Wısc-v testi nedir? Ne için kullanılır

WISC Testi (Çocuklar için Wechsler Zeka Ölçeği) okullar veya psikologlar tarafından 6-16 yaş arası çocuklara uygulanan IQ testidir. Sınavın amacı, bir çocuğun yetenekli olup olmadığını anlamak ve aynı zamanda öğrencinin bilişsel olarak güçlü ve zayıf yönlerini belirlemektir. WISC Testinin içinde bulunan alt testlerle birlikte testin uygulanma amacı çocuğunuzun değerlendirilme nedenine göre online olarak veya birebir görüşme şeklinde gerçekleştirilebilir. WISC-V’de 10 birincil alt test ve 6 ek alt test vardır. WISC–V, sözlü anlama, görsel uzam, akışkan zeka, kısa süreli hafıza ve işleme hızı bileşenlerinden oluşan bir değerlendirmeyi kapsıyor. Genel olarak, tam sınav, verilen birincil ve ikincil alt testlerin sayısına bağlı olarak 65-80 dakika sürer. Wisc-v testi güvenilirliliği ve geçerliliği kanıtlanmış, sonuçları genellenebilen, birçok farklı örneklemde denenmiş ve stabil sonuçlar veren dünyaca tanınmış testlerden biridir. WISC-V, zihinsel engellilik, üstün zekalılık, öğrenme yetersizlikleri, uzmanlık programlarına yerleştirme ve klinik müdahalenin tanımlanması amacıyla kullanılabilir. 

Çocugunuzun Öğrenme Potansiyelini Keşfetmek için Wisc-V Testi

WISC-V çocuğunuzun akademik ilerlemesini ve potansiyelini değerlendirmek için en güvenilir araçlardan bir tanesidir. Test, çocugunuzun IQ’sunu ölçerek genel olarak entelektüel kapasitesi hakkında bilgi verir. Sonuçlar, çocuğunuzun öğrenme yeteneğini etkileyen sorunları tanımlamaya yardımcı olur. Böylece ileriye dönük en iyi erken müdahale yöntemini ve programını bulmanız için size yol gösterir. Eğitimciler bilir ki erken müdahale bir çocuğun ilerde akademik ve sosyal olarak birçok sorunla baş edebilmesini kolaylaştırır.

Aba Psikoloji ‘de İşin Ehli Güvenilir Eğitmenler

Aba Psikoloji Wisc-V Testini Stratejik Yetenek Yönetimi ve Kariyer Danışmanlığı ‘nın bir parçası olarak ve Amerikan normlarında uygular. Üstelik testin en güncel hali kullanılmaktadır. Böylece çocuğunuzun geleceğiyle ilgili daha güvenilir bilgiler elde ederek daha parlak bir gelecek planı yapmanız kolaylaşır.

Testler uygulanırken;

Belirli bir mantıksal, uzamsal, bellek ve sözel becerileri değerlendirildiği için çocuğunuz okulda sorun yaşıyorsa Wisc-V IQ testi yardımcı olabilir. Ancak yine de bir IQ testi tek başına birçok şeyin göstergesi olamaz. Diğer bir deyişle, bir test üzerinden çocuğunuzun bütün becerilerini belirlemiş olmazsınız. Günümüzde uzmanlar, zekânın çok yönlü olduğunu ve birçok farklı şekilde kendini gösterdiğini konusunda hem fikir oldular. Dolayısıyla, birden fazla ölçeğin uygulanması daha güvenilir sonuçlar vermesi açısından daha sağlıklı olacaktır.

Read More

Yetenekler bütünü olarak görülen uzamsal akıl yürütme eğitim, iş ve günlük hayatımızın işleyişinde önemli bir etken olarak görülüyor. Metaforları anlamak ve yorumlamak, yol bulmak veya zihinden tahmini hesaplamalar yapmak için uzamsal akıl yürütmeyi kullanıyoruz. Uzamsal sorunlara getirilen bir çözüm olduğu için uzamsal zekâ da deniliyor. Uzamsal zekâ tanımı olarak beynin sağ lopunun birincil işlevi olduğu söylenebilir.

Uzamsal akıl yürütme ve sayı duyusunun arasında paralellik ise oldukça yüksek. Yazımızın devamında uzamsal akıl yürütme nedir ve uzamsal zekâ nasıl geliştirilir gibi soruların cevaplarını bulabilirsiniz. 

Uzamsal Akıl Yürütme Nedir?

Bu konuda birçok farklı tanımlama yapılmış olsa da uzamsal akıl yürütmeyi en basit ve yalın haliyle bir şekli zihnimizde canlandırma becerimiz olarak açıklayabiliriz. Daha detaylı bir tanımlama yapacak olursak uzamsal akıl yürütme için kişinin görsel deneyimini yeniden oluşturabilmesi için çevresindeki görsellikleri algılama ve onlar üzerinde değişiklikler yaparak ilk algıladığından farklı bir şekil yaratma süreci de denilebilir. 

Uzamsal Akıl Yürütmeden Yararlanma

Uzamsal beceriyi kullanabilen kişiler zihinlerindeki görsel görüntü ve nesneleri yeniden düzenlenip dönüştürülebildiğinden STEM denilen bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında başarılı işler ortaya çıkarıyorlar. Uzamsal beceride nesneler ve şekiller 2 ve 3 boyutlu uzayda zihinsel olarak düzenleniyor. Uzamsal zekâ ile kişiler renk, çizgi, şekil, uzay ve kendi aralarındaki ilişkiyi yönlendirebiliyorlar. 

