıkta değişiyor, kadrodaki en uzun ve kısa kıdem süresi öğrenilmelidir.

Sürekli öğretmen değişikliğinin olması öğretmenlerin kuruma aidiyetinin az olduğunu gösterir. Bu da eğitim kadrosunun okul yönetiminden ve haklarından memnun olmadığını düşündürebilir. Mutsuz çalışanların olduğu bir ortamda mutlu çocukların yetiştirilmesi de çok mümkün olmayacaktır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Sınıftaki Öğrenci Sayısını da Öğrenmelidir

Okul öncesi eğitimden verim alınabilmesi için sınıfların çok kalabalık olmaması gerekir. Öğretmenin takibinde olan öğrenci sayısı az olmalıdır. Bu dönem çocukların fiziksel, bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak hızla geliştikleri bir dönemdir. Dolayısıyla öğretmen gelişimi ve değişimi fark edebilmek için her çocukla yeterince ilgilenebilmelidir.

Çocukların gelişim alanlarını gözlemleyebilmesi, gereken desteği, ilgiyi verebilmesi için öğretmenin zamana ve enerjiye ihtiyacı olacaktır. Ebeveynler kreş seçerken bu detayı da mutlaka değerlendirmelidir. Aksi halde okul öncesi eğitimden beklenen verimi almaları mümkün olmayacaktır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Eğitim İçeriğini Öğrenmelidir

Öncelikle kurumun kendine özel uyguladığı bir eğitim sistemi, müfredat var mı öğrenilmelidir. Var ise bu eğitimin detayları araştırılmalı mümkünse bir ön tanıtım istenilmelidir. Bazı okul öncesi kurumlarında yabancı dil eğitimi verilmektedir. Böyle bir beklentiniz varsa eğitimin detayları ve yoğunluğu hakkında bilgi isteyebilirsiniz. Kullanılan kitaplar, eğitim materyalleri de aile tarafından incelenmelidir.

Ebeveynler kreş seçerken varsa spor ya da sanatsal faaliyetler, atölye çalışmaları hakkında da bilgi almalıdır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Oyuncak ve Materyallerin Kalite ve Hijyenini Değerlendirmelidir

Çocuklara sunulan eğitsel materyallerin kalitesinin değerlendirilmesi oldukça önemli. Ahşap mı yoksa plastik ürünler mi kullanılıyor. Organik boyalar ve materyaller mi tercih ediliyor yoksa kimyasal içerikli materyaller mi? Kurumun anlaşmalı olduğu ya da tercih ettiği markalar neler?

Her öğrenci için ayrı materyal mi var yoksa ortak kullanım mı söz konusu? Oyuncak ve materyaller nasıl ve ne sıklıkta temizleniyor? Oyuncak ve materyaller ne sıklıkta yenileniyor? Eğitici araç-gereçler seçilirken nelere dikkat ediliyor? Ebeveynler kreş seçerken mutlaka bu detayları öğrenmelidir.

Çocuklar oyuncak ve materyalleri ağzına sokabilmektedir. Boyalarla ellerini, vücudunun belli bölgelerini boyayabilmekte hatta bu okulda aktivite olarak da uygulanabilmektedir. Dolayısıyla kullanılan ürünlerin sağlıklı ve organik olması son derece önemlidir. Ancak ürünler ne kadar kaliteli olursa olsun düzenli temizlenmediği sürece bakteri üretmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle temizliğin sıklığı ve tabi ki kullanılan temizlik ürünlerinin öğrenilmesi de önemlidir.

Ebeveynler Kreş Seçerken Okulun Fiziki Koşullarını Yerinde Değerlendirmelidir

Okul öncesi eğitimde kurumun fiziki koşullarının yönetmeliğe uygun olması son derece önemlidir ve denetlenmektedir. Ancak ailelerin yönetmelik dışında kalan beklentileri de olabilmektedir. Kimi zamanda milli eğitime bağlı olmayan bir okulda eğitime başlangıç yapılabilmektedir. Dolayısıyla çocuğun okuldaki fiziki güvenliği için fiziki koşullar değerlendirilmelidir.

Bina çok katlı bir bina ise merdivenlere dikkat edilmelidir. Merdivende tırabzan var mı? merdivenin yüksekliği, basamak sayısı ve genişliği çocuğun inip çıkabilmesi için uygun mu? Her katta tuvalet var mı? tuvalete giderken çocuğun merdiven inip çıkması gerekiyor mu? Ağır ve yüksek eşyalar duvarlara sabitlenmiş mi? Etrafta çocuğun yaralanmasına yol açabilecek eşyalar, dekorasyon ürünleri var mı?

Pencereler güvenli mi? Okulun bulunduğu yer ana caddeye yakın mı? Okul çıkışı güvenli mi? Okul güvenli bir muhitte mi? Okul yolunda çocukların güvenliği için gerekli trafik uyarıları var mı? Okulun bahçesi var mı? bahçede çocuğun oynayabileceği kaydırak, kum, salıncak vb. aktivite araçları var mı? Beslenme alanı var mı?

Mutfak çocuğun güvenliği için uygun mu? Tuvalet ve banyo çocuğun yalnız kullanabileceği şekilde dizayn edilmiş mi? Sınıfların büyüklüğü, ışık ısı dengesi ideal mi? Ebeveynler kreş seçerken bu detayları da göz önünde bulundurmalıdır.

Ebeveynler Kreş Seçerken Günlük Rutin, Beslenme ve Uyku Hakkında Bilgi Almalıdır

Çocukların ev ortamında mutlaka kendilerine özel bir rutinleri oluyor. Uyanma saati, beslenme saati, devam ediyorsa öğle uyku saati, ara beslenme saatleri gibi. Çocuğun rutinleri eğer esnetilebilir değilse mutlaka bu rutinlere uyabilecek alternatifler değerlendirilmelidir. Okuldan günlük rutin çizelgesi alınmalıdır.

Eğitim kaçta başlıyor, yemek araları ne zaman ve ne kadar sürüyor, öğle uykusu araları var mı öğrenilmelidir. Beslenme için aylık menüler incelenmelidir. Çocukların beslenme menüsü belirlenirken profesyonel bir beslenme danışmanlığı alınıyor mu değerlendirilmelidir.

Yemekler okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor öğrenilmelidir. Yemeği hazırlayan firma ya da kişi hakkında bilgi edinilmelidir. Yemek yapan kişinin sağlık kontrolleri düzenli yapılıyor mu sorulmalıdır. Yemeklerde kullanılan marka ve ürünler değerlendirilmelidir. Çocuğun herhangi bir besin alerjisi varsa bunun bilgisi de mutlaka okulla paylaşılmalıdır. Ebeveynler kreş seçerken yorucu olsa da önemli  olan her ayrıntıyı değerlendirmelidir.

Ebeveynler Kreş Seçerken İletişim Ağı Hakkında Bilgi Edinmelidir

Çocuğunuzu okula bıraktıktan sonra aklınız onda kalmadan evinize ya da işinize dönmek isteyeceksiniz. Bu en doğal hakkınız, aksi halde gününüz verimsiz ve endişeli geçecek. Aklınızın çocuğunuzda kalmaması için okuldaki gelişmelerle ilgili okulun ve öğretmenin sizi anlık bilgilendireceğine güvenebilmeniz lazım. Çocuğun güvenliği, sağlığı, psikolojisi gibi aciliyetli ve önemli konularda ebeveynin bilgilendiriliyor olması çok önemli.

Ebeveynler kreş seçerken mutlaka bu konuda okuldan bilgi almalıdır. Bazı kurumlarda öğrenci sayısının fazla olması nedeniyle bu iletişim ağı kurulamamaktadır. Öğretmen öğrencinin gelişimini ve ihtiyaçlarını yakından takip edememekte veya okul böyle bir iletişime gerek duymamaktadır. Böyle bir ortamda çocuğun gördüğü zarar çoğunlukla aile tarafından evde fark edilmektedir. Bu da okula olan güveni zedelemektedir.

Ebeveynler Kreş Seçerken Kurumda Okul Psikoloğu Olmasını Önemsemelidir

Kurumda psikolog bulunması oldukça önemlidir. Okul öncesi dönem çocukların küçük olması nedeniyle hafife alınmamalıdır. Bu dönemde çocukların taşımakta zorlandıkları duygusal yükleri olabilmektedir. Boşanma evresinde olan ya da boşanmış ailelerin çocuklarında psikolojik destek oldukça önemli olabilmektedir. Kardeş kıskançlığı, sevilen birinin kaybı, akran zorbalığı, gelişimsel gerilik ve benzeri durumlar psikolojik desteği gerekli kılar.

Üstelik çocukların IQ, EQ testlerine girmesi, ilgi ve yeteneklerinin belirlenmesi için de okulda psikoloğun olması önemlidir. Çocukların ilgi ve Beceri Alanları Nasıl Keşfedilir? Yazımızı okumak sizin için faydalı olabilir. Ayrıca Mutlu Aileler Başarılı Çocuklar Yetiştiriyor! yazımıza da göz atabilirsiniz.

Üstün zekalı çocukların fark edilmesi, gelişim geriliklerinin tespit edilmesi için de psikoloğu erken teşhisi önemlidir. Çocuk okulda ya da evde yaşadığı zorlukları psikolog ile konuşabilir. Ya da uygulanan projektif testler ve uygulamalar ile çocuğun iç dünyası dışarıya yansıtılabilir.

Psikolog tarafından ailelerle yapılacak grup çalışmaları, ebeveyn eğitimleri de son derece faydalıdır. Ebeveynler kreş seçerken mutlaka psikolog değerlendirmesi yapmalıdır. Ebeveynler psikologla ara ara görüşmelidir. Çocuğun psikolojik gelişimini desteklemek için neler yapılabileceği ihtiyaç durumunda psikoloğa danışılmalıdır.

 

Read More

Hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.” Kiminiz için bu sözümüz kulağa erişilmesi zor geliyor olabilir. Ancak hayal ettiğiniz üniversiteye girmeniz imkansız değil. Peki hayalinizdeki üniversite hangisi? Üniversitenin hangi özellikleri öğrencisi olmak için onu tercih etmenize neden oluyor? Doğru duydunuz, üniversite sizi değil aslında siz üniversiteyi seçiyorsunuz. Yani bir üniversitenin başarılı olması, onu tercih eden öğrencilerin kalitesi ile orantılı oluyor.

Hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olmak için öncelikle algınızı değiştirmelisiniz. Bir hayaliniz varsa o hayale tutunmalısınız. Gerçekleşeceğine inanmalı ve gerçekleştirmek için çalışmalısınız. Unutmayın, orada okuyan diğer öğrencilerin sizden hiçbir farkı yok. Çoğunlukla başarılı olan öğrencilerin çok daha farklı eğitim olanaklarına, ayrıcalıklara sahip olduğu düşünülmektedir. Oysa başarı elde eden öğrencilerin başarısız olanlardan en büyük farklarının başarıya olan inançları olduğu görülmektedir.

Öyleyse siz de hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz. Peki bu hayali hedefe çevirmek ve gerçekleştirmek için ne yapabilirsiniz? Yazımızın devamında size hayalinize ulaşmanıza yardımcı olacak önerilerde bulunacağız. Ancak bir önerimiz daha var ki o da meslek seçiminizle ilgili olacak.

Üniversite seçerken çoğunlukla üniversitenin başarısına, sosyal imkanlarına ve prestijine bakılmaktadır. Oysa iyi bir üniversite, seçtiğiniz mesleğe sizi en iyi şekilde hazırlayacak olan üniversitedir. Popüler bir üniversitede okumak eğitim hayatınız süresince size keyif verecektir. Ancak mezuniyet sonrası mesleğe atıldığınızda asıl işinize yarayacak olan mesleki donanımınız olacaktır. Seçeceğiniz mesleğin gelecek 40-50 yılınızı etkileyeceğini varsayarsak üniversite seçiminizi meslek odaklı yapmanız daha sağlıklı olacaktır.