Bu duruma mimarlar ve mühendislerin bir yapı tasarlarken, heykeltıraşların bir eser yaparken, modacıların bir kıyafet tasarlarken ve kimyagerlerin molekülleri düşünürken uzamsal becerilerini kullanmaları örnek verilebilir. 

Uzamsal Akıl Yürütmenin Önemi

Kendimizi konumlandırmamız ve uzayda nerede olduğumuzu bilmememizin birçok yönden avantajı var. En basitinden hareket etmek için veya istediğimiz bir noktaya varabilmek için hayalimizde gideceğimiz yolu çizip rotamızı belirlememiz gerekir. Ayrıca en temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için araç gereç kullanabilmede de uzamsal yerimizi belirlememiz gerekir. 

Uzamsal Akıl Yürütme Nasıl Geliştirilir?

Zekanın geliştirilebildiği gibi uzamsal zekâ ve akıl yürütme de geliştirilebilmektedir. Uzamsal zekanın genetik ve cinsiyete bağlı olduğuna dair söylemler olsa da doğru egzersizler yapılarak olumlu sonuçlar elde edilebilmekte. Egzersizlikler uzamsal manada döndürebilme, nesneleri karşılaştırabilme ve dikkati yoğunlaştırabilmeyi öğrenmek için ideal. Uzamsal akıl yürütmenin geliştirilmesi bilişsel öğrenme, hafıza ve düşünebilme yetisi gibi beynin birçok alanında gelişmesini sağlıyor.

Uzamsal Akıl Yürütmeyi Geliştirme Yolları

Araç kullanmak uzamsal akıl yürütme becerisini geliştiren bir yöntemdir. Araçla hareket halindeyken çevredeki binaların, ağaçların ve tabelaların boylarına ve birbirlerine olan oranlarına dikkat ederek uzamsal algınızı geliştirebilirsiniz. Zekâ küpü, yapboz, satranç ve tetrisle oynamak veya çizimler yapmak, grafik programları kullanmak da sizi geliştirecektir. 

Kaynaklar

Read More

Otizm, 3 yaşına kadar başlayan ve ömür boyu devam eden gelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Otizmliler arasında öğrenme güçlüğü çekenler olduğu gibi normal ve hatta yüksek zekalı bireyler de vardır. Otizmli bireylerin duyuları oldukça gelişmiştir. Bu nedenle diğer insanları normal koşullarda rahatsız etmeyen ses, ışık gibi etmenler otizmli bireyleri oldukça rahatsız edebilir. İletişim konusunda etkin olamayan otizmli bireylerin genellikle içe dönük kişilikleri vardır. İkili ilişkileri sürdürme konusunda zorlandıklarından onlarla konuşurken en uygun yöntemi seçmek gerekir. Yazımında otizmli bireylerle nasıl iletişim kurulur sorusunun püf noktalarını okuyabilirsiniz. 

1. Basit ve Kısa Cümleler Kurun

Bire şey anlatırken basit cümleler kurmak otistiklerle iletişim kurarken onların sizi daha iyi anlaması için oldukça etkili bir yöntemdir. Ayrıca karşınızdaki kişinin dil ve anlama becerisine göre sözcüklerinizi seçmeli ve dolaylı anlatımlardan kaçınmalısınız. Yavaş konuşmak ve biraz ara vererek cümleler kurmanız da doğru otizmli bireylerle iletişim sağlamak için yararlı olacaktır.

2. Jest ve Mimik Kullanın

Otizmliler jest ve mimiklerini oldukça fazla kullanırlar. Bu nedenle onlarla sohbet ederken yüz ifadesi ve vücut dilinizi kullanmanız dikkatlerini çekecektir. Hem sohbete odaklanmaları hem de sizi daha iyi anlamaları için konuşma sırasında ses tonunuzu değiştirerek ilgilerini de çekebilirsiniz. Bunlara ek olarak konuşurken neşeli ve canlı olmanız da otizmli bireylerin ilgisini çekecek ve iletişimin süresini uzatacaktır. 

3. İletişim Kurmalarını Sağlayın

Sohbet esnasında otizmli bireyin de konuşmasını sağlamak için gözlerinin içine bakıp ona doğru eğilebilirsiniz. Bu bedensel hareketiniz ondan karşılık beklediğinizi gösterecektir. Ayrıca kaşlarınızı kaldırmak ve diğer yüz mimiklerinizi kullanmanız da işe yarayabilir. Otizmli birey söze başladığında onu dinlemeli, müdahale etmemeli ve kesinlikle sözünü bitirmesini beklemelisiniz. 

4. Çok Soru Sormadan İlgisini Çekmeye Çalışın

Otistik iletişim bozukluğu sorununu gidermek ve dil gelişimini sağlamak için onlara sadece gerektiği zaman sorular sorun. Çok soru sormak yalnızca karşınızdaki otizmli kişiyi rahatsız edip bunaltacaktır. Eğer merak ettiğiniz soruları yeri geldiğinde sorar ve bu merakınızı da ona yansıtabilirseniz karşılıklı iletişimi de başlatmış olursunuz. Ayrıca otizmlilerin yaptıklarını gözlemleyip o anki hareketlerinden tahminler yürüterek sohbet konusu da açabilirsiniz. Otizmlilerden size sadece kelimelerle karşılık vermesini beklemeyin onların çıkardıkları sesler de birer iletişim yöntemidir. 

5. Dikkatli Bir Dinleyici Olun

Konuşmakta zorlanan ve sadece birtakım sesler çıkarabilen bir otistik bireylerle iletişim kuruyorsanız onu anlamanız biraz zaman alabilir. Böyle bir durumda onu anlamadığınızı belli etmemeniz konuşmanın devam etmesi için son derece önemlidir. Anlamazsanız bile vücut hareketlerinizle iletişim halinde olduğunuz otizmli bireyin size ifade etmeye çalıştığı şeyi anladığınızı gösterin. Bu durum onun iletişime devam etmesini sağlayacaktır. 

Kaynaklar

Read More

Okula başladığımız günden akademik hayatımızı tamamlayana kadar yüzlerce sınava giriyoruz. Liseye giriş, üniversite sınavı, KPSS gibi sınavlar ise geleceğimizi belirlediğinden diğerlerine nazaran daha önemli oluyor. Hal böyle olunca çoğumuz sınav dönemlerinde oldukça stresli ve kaygılı oluyoruz. Farklı şekilde ifade etmek gerekirse stresimiz sınavın ve hatta başarımızın önüne geçiyor. 

Stres yeteri düzeyde olduğunda bizi motive edip güdüleyen bir duygu olsa da çoğu zaman yoğun strese maruz kalıyoruz ve bu durum sınavlardan düşük puanlar almamıza ve dolayısıyla başarısız olmamıza neden oluyor. Öte yandan kaygı ve stresle baş etme yolları hakkında bilgi edinerek bu duyguları yönetmek mümkün. Yazımızın devamında sınav stresini en aza indirmenin 10 yolunu hep birlikte öğrenebiliriz. 

1. Yeterince Çalıştığınızdan Emin Olun 

Sınav dönemi stres ve kaygıya neden olan en önemli durumlardan biri az çalışmaktır. Ders konularına büyük ölçüde hâkim olmadığınızda başarısız olacağınız korkusu strese neden olur. Bu nedenle kendinize güveninizi artırmak için sınavdan önce tekrar ve soru çözümleri yaparak tüm konuları iyice öğrenmelisiniz. 

2. Planlı Çalışın

Sınav konularını zamanında yetiştiremeyeceğinizi düşünmek de strese neden olmaktadır. Bu durumu ortadan kaldırmak için dersleri düzenli şekilde takip ederek günü gününe çalışmalısınız. Az zamanda çok işler yapmak yerine zamanında rahat bir şekilde çalışmak kaygılarınızın önüne geçecektir. 

3. Gerçekçi Hedefler Koyun

Yapamayacağınız derecede büyük hedefler koymak sınava dair korkularınızı artıracak ve motivasyonunuzu düşürecektir. Hatta bu durum vazgeçip çalışmayı bırakmanıza dahi neden olabilir. Bu nedenle kendinize uygun hedefler belirlemelisiniz. 

4. Şartlanmak Strese Neden Olur

Sınavdan mutlaka şu puanı almalıyım ya da şu okulu kazanmalıyım diye şartlanmak da yüksek kaygıya neden olur. Başarılı olacağınıza mutlaka inanmalısınız; ancak başaramamak da her şeyin sonu değildir. Başarısız olduğunuzda daha çok çalışmalı, öğrenmeli ve tekrar sınava girmelisiniz. 

5. Kendinizi Başkalarıyla Karşılaştırmayın

Sınav sonuçlarınızı başkalarının sonuçlarıyla karşılaştırmak kendinizi yetersiz görmenize neden olur. Bu durum sizin başarıya olan inancınızı azaltıp stresinizi artıracağından sadece kendinize ve sonuçlarınıza odaklanmalısınız. 

6. Olumlu Telkinlerde Bulunun

Sınava dair hazırlıklarınızı yaptığınızda kendi kendinize “yeterince çalıştım, elimden geleni yaptım” gibi cümleler kurmanız kendinizi telkin etmenizi ve sakinleştirmenizi sağlayacaktır. Stresle baş etme yolları kapsamında olumlu düşünmeyi öğrenerek kaygıyı da azaltabilirsiniz.

7. Sınav Anında Stresi Sınırlandırın

Sınav anında bazı soruları çözemeyip stres seviyeniz yükseldiğinde derin bir nefes alıp başka soruya geçin. Böylelikle stresiniz sizi ele geçirmeden siz onu kontrol altına almış olursunuz.

8. Spor Yapın

Yoga ve nefes teknikleri gibi stresle baş etme egzersizleri son derece etkilidir. Kaygılandığınızı düşündüğünüz zamanlarda yürüyüşe çıkmak, müzik dinlemek veya bir hobi ile ilgilenmek de stresle mücadelede etkili yöntemlerden bazıları kabul ediliyor. 

9. Beslenme ve Uykunuza Dikkat Edin

Sağlıklı beslenme ve yeteri kadar uyku stresin azalmasında etkilidir. Bu nedenle günlük beslenmenizde protein, sebze ve meyve gibi sağlıklı besinleri tüketmelisiniz.

10. Profesyonel Destek Alın

Stresle baş etme yöntemleri nelerdir sorusunun cevabını en iyi bu işin uzmanı verecektir. Bu nedenle kendiniz stresle başa çıkamayacağınızı anladığınızda bir uzmana danışarak profesyonel destek almalısınız.

 

Kaynaklar

Read More

Bireysel farklılıklarımızdan dolayı algılama, öğrenme ve öğrendiklerimizi akılda tutma süremiz kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor. Aktif bir süreç olan öğrenme aşamasında öğrencilerin bir kısmının dinleyerek, bazılarının dokunarak ve bazılarının ise gördüklerine odaklanarak öğrenmeleri de aynı şekilde karakteristik farklılıklarımızdan kaynaklanıyor. Herkesin öğrenebildiği; ancak bilgiye farklı yollardan ulaştığı düşüncesinden doğan öğrenme biçimleri de bu farklılıklar üzerine yoğunlaşan bir alan. 