Önce size uygun mesleği seçmeli sonrasında mesleki donanımı kazanabileceğiniz yeterlilikte üniversite tercihi yapmalısınız. Hangisi Daha Doğru: Üniversiteye Göre Meslek Seçmek mi, Mesleğe Göre Üniversite Seçmek mi? yazımız da sizin için faydalı olabilir. Üniversite Seçimi Yaparken Hayal Kırıklığına Uğramamak İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler yazımıza da seçim sürecinde bakabilirsiniz.

Stratejik Yetenek yönetimi ile Hayalinizdeki Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz!

Meslek seçimi, bireyin hayatı boyunca verdiği en önemli kararlardan biri, belki de birincisidir. Çünkü hayatımızın en güzel yıllarını bir mesleğe hazırlanarak diğer büyük bir kısmını ise onu icra ederek geçiririz. Üniversite yılları ise mesleğimizi seçtiğimiz ve mesleğe kabul koşullarını karşılamaya çalıştığımız yıllardır. Bu yüzden hayatımızın önemli bir noktasıdır üniversite.

Öğrenciler bu önemi bilerek sınava hazırlık sürecinde yoğun stres yaşar. Hatta öğrencilerin önemli bir bölümünde sınav kaygısı yaygın olarak görülür. Çünkü üniversite seçerken sadece üniversite kazanmayı istemek yeterli değil. İstediğimiz üniversitenin öğrencisi olabilmek için sınavda yeterli puanı almanız gerekiyor. Bu koşul da özellikle popüler üniversitelerin derecesini yükseltiyor.

Hal böyle olunca üniversite sınavına hazırlanmak her öğrenci için belli düzeyde stres ve kaygı yaratıyor. Kimisi için bu duygular çok baskın ve günlük yaşamı zorlaştıracak düzeydeyken kimisi için sınavla ilgili önemli konular karşısında hissediliyor. Yaşanan kaygı bireyin motivasyonunu engelleyebilir. Çoğu zaman başarısızlık korkusu performansı ketliyor.

Çok başarılı olan, iyi dereceler yapabilecek öğrenciler sınava yükledikleri anlam nedeniyle başarısız olabiliyor. Bu noktada stratejik yetenek yönetimi öğrencilerin başarı elde etmesine destek oluyor. Stratejik yetenek yönetimi ile hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz. Stratejik kariyer planlaması ile üniversite sınavına hazırlanmak öğrencilerin başarılı sonuçlar almasına destek oluyor. Bu yöntem gençlerin geleceklerinden daha emin olmalarını ve hayal kırıklığı yaşamamalarını sağlıyor.

Stratejik Yetenek Yönetimi ile Kısa ve Uzun Vadeli Hedeflerinizi Belirleyerek Hayalinizdeki Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz

Hedef belirlemek sınav başarısı için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Ancak bir üniversitenin öğrencisi olmayı hayal etmek başarılı olmak için yeterli bir hedef değildir. Öğrenciler belirli bir hedefleri olmadığında neden çalışmaları gerektiğini, çabalarının sonucunda ne kazanacaklarını somutlaştırmakta zorlanırlar. Ayrıca hedefsizlik kişinin belirsiz bir yolda ilerlemeye çalışmasına neden olur. Hedef belirlerken daha somut, ölçülebilir, esnetilebilir ve ulaşılabilir hedefler seçmek gerekir.

Bir hedefin ölçülebilir olması hedefe giden yolda kontrol noktaları bulundurmayı gerektirir. Yani büyük hedefe ulaşabilmek için küçük hedefler planlamak gerekir. Stratejik yetenek yönetimi sayesinde sizin için uygun üniversite hedefini belirlersiniz. Bu yöntemde size hedefe ulaşmak için 3 aylık periyotlarla gelişim planları çıkarılır.

Uzun vadeli hedefiniz net olsa da kısa vadeli hedefler sayesinde verim alamadığınız stratejilerde değişikliğe gidilebilir. Böylece gelişiminizi daha kolay takip edebilirsiniz. Ayrıca başardığınız kısa vadeli hedefler büyük hedefi de başarabileceğinize yönelik inancınızı artırır.

Farklı Alternatifleri Öğrenerek Ufkunuzu Genişletebilir, Hayal Ettiğiniz Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz

Stratejik yetenek yönetimi ile sadece hedef belirlemiş olmazsınız. Hayalinizdeki üniversitenin özelliklerini öğrenerek size sizin için uygun olan yeni alternatifler sunarız. Seçim sürecinde ufkunuzun genişlemesine destek oluruz. Hayal ettiğiniz üniversite koşullarına erişebileceğiniz farklı şehir ve ülkelerdeki üniversite alternatiflerini değerlendirmenize yardımcı oluruz. Alternatifleri olan bir hedef belirlemeniz sınava hazırlık sürecinizde çok daha kolay motive olmanızı sağlar. Sınava ve geleceğe yönelik kaygınız azalır.

Seçebileceğiniz üniversiteler için almanız gereken puanlar ve uygulamanız gereken çalışma metoduna yönelikte bizden bilgi edinebilirsiniz. Dolayısıyla stratejik yetenek yönetimi ile kariyer danışmanlığı alarak çok daha kolay hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.

Stratejik yetenek yönetimi ile hedefinize ulaşmak için, nerede olduğunuzu ve farklı neler yapmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz. Bu sayede sınava hazırlık sürecinde özdenetim kazanır ve gelişim alanlarınızı kolayca tespit edebilirsiniz. Hedefinizin ve bir yol haritanızın olması dikkat dağıtıcılarla başa çıkmanızı da kolaylaştıracaktır. “Benim ulaşmak istediğim bir hedefim var, öyleyse zamanı iyi yönetmeliyim. Şu an bana faydası olmayan şeyleri dışarıda bırakmalıyım.” Özdenetimini kazanabilirsiniz.

Etkili Zaman Yönetimi ve Verimli Ders çalışma Teknikleri ile Hayalinizdeki Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz

Sınava hazırlık sürecinde istenilen verimi almak için sadece hedef belirlemek yeterli değil. Öğrencilerin zamanlarını etkin kullanabilmesi için verimli ders çalışma tekniklerini de öğrenmesi gerekir. Aynı zamanda her öğrenci birbirinden farklı şekilde öğrenir. Biri için en verimli öğrenme stili görsel öğrenme stili iken, diğeri için işitsel ya da kinestetik öğrenme stili olabilir.

Öyleyse bu süreçte verimli çalışabilmek için öğrenme stiline uygun bir çalışma programı geliştirmek gerekir. Bu becerileri edinmeniz için daha önce paylaştığımız kapsamlı yazılarımızı okumanızı önerebiliriz.

Zaman yönetimi için  Zaman Baskısı Yaşamamak İçin Etkili Zaman Yönetimi Teknikleri yazımızı okuyabilirsiniz. Öğrenme stilinizi öğrenmek için Öğrenme Stiline Göre Akademik Başarıyı Yükseltecek Ders Çalışma Teknikleri yazımızı okuyabilirsiniz. Verimli ders çalışma teknikleri için Çoklu Zeka Kuramına Göre Verimli Ders Çalışma Önerileri yazımızı okuyabilirsiniz. Bu uygulamalar sonrasında hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.

İlgi Alanlarınıza Zaman Ayırarak Hayalinizdeki Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz

Sınava hazırlanırken verimli ders çalışmak, plan-program yapmak ve bu planlara sadık kalmak çok önemlidir. Ancak aralıksız ders çalışmak verimli ders çalışmak değildir ve bir süre sonra çalışma isteğinizin azalmasına neden olur. Hem zihniniz hem bedeniniz yorulur ve ders çalışma zamanları gözünüzde büyümeye başlar. Stratejik yetenek yönetimi size ders çalışma süreleri dışında keyif alabileceğiniz aktivitelerle kendinizi motive etmenizi önerir.

Etkili zaman yönetimi tekniklerini geliştirdiğinizde de kişisel ilgileriniz için ayırabileceğiniz vaktiniz kalır. Böylece akademik hayatınız ile kişisel yaşantınız arasında bir denge kurma imkanı bulursunuz. Bu denge daha mutlu olmanızı sağlar ve motivasyonunuza da olumlu etki eder. Sınava hazırlık süreci yorucu, yoğun ve uzun bir maratondur. Bu maratonda es vermez, kişisel ihtiyaçlarınıza zaman ayırmazsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Yorgunluk, stres ve sürekli çalışmak hedefinizi ulaşılmaz görmenize neden olabilir. Bu nedenle ilgi alanlarınıza ve ihtiyaçlarınıza zaman ayırarak hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.

Stratejik Yetenek Yönetimi Siz ve Aileniz Arasında Uzlaşı Sağlamak için Bilimsel Kaynaklardan Faydalanır

Sınava hazırlık sürecinde öğrencilerin karşılaştığı bir diğer zorluk; kendi kariyer hedefleri ile ailelerinin beklentilerinin uyuşmamasıdır. Ailelerinin çocuklarına yönelik gerçekdışı beklentileri olabilmektedir. Aileler çocuklarının performansına, ilgilerine, yeteneklerine, karakteristik özelliklerine ya da potansiyeline bakmaksızın mesleki yönlendirme yapabilmektedir. Aileler kendi kariyer tecrübelerinde ve eğitim hayatlarında karşılaştıkları zorluklardan çocuklarını korumaya çalışmaktadır.

Ancak aileler kendi deneyimleriyle çocuklarına rehberlik ederken çocuklarının daha büyük mutsuzluklar yaşamasına neden olabilmekteler. Stratejik yetenek yönetimi aracılığı ile size üniversite ve meslek alternatifleri sunarken bilimsel kanıtlardan faydalanıyoruz. Uyguladığımız test ve envanterler, yaptığımız alan çalışmaları ile sizin için en doğru seçenekleri belirliyoruz. Ailelere bu süreçte kariyer planının detaylarını, neden ve nasıllarını açıklıyoruz.

Tıpkı danışmanlık alan öğrenciler gibi ailelere de mesleklerin geleceği ve geleceğin meslekleri detaylarıyla anlatıyoruz. Ailelerin amacı çocuklarına mutlu olabilecekleri ve kendi ayakları üzerinde kolayca durabilecekleri bir gelecek inşa etmek. Dolayısıyla yaptığımız çalışmalardan elde edindiğimiz bilgilerle ailelerinizin kaygılarını dindiriyor, beklentilerinizin birbiriyle uyuşmasını sağlıyoruz. Stratejik yetenek yönetimi sayesinde ailenizin de desteğini alarak hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.

Stratejik Yetenek Yönetimi ile Hayal Kırıklığı Yaşamadan Hayalinizdeki Üniversitenin Öğrencisi Olabilirsiniz

Sınava hazırlanırken Stratejik yetenek yönetimi ile kariyerinizi planladığınızda geleceğe yönelik alacağınız riskleri azaltmış olursunuz. Böylece gelecekte hayal kırıklığına uğrama olasılığınızı eleminize edersiniz. “Başarılı olacak mıyım? Hayalini kurduğum üniversite benim için doğru bir tercih mi? Seçeceğim üniversite ihtiyacım olan mesleki bilgiyi bana kazandırır mı? gibi hayalinizdeki üniversiteye yönelik kaygılarınızın olası cevaplarını öğrenirsiniz. Kaygılarınızdan arınmış, berrak bir zihin ile sınava hazırlanırsınız. Dolayısıyla Stratejik Yetenek Yönetimi ile hayal kırıklığı yaşamadan hayalinizdeki üniversitenin öğrencisi olabilirsiniz.

Read More

Çoklu zeka kuramına göre öğrencinin baskın zeka alanları belirlenerek verimli ders çalışma teknikleri geliştirilebilmektedir. Öğretmenlerin ders anlatım ve işleyiş şekilleri de çoklu zeka kuramından beslenerek her öğrenciye hitap edecek şekilde düzenlenebilmektedir.

Çoklu zeka kuramı 1983’te Gardner tarafından geliştirilmiştir. Bu kurama göre insan zekası IQ testiyle sınırlandırılamayacak kadar çok yönlü yetenekleri içermektedir. Çoklu zeka kuramına göre insan beyni sekiz zeka alanını içermektedir. Gardner, bütün insanlarda çeşitli zeka alanlarının var olduğuna inanmaktadır. Ona göre bir zeka alanı herkeste farklı ağırlıkta yer almaktadır.