Bu alanda çalışan teorisyenlerden Dr. Rita Dunn ve Dr. Kenneth Dunn tarafından ortaya konan öğrenme stilinde kişiler, algısal tercihlerine göre görsel, işitsel ve dokunsal/kinestetik olmak üzere 3 farklı gruba ayrılmakta. Eğitimde verimliliğin artmasında oldukça etkili olan Dunn&Dunn modeline göre, genelde biri ağırlıklı olmakla birlikte tüm öğrenme stilleri çeşitlerine de sahip olmak mümkün. 

Ders çalışma yöntemleri nelerdir sorusunun cevabını ve kalıcı bir şekilde öğrenip başarılı sonuçlar almanız açısından hangi öğrenme sitiline sahip olduğunuzu yazının devamında okuyabilirsiniz. 

1. Görsel Öğrenme Stiline Yatkın Öğrenciler

Görsel yönü ağır basan öğrenciler genellikle yaşamlarının her alanında düzenli, kurallı ve planlı olmayı seven bireylerdir. Sessiz ortamlar öğrenmeleri için en uygun mekânlar olan görsel öğrencilerin odaklandıklarında gözlerinin yukarı doğru bakması ve uzun, sözlü talimatları hatırlamada zorlanmaları bir diğer özellikleridir. 

Görsellerde gördüklerini hatırladıklarından öğrendiklerini de zihinlerinde resim veya görüntü olarak canlandırmaya eğilimlidirler. Eğer görsel yönünüzün ağır bastığını düşünüyorsanız ders çalışırken renkli kalem ve kağıtlar kullanarak not almanız hatırlamanız açısından yararlı olacaktır. Ders çalışma yöntemleri belirlerken içerisinde görsel öğeler barındıran eğitici programlar, haritalar, posterler ve şema çizimlerinden mutlaka yararlanmalısınız. 

2. İşitsel Öğrenme Stiline Yatkın Öğrenciler

Duyduklarını öğrenen ve konuşmayı oldukça seven işitsel bireyler dil öğrenmeye de yatkındır. Bulundukları ortamdaki seslere ve müziğe duyarlı olup kalabalık ortamlarda ders çalışmayı severler. Düşünüp yoğunlaştıklarında genellikle kulak hizasına bakan işitseller, hatırlamaya çalıştıklarında da öğrendikleri bilgiler kendilerine okunuyormuş gibi hatırlarlar.

İşitsel stile yakın olduğunuzu düşünüyorsanız sesli bir şekilde ders çalışmalı, arkadaşlarınızla çalışma grupları oluşturmalısınız. Ders notlarınızı kaydedip dinlemeniz, arkadaşınız veya ailenizden biriyle öğrendiklerinizi soru cevap şeklinde tekrar etmeniz de faydalıdır. 

3. Dokunsal/Kinestetik Öğrenme Stiline Yatkın Öğrenciler

Dokunup deneyerek öğrenmeye eğilimli olan dokunsal bireyler öğrenme süreci boyunca hareketlidirler. Odaklandıklarında aşağı doğru bakan dokunsalların konsantrasyonları çok kolay dağılabilmektedir.  

Eğer dokunsal/kinestetik öğrenme biçimi ağır basıyorsa dikkatinizi toplamak adına sınıf ortamında en ön sırada oturmalısınız. Ders çalışma yönteminiz olarak notları kartlara yazıp yürüyerek çalışmayı deneyebilirsiniz. Bilgileri deneyle veya materyaller kullanarak dokunabilir hale getirip öğrenmeye çalışmanız da yararlı olacaktır. 

Kaynaklar

 

Read More

Ana okuluyla başlayıp üniversiteyle devam eden eğitim hayatımız öğrenme dolu yıllardan oluşur. Sözlü, yazılı, uygulamalı pek çok sınava girerken bazıları kolay kimi sınavlar ise oldukça zorlayıcı olabilir. Bu kritik sınavları atlatmak için özel dersler, etüt merkezleri vb. çözüm yöntemleri başarıya etken olsa da, öğrencilik hayatında en önemli nokta kişinin nasıl verimli ders çalışacağını öğrenerek uygulamasıdır. Bu yazıda etkili ders çalışma alışkanlıkları kazanma ve bu sayede işleri kolaylaştırarak daha iyi sonuçlar elde etme üzerine duracağız.

1.Düzenli Olun

 

Ödevler ve projeler için bir not defteri veya ajanda tutarak plan yapmanız gereklidir. Planlama defterinize not aldığınızda ödev ve proje tarihlerinizi unutmanın önüne geçersiniz.

2.Aktif Dinleme

Derslere katılım sadece sınıfta bulunmaktan ibaret değildir. Dikkat dağıtıcılardan uzak durup öğretmenin anlattıklarına odaklanmak ve söylediklerini birebir değil kendi anlayacağınız sözcüklerle not almanız önemlidir. Aktif dinlemenin bir diğer göstergesi konuyla ilişkili soru sormaktır. Ders sırasında soramadığınız soruları mutlaka kenara yazıp ders sonunda öğretmene sormalısınız.

3.Not Defteri Düzeni

Anlaşılır bir not defteri sınavlar öncesi hayat kurtarıcı olabilir. Düzenli kontrol etmediği için aldığı notların bağlamını anlayamayan öğrenciler sınav öncesi zor durumda kalabilir. Bu nedenle kaçırdığı bir yer olup olmadığını arkadaşlardan ve öğretmenden sorarak kontrol etmek hata payını minimize eder.