Herkesin aynı zeka alanına sahip olması mümkün değildir. Nasıl insanlar fiziksel olarak birbirinden farklı ise zeka bakımından da farklıdırlar. Ayrıca Gardner, her bireyin doğuştan getirdiği zekasını iyileştirip, geliştirebileceğini öne sürmektedir. Gardner’a göre zeka türleri arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır ve beyin bir bütün halinde çalışır. Bu nedenle dersin anlatımından, öğrencinin dersi tekrar edişine kadar tüm öğrenme ve öğretim süreçleri çok yönlü düzenlenmelidir.

Sözel- Dilsel Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Sözel-Dilsel zeka alanı baskın olan öğrencilerin soyut ve simgesel düşünme becerisi yüksektir. Kavram oluşturma, dilbilgisi, şiir, hikaye yazma ve anlatma konularında beceriklidirler. Üstelik kelimeleri yaratıcı şekilde kullanabilirler. Öğrendikleri bilgileri kelimelerle betimleyebilirler. Çok iyi not tutarlar. Hafızaları oldukça kuvvetlidir. Sözlük kullanmayı sever ve yeni kelimelere ilgiyle yaklaşırlar. Bulmacalardan büyük keyif alırlar.

Verimli ders çalışma önerisi olarak bulmaca hazırlama, makale yazma, araştırma yapma görevleri verilebilir. Konuyla ilgili kısa oyun ya da hikaye yazabilirler. Öğrenilecek konuya yönelik röportaj, söyleşi düzenleyebilirler. Öğrenilecek konuyla ilgili akılda kalıcı sloganlar oluşturabilirler. Okul dergisi, sınıf dergisi çıkarabilir, editörlük yapabilirler. Derslerde konu anlatımı yapabilir, sunum hazırlayabilirler.

Sözel-Dilsel zeka alanı baskın öğrenciler hangi ders için çalışıyor olurlarsa olsunlar öğrenme konularını hikayeleştirmeye çalışmalıdırlar. Yazarak çalışmak, kağıt-kalem kullanmak, öğrendiklerini kendi cümleleriyle not etmek öğrenmelerini kolaylaştırır. Aile bireyleriyle, sınıf arkadaşlarıyla öğrenme konusuyla ilgili beyin fırtınası yapabilir, bu sayede öğrendiklerini yaşantı içerisinde de pekiştirmiş olurlar. Sesli olarak konu tekrarı yapmak, soru çıkarmak, cevaplarını bulmaya çalışmakta öğrenmeyi kolaylaştırır.

 Mantıksal- Matematiksel Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Mantıksal-matematiksek zekası baskın öğrenciler veri toplamayı, organize etmeyi, analiz etmeyi, yorumlamayı ve tahmin yürütmeyi severler. Nesneler arasındaki ilişkiyi daha kolay bulur ve problem çözme becerilerinde de daha yeteneklidirler. Soru sorarak düşünürler, araştırmacıdırlar ve bilgi edinmede meraklıdırlar.

Sayıları akıllıca kullanırlar, mantıksal modelleri, kategorileri, ilişkileri sebep ve sonuç ilişkilerini anlama yetenekleri vardır. Küçük yaşlardan itibaren strateji oyunlarından, bulmacalardan ve deney yapmaktan hoşlanırlar.

Verimli ders çalışma önerisi olarak ders çalışırken öğrenme konularına yönelik matrisler ya da çizelgeler hazırlayabilirler. Çalışma konusunu, problemi, harita ya da akış şeması haline getirebilirler. Zihin haritası çıkarabilirler. Sokratik sorgulama yapabilirler. Bu sayede derse yönelik öğrenilecek konuyu çok yönlü değerlendirebilir, bilgiler arasında neden sonuç ilişkisi kurabilirler.

5N 1K sorularını (Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden, kim) sorarak düşünmeleri öğrenmeyi pekiştirir. Öğrendiklerini matematiksel bir formüle dönüştürebilir, konuyla ilgili bir strateji oyunu hazırlayabilirler.

Görsel- Mekansal Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Görsel- mekansal zeka alanı baskın öğrenciler düşünürken şekillerle, resimlerle düşünürler. Hayal güçleri daha kuvvetlidir. Görsel/uzamsal zekanın dili; renkler, şekiller, desenler, dokular, imajlar, resimler ve diğer görsel sembollerdir. Kağıtların kenarına şekiller çizerler. Haritaları, çizelgeleri ve diyagramları daha kolay okurlar. Çeşitli açılardan objeler arasındaki benzerlik ve farklılıkları tanıyabilirler.

Verimli ders çalışma önerisi olarak ders çalışırken öğrenme konusuyla alakalı akılda kalıcı karikatürler çizebilirler. Ders notlarını, kitaptaki metinleri renklerle kodlayabilir akılda kalıcı hale getirebilirler. El kartları hazırlayabilir, öğrendiklerini hatırlatıcı kısa notlara çevirebilirler. Öğrendiklerini tablo haline getirebilir, sayısal bilgileri grafikleştirebilirler. Bilgisayar üzerinde çalışma yapabilir, 3 boyutlu çalışmalar tasarlayabilirler.

Öğrenilecek konuyla ilişkili ya da konuyu açıklayan resimler bulabilir, yetenekleri varsa çizebilirler. Farklı renklerle yazıların altlarını çizebilirler. Zihin haritası veya kavram haritası çıkarabilirler. Hikayedeki olayları sıralayan zaman çizelgesi ya da grafikler hazırlayabilirler. Öğrenme konularıyla alakalı videolar, sunumlar hazırlayabilirler.

Bedensel- Kinestetik Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Bedensel- kinstetik zeka alanı baskın öğrenciler beden diline, kas gücüne hakimdir. Bilgiyi vücutlarındaki hislerle işlerler. Hareket etmeyi, kişilerle konuşurken onlara dokunmayı, jest ve mimiklerini kullanmayı severler.

Verimli ders çalışma önerisi olarak bu zeka alanına sahip öğrenciler öğrendikleri bilgileri başkalarına anlatabilirler. Ders çalışırken hareket halinde olabilirler. Spor yaparken, dans ederken, yürürken bir yandan da ders notlarına göz atabilirler. Sabit oturmaları gerekiyorsa ellerine kalem, top alarak onu hareket ettirebilirler.

Drama yoluyla, tiyatral etkinliklerle öğrenmeleri çok daha kolaydır. Öğrendiklerini jest ve mimikleriyle bir başkasına anlatmaya çalışabilir. Böylece öğrenirken hem eğlenir hem de anlatım şekli beden kayıtlarına geçerek hatırlaması kolaylaşır.

Müziksel- Ritmik Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Müzikal-Ritmik zeka alanı baskın olan bireylerin ritme ve seslere karşı farkındalığı daha yüksektir. Çevresel seslere, insan sesi ve müzik aletlerine karşı duyarlıdırlar. İnsanların ruh hallerini ses tonlarından, vurgulardan kolayca anlayabilirler. Her ne iş yaparlarsa yapsınlar ses ve müziğe ihtiyaç duyarlar. Konsantre olmaları müzik eşliğinde daha kolaydır. Müzik yoksa kendileri şarkı mırıldanır ya da parmakları, el ve ayaklarıyla ritim tutarlar.

Yeni bir şeyler öğrenirken melodik şekle getirerek akıllarında tutmaya çalışırlar. Verimli ders çalışma önerisi olarak ders çalışırken öğrenme konusuyla ilgili tekerlemeler yapabilirler. Bilgiyi şarkı sözleri gibi besteleyebilir, melodik bir şekilde tekrar edebilirler. Ders konularını coşkulu bir şekilde, tonlama ve vurgularla sesli şekilde tekrar edebilirler. Konuyla ilişkili ya da konuya benzer temada şarkılar bulabilirler. Okurken ya da yazarken tempo tutabilirler.

Sosyal Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Sosyal zeka alanı baskın bireyler kişilerarası sözlü ve sözsüz iletişim dilini kullanmada oldukça iyidir. Grup içerisinde aranan kişilerdir, grubu harekete geçiren, motive eden yapıdadırlar. Empati becerileri oldukça yüksektir. İletişime geçtikleri kişinin ruh halini kolayca fark eder ve onun frekansından konuşabilirler.

Verimli ders çalışma önerisi olarak ders çalışırken grup ile çalışmaktan daha çok verim alabilirler. Etkileşim kurarak, başkalarına soru sorarak ya da anlatarak daha iyi öğrenirler. Münazaralar ya da röportajlarla öğrenmeleri daha kolay olur. Başkasına öğretmek, ders vermek ya da başkasının gelişimini takip etmek öğrenmelerini pekiştirir.

İçsel Zeka ve Verimli Ders Çalışma

İçsel zeka alanı baskın bireyler iyisiyle kötüsüyle, güçlü ve zayıf yanlarıyla kendilerini çok iyi tanırlar. Kendini iyi tanıyor olmaları potansiyellerini gerçekleştirmeleri açısından onlara yardımcı olur. Duygu, düşünce ve davranışları üzerinde kolayca hakimiyet kurabilirler. Gerektiğinde soğukkanlı, gerektiğinde empatik olabilirler. Kendilerine değer verir, kendileriyle meşgul olmaktan keyif alırlar. Özgüven, özdenetim ve özdeğer sahibidirler.

Verimli ders çalışma önerisi olarak çalışırken öğrenmeleri gereken konuları kendi hayatlarını göz önünde bulundurarak içselleştirmelidirler. “Bu bilgi benim için neden gerekli? bunu nasıl işlevsel hale getirebilirim? değerlendirmelidirler.

Kendi sorularını çıkarmalı ve yine kendi cevaplarını oluşturmalıdırlar. Tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat gibi derslerde kişi, olay ve dönemlerle ilgili özdeşim kurabilirler. Kişi, konu ve dönemleri empatik değerlendirebilirler. Fen bilimlerine yönelik derslerde konulara yaklaşım günlük hayata katkısını değerlendirme odaklı olmalıdır. Bu bilgi nerede kullanılabilir, bu bilgiyi pratiğe nasıl dökebilirim diye değerlendirebilirler.

Doğacı Zeka ve Verimli Ders Çalışma

Doğacı zekaya sahip bireyler doğaya yönelik her türlü ayrıntıya karşı diğerlerine göre çok daha duyarlıdır. Hayvanları ve doğayı korumaya yönelik özveriyle çalışırlar. Doğal çevreyi anlama, tanıma, bitki ve hayvanların türlerini fark etme konusunda becerikli, ilgili ve bilgilidirler. Doğa ve hayvan türlerine yönelik belgeseller izlemekten keyif alırlar. Doğada olmaktan, doğa ile iç içe yaşamaktan hoşlanırlar.

Verimli ders çalışma önerisi olarak çalışırken doğayla iç içe ortamlarda ders çalışabilirler. Ya da çalışma alanlarına doğadan figürler, organik nesneler koyabilirler. Öğrendiklerini doğayla bağdaştırarak değerlendirebilirler. Bu bilginin doğaya faydası nedir, bu bilgi doğada nasıl kullanılabilir gibi. Ders çalışırken doğa sesleri dinleyebilirler. Hayvanlar üzerinden hikayeleştirmeler yapabilirler. Tüm bilgileri hayatta kalma, doğal yaşamda var olabilme becerilerini destekleyecek şekilde irdeleyebilirler.

Öğrenme Stiline Göre Akademik Başarıyı Yükseltecek Ders Çalışma Teknikleri yazımızda verimli ders çalışma becerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir. Size özel düzenlenmiş, öğrenme stilinize, zeka alanınıza göre hazırlanmış çalışma programları ile başarınızı artırabilirsiniz. Stratejik yetenek yönetimi ile kariyerinizi planlayabilir, geleceğinize bilinçli farkındalıkla yatırım yapabilirsiniz. Detaylı bilgi için Aba psikoloji ile iletişime geçebilirsiniz.