4.Çalışma planı

Başarılı tüm insanların bir çalışma planı vardır. Soru ve konu başlıklarını gözden geçirip üzerine düşünün. Bu size hangi konulara odaklanmanız gerektiğine dair fikir verecektir. Her çalışma için oturduğunuzda spesifik olarak bir hedef belirleyip, bitirmeden çalışmayı sonlandırmayın.

5.Zinciri Kırma!

90’lı yılların ünlü komedyeni Seinfeld basit ama çok etkili bir yol öneriyor: Zinciri kırma! (Don’t break the chain) Bir hedef belirleyip her gün o hedef için bir şey yaptıktan sonra, takviminizde yaptığınıza dair bir işaret koymak. Takviminize işlediğiniz bu çarpılar bir örgü zinciri gibi sizi hedefinize ulaştırarak hedefinize olan bağlılığınızın bir göstergesi olacak. (1)

6.Tavsiye Alın

Sizi tanıyan veya güvendiğiniz bir öğretmeninizden tavsiye isteyin. Konu hakkında soru sormak, konunun önemli noktalarını tekrar vurgulanması ve yeterince anlaşılmayan konuların daha iyi anlaşılması için açıklamalar sınav öncesi iyi olacaktır.

7.Grup Çalışması

Öğretmenlerin bir tavsiyesi konuyu iyi bilen arkadaşlarınızla birlikte grup çalışması yapmanız olacaktır. Konuyu çalışmak belli ölçekte bilmenizi sağlar, ancak dersi takip edip konuyu iyi çalışmış bir öğrenciyle tekrar etmek, üzerinde yeterince durmadığınız bir konuyu daha iyi fark etmenizi sağlayacaktır.

8.Kısa Aralıklarla Çalışın

Pomodoro adı verilen yöntemle 25 dakikalık çalışma 5 dakikalık dinlenme ile bir çalışma seansı bitirmiş oluyorsunuz. 4 çalışma seansı bir blok oluşturur ki bu bir uzun mola hak ettiğiniz anlamına gelir. Günde 3-4 blokluk bir çalışma düzeni oturtmak uzun dönemli başarınıza ciddi katkısı olacaktır. (2)

9.Feynman Metodu

Nobel ödüllü Fizikçi Richard Feynman’ın yöntemi bir konuyu anlamakta en etkili yollardan birisi. Boş bir kağıt alıp bir başkasına anlatıyormuş gibi sadeleştirerek anlatmak ve takıldığınız noktada kaynak kitaba dönüp eksiği tamamladıktan sonra anlatıma devam etmek konuyu anlama becerinizi arttıracaktır. Benzerlikler (analoji) kurarak anlatmak ve dili basitleştirmek hatırlatmayı kolaylaştırmanın ötesinde farklı şekillerde düşünebilmenin de önünü açıyor. (3)

Kaynakça:

  1. https://www.writersstore.com/dont-break-the-chain-jerry-seinfeld/
  2. https://en.wikipedia.org/wiki/Pomodoro_Technique
  3. https://collegeinfogeek.com/feynman-technique/

 

Read More

İnternet ve haberleşme alanındaki devrim denilebilecek gelişmeler ekonomiyi yeni bir boyuta taşırken piyasaların rekabetçi havasını da artırdı. Kurumlar ayakta kalmak ve sürekli değişen koşullara ayak uydurmak için güçlü yöneticilere en çok ihtiyaçları olan dönemi yaşamakta. Bu nedenle günümüzde iyi bir lider nasıl olunur veya başarılı bir yönetici nasıl olunur gibi birçok tanımlama yapılıyor, eğitimler verilip yazılar yazılıyor. Öte yandan durum yazılıp çizilenler veya tanımlamalar ile liderlere ilham vermenin çok ötesinde. Başarılı bir yönetici olmak için zekâ yönetimi esaslarını bilerek çalışanların potansiyellerini tam gösterebilmelerini sağlamak gerekiyor.  

1. Liderler İkiye Ayrılır

Liz Wiseman’ın görüşlerinden yola çıkılarak çoğaltan ve azaltan olarak ayırabileceğimiz iki farklı lider tanımı yapılabilir. Bu kavramların kullanılmasındaki ana sebep ise liderlerin çalışanlarının zekâ ve yetenek potansiyellerini artıran veya azaltan bir yönetim anlayışına sahip olmalarından kaynaklanıyor. Farklı kelimelerle ifade etmek ve daha iyi bir tanım yapmak gerekirse çoğaltan liderler ekiplerini geliştirirken tüm çalışanların zekâlarının %100’ünü kullanmalarına olanak tanıyor. Azaltan liderler ise takımlarının zekalarının yalnızca %50’sini kullanabilmesine sebep oluyor.   

2. Zekâyı Yöneten Liderler Kimlerdir?

Bireyin zekâsının esnetildiğinde büyüyebileceği mantığını kabul eden çoğaltan liderler, herkesin aklını kullanıp problemlerin üstesinden gelebileceğine inanmaktadırlar. Ayrıca daha fazla kişi ile çalışmak yerine takımlarının yeteneklerinin tamamını kullanmalarını sağladıklarından en iyi sonuçlar da yine bu tarz liderlerin ekiplerinden çıkmaktadır. Çoğaltan liderler, mevcut takımlarını iyi kullanıp geliştirme ve araştırmalarla meydan okuyarak sorumluluklarındaki şirketleri ön görüleri ile geleceğe taşıyan kimselerdir. 

3. Nasıl Başarılı Oluyorlar?

Çoğaltan liderlerin zekâ saçan kişiler olmasının en büyük göstergesi belki de onların çalışanlarına aradıkları cevabı direkt vermek yerine düşünme ve keşfedebilmeleri için gereken ortamı sağlamalarından kaynaklanmaktadır. Bu liderlerin başarılı bir yönetici olmalarında yatan diğer noktalar ise şunlardır:

-Liderler yeteneklerini en üst seviyede kullanmak isteyen insanların çalışmak istedikleri yöneticilerdir. Bu durum yetenekli liderin aynı şekildeki yetenekli çalışanla buluşması için gerekli ortamı da sağlayan etmendir. 

– Herkesin düşüncesini rahatlıkla dile getirebildiği, birbirini dinleyip fikir alışverişi yapabildiği özgür ortamlar çoğaltıcı liderlerin çalışma alanlarıdır.

Zorlayıcı görevler vermek liderlerin bir diğer yöntemidir. Bu durum çalışanların kendilerini başarısız hissetmeleri için değil; aksine onların kendi potansiyellerini görebilmeleri ve eksikliklerini giderebilmeleri içindir. 

Büyük hedefler koymak ve yatırımlar yapmak da zorlayıcı görevler ile aynı mantıktadır. Hedefe ulaşmak için çabalayan çalışanlar liderin sunduğu keşif ortamında doğru hamleyi yaparak en iyi sonuca ulaşır. Ayrıca çoğaltıcı lider edinilen sonuca tüm ekibini de ortak ederek başarıyı takımı ile paylaşır. 

Kaynakça

 

Read More

Modern hayat yetişkinleri olduğu gibi çocukları da son derece hızlı akan kaotik bir düzenin parçası olmaya zorluyor. Gelişim çağındaki çocuklarımızın insan doğasının gerekliliği olan bir takım aktiviteleri şehir ortamında gerçekleştiremiyor olduğu hepimizin malumudur. Bunun fizyolojik sonuçları olduğu kadar en önemli ve kayda değer sonuçları psikolojik anlamda olmaktadır. Ayrıca, modern insanın gelişmesinde geçmişte uygulanan yöntemlerden çok farklı yöntemler benimsenir. Artık çocuklarımızın gelişim döneminde onların gelecekte sahip olacakları kişilik özelliklerini kontrol edebilir ve muhtemelen davranış bozukluklarını çok önceden tespit edebiliriz. Kaldı ki zaten modern dünyada, sanat terapisi gibi uygulamaları, standart eğitim modelinin bir parçasıdır. 

Sanat terapisi nedir? 

Sanat terapisi iki farklı şekilde ele alınabilir. Bunların birincisi, bireyin resim ve heykel gibi yaratıcı sanatlarla ilgilenmesini sağlayarak, bilinçaltını dışa vurması için ona yardımcı olabiliriz. Sanat terapisi Davranış Bilimleri bakımından analiz yapmayı sağlayan niteliği burada öne çıkmaktadır. Sanat terapisinin bir diğer özelliği ise bireye gerçek dünya problemlerinden uzaklaşma imkanı tanıyan bir hobi disiplini ortaya koymasıdır. Kim yaklaşımlarda sanat terapisi sadece resim ve heykel gibi görsel sanatlar kullanılarak bireyi analiz etmek için kullanılırken, kim yaklaşımlar müzik alanındaki sanat dallarını terapi maksadıyla kullanırlar. Burada bir noktaya değinmek gerekir. Müzik görsel sanatlar gibi uzmanların bilinçaltı analizi yapabileceği sonuçlar ortaya koymadığından analiz maksatlı kullanılmaz. Ancak sanat terapisi içerisinde çocukların müzikle ilgilenmesi önemli bir yere sahiptir. Avrupa’da Orff yöntemi ile çok Küçük yaşlarda başlayan müzik eğitimi Japonya’da da suzuki metotları ile erken yaşta başlamaktadır.

Dünya standartlarında sanat terapisi 

Sanat terapisi, standart metotlarla bireye sanat dallarının eğitiminin verilmesi değildir. Elbette terapi sistematiği içerisinde bu maksatla eğitimler de verilir. Fakat bunun esas odağında, sanatın gelişim maksatlı olarak bir terapiye dönüştürülmesi ve davranış bilimleri ilkeleri ile donatılması vardır. Dünya standartlarında sanat terapisi derken kastımız tam olarak budur. Bizim çocuklarımız için uyguladığımız terapi programları, bilim dünyasının mevcut koşullarda ulaştığı en yeni bilimsel ilkelerle donatılmıştır. Bu sayede çocuklarımızın sağlıklı bir mental gelişim kaydetmelerine yardımcı olurken, mevcut durumu analiz edebilir ve uzmanlarımızın değerlendirmeleri ile geleceğe dair doğru bir planlama yapabiliriz. Sanat terapisi ayrıca uzun vadede bireyin bir hobi sahibi olması bakımından erken yaşlarda atılacak en doğru adımları başında gelir.

Sanat neden önemlidir? 

Gelişmiş ülkelere bakıldığında, sanatın eğitim içerisindeki payının oldukça fazla olduğu kolayca görülebilir. Avrupa, Rönesans dönemi itibariyle sanatın aslında bilim ve teknoloji ile ne kadar bağlantılı olduğunu keşfetmiş ve bu hususta özel eğitim planları uygulamaya başlamıştır. Dünyaca ünlü pek çok mucidin birer sanatçı olduğunu unutmamak gerekir. Leonardo Da Vinci; bir ressam olmakla birlikte günümüzde hala bir kısmının gizeminin çözülemedi yüzlerce icata sahiptir. Her ne kadar ülkemizde sanat, örneğin Mühendislik yetileri ile kıyaslandığında geri planda görünüyor olsa da, aslında mühendisliğin temelinde yer alan yaratıcılık fonksiyonun ortaya çıkmasında esas etkendir. 