 

 

Read More

Dijital çağda ebeveyn olmak çocuklarımızı dijitalleşmenin olumsuz etkilerinden koruma becerilerini geliştirmeyi gerektiriyor. Dijitalleşme küçükten büyüye hepimizin hayatında kolaylaşma sağlasa da özellikle çocukların gelişiminde negatif etkilere neden oluyor. Bu da ailelerin çocuklarına dijital kaynakları sunarken daha bilinçli olmasını, farkındalıkla gereken önlemleri almasını gerektiriyor. Aileler çocuklarının bilişsel, fiziksel, duygusal ve davranışsal gelişimini geriletmeyecek şekilde dijital kaynakları denetlemesi gerekiyor. Yani dijital çağda ebeveyn olmak çocuklara güvenli, etkili ve verimli dijital kaynak kullanımını öğretmeyi gerektiriyor.

Bu yazıda ailelere dijitalleşmenin olumsuz etkilerinden çocuklarını koruma önerilerini paylaşacağız. Aynı zamanda dijital kaynaklar nasıl daha faydalı hale getirilebilir değerlendireceğiz.

Peki Dijital Çağ Nedir ve Dijital Kaynaklar Neleri Kapsamaktadır?

Yaşadığımız yüzyıl aynı zamanda Dijital çağ olarak anılmakta başka bir deyişle bilgi çağı olarak da ifade edilmektedir. Dijital tüm bilgilerin yazılımlar aracılığı ile dijital ortama taşındığı çağdır. Günlük hayatımızdan başlayarak, eğitim, sağlık, kurumsal hayat gibi her alanda dijitalleşmenin hakimiyeti bulunmaktadır.

Dijital ortama taşınan tüm bu bilgilerin insana ulaşması ise dijital ekranlar aracılığı ile olmaktadır. Bu da beraberinde gün içerisinde sınırsız dijital uyarana maruz kalmamız anlamına gelmektedir. Dijital kaynaklar bilgiye edinmek için kullandığımız tüm teknolojik cihazlardır. Televizyon, tablet, telefon, bilgisayar, akıllı saat, kitap okuyucu gibi pek çok cihaz dijital kaynaklarımızdır.

Ebeveyn olmak büyük sorumlulukları beraberinde getirir. Ancak dijital çağda ebeveyn olmak sorumluluklar noktasında çok daha bilinçli olmayı gerektirmektedir. Dijital kaynaklara maruz kalma oranımız oldukça yüksektir ve kullanımı denetlenmediğinde hepimiz için yıkıcı etkileri olabilmektedir.

Çocukların teknoloji bağımlılığı geliştirmemesi ve dijitalleşmenin çocukları olumsuz etkilememesi için aileler çocuklarına farkındalık kazandırmalıdır. Dijital kaynaklar bilinçli kullanıldığında yararları oldukça fazladır. Aileler çocuklarının bu kaynakları bilinçli kullanmayı öğrenmesine yardımcı olmalıdır. Aileler çocukların öz denetim becerisini pekiştirmeli ve çocuklarına teknoloji kullanımı açısından sağlıklı rol model olmalıdırlar.

Dijital Çağda Ebeveyn Olmak Anne Babalar İçin Nelere Dikkat Etmeyi Gerektiriyor?

Günümüz anne babalarının kendi çocukluk deneyimleri ile çocuklarının çocukluk deneyimi birbirinden çok farklı. Bugünün ebeveynleri çocukluğunda bilgiyi daha çok deneyerek öğreniyordu; sokakta oyun oynuyor akranlarıyla sosyalleşiyordu.

Televizyonlar yine vardı ama bu kadar fazla ve çeşitli içerik onların çocukluk döneminde yoktu. Her evde bilgisayar yoktu. Telefonlar bu kadar gelişmemişti. İnternet çok daha maliyetli ve sınırlıydı. Dolayısıyla fiziki ilişkiler devam ediyor, dijital kaynaklar bugünkü kadar yoğun kullanılmıyordu. Kısaca dijital çağda ebeveyn olmak ile çocuk olmak birbirinden oldukça farklı.

Bugünün çocukları ise dijital çağın içerisine doğuyorlar. Doğdukları an itibariyle an be an fotoğrafları çekiliyor video kayıtlarına alınıyorlar. Her hareketleri dijital bir kareye dönüşüyor.

Çoğu evde gün içerisinde yoğun olarak telefonla konuşuluyor, televizyonlar izlenmese dahi açık bırakılıyor. Dolayısıyla çocuklar teknolojiyle el ele büyüyor ve teknolojiden arındırılmış bir yaşamın nasıl olduğunu bilmiyorlar. Ancak bu noktada ebeveynin tutumu da çocuğun dijitalleşmeye bakış açısını etkiliyor.

Dijital Çağda Ebeveyn Olmak Yerine Dijital Çağda Bilinçli Ebeveyn Olmak Gerekiyor

Dijital çağda ebeveyn olmak ile dijital çağda bilinçli ebeveyn olmak birbirinden oldukça farklı. Dijitalleşmenin yeni dönemlerinde aileler dijital uyaranların insan üzerindeki negatif etkisini henüz bilmiyordu. Özellikle çocukların bilişsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal gelişiminde yol açtığı tahribatlardan pek çoğumuz habersizdik.

Bu dönemde çocuklar kontrolsüzce dijital kaynaklara maruz bırakıldı. Televizyon karşısında saatlerce oturtulan bebekler, tabletle yemek yedirilen, seyahat boyu elinde televizyon tablet olan çocuklar yetiştirildi. Bu çocuklarda zamanla dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik görülmeye başlandı.

Okulda dersi dinlemekte zorlanan, okumaktan sıkılan ya da okuduğunu anlamakta güçlük çeken çocuklar büyüdü. Yapılan çalışmalar sonucunda teknolojinin ve dijital uyaranlara kontrolsüz maruz kalmanın olumsuz etkileri üzerine ebeveynler bilgilendirildi. Şimdi aileler çok daha bilinçliler. Ancak çocuklara sınır koymak, öz deneyim kazandırmak özelliklede teknoloji bağımlılığı geliştiren çocuklarda kolay değil.

Ebeveynler Çocuklarına Sınır Koyabilmeli

Çocuklara iki yaşından önce televizyon izletilmemeli, telefon, tablet gibi dijital kaynaklar ellerine verilmemelidir. 2 yaşından sonra ise kısıtlı sürelerle ve ebeveynin belirlediği içeriklerle kullanım hakkı tanınmalıdır. Çocukların teknolojik ürünlerle yoğun etkileşimi bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dolayısıyla dijital çağda ebeveyn olmak çocuklara bilinçli sınır koyabilmeyi gerektirmektedir.

Okul öncesi dönemde çocukların beyni hızlı bir gelişim sürecindedir. 7-8 yaşına kadar çocukların zeka gelişiminin neredeyse tamamı oluşmaktadır. Bu nedenle küçük çocuklar yaşamın ilk yıllarını dijital kaynaklardan olabildiğince uzak geçirmelidir. Çok renkli, çok sesli, uyaran fazlalığı olan oyuncaklar da çocukların uzun süreli kullanımına bırakılmamalıdır. Çocuklar teknolojik cihazlar yerine kitaplar, eğitsel materyaller, oyuncaklar, hamurlar gibi yaşına uygun materyallerle kaynaştırılmalıdır.

Çocuk mümkün olduğunca akranlarıyla vakit geçirmeli, fiziksel enerjisini koşarak, oynayarak, eğlenerek boşaltmalıdır. Evde hareketsiz kalan, sürekli ekran karşısında tek yönlü uyaranlara maruz kalan çocukta negatif enerji birikir. Bu çocuklar daha öfkeli, dürtüsel, saldırgan ve tahammülsüz olabilirler. Ekranda maruz kaldıkları renk patlamaları, hızlı görsel geçişler bu tempoya zihinlerinin alışmasına neden olur.

Bir süre sonra çocuk okunan kitaptan keyif duymaz. Renkler cansız, konular keyifsiz gelmeye başlar. Üstelik dikkati kolayca dağılır. Çocuğunuza sınır koymanız, 2 yaşından sonra yaşına uygun sürelerle dijital kaynakları kullanmasına müsaade etmeniz önerilmektedir. İçerikleri mutlaka öncesinde siz uygunluk açısından değerlendirmelisiniz. İçerik çocuğun yaşına uygun mu? verdiği mesaj nedir? çocuk bu içerikle ne kazanabilir ebeveynler değerlendirmelidir.

Çocuğunuza Keyifli Alternatifler Bulun ve Ona Zaman Ayırın

Dijital çağda ebeveyn olmak oldukça zor. Eskiden aileler çocuklarının arkadaşlık ilişkilerini takip eder, gittiği sosyal ortamların güvenilirliğini kontrol ederdi. Şimdi ise çocuklar fiziken evde ve yalnız olsalar da sanal dünya sayesinde diledikleri herkesle sosyalleşebiliyor her ortamda bulunabiliyorlar. Bu durum ailelerin çocuklarını denetlemesini zorlaştırıyor.

Çocuğun tehlikelere karşı bilinçli farkındalık geliştirebilmesi için ise aileyle daha sıcak ilişkilerin kurulması gerekiyor. Çünkü ailede sevgiyi, ilgiyi, güveni bulan çocuk sanal dünyada ya da dışarıda bu arayışlara girmiyor. Çocuk ailesine kendini yakın hissettiğinde hatalarıyla yüzleşmekten ya da zorlandığında ailesinden destek almaktan çekinmiyor.

Çocukların iç dünyasını bilebilmek ve denetlemeye gerek kalmaksızın onların nasıl bir dünyada yaşadığını öğrenebilmek için iyi ilişkiler geliştirmek gerekiyor. Bunu sağlayabilmenin ilk koşulu ise çocukla etkin zaman geçirebilmek. Ancak çocukla zaman geçirirken etkin iletişim kurabilmek ve keyif alabilmek gerekiyor. Bu nedenle de beraber vakit geçirirken karşılıklı doyum alabilmek için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken hususlar var.

Öncelikle ebeveynlerin çocuğuyla vakit geçireceği zamanlara farklı iş planları koymaması gerekiyor. Fiziken, ruhen, zihnen ebeveynin çocuğuyla birlikte olması gerekiyor. Ebeveynin çocuğuyla iletişim kurarken parmak uçları ile burnunun aynı yöne bakması gerekiyor. Çocuğuna “ben şu anda şimdi ve burada seninleyim” mesajını ebeveynin davranışlarıyla çocuğa hissettirmesi gerekiyor. Dijital çağda ebeveyn olmak kendi duygu ve düşüncelerin üzerinde daha fazla denetim sağlamayı gerektiriyor.

Ebeveynin çocuğuyla zaman geçirirken gündelik işlerine, sorumluluklarına, dış dünyada olup bitenlere zihnini kapatması gerekiyor. Ertesi gün yapacağı yemeği ya da işyerindeki bir sunumu düşünen ebeveyn şimdi ve burada çocukla birlikte olamıyor.

Çocuklar ise duygu kapanı; ebeveynin beden dilinden, ses tonundan o an kendisiyle olup olmadığını anlıyor. Bu durum birkaç kez tekrar ettiğinde çocuk kırıklığa uğruyor. Bir süre sonra ebeveyninden uzaklaşıyor, oyun tekliflerini reddediyor ve çocuk pasif agresif davranışlar sergiliyor. İlgi ve sevgiyi beklediği şekilde alamayan çocuk temin edemediği ihtiyaçlarını farklı ortam ve kişilerde arıyor.

Dijital Çağda Ebeveyn Olmak Bilinçli Rol Model Olmayı Gerektirir

Günümüz ebeveynleri medya kullanımı göz önünde bulundurulduğunda 3 gruba ayrılmaktadır. Medya odaklı ebeveynler günlerinin büyük bir bölümünü medya araçları karşısında geçirmektedir. Bu ebeveynlerde günün yaklaşık 11 saati ekran karşısında geçmektedir. Dolayısıyla yemek yerken, ailecek sosyalleşirken, iş yaparken ya da dinlenirken ekrana maruz kalmaya devam ederler.

Ortalama medya kullanan ebeveynler ise günde 4-5 saatlerini ekran karşısında geçirirler. Bu aileler medya merkezli ailelere göre ekran kullanımını daha denetimli hale getirmektedirler. Ancak yine de ekran karşısında geçen zaman onlar için keyiflidir.

Sınırlı medya kullanıcısı ebeveynler ise ekran karşısında ortalama 1-2 saat geçirmektedir. Bu da onların ekran odaklı olmadığını ve günlerinin büyük çoğunu ekran dışı etkinlik ve uğraşlarla geçirdiğini göstermektedir. Dijital çağda ebeveyn olmak zamanın farkına varılmaksızın geçmesini sağlayan dijital kaynakları bilinçli kullanabilmeyi gerektiriyor.

Zamanı verimli geçirmek için ebeveynlerin çocuklarla birlikte teknolojiden uzak etkinlikler yapmaya özen göstermesi gerekiyor. Ancak bunu yapabilmek için ilk önce kendileri ekran kullanımına ayırdıkları zamanı denetlemelidir. Çocuklar en iyi model alarak öğrenirler. Ebeveynlerinin televizyon, tablet, telefon karşısında saatlerce vakit geçirdiğini gören çocuğun dijital kullanımını kısıtlamak kolay değildir.

Ebeveynlerinin elinde sürekli telefon gören çocuk için telefon ilgi çekicidir. Ebeveyninin elinde sürekli kitap gören bir çocuk için ise kitap daha ilgi çekicidir. Hayat Boyu Başarı İçin Çocuklarınıza Okumayı Sevdirin yazımız çocuklarınıza okuma alışkanlığı kazandırmanıza yardımcı olabilir.

Öyleyse ailelerin kendi dijital kaynaklarını ve bu kaynaklara ayırdıkları zamanı düzenlemesi gerekir. Ebeveynleri aynı düzeni çocuklarının kullanım alışkanlığı üzerinde de yeniden sağlaması gerekir.

Ancak dijital kaynakları yasaklamak ya da herhangi bir açıklama yapmadan çocuğu ekrandan uzaklaştırmak çözüm değildir. Dijital çağda ebeveyn olmak çocuğa ekran karşısında geçireceği vakit yerine yine keyif alabileceği alternatifler sunmayı gerektiriyor. Günün hangi saatlerinde ve ne kadar süreyle dijital kaynakların kullanılabileceği çocuğa en başından söylenmelidir. Sınırların belirli olması, bilinçli rol model olunması ve alternatifler sunulması çocuğunda bilinçli farkındalık kazanmasını sağlayacaktır.

Dijital Kaynaklar ve Dijital İçeriklerle İlgili Bilgi Edinin

Ebeveynlerin çocuklarını dijital kaynaklarla tanıştırmadan önce hangi yaşta ne tarz içerikler izlenebileceğini araştırması gerekir. İçeriklerin yaşa uygunluğu, kalitesi ve eğiticiliği değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sadece izleyeceği film ve çizgi diziler için değil oyunlar ve dijital aktiviteler için de yapılmalıdır. Çocuğun hangi yaşta hangi kaynakları ne kadar süreyle kullanabileceği de öğrenilmelidir.

Bazı oyunlar çocuklar görsel-işitsel dikkat sürelerini, aritmetik becerilerini, dil gelişimlerini geliştirmektedir. Ancak bu oyunlara fazla maruz kalmak olumlu kazanımların yerini pek çok gelişim alanında gerilemelere bırakabilmektedir. Bu nedenle dijital çağda ebeveyn olmak çocuklara sunulan teknolojik ürünler hakkında bilgili olmayı gerektirir.

Özellikle okul döneminde çocuğu olan aileler çocuklarının gelişimlerini destekleyecek dijital içerikler konusunda uzmanlardan destek alabilir. Dijital içerikleri belirlerken çocuğun baskın zeka alanı da değerlendirilmelidir. Bir çocuğun ilgisini çeken oyun, aktivite başka bir çocuğa sıkıcı gelebilir. Yine içeriklerin mutlaka çocuğun yaşına, gelişimine uygun olarak seçilmesi çocuğun olumsuz etkilenmemesi için önemlidir.

Çocuk zorlandığı bir oyunda hem ilgisini kaybedecek hem de başarısızlığın getirdiği yetersizlik duygusunu pekiştirmiş olacaktır. Tüm bunlar sağlandığında dijital çağda ebeveyn olmak çok daha kolay ve keyifli hale gelebilmektedir.

 

Read More

Dikkat çeken bir Cv hazırlamak mülakatlara davet edilme olasılığını artırıyor. Özgeçmiş hazırlarken verdiğiniz bilgilerin çeşitliliği ve kalitesi ise işe alım sürecinizi olumlu etkiliyor. Ancak etkili bir özgeçmiş hazırlamak çokta kolay değil. Özgeçmişinizin etkileyici olabilmesi için bilgi, ilgi, beceri ve yetkinlik alanlarınızın yeterince donanımlı olması gerekiyor.

Başarılı bir özgeçmiş hazırlamak işe alım için gerekli olan ilk basamaktır. Unutulmamalı ki Cv’niz başvuru yaptığınız yere sizden önce ulaşacak. Dolayısıyla Cv’nizi değerlendiren kişilerde iyi biz izlenim bırakabilmeniz için iyi bir Cv’ye ihtiyacınız var. Çağımızın en genç bireylerini kapsayan Z kuşağı cv hazırlama konusunda oldukça yaratıcı.

Yazılı bir özgeçmişten ziyade artık gençler videolu başvurular yapıyor. Pek çoğunun LinkedIn, youtube gibi networklerini geliştirebileceği hesapları var. Bu hesaplar aracılığı ile ilgi ve beceri alanlarına yönelik kendilerini dijital ortamda ifade ediyorlar. Ancak etkili bir Cv’nin önemini henüz fark edememiş olan da pek çok genç ve yetişkin var.

Yazının devamında dikkat çeken bir Cv hazırlamak için kişisel ve mesleki gelişim önerilerine yer vereceğiz.

Dikkat Çeken Bir Cv için Kişisel Gelişim Önerileri

İşe alım sürecinde mesleki tecrübelerin ön planda olduğu düşünülür. Ancak adaylar arasında işe alım için ayırıcı etkiyi bireyin kişisel gelişimi belirlemektedir. Artık yeni mezunlar da dahil olmak üzere iş arama sürecindeki pek çok adayın cv’si akademik alanda donanımlıdır.

Mülakata davet edilmek için bitirilen üniversite, bölüm, bilinen diller önemlidir. Ancak mülakatta kişinin fark yaratabilmesi, diğer adayları eleyebilmesi için kişisel gelişimine de önem vermesi gerekiyor. Kişisel gelişim alanları Cv’de paylaşılırken mümkün olabildiğince başvurulacak ilanın beklentisini karşılayacak şekilde ifade edilmeli. Bu sayede iş veren Cv’yi değerlendirirken bireyin kişisel yetkinliklerinin organizasyona nasıl bir katkısı olacağını değerlendirebilir.

Dikkat çeken bir cv iş verenin ilk 20-30 saniyede ilgisini çekebilecek işlevselde içeriğinin olmasını gerektirir. Bu nedenle cv hazırlarken kronolojik sıradan ziyade iş veren neyi görmek istiyorsa o alanlar vurgulanmalıdır.

Ancak her zaman kişisel gelişim alanlarınızı ilanın beklentileriyle uygun hale getiremeyebilirsiniz. En başta da yeni mezunlar için bunu başarabilmek kolay değildir. Bu durumda profesyonelleştiğiniz kişisel gelişim alanlarınız varsa bunlara da CV’nizde yer verebilirsiniz. Özellikle de dereceleriniz, ödülleriniz varsa Cv’nizde paylaşmanız ilgi çekici olacaktır. Başvurulan işle alakası olmasa da kişisel gelişim alanınız iş verene uzun süre bir alana ilgi duyabildiğinizi gösterir.

İş veren için özgeçmişini değerlendirdiği aday bir yabancıdır. İlk etapta adaylar bir resim ve isim-soy isimden ibarettir. Özgeçmişte yer verilen bilgiler detaylandırıldıkça iş veren için aday daha anlamlı hale gelecektir. Kişisel gelişim gösterdiğiniz ilgi ve beceri alanlarınız iş verenin sizinle ilgili detaylı bilgi edinmesini sağlar. Bu nedenle ilgi, beceri ve yetkinlik alanlarınızı özgeçmişinizde belirtmekten çekinmemelisiniz.

Ancak üzerinden uzun yıllar geçmiş, becerilerinizin köreldiği faaliyet alanlarınıza özgeçmişinizde yer vermeyin. Aynı şekilde çok kısa süreli olan, henüz tutarlı bir şekilde ilgi göstermediğiniz alanları da yazmak için yazmayın. Aldığınız iki üç günlük kısa eğitimleri de pratikte kullanmıyorsanız özgeçmişinizde paylaşmamalısınız. Doldurmak için doldurulmuş bilgiler iş verende dikkat çeken bir cv olmaktan ziyade amatörlük izlenimi yaratacaktır.

Kişisel gelişim derken ne kastedilmektedir ve adaylardan ne beklenmektedir?

Kişisel gelişim kişilerin rutin çalışma alanları ve sorumlulukları dışında ilgilendikleri eğitim, etkinlik, performans alanlarından edindikleridir. Gelir elde etme amacı olmaksızın yapılan, keyif alınan uğraşlar olarak da değerlendirilebilir. Kişisel gelişim faaliyetleriyle bireylerin boş zamanlarını değerlendirmesi; duygusal, bilişsel, sosyal ve davranışsal becerilerini geliştirmesi amaçlanır.

Kişisel gelişim alanları kulüplere katılmak, spor, dans, sanatla ilgilenmek, dijital içerik üretmek, fotoğrafçılık gibi örneklendirilebilir. Bu etkinlikler aracılığı ile bireyler boş zamanlarını verimli geçirmekle kalmaz farklı kazanımlar da elde ederler. En başta sosyal ilişkilerini ve iletişim becerilerini geliştirir, network elde ederler. Kişisel uğraşları sayesinde zamanı verimli kullanma, çok yönlü düşünme gibi iş hayatına etki edecek kazanımlar da elde ederler.

Dikkat çeken bir cv hazırlayabilmek için kişisel gelişim alanlarının etkili bir şekilde ifade edilmesi gerekir. İş verenler adaylardan kişisel gelişimlerine önem vermelerini beklemektedir. Bunu özgeçmiş üzerinden değerlendirebilmeleri için cv’de kişisel gelişim alanları iyi ifade edilmelidir. Yapılacak işin türüne göre adayın kişisel gelişim alanlarını işe katkı sağlayacak şekilde ifade etmesi de önemlidir.

Örneğin; sürekli seyahat gerektirecek bir işe başvuracak bir adayımız olsun. Adayın özgeçmişinde seyahat bloğu yazdığını paylaşması, özgeçmişine bloğun incelenmesi için link eklemesi dikkat çekici olacaktır. Seyahat her çalışanın kabul edeceği bir kriter değildir. Dolayısıyla seyahat etmeyi seven, bununla ilgili blog yazan bir aday seçim sürecinde öne çıkabilecektir.

Dikkat Çeken Bir Cv İçin İlgi Alanlarınızın Size Kattığı Farkındalığı İş Verene İfade Edebilmelisiniz

Kişisel gelişim alanlarımızı etkinliklerimiz, hobilerimiz, eğitimlerimizle anlatmaya çalışsak da kişisel gelişimden beklenen deneyimlerimizden kazandığımız farkındalıktır. İşverenlerin adaylardan bekledikleri ise daha duygu, davranış ve düşünce odaklı kazanımlardır. Aşağıda kişisel gelişimle elde edebileceğiniz kazanımlara yönelik örnekler bulabilirsiniz. Dikkat çeken bir cv hazırlamak için sahip olduğunuz bu ve benzeri kazanımları özgeçmişinize ekleyebilirsiniz.

  • Stresle başa çıkabilme
  • Zor insanlarla iletişim kurabilme
  • İkna becerisi
  • Zorlu çalışma koşullarına adapte olabilme
  • Analitik düşünme
  • Takım içerisinde verimli çalışabilme
  • Yaratıcılık
  • Özgüven ve öz değer geliştirme
  • Empati yapabilme
  • Krizi yönetebilme
  • Zamanı verimli kullanma
  • Dikkati sürdürebilme
  • Diksiyon
  • Etkili beden dili kullanımı

Kişisel gelişim alanlarınızdaki faaliyetlerin bu becerileri kazandığınızı iş verene ifade etmesi gerekir. Satranç oynamayı seven, bununla ilgili kurslara, müsabakalara giren birisi analitik yönünün güçlü olduğunu göstermiş olur. Gönüllü olarak kitap seslendirmesi yapan birisi için diksiyonunun iyi olduğu düşünülür. Sosyal sorumluluk projelerinde görev alan biri empati yönünü vurgulayabilir. Dijital platformlara kendi fotoğraf ve videolarıyla içerik üreten biri özgüvenini gösterebilir.