İşte bu nedenle sanat terapisi; özellikle Avrupa’da ve dünyanın her yerinde gelişmiş ülkelerin temel eğitim politikalarının ayrılmaz bir parçasıdır. Biz Buradan hareketle çocuklarımızın en doğru eğitim altyapısına sahip olabilmesi, gelişim döneminde mevcut sorunların giderilmesi ve olası davranış bozukluklarının önlenmesi için sanat terapisi uygulamalarını en nitelikli biçimde sunuyoruz. Modern yaşam koşulları içerisinde çocuklarımızın kişiliklerinin doğru biçimde gelişmesi ve onlara dünyanın bir parçası haline gelecek niteliklerin kazandırılması bizim için çok önemlidir. Siz de çocuklarınızın nitelikli birer birey olarak yetişmesini ve gelişim çağında doğru şekilde yönlendirilmesini istiyorsanız bize başvurunuz. Dünya standartlarında sanat terapisi uygulamalarımız ile sizlere profesyonel destek sunuyoruz.

Read More

Modern zamanlarda pek çok çocukta rastlanan sorunlardan olan Hiperaktivite Nedir? Sorusuna cevap arıyorsanız doğru yerdesiniz. Sizin için hiperaktivite hakkında bazı bilgileri derledik ve mümkün olduğunca anlaşılabilir bir forma kavuşturduk. Hiperaktivite belirtileri, tanısı ve tedavisi hakkında güncel bilgilere bu yazımızla ulaşabilirsiniz.

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite Nedir? Sorusunun cevabı aslında oldukça karmaşıktır. Bir çok farklı sorunla karıştırılan ve uzman görüşü olmaksızın tanısı kolayca görülemeyen bu sorun; aşırı hareketlilik ile ilişkilendirilen bir sağlık sorunudur. Çoğunlukla kalıtsal olarak taşınan bir sorun olmakla birlikte olağan dışı beyin fonksiyon anomalilerinden de kaynaklanabilir. Uzmanlara göre hiperaktivitenin fizyolojik sebeplerinin yanı sıra, çevresel etkileri de söz konusudur ki, aile içi davranış hatalarından kaynaklandığı ifade edilmektedir. 

Hiperaktivite tanısı konulurken, 3 ana faktör dikkate alınır. Bunlar;

  • Hareketlilik
  • Ataklık
  • Konsantrayon Kaybı

Olarak tanımlanır.

aba_psikoloji_web-hiperaktivite
Elbette bunların tamamı tek bir bireyde ortaya çıkmayabilir.  Genellikle dürtüsel davranış tarzı ile aşırı hareketlilik bir arada ortaya çıkarken, dikkat kaybı durumu da tek başına sıkça görülür.  Her iki türün de bir arada olduğu hiperaktivite teşhislerine, bileşik hiperaktivite denmektedir.

Bebeklerde hiperaktivite tanısı ise özel bir uzmanlık alanıdır ve Hiperaktivite Nedir? sorusunun cevabı olarak verilecek yukarıdaki semptomlar kendi başınıza tanı koyabilmeniz için yeterli olmayabilir. Devamlı huzursuzluk ve huysuzluk davranışları sergileyen, çok uyuyan veya az uyuyan ve sürekli ağlayan bebekler için bu tanının konma olasılığı vardır. Ancak, bu haller bir fizyolojik sorunun belirteci de olabileceğinden öncelikle bebeğin hekim kontrolüne girmesi doğru olacaktır. Bu süreçte herhangi bir sorun yok ise zaten hekim tarafından uygun departmana sevkiniz yapılacaktır. Hiperaktivite tedavisinin mümkün olduğunca erken teşhisi ve tedavisine başlanması büyük önem arz etmektedir.

Hiperaktivite Nasıl Fark Edilir?

Hiperaktivite Nedir? Sorusuna verdiğimiz cevap paragrafında yer alan semptomları çocuğunuzda sürekli gözlemliyorsanız, bu sorunu yaşıyor olmanız muhtemeldir. Ancak, belirtileri düzenli ve devamlı aldığınızdan emin olmanızda fayda vardır. Belli dönemlerde ortaya çıkan sorunların doğrudan hastalık olarak tanımlanması doğru değildir. Ayrıca çocuklarınızın bu sorunun semptomlarını en alt seviyede hissetmesi için bazı tedbirler de uygulayabilirsiniz. Örneğin, en azından davranışsal etkileri azaltmak için çocuk gelişim uzmanlarından destek talep edebilirsiniz. Her şeye rağmen, semptomlar devam ediyorsa, mutlaka uzmanlardan destek almalısınız. Hiperaktivite, çocuk yaşlarda başlayıp, uzun vadede hayatı ciddi anlamda olumsuz biçimde etkileyen sağlık sorunlarından bir tanesidir. Bedensel bir hasara yol açmasa da, gelişim sürecinde bir çok sorunla hem çocuğun hem de ailenin karşılaşmasına yol açar. Ayrıca çocuğun mental gelişimi de bu sorundan olumsuz etkilenir.