Bu örnekleri kendi ilgi ve becerilerinizden yola çıkarak olabildiğince uzatabilirsiniz. İş veren için önemli olan tek yönlü olmamanızdır. İş dışında da ilgi ve beceri alanlarınıza yatırım yapıyor olmanız iş verenler için önemlidir. Ancak bazı meslekler doğası gereği kişisel aktivitelere ayırdığınız zamanları kısıtlayabilir.

Özellikle sabit gün ve saatlerde müsait olmanızı gerektiren etkinlikleriniz varsa bazı işler için tercih edilmeniz zorlaşabilir. Sık seyahat gerektiren, mesaisi ve nöbetleri olan, esnek çalışma saatleri içeren işler sizin için uygun olmayacaktır. Böyle bir mesleğiniz varsa mutlaka ilgi alanlarınızı da çalışma koşullarınıza adapte etmelisiniz. Dikkat çekici bir cv hazırlamak için çoğu zaman göz ardı edilen bu koşulu dikkate almalısınız.

Dikkat Çeken Bir Cv İçin Mesleki Gelişim Neden Önemli?

İş dünyası artık yerinde duran, kendini yenilemeyen, geliştirmeyen çalışanlar istemiyor. Küreselleşme ile beraber ne şirketlerin ne de bireylerin gelişim için imkansızlıkları öne sürme opsiyonu kalmadı. Artık pek çok bilgiye ve gelişim fırsatına internet aracılığı ile erişim sağlanabiliyor. Uzaktan eğitim imkanı ile bugün Türkiye’de yaşayan biri dünyanın başka bir ülkesinden eğitim alabiliyor.

Teknolojinin, bilimin hızlı gelişimi kendimizi daha kolay geliştirebileceğimiz alanları da beraberinde getiriyor. Ancak bu gelişmeler bir yandan da istihdam oranlarımızın düşmesine neden oluyor. Artık pek çok işi bilgisayar programları, makineler yapıyor. Bu da İş arayan sayısına kıyasla işe alıma yönelik ihtiyacı düşürüyor. Tüm bunların sonucunda bireyler istihdam edilebilmek için kıyasıya rekabet ediyor, mesleki gelişime ciddi yatırımlar yapılıyor.

Bugün iki üniversite mezunu, çift dil bilen, iyi üniversitelerden iyi derecelerle mezun olmuş gençler işsiz. İş verenlerin beklentilerinin çok üzerinde özgeçmişler uzun süredir iş arama sürecindeler. Bu nedenle günümüz koşullarında yerinde durana, kendini geliştirmeyene hayal ettiği iş fırsatlarının verilmesi mümkün değil. Mesleki gelişimin önemi de tam olarak burada karşımıza çıkıyor. Dikkat çekici bir cv için mesleki gelişim alanlarını yeterli yatırımın yapılması gerekiyor.

Dikkat Çeken Bir Cv İçin Mesleki Gelişim Önerileri

Mesleğinizi en iyi şekilde yapabilmeniz için mümkün olan en iyi üniversitelerden eğitim almaya çalışın. Eğitim hayatınızı en verimli şekilde değerlendirin. Üniversite döneminde networkünüzü geliştirin. Akademisyenlerinizle ilişkilerinizi iyi tutun ve mesleğinize olan ilginizi gösterin. Onlardan iş arama sürecinde size yardımcı olacak referans mektupları toplamaya çalışın.

Mesleğinizdeki gelişmeleri yakından takip edin. Ücretsiz eğitimler de dahil olmak üzere mesleğinize yönelik eğitimleri kaçırmayın. Mesleğinizle ilgili sempozyumları, kongreleri yakından takip edin. Konuşmacı olarak katılma olanağınız varsa katılın. Dikkat çeken bir cv hazırlamak için mesleki bilgilerinizin güncelliğini koruyabilmeniz gerekir.

Her yıl için en az bir staj tecrübeniz olsun ve mesleğinizin çalışma alanlarını daha öğrenciyken tecrübe edin. Staj yaptığınız alanlarda devam etme isteği duyarsanız mutlaka iş vereninizle irtibatınızı sürdürün. Çoğu kurum ihtiyaç halinde bünyesinde staj yapan adayları işe alım sürecinde öncelikli tercih etmektedir. Aynı şekilde staj yapacağınız alanların mesleki gelişiminize katkı sağlayacak donanımda olmasını da önemseyin.

Mümkün olduğunca mesleğinizde size yeni fırsatlar açabilecek dilleri öğrenmeye çalışın. Örneğin; bu meslekte kolaylıkla iş bulabilmeniz için İngilizce bilmeniz gerekiyorsa dilinizi ileri düzeye çıkarmaya çalışın. Başka bir ülkede sürdürebileceğiniz bir işiniz varsa ilk fırsatta o ülkenin dilini öğrenmeye başlayın. Mesleğinizi sürdürmek için ehliyet sahibi olma, spesifik bilgisayar programları kullanabilme gibi koşullar gerekebilir. Öğrencilik yıllarından itibaren bu ihtiyaçları tamamlamanız iş hayatına hızlı atılmanızı sağlayacaktır.

Sosyal medyayı ve network geliştirebileceğiniz sosyal ağları meslek odaklı kullanın. Mesleki bilgilerinizi paylaşabileceğiniz platformları aktif kullanmanız bilgi birikiminizi iş verene sunabileceğiniz bir portföy etkisi oluşturacaktır. Dikkat çeken bir cv hazırlamak için dijital dünya ile bağınızı koparmamaya özen gösterin.

Dikkat Çeken Bir Cv için Kariyer Danışmanlığı Alın

Öğrencilik yıllarınızdan başlayarak hayatınızın her döneminde kariyerinizi geliştirmek için danışmanlık alabilirsiniz. Kariyer danışmanlığı sayesinde sizin için ilgi, beceri, ihtisas alanlarınıza uygun kariyer planları oluşturulur. Bu planlar bugünün koşulları dışında gelecek 10,20,30 yılın kariyer fırsatları göz önünde bulundurularak hazırlanır. Bir anlamda alacağınız danışmanlık hizmetiyle size mesleğinizin geleceği, geleceğin de meslekleri gösterilir.

Aba psikoloji olarak kariyer danışmanlığının bireylerin mesleki gelişimlerindeki rolünü çok önemsiyoruz. Siz de kariyerinizi önemsiyor ve rekabet koşulları içerisinde ön sıralarda yer almak istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Dikkat çeken bir cv hazırlayabilmek için bizimle iletişime geçtiğinizde güçlü ve gelişime açık yönlerinize odaklanırız. Zayıf yönlerinizin başarınızın önünde engel oluşturmaması için neler yapabileceğinize yönelik çalışmalar yaparız. Aba psikoloji olarak kariyer danışmanlığı sunarken Stratejik yetenek yönetimi ile kişiyi çok yönlü değerlendiririz. Sadece mesleki gelişiminize değil, mesleğinizden alacağınız doyum sayesinde hayat boyu elde edeceğiniz kazanımlara yatırım yaparız.

 

 

Read More

Ebeveynler Çocuklarının hayat boyu başarı elde edebilmesi için ilk önce çocuklarına okumayı sevdirmelidir. Çocukların öğrencilik yıllarından başlayarak akademik ve mesleki hayatlarında başarılı olabilmesi için okuma alışkanlığı edinebilmesi gerekir. Bu nedenle anne ve babalara sıklıkla “Çocuklarınıza Okumayı Sevdirin” demekteyiz.

Okuma sevgisi yani kitap okuma alışkanlığı bireylerin erken yaşlardan itibaren kazanması gereken bir beceridir. Çünkü hayat boyu başarı için kazanılması gereken en önemli beceri okuma alışkanlığıdır. Hangi bölümü seçerseniz seçin, hangi mesleğe yönelirseniz yönelin hayatınız boyunca okuma alışkanlığının faydalarını görebilirsiniz.

Okuma alışkanlığı öğrencilik yıllarında derslerde daha başarılı olmaya yardım eder. Böylece öğrenciler okuduğunu daha kolay anlar, dersleriyle ilgili okuyarak daha fazla bilgi edinirler. Sınavlarda okuma alışkanlığı olan öğrenciler okuma alışkanlığı olmayanlara oranla daha hızlı okurlar ve okuduklarını daha çabuk anlarlar.

Meslek hayatında da iyi bir okur olarak mesleki gelişmeleri yakından takip edebilirler. Kelimeleri mesleğinde daha iyi kullanır kendilerini çok daha başarılı ifade edebilirler.

Kitap okuma alışkanlığı iyi bir okur olmayı da sağlar. Sadece ilgiye ve mesleğe yönelik değil gündeme dair konularda da iyi bir okuyucu olmayı sağlar. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebilir ve fırsatları ya da riskleri daha kolay değerlendirebilirler. Hayat boyu başarı için okuma alışkanlığı ne kadar erken kazanılırsa etkisi o kadar fazla olacaktır.

Elbette çocuklar okumayı sökmeden kitap okuyamazlar ama kitap okuma alışkanlığını çok küçük yaşlarda kazanabilirler. Her döneme uygun kitaplar bulunmaktadır.

Hayat Boyu Başarı İçin Çocuklara Okuma Sevgisi Nasıl Kazandırılabilir?

Aileler çoğunlukla eğer ilgileri varsa çocuklarının okuma sevgisini kendiliğinden kazanacağını düşünürler. Oysa erken çocukluk döneminde çocukların tüm ilgi ve beceri alanları ailenin bilinçli yönlendirmeleri ile güçlenir. Dolayısıyla okuma sevgisi ve alışkanlık kazanımı için aileye önemli bir rol düşer.

Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çocuklara öncelikle kitapları sevdirmek gerekir. Sevilmeyen, zoraki yapılan hiçbir etkinlik çocukta ilgi uyandırmaz. Aileler çocuklarının okuma ilgilerini geliştirebilmek için farklı içeriklerde kitaplar temin etmelidir. Kitapların çocuğun yaşıyla uyumlu olması ilgisini çekebilmesi için oldukça önemlidir. Ailelerin çocuklarına alışkanlık kazandırabilmek için kendilerinin de bu alışkanlığı edinmesi gerekir. Çocuklar en iyi rol model alarak alışkanlık geliştirirler.

Evde okuma saatleri yapmak, uyku öncesi kitap okuyarak günü sonlandırmak çocuk için keyifli olacaktır. Okunacak kitapları seçerken çocuğun karar vermesini desteklemekte kitaplara duyacağı ilgiyi artıracaktır. Kitap üzerine sohbet etmek, resimlerini değerlendirmekte kitap okuma sürelerini eğlenceli bir aktiviteye dönüştürecektir. Kitaplar çocuğun ilgisini çekmediğinde farklı içerikte kitaplar denenmelidir.

Kitap okuma saatleri çocukla ebeveyni arasındaki duygusal bağı da güçlendirecektir. Hayat boyu başarı için ebeveynle güvenli bağ kurma kitap okuma alışkanlığından çok daha önceliklidir. Bu nedenle düzenli olarak çocukla birlikte kitap okumaya zaman ayırılmalıdır.

Okuma Alışkanlığı Kazanmanın Çocuk İçin Faydası Nedir?

Okuma alışkanlığı geliştirmek çocuğun bilişsel, sosyal ve psikolojik gelişimine katkıda bulunur. Kitaplar sayesinde çocuğun yaratıcılığı gelişir. Dikkat süresi uzar, kelime hazinesi genişler. Kitap okumayı seven bir çocuk edindiği gelişmiş dil becerisi ile kendini çok daha iyi ifade eder. Çocuğun hayal gücü kitaplar aracılığı ile gelişir. Farklı dünyalara misafir olur, hiç bilmediği tecrübeleri kitaplar aracılığı ile deneyimler.