Hiperaktivite Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hiperaktivite Nedir? Sorusun cevap olarak verdiğimiz semptomların geçici olarak ortadan kaldırılması ve tedavi sürecine başlanması için uzman desteği gereklidir. Uzmanlar eşliğine sürdürülecek tedavi sürecinin bir çok farklı adımı söz konusudur. Öncelikle, eğer fizyolojik bir sorun var ise bunun medikal olarak tedavisinin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu süreçten sonra terapi seansları düzenlenir ve çocuk özel eğitim süreçlerine tabi tutulur. Hiperaktivite teşhisi konulan çocuğa yaklaşımın da özenli gerçekleştirilmesi gerektiğinden, bu süreçte aile de terapilere dahil edilebilir. Bu noktada unutmayalım ki, hiperaktivite bir sağlık sorunu olsa da, çekinilecek bir durum değildir. Modern zamanlarda pek çok çocuk bu sorunla yüz yüzedir. Bu nedenle çocuklarınızın gelecekte sağlıklı birer birey olabilmeleri ve gelişim sürecinde; gerek akademik, gerekse sosyal hayatlarında başarılı olabilmeleri için Hiperaktivite Nedir? Sorusuna cevap olarak verdiğimiz maddeleri doğru bir şekilde analiz etmeli ve risk faktörü söz konusu ise derhal uzmanlara başvurmalısınız.

Read More

Çağımızda çocukların gelişim sürecinde pek çok ebeveynin ciddi bir sorun olarak ele aldığı ve üstesinden gelmek için ciddi çabalar sarf ettiği Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi konusunda ABA psikoloji tarafından sunulan destek Hizmetleri ile başarıya ulaşabileceğinizi biliyor musunuz? Birçok aile için bir kabus olan bu sorun; profesyonel yaklaşımlarla son derece etkili biçimde ortadan kaldırılabilir. En kötü ihtimalle dikkat eksikliğine sebep olan faktörler tespit edilerek bu noktada gerekli uygulamalar yapılıp, çocuğun bunlardan çok daha az etkilenmesi sağlanabilir. Tabii ki bu akademik bir süreçtir ve kulaktan dolma yöntemler ile dikkat eksikliği giderilemez. Daha doğru bir anlatımla dikkat eksikliği; sebepleri farklı bir faktöre bağlı olabilecek bir sorundur.  Klinik düzeyde tedavi ihtiyacının söz konusu olduğu dikkat eksikliği sorunları olabileceği gibi, basit terapilerle giderilecek sorunlar da söz konusu olabilir. Elbette buna karar verebilmek için gerekli testlerin yapılması ve uzmanlar tarafından sürecin sevk ve idare edilmesi gereklidir. Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi noktasında ABA Psikoloji olarak bilimsel yöntemlerle size efektif çözümler sunabilmekteyiz.

Dikkat Eksikliği Neden Olur?

Klinik verilere göre dikkat eksikliğinin en yaygın sebebi hiperaktivitedir. Bu sorun çağın problemi olarak tanımlanır ve ciddi bir gözlem oranı mevcuttur. Gelişim çağında ortaya çıkan Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi ileride meydana gelebilecek bir çok olumsuzluğa karşı alınabilecek bir tedbirdir. Bu noktada bu durum hafife alınmamalı ve herhangi bir seviyede konsantrasyon problemi olan çocukların derhal uzman gözetiminde kontrollerinin yapılması gerekir. Dikkat Eksikğinin Önlenmesi noktasında açık kaynaklardan elde edeceğiniz verilerle bireysel çözümler uygulamaya çalışmanız da doğru değildir. Oldukça yanlış sonuçlar ortaya çıkabilir ve geri dönüşü olmayan riskler alınabilir. Özellikle sorunun temelinde mental problemlerin var olması ihtimali, bu sorunu çok daha ciddi hale getirir. Zira Hiperativite gibi bir kaynağa bağlı olan Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi için bu sorunun temeline inmek ve genel bir tedavi süreci başlatmak gereklidir. Bu durum, çekinilecek bir durum değildir. Ailelerin bilinçli olması ve çocuklarının geleceği için bu adımı derhal atmaları gereklidir.

Dikkat Eksikliği Nasıl Teşhis Edilir?

Öncelikle açıkça altını çizmek gerekir ki, burada teşhis olarak belirttiğimiz husus, klinik bir veri olmayacaktır. Bu veriler ortaya çıksa dahi kesin sonuç, hekimler veya uzman psikologlar tarafından belirtilebilir. Bireysel olarak teşhis ve tedavi uygulamayınız.

Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi için öncelikle elbette tespiti gerekir. Bebeklikten itibaren gözlenebilen dikkat eksikliği; çocuğun kendisine söylenenleri dikkate almaması ve/veya çok geç reaksiyon vermesi olarak kabaca tarif edilebilir. Çocuğunuza seslendiğinizde size cevap vermiyor, talimat almıyor ve dersleri dinlemiyorsa, bu durumda dikkat eksikliği olarak tanımlanabilir. Ancak, bu durumun elbette hiperaktivite dışında başka sebepleri de olabilir. Zaten Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi için uygulanacak yöntemler bu nedenle özen gerektirir. Çocuğun içerisinde bulunduğu psikolojik durumun doğru olarak tespit edilmesi gerekir ki, çocuğunuzu ne kadar iyi tanırsanız tanıyın, uzman bir hekim veya psikolog tarafından konulacak teşhisi koyamazsınız. Kaldı ki, bu teşhisi koyabilmek için sadece çocuğu tanıyor olmak yetmez. Bu ciddi bir akademik alandır, bilgi ve deneyim gerektirir. Ayrıca tıbbi ve özellikle mental alanlarda hata yapılmaması büyük önem arz eder.

İşte tüm bu nedenlerden ötürü, Dikkat Eksikliğinin Önlenmesi noktasında bizden destek almanız ve çocuğunuzun sağlığı için bu önemli adımı bir an önce atmalısınız. Yukarıdaki semptomlardan herhangi birisini gözlemlemeniz durumunda bize derhal ulaşabilir, sorunun üstesinden gelebilmemiz için gerekli işlemleri başlatabilirsiniz. Bu sorun tedavisi mümkün olan ve doğru yöntemlerle kolayca aşılabilecek bir sorundur. 

Read More