Duygularını kitaplar aracılığı ile tanır, kabullenir ve duygusal boşalım yaşar. Bazı kitaplar ise bilgi odaklıdır ve çocuğun bilgi birikimine katkı sağlar. Çocuklar doğayı, tarihi, dünyayı, meslekleri ve benzeri kitaplarla öğrenebilirler.

Çocuk kitaplar aracılığı ile tanıştığı karakterler üzerinden kendini tanır, anlamlandırır. Sadece kendini değil başkalarına yönelik farkındalığını da geliştirir, empati kazanır. Çocuk kitap aracılığı ile sorumluluk almayı, dürüstlüğü, yardımlaşmayı, çalışkanlığı ve daha fazlasını öğrenir. Çocuk doğru ve yanlışları ayırt etmeyi, neden-sonuç ilişkisini kurmayı da yine kitaplar sayesinde öğrenecektir.  Hayat boyu başarı için özellikle empati, sorumluluk becerisi ve neden sonuç bağını kurabilme önemlidir.

Kitaplar sayesinde çocuklar, farklı hayatlara misafir olur. Başka çocukların dünyasını ve yaşam koşullarını görür. Başka kültürleri, dilleri ve inançları tanır. Okuma sevgisi çocuklara kendisiyle aynı duygu, düşünce ve tutumlara sahip çocukları gösterir. Yalnız olmadığını, böyle hissetmesinin normal olduğunu anlamlandırmasına yardımcı olur. Mutlu sonlar çocuğun zorluklarla başa çıkarken çabasının sonucunda kazanımının olacağı inancını aşılar.

Ancak her zaman mutlu sonla biten kitaplar okunmamalıdır. Kıssadan hisse kendine pay çıkarabileceği, ders alabileceği kitaplara da mutlaka okuma sürelerinde zaman ayırılmalıdır. Bu sayede çocuğun problem çözme becerileri gelişir. Kitap okumak çocuğun güvenli bir ortamda gerçek dünyaya hazırlanmasını sağlar.

Okuma sevgisi edinen bir çocuk için kitaplarla geçirilen vakit boş zaman etkinliği değildir. Çocuk okumaya yeterli ve düzenli şekilde zaman ayırmak ister ve bunu başaramadığında kendini eksik hisseder. Hayat boyu başarı için kitap okuma alışkanlığı önemli bir kişisel gelişim alanıdır.

Hayat Boyu Başarı İçin Okul Öncesi Dönemde Okuma Sevgisi Nasıl Kazandırılmalı?

“Ağaç yaşken eğilir” atasözü hayat boyu etkisini sürdürmesini istediğimiz her şey için geçerlidir. Bir çocuğa okuma sevgisi henüz okumayı bilmediği yıllardan başlayarak kazandırılabilir. Okuma sevgisini kazandırmak için çocuğunuzun anne karnında olduğu dönemlerden başlayarak kitap sevgisini filizlendirebilirsiniz. Anneler, babalar gebelik sürecinde bebeğe gün içerisinde sesli okumalar yapabilirler.

Doğumdan sonra gün içerisinde özellikle uyku vakitlerinde çocuğa ninniler söylenip masallar anlatılabilir. Biraz daha büyüyüp kitapları anlayabilir hale geldiğinde çocukla birlikte kitap okunabilir. Çocuk için ilk etapta önemli olan resimler olacaktır. Dikkat çekici görsellerle hikayeyi resimlerden keşfedebileceği kitaplar ilk olarak tercih edilebilir.

Çocukların dikkat süreleri kısadır ve dikkatleri kolayca dağılır. Bu nedenle ilk aşamalarda kısa kitaplar seçilmelidir. Zamanla dikkat süreleri de gelişecek ve kitap okuma alışkanlığı bu gelişimi destekleyecektir. Hayat boyu başarı için kariyere yönelik temeller çok erken yaşlarda atılmalıdır.

Çocuğunuza kitap okurken ses tonunuzu, mimiklerinizi kullanmanız kitaba ilgisini artıracaktır. Kukla gösterileri ve oyuncak figürlerle hikayelerin canlandırılması da çocuğun ilgisini çekecektir. Çocuğun kitaba ilgisini sürdürmek için okuma sırasında sesinizin ritmini ve tonlamasını değiştirebilirsiniz. Sayfalar üzerinde sorular sorarak, kitabın devamında farklı neler olabileceğine yönelik beyin fırtınası yapabilirsiniz.

Çocuğunuz henüz konuşmuyor olabilir ancak konuşmuyor olması sizi anlamadığı anlamına gelmemelidir. Kitap okuyarak çocuğunuzun dil gelişimine de katkıda bulunursunuz. Kitaptaki renkleri, objeleri gösterebilir, isimlerini sesli olarak telaffuz edebilirsiniz. Henüz dile getiremese de neyin ne olduğunu öğrenmesinde ona büyük katkısı olacaktır.

Alışkanlık kazandırabilmek için her gün belirli saatlerde okumaya zaman ayırın. Kitap okurken çocuğunda kitabı tutmasına, sayfalarını değiştirmesine fırsat verin. Mümkünse gün içerisinde fırsat bulamıyorsanız bile uyku öncesinde mutlaka kitap okuyun.

Okul Döneminde Okuma Sevgisi Nasıl Kazandırılmalı?

Okul öncesi dönemde okuma alışkanlığı kazanmış bir çocuk için okul döneminde alışkanlığını sürdürmek kolay olacaktır. Üstelik okumayı öğreniyor olması kitaplara yönelik ilgisini de perçinleyecektir. Kitap sevgisi sayesinde çocuğun okumayı öğrenme süreci daha keyifli olacaktır. Üstelik çocuğun okuma kaygısı yaşama olasılığı da azalacaktır.

Okuma alışkanlığını örseleyen en büyük etkenlerden biri teknolojik aletlerin çocuğun kullanımına bırakılmasıdır. Okul çağına gelmesiyle beraber “artık büyüdü” düşüncesiyle aileler teknolojik cihazların kullanımına izin verebilmektedir. Ancak buradaki renkli dünya, uyaran çeşitliliği çocuğun dikkat süresini olumsuz etkileyecektir. Bilişsel gelişim, dikkat ve dil becerisi olumsuz etkilenecektir. Çünkü teknoloji aracılığı ile maruz kalınan içerikler tek yönlüdür.

Televizyon, tablet, telefon gibi cihazlarda interaktif içerikler çoğunlukla yoktur. Ayrıca çocuk bu kaynaklardan aldığı uyaranlara yanıt veremez. Çocuğun dil gelişimi, hayal dünyası, yaratıcılığı olumsuz etkilenir. Anne baba ile okuma sürelerinde geçirilen birliktelikte zamanla azalır. Teknoloji kullanımı denetlenmediğinde çocukların kitap sevgisi yaralanacak, onarılması güç hasarlar oluşacaktır. Hayat boyu başarı için dikkat dağıtıcı teknolojik uyaranlara çocukluk yıllarında olabildiğince az zaman ayırılmalıdır.

Kitapların ev içinde çocukların ulaşabileceği yerlerde olması oldukça faydalıdır. Mümkünse odalarında ya da evdeki bir kitap köşesinde çocuğun kitaplarına da alan açılmalıdır. Bu kitaplara olan heveslerini ve okuma sevgilerini artıracaktır. Kitap almak için kitapçıya birlikte gitmeli, farklı kitapları incelemesine ve kendi seçimini yapmasına izin vermelisiniz.

Kitap seçerken çocuğun seçim yapmasına fırsat tanımak önemlidir. Ancak doğru içerikler seçebilmesi için kitapları önce sizin değerlendirmeniz sonrasında birkaç seçenek belirleyip kararı çocuğa bırakmanız faydalı olacaktır. Çocuğunuzun farklı kültürleri tanımasını istiyorsanız dilimize çevrilen hikaye kitaplarına da kitaplığınızda yer vermelisiniz.

Kitap Okuma Alışkanlığı Kazandırmakta Zorlanıyorsanız Önerilerimizi Deneyebilirsiniz

Çocuğunuza kitap okuma alışkanlığı kazandırmakta zorluk yaşıyor olabilirsiniz. Daha önce ilgisi varken bu ilgiyi kaybetmiş ya da hiç ilgi göstermemiş olabilir. Bu ne kadar üzücü olsa da altında yatan nedenleri öğrenmek yeniden denemek için size ipucu verebilir. Aksi halde hayat boyu başarı için çocuğunuz önemli bir kaynağı kaybetmiş olacaktır.

Çocuğunun okuma alışkanlığı kazanamamasından üzüntü duyan ebeveynlere öncelikle kendi okuma alışkanlıklarını gözden geçirmelerini önermekteyiz. Eğer az kitap okuyor, kolaylıkla yarım bırakıyor, kitaplara ilgi duymuyorsanız çocuğunuzun sizi model alması olasıdır. Çocuğunuzla birlikte siz de kitap okuma alışkanlığı edinmek için çabalayabilirsiniz.

Birlikte kitap alışverişine çıkabilir ilginizi çekecek kitapları seçerek işe başlayabilirsiniz. Düzenli olarak okuma saatleri belirleyebilir, bu saatler içerisinde tüm aile bireyleri birlikte kitap okuyabilirsiniz. Okuduğunuz kitapları birbirinize anlatabilir, üzerine sohbet edebilirsiniz.

Okuma alışkanlığı kazandırırken zorlama, kıyaslama gibi çocuğunuzu olumsuz etkileyecek yaklaşımlarda bulunmamalısınız. Küçükte olsa çabalarını desteklemeniz kitaplara ilgi duymasını destekleyecektir.

Telefon gibi dikkati kolayca dağıtan uyaranlarla fazla vakit geçiriyorsa özellikle uyku saatlerine yakın kullanımı kısıtlayabilirsiniz. Hayat boyu başarı için dikkat dağıtıcı unsurlara karşı koyabilmek önemli bir kazanımdır. Okumayı sevebilmesi için ilgi alanları ile uyumlu kitaplar tercih etmesine fırsat tanımasınız. Örneğin karikatürleri, bilmece kitaplarını seven bir çocuk yaşıyla örtüşen içerikleri tercih edebilir. Bilimi seven bir çocuk bilim temalı kitaplar alabilir.

Okumayı öğrense de okuma seanslarınıza devam etmeniz önemlidir. Bir sayfayı onun başka bir sayfayı sizin okumanız gibi. Zamanla okuma alışkanlığı gelişecek ve okuma hızı artıkça bireysel okumalar yapmaya yönelik talebi de artacaktır.

Hayat Boyu Başarı İçin Okuma Alışkanlığını Engelleyen Riskleri Erkenden Belirleyin

Çocuğunuz tüm çabalarınıza rağmen okumaya ilgi duymuyor olabilir. Bunun altında yatan birden çok neden olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktiviye, özgül öğrenme güçlüğü bu nedenlerden bir kısmıdır. Okumaya yönelik performans kaygısı ya da korkuları da çocuğun okuma alışkanlığını etkileyebilir. Bu nedenle çocuğunuzun okuma alışkanlığını engelleyen fiziksel, bilişsel, psikolojik nedenlerin tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Aba psikoloji olarak yaptığımız test, uygulama ve değerlendirmeler ile çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarını belirleyebilmekteyiz.  Hayat boyu başarı için önlem almayı ihmal etmemelisiniz. Erken teşhis ve müdahale için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Read More

Okul öncesi dönemde kariyer planı yapmak çocukların kariyer gelişiminde bir sıfır öne çıkmalarını sağlıyor. Pek çok aile ve çocuk için kariyere yönelik planlar lise hatta üniversite yıllarına bırakılıyor. Oysa başarılı bir kariyer için gerekli olan ölçütlerin hepsi çocuklukta kazanılıyor. Çocukların karakteristik özelliklerinin fark edilmesi, ilgi- beceri alanlarının keşfedilip desteklenmesi için erken yaşlar oldukça önemli. İyi bir kariyer için en başta aileye sonrasında da okul öncesi eğitimcilere büyük roller düşüyor.

Okul öncesi dönemde Kariyer Planı İçin Aile Neler Yapabilir?

Karakter gelişiminin temelleri anne bebek arasında kurulan bağın güven derecesi ile atılır. Güven bağı annenin yokluğu durumunda ise temel bakım veren kişi ile kurulur. Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli şekilde karşılanması bağı güçlendirir. Bakım verenin bebeğin duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarına yanıt vermesi güven bağını kurmayı sağlar.

Okul öncesi dönem çocuğun kendini tanımaya başladığı değerli bir dönemdir. Bu nedenle okul öncesi dönemde kariyer planı yapmak son derece önemlidir. Çocuk doğumundan itibaren ebeveynleriyle kurduğu ilişkinin sıcaklığıyla orantılı şekilde kendine ve dünyaya yönelik tutum geliştirir. Sevilen ve değer gören çocuk kendini değerli ve sevgiye layık olarak kabul eder. Sevilmeyen, ilgisiz bırakılan ihmal edilen çocuk ise kendine negatif değerler yükler. Aileyle kurulan bağın derecesi dünya ile kurulacak bağın da temsilidir. Aile güven ve sıcaklığı temsil etmiyorsa dünya ve diğerleri de güvenli ve cana yakın değildir.

Güven Bağı ve Ebeveyn Tutumları Kariyer Gelişimi İçin Çok Önemli

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının içeriği çocuğun karakter gelişimine yön verir. Baskıcı, otoriter bir ailede cezalandırılan çocuk ile hoşgörülü, demokratik tutum içerisinde yetişen çocuk aynı değildir. Her çocuk dünyaya belirli mizaç özellikleri ile gelir. Ancak bu mizaç özelliklerinin karaktere nasıl etki edeceği ailenin ve çevrenin etkisiyle gelişir. İhmalkar- tutarsız aileler ile çocuk merkezli aşırı hoşgörülü aileler de çocuğun sağlıklı gelişimine uygun değildir.  Sevgi gören, duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen, desteklenen çocuklar özgüvenli yetişir.

Hataları, eksiklikleri cezalandırılan çocuklar özgüven geliştiremez, içine kapanık, girişkenlikten korkan çocuklar olabilir. Pasif agresif davranışlar ve dışa dönük öfke açığa çıkabilir. Bunun yerine çocuğa neden-sonuç ilişkisi anlatılmalıdır. Aile çocuğa hatalarından tecrübe edinmesini ve sorumluluğunu üstlenmesini öğretmelidir.

Sorumluluk Vermek ve Karar Vermesini Desteklemek Kariyer Gelişimine Destek Oluyor

Okul öncesi dönemde kariyer planı yapmak çocukların sorumluluk ve karar verebilme becerisinin de gelişmesini destekliyor. Çocukların yaşlarıyla uyumlu şekilde erken yaşlardan itibaren sorumluluk almayı öğrenmesi gerekiyor. Sorumluluk alabilen çocuklar öğrencilikten başlayarak iş hayatlarında da sorumluluk alabilen bireyler olarak yetişiyor. Sorumluluk almayı bilmeyen çocuklar ise yetişkin hayatta görevlerini yerine getirmekte zorlanıyor ve desteğe ihtiyaç duyuyor. Çocuklara Karar verme yetisi de aileler tarafından kazandırılmalıdır. Erken yaşlardan itibaren çocuklar kendileriyle ilgili konularda seçenekler arasından tercih yapmaya sevk edilmelidir. Oynamak istediği oyuncaklara, okumak istediği kitaplara, kıyafetlerine, yemeklerine karar vermesi sağlanabilir. Yaşıyla orantılı olarak seçimleri artırılmalıdır. Başlangıçta sunulan İki seçenekli alternatifler yaşıyla birlikte artırılmalıdır.

Çocuğun ilgi ve becerilerini fark edebilmek için aileler olabildiğince çok gözlem yapmalıdır. Aynı zamanda oyuncaklarda, oyunlarda ve aktivitelerde çeşitlilik sunmak ilgi ve becerilerin keşfine yardımcı olacaktır. Aileler çocuklarının karakteristik özelliklerini, ilgi, beceri ve zeka türlerini öğrenmek için profesyonel destek alabilir. Edinilen bilgiler ideal okulların belirlenmesi, çocuğun güçlü ve gelişime açık yönlerinin desteklenmesi için aileye fikir verecektir.

Okul öncesi dönemde Kariyer Planı İçin Okul Öncesi Eğitim Kurumları Ne Yapabilir?

Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim yaşına henüz gelmemiş çocukların dahil olduğu eğitim modelidir. Bu eğitim aracılığı ile çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimleri desteklenir. Ailede başlayan ilk eğitim okul öncesi ile devam eder ve zorunlu eğitime ön hazırlık yapılır. Okul öncesi eğitim doğru planlandığında verimli bir öğrenme ortamı oluşur. Bu ortamın oluşabilmesi için öğretmenin, kurumun ve ailenin iş birliği gerekir. Okul öncesi eğitim döneminde çocuklar hayata hazırlanmaya yönelik büyük kazanımlar elde ederler. Sahip olduğu yetenekleri erken fark eder, zeka potansiyelini etkin kullanır. Bu nedenle gelecekte başarılı olmak için okul öncesi dönemde kariyer planı yapmak gerekiyor.

Okul Öncesi Eğitim Özgüveni, Girişkenliği, Paylaşmayı ve İletişimi Destekliyor

Okul öncesi eğitimde çocuk için uygun öğretmen ve kurum tercih edildiğinde eğitimden alınacak verim yüksektir. Çocukların özgüveni yükselir. Öğretmenin yaklaşımı ve desteği ile çocuk güven duyduğu ortamda kendini kaygısızca ifade eder. Eğitimin keyifli hale getirilmesi, canlı, dinamik, interaktif olması öğrenmeyi zevkli kılar. Okul hayatına ilgi ve sevgi beslenir. Çocuk öğretmenleriyle ve akranlarıyla iletişim becerilerini geliştirir. Aileden bir adım öteye çıkarak kendini bireysel olarak ifade edebilmeyi öğrenir. Akranlarıyla bir arada oyun oynarken paylaşması, sırasını beklemeyi ve saygı duymayı öğrenir. Okul öncesi yapılacak aktiviteler el göz koordinasyonunu ve ince motor becerilerini geliştirir.

Okul Öncesi Eğitim İle Zorunlu Eğitim İçin Hazırlık Yapılıyor

Bu çalışmalar çocukların zorunlu eğitimde okuma yazmayı daha kolay öğrenmelerini destekler. Problem çözme becerileri gelişir, sorumluluk almayı öğrenirler. Okul öncesi eğitim kurumlarında çocuk toplu yaşamın kural ve gerekliliklerini öğrenmiş olur. Temel matematikle tanışır, sayı saymayı, basit hesaplamalar yapmayı öğrenir. Çocuk faaliyetler daha uzun sürelerle dikkatini verebilir. Tüm bunlar çocuğu hem zorunlu eğitime hem de iş hayatında kendisinden beklenecek temel becerilere hazırlar. Çocukların öz disiplini gelişir. Başarılı bir kariyer için Okul öncesi dönemde kariyer planı hazırlamak oldukça önemlidir.

Zeka Gelişimi ve Geleceğe Yön Verecek Eğitimde 4.0 Devrimi İçin Okul Öncesi Eğitim Önem Kazanıyor

İnsanların zihinsel gelişiminin %50’si yaşamın ilk 4 yılında oluşmaktadır. %30’luk bir kısmı ise 8-9 yaşlarına kadar tamamlanmaktadır.  Dolayısıyla çocuğun potansiyelini açığa çıkarmak ve zeka gelişimini desteklemek için okul öncesi eğitim büyük role sahiptir. Aileler ve öğretmenler yaşadığımız yüzyılın koşullarını göz önünde bulundurarak eğitime gereken yatırımı yapmalıdır. Eğitim 4.0 devrimiyle çocukları gelecekte bambaşka bir eğitim dünyası beklemektedir. Okul öncesi eğitimin önemi Eğitim 4.0 devrimiyle çok daha önemli hale gelmektedir. Gelecekte ise değeri daha da artacaktır. Okul öncesi dönemde kariyer planı yaparak çocuğunuzun geleceğine büyük yatırımlar yapabilirsiniz.

Okul Öncesi Dönemde Kariyer Planı Yapmak İsteyen Aileler İçin Önerilerimiz Var

Çocuklar, kişiliğin oluştuğu 3-6 yaşları arasında yuvaya başlamaktadır. Çocukların geleceğini etkileyecek bu adımda dikkatli seçimler yapmak, ilgi ve yeteneklerini keşfetmek doğru yönlendirme için oldukça önemli. Bu büyük adımı atmadan önce, sizlere birkaç noktayı değerlendirmenizi önermekteyiz.
Çocuklarınızın ilgi ve yeteneklerini keşfedin, bu yetenekleri geliştirebilecekleri yuvaları önceliklendirin.
İlk duyduğunuz yuvayı tercih etmek yerine, aklınızdaki tüm seçenekleri değerlendirin. Seçim öncesi alternatiflerinizden görüşme talep edin ve seçeneklerinizi yerinde değerlendirin.

Sorularınızı önceden hazırlayın. Kurumun bu alandaki deneyimini, fiziksel koşullarını, izinlerini, öğretmen kadrosunu, müdürlerini, psikologlarını değerlendirin. Çalışma saatleri, temizlik, yemek listesi, eğitim methodu açışından inceleyin. Kullanılan oyuncaklardan, kırtasiye malzemelerine kadar yeterlilik ve kaliteyi değerlendirin. Bütçe & performans olarak beklentinizle uyumluluğunu değerlendirin. Çocuğunuzun ilgi alanlarını ve onları geliştirebileceği, geleceğini de tamamen etkileyebilecek bir seçim yaptığınızı göz önünde bulundurun. Mümkünse bir dersi gözlemleme fırsatı talep edin. Öğretmenin sınıf içi etkileşimini, çocukların ilgisini ve verimliliği değerlendirin.

Okul öncesi dönemde kariyer planı oluşturmak iyi bir değerlendirme yapabilmeyi gerektirir. Seçim aşamasına tüm bu değerlendirmelerden sonra geçin. Uzmanların dikkat çektiği konulardan biri de geleceğe yönelik yatırımlar. Okul seçimlerinizde, çocuğunuzu ‘’dünya vatandaşlığına’’ hazırlayabilecek eğitimi verebilecek kurumları seçim sürecinize dahil ederek değerlendirin. Çocuğunuz için gerekli teknolojik ve dil eğitimlerini verebilecek okulları tercih etmeniz oldukça önemli olacaktır.

Okul öncesi dönemde Kariyer Planı İçin Aba Psikoloji Olarak Biz Neler Yapıyoruz?

Aba psikoloji olarak “Stratejik Yetenek Yönetimi ve Kariyer Danışmanlığı” ile çocukların erken dönemde kariyerlerini planlıyoruz. Uygulamalarımızın temelinde çocukların becerilerinin, ilgi alanlarının, eğilimlerinin ve ihtiyaçlarının belirlenmesi yer alır. Bunların belirlenmesi için başta WISC-V olmak üzere 8 ayrı psikolojik test uygulamaktayız. Değerlendirmeler sonucunda belirlenen kriterlere göre ekonomik ve kültürel faktörleri de dikkate alarak stratejik plan hazırlıyoruz. Bu stratejik plan 3, 6, 12 ve 24 aylık hedefleri ve öngörüleri kapsayacak şekilde hazırlanıyor. Çocukların yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre kariyer planlarını kişilik özelliklerine uygun olarak yapıyoruz. Böylece kariyerlerinde başarılı ve hayatı boyunca mutlu bir birey olabilmelerini destekliyoruz.

Biz ABA Psikoloji olarak, sadece çocuklarınızın yeteneklerinin keşfedilmesinde rol almıyoruz. Aynı zamanda akademik ve sosyal eğitimlerini güçlendirmek adına ailelerle iş birliği yapıyoruz. Tüm bu süreçlerde ailelere ve çocuklara karar sürecinde merak ettikleri konularda da destek oluyoruz. Okul öncesi dönemde kariyer planı oluşturmak istiyorsanız hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Read